Bugün kuşları dünyanın dört bir yanında görebiliyoruz. Hatta bazı türler, yılın belirli zamanlarında dondurucu Kuzey Kutbu’na kadar gidip orada yuva yapıyor. Peki bu zorlu yolculuk ve çetin üreme mücadelesi ne zamandır devam ediyor dersiniz?
Yeni bir araştırma, bu mucizevi davranışın düşündüğümüzden çok daha eski zamanlardan beri var olduğunu gösteriyor. Bilim insanları Alaska’nın kuzeyinde, tam 70 milyon yıl öncesine—yani dinozorların yaşadığı Kretase Dönemi’ne—ait kayaçlarda çok sayıda kuş fosili tespit etti. En önemli keşif ise şuydu: Bu fosillerin arasında henüz yeni doğmuş bebek kuşlara ve yavrulara ait kalıntılar da bulundu.
Bu önemli detay bize açıkça şunu söylüyor: Kuşlar o dönemde Kutup bölgesine sadece tesadüfen uğramıyordu; doğrudan orada yuva kuruyor, yumurtluyor ve yavrularını büyütüyorlardı.
O dönemde Kutup bölgesi bugünkü kadar buzlarla kaplı olmasa da, yine de aylarca süren uzun ve karanlık kışlara sahne oluyordu. Böylesine çetin şartlarda yaşamak ve minik yavruları yetiştirebilmek, doğuştan gelen muazzam bir donanım gerektiriyordu.
İşte bu araştırma bize gösteriyor ki; kuşların kutup bölgelerinde yuva kurup nesillerini sürdürme becerisi 70 milyon yıl önce de aynı kusursuzlukla mevcuttu. Farklı kuş türlerinin bu zorlu ekosistemde bir arada var olabilmesi, o dönemde de Kutup coğrafyasında ne kadar zengin bir yaşam bulunduğunu kanıtlıyor.
Tüm bu muazzam düzen ve canlıların sahip olduğu şaşırtıcı yetenekler;
tesadüflerin veya kör evrimsel süreçlerin bir eseri değil, Allah’ın eşsiz yaratma sanatının ve
canlılara bahşettiği kusursuz ilhamın bir göstergesidir.


Kur’an’da Allah şöyle buyuruyor:


“Görmedin mi ki, göklerde ve yerde olanlar ve dizi dizi uçan kuşlar, gerçekten Allah'ı tesbih etmektedir. Her biri, kendi duasını ve tesbihini şüphesiz bilmiştir. Allah, onların işlediklerini bilendir”.
(24. Nur 41)