"Allah'ın varlığının apaçık delillerini görebilmek 2" belgeselinden
Deniz samurlarındaki kusursuz tasarım
Deniz samurları sıcakkanlı olmalarına ve akciğer solunumu yapmalarına rağmen denizde rahatlıkla yaşayabilmektedirler. Deniz samurlarının bunu başarabilmesi vücutlarındaki kusursuz sistemler sayesinde mümkün olmaktadır.
Bir an için kendinizi soğuk bir denize girerken düşünün. Genellikle vücudumuzun soğuktan etkilenmemesi için özel bir kıyafet giyeriz, ayaklarımıza palet takarız, eğer derine dalacaksak bir de oksijen tüpü alırız. Tüm bu teçhizat sayesinde kolaylıkla denizde yüzer, derine dalabilir ve olumsuz koşullardan etkilenmeyiz.
Oysa deniz samuru, insanların ihtiyaç duyduğu bu malzemelerin hiçbirini kullanmaz. Samurun vücut yapısı hayvana mükemmel bir hareket. Ve dalış kabiliyeti kazandırmaktadır. Deniz samurunun ayaklarındaki parmaklar tamamen birleşik olduğunda bir palet görevi görür. Bu özellik sayesinde samur yüzerken suyun parmaklarının arasından geçmesi önlenmiş olur. Böylece samur yüzmek ve dalmak için gereksiz enerjiyi harcamaz. Deniz samurlarının suyun içinde kolaylıkla hareket etmelerini.
Sağlayan bir diğer özellik de kürkleridir. Bu kürk, samura kusursuz bir izolasyon sağladığı için samur çok soğuk bir suda bile vücut ısısını koruyabilir. Ayrıca kürkü oluşturan tüyler o kadar yoğundur. Ki, samurun vücudunun 1 cm² bölümündeki tüyler bir insanın tüm kafasındaki saçların sayısından daha fazladır. Başka hiçbir memeli hayvanın kürkü, deniz samurlarınınki kadar yoğun ve sık değildir.
Kürkün bir başka özelliği de, belli bir miktar havayı içinde hapsedebilmesi ve bu sayede bir koruyucu görevi görmesidir. Samur suya daldığında bir miktar hava kaçınılmaz surette kürkünün içinde sıkışır ve bu sıkışan havada samuru sıcak tutmak için yeterli olmaktadır.
Samurun vücudundaki mükemmel yapının yanı sıra beslenmek için kullanmış olduğu teknikle şaşırtıcı niteliktedir. Samurların yaşadığı alandaki temel besin kaynakları kabuklu deniz canlılarıdır. Samurlar bu canlıların kabuklarını kırmak için çok akılcı bir yöntem kullanmaktadırlar. Samur ilk olarak suyun dibinden iri bir taş parçası çıkarır ve bunu karnının üstüne yerleştirir. Daha sonra kabuklu canlıları bu taşa vurarak kabuklarını kırar ve beslenir. Şüphesiz ki burada çok akılcı bir davranış söz konusudur. Samurun böyle bir yöntemi kendiliğinden keşfetmesi ya da zaman içinde öğrenmiş olması elbette ki mümkün değildir.
Bu durumu evrimin iddialarıyla açıklamak da mümkün değildir. Çünkü hiçbir tesadüf bir canlıya böylesine akılcı bir yöntem öğretemez. Evrimciler de bu gerçeği bildiklerinden canlıların sergiledikleri akılcı hareketleri içgüdü kelimesiyle geçiştirmeye çalışırlar. Oysa içgüdü olarak adlandırılan bu durum gerçekte Allah'ın bu canlıya olan ilhamıdır.
Yeryüzündeki tüm canlılar gibi deniz samurları da Allah'ın ilhamıyla hareket eder ve onun bilgisi dahilinde yaşarlar. Samurların vücut şekilleri ve sergiledikleri akılcı davranışlar yüce Rabbimizin sonsuz yaratma ilminin delillerindendir. Bu mucize karşısında bizlere düşen sorumluluk ise bir ayette şöyle bildirilmektedir:
“Bunlar içten Allah'a yönelen her kul için hikmetle bakan bir içgöz ve bir zikirdir.” (Kaf Suresi, 8)