Sürüngenler zamanla evrimleşerek kuş oldu aldatmacası
Sürüngenler zamanla evrimleşerek kuş oldu aldatmacası
DİDEM RAYHVANCI: Evrimciler için her şey çok kolay. Mesela sudaki bir balığın bir anda sürüngen olması çok kolay. Sürüngenin kuş olması, kuşun helikopter olması, helikopterin ondan sonra uzay mekiğine dönüşmesi falan bunların hepsi çok kolay ama bir bilimsel açıklama yok ortada. Yaptıkları hiçbir şey yok. Bu şekilde olmuştur diye anlatıyorlar.
Ben de şimdi bu konu üzerine iyi oldu. Bir sürüngenin asla bir kuşa dönüşemeyeceğini evrimcilerin iddia ettiği gibi. Bunun bilimsel açıklamalarında bulunmak istiyorum. Çünkü onlara göre sürüngenler kanat çırparken bir anda uçmaya başladılar ve kuş oldular. Bu zaten müthiş mantıksız bir şey. Koskoca bir dinozor artık sinek avlamaya çalışırken mi, neyse kanatlarını, ki sinek o zaman mükemmel tasarımıyla, mükemmel yaratılışıyla var, onu nereden var?
DİDEM ÜRER: Sanki bir beş yüz kere kanat çırparak böyle bir sistemle.. maşaAllah.
DİDEM RAHVANCI: Onu zaten açıklama getirmediklerinden kanat çırparken bir anda kuş olduğunu iddia ediyorlar ve koskoca bilim adamları, üniversiteler okumuş, artık doktorlar yapmış, profesör olmuş insanlar da bunlara inanıp, konferanslar düzenleyip bunların doğruluğunu falan anlatıyorlar.
GÜLŞAH GÜÇYETMEZ: Şimdi şunu da söylemek gerekiyor ki dediğin gibi gerçekten. Onu anlatmazsa zaten o üniversitede duramıyor. Yani o ideolojiyi anlatmak zorunda. Belki inanmıyor olabilir ama mecbur.
DİDEM RAHVANCI: Şimdi bir kere bir türün başka bir türe dönüşmesi için, bunlar ne diyorlar evrimciler? Mutasyonlarla oldu diyorlar. Zaten mutasyonlar bu konuda sığındıkları en önemli delillerden bir tanesi. Fakat artık şu kesin ve kesin olarak ispatlandı ki mutasyonların %99'u zararlı ve %1'i de etkisiz. Yani bir mutasyonun bir canlıyı başka bir canlıya dönüştürmesi ve mükemmel kapsamıyla o yani bütün işlevleriyle birlikte dönüştürmesi mümkün değil. Mutasyon bakın %99 zararlı, zarar veriyor. O yapıyı, olan düzgün yapıyı tahrip ediyor ya da hiçbir etkisi olmuyor, o da yüzde bir. O yüzden bir canlının başka bir canlıya, bir türün başka bir türün mutasyonlarla mümkün değil.
AYLİN KOCAMAN: Bu arada %1 etkisiz onu da burada dile getirelim. %1 Etkisiz denen mutasyonlarında uzun vadede zaman içinde mutlaka organizmaya zarar getirdiği tespit edilmiştir. Dolayısıyla elde var %100'ü. %100'Ü zararlı olmuş oluyor.
DİDEM RAHVANCI: Şimdi bir sürüngenin DNA'sında sadece sürüngene ait bilgiler vardır. Bir sürüngenin DNA'sında gaganın bilgisi yoktur, kanadın bilgisi yoktur, tüyün bilgisi yoktur. Sadece sürüngenin bilgisi vardır. O yüzden o DNA'nın mutasyonlar yoluyla başka bir DNA biçimine dönüşmesi gibi bir şey söz konusu değildir.
GÜLŞAH GÜÇYETMEZ: Atlayarak da kuş özellikleri eklenmez DNA'ya. Zıplayarak da eklenmez. Dinozor istediği kadar zıplasın, istediği kadar bir ağaçtan bir ağaca. Artık o sırada ağaç ne hale gelir bilmiyorum ama, ne kadar zıplasa kanat çıkmaz.
DİDEM RAHVANCI: Evet, mutasyonlar şu an bugün bu ispatlanmıştır ki birçok hastalığın da zaten sebebidir mutasyonlar. Birçok hastalığın sebebi olan bir mutasyonun, bir sürüngenin DNA'sını, mükemmel uçucu bir kuş DNA'sına dönüştürmesi Allah'ın dilemesi dışında imkansız bir şeydir. Birincisi buradan zaten bu delilleri yok olmuş oluyor.
İkinciye gelelim. Kuş ciğeri ile sürüngen ciğerleri yapısal olarak tamamen birbirinden farklıdır. Şimdi kara canlılarının akciğer yapısı çift yönlüdür. Bir sürüngen nefes alır, onu ciğerlerine alır o nefesi, ondan sonra o nefesi aynı yoldan geri verir. Tek bir hat vardır, bizim gibi. Aldığını geri verir. Ama kuşlarda çok daha farklı bir yapı vardır. Kuşlarda çift kanallı bir yapı vardır. Buna aviyan akciğer denir hatta. Düzenli olarak bir hava alır kuşlar ve başka bir kanaldan o hava geri çıkar, aynı kanaldan geri çıkmaz. Bir kanaldan düzenli olarak hava alırken başka bir kanaldan geri çıkar. Değeri neydi? Aldığı kanaldan geri çıkıyordu. Burada neydi? İki kanal var burada. Şimdi bu tamamen farklı iki yapı, kuşlarla sürüngenler arasında ve bu iki yapının birbirine yine evrimle dönüşmesi gibi bir şey söz konusu değil. Bunu nasıl açıklıyorlar? Yine mutasyonlarla açıklıyorlar. Zaten mutasyonların biraz önce anlattığımız gibi yüzde yüz olması imknsız.
GÜLŞAH GÜÇYETMEZ: Kuran'da kesinlikle evrime dair bir bilgi yoktur. Allah canları “Ol” demesiyle yarattığını birçok ayette bildirilmiştir.
DİDEM RAHVANCI: Tabii ki, inşaAllah. Ayrıca şu da çok önemli; Oldu da akciğer yapısı bir şekilde değişeceğin imkansız ya, bu da yetmiyor. Solunum sisteminin değil sadece, aynı şekilde kalbin, beynin, sinir sisteminin, oksijenlerin taşındığı bütün dolaşım sisteminin de aynı şekilde değişmesi gerekiyor. Bir tek akciğerin değişmesiyle de bir sürüngenin kuş olması gibi bir şey söz konusu değil.
Üçüncü imkansızlaştıran delile gelelim. Evrimcilerin bir iddiası, sürüngen pullarının evrimleşerek kuş tüyü haline dönmüş olması. Bu da imkansız. Bu da neden imkansız? Yine aynı şekilde sürüngen pulunda hiçbir şekilde kuş DNA'sında hiçbir şekilde kuş tüyünün bilgisi yok. O yüzden onun DNA'nın değişmesi gibi bir şey söz konusu olamıyor. Hem genetik farklılıkları çok fazla hem de fosil kayıklarında da biz hiçbir şekilde böyle bir şeye rastlamıyoruz ki bu da çok önemli delillerden bir tanesi. Ayrıca yine bunun mutasyonlarla olduğunu söylüyorlar. Kanser yapan mutasyonların pul gibi bir yapının çok teşkilatlı, aerodinamik kanunlara göre işleyen asimetrik yapıdaki bir kuş tüyüne dönüşmesi de mümkün değil. Mutasyonların müthiş faydalı bir şey olması gerekiyor ve dünyada bir tane en azından böyle bir örnek olması gerekiyor ki böyle bir şey olabilsin. Biz bunun asla böyle bir örneğine rastlamıyoruz.
Dördüncü bir delil nedir? Sürüngenlerin kuşları dönüşemeyeceği. Kemik yapıları çok farklı. Sürüngenlerin ve kuşların kemik yapıları çok farklı. Yerde yaşayan, karada yaşayan canlıların kemikleri çok ağır. Çünkü içleri dolu bir kemik yapısına sahipleri. Aynı bizim kemik yapımız gibi bir yapıya sahipler.
DİDEM ÜRER: Burada ayrıca dinozorlardan bahsediyoruz ilk iddiaya göre. Dinozorun kemik yapısı tonlarca ağırlığında. Birdenbire kuşa dönüşüp uçabilmesi için ne gibi bir motorla öyle bir dinozor uçurabilirsiniz siz teknolojiyi işin içine katarak, bunu da düşünmek lazım zaten.
DİDEM RAHVANCI: Kuşların kemikleri ise kuşların en önemli özelliği. Allah onları uçmaya göre yaratmış. Allah onları bulunduğu ortama göre çok güzel özelliklerle yaratmış. Onların kemiklerin içi boş. O kadar ağır bir canlının havalı uçması imkansız olacağı için Allah onların kemiklerinin içini boş yaratmış. Mesela kanatlarını da bilirsiniz, kuş kanatlarını. Hani o kalem gibi kanatlar vardır. Onların da içi her zaman boştur ki, kuş olabilecek en hafif şekilde olsun ve en rahat şekilde uçabilsin diye. Ayrıca sürüngenler soğuk kanlıdır. Kuşlar sıcak kanlıdır. Soğuk kanlı bir hayvanın mutasyonlarla sıcak kanlı bir hayvana dönüşmesi mümkün değildir. Sürüngenler ısılarını kendileri üretmezler. Dışarıdaki ortam vesilesiyle ısı üretirler ve ısılarını ayarlarlar. Kuşlar ise kendi vücutlarını kullanarak yani kendi içyapıları sayesinde vücut ısılarını ayarlarlar. Aslında bu çok devasa bir farklılıktır. Karada ve havada yaşayan canlı arasındaki çok önemli farklılıklardan birisidir ve bunu yine bu vücut yapısının bir anda havada uçan bir vücut yapısına dönüşemeyeceğinin delillerinden bir tanesidir.
Yine başka bir özellik de sürüngenler yerde, kuşlarda karada yaşamaya elverişli olarak Allah tarafından yaratılmıştır. Çünkü kuşlarda müthiş bir kas ve denge sistemi vardır. Mesela bir kuş kilometrelerce uçup son derece hızlı bir şekilde uçtuktan sonra incecik bir dala bir anda çok hızlı bir şekilde konabilir. Şimdi bu bizim çok gördüğümüz bir şeydir ve insana bu çok kolay gelir. Halbuki bunda çok müthiş bir denge sistemi gerekli ve ayrıca da kas sistemi gerekiyor. Yine bir sürüngenin o hantal yapısıyla, o ağır yapısıyla böyle bir dengeyi sağlayabilmesi mümkün değildir.
Son olarak da zaten hep konuştuğumuz fosil kayıtlarında bizim asla yarı sürüngen, yarı kuş yapılara hiçbir şekilde rastlayamamamız da, bunun olamayacağının, bir sürüngenin bir kuşa dönüşemeyeceğinin yine delillerinden bir tanesidir. Milyonlarca fosile biz rastlıyoruz ve hepsi yaratılışı ispatlıyor. Bir tane bile arada yok. Onların ispatlamaya çalıştıkları, delil gibi göstermeye çalıştıkları arkeopteryx gibi mesela canlıları biz burada da çok fazla anlattık. Hepsi günümüz kuşlarından farksız. ..mükemmel uçucu kuşları milyon yıllık fosillerine rastlıyoruz hepsini. Yani kuşlar Allah'ın yarattığı andan beri kuş olarak var. Sürüngenler de Allah'ın yarattığı andan beri sürüngen olarak var. Ve hiçbir şekilde bunlar birbirlerine evrimleşmediler.
Biz bu delilleri niye anlatıyoruz? Çünkü evrimciler halkın bilgisizliğinden genelde faydalanarak bazı şeyleri ortaya atıyorlar. Halbuki bilimsel ispatlanabilecek çok kolay ispatlamak yani böyle bir şeyin olamayacağını ispatlamak. İşte mesela şuradaki belki hepimizin yaptığı bir on dakikalık anlatımla bu yıkılmış oluyor, bitiyor böyle bir şey söz konusu olmadığı, artık bunu anlatamamaları gerekiyor. Ama anlatabilecekleri söyleyebilecekleri de başka bir şey olmadığı için yine bunları anlatmaya devam ediyorlar. Onlar da anlatsın, biz de anlatalım.
GÜLŞAH GÜÇYETMEZ: Aslında biyomimetik de bu konuda önemli. Yani kuşların evrim geçirmediğini ispat etmek için önemli. Çünkü mesela bir uçak modelini düşünelim, hep söyleriz yani bir uçağın makine parçalarının bir araya gelerek tesadüfen işte fırtınalarla falan her ne olursa olsun bir şekilde bir uçak olarak karşımıza çıkmayacağını biliriz bunu. Çocuğa da sorsanız buna cevap verir. Nitekim bakın kuşlar mükemmel uçuculardır ve esneklik ve hareketlilik açısından uçakla kıyaslanamaz ki zaten uçağın mucidi de Akbaba'nın kanadını örnek alarak uçağın kanadını tasarlamıştır. Ve uçaklarda da hakikaten biyomimetik o yüzden önemlidir. Dolayısıyla bir kuş daha bir uçakla kıyaslanamıyorsa, kıyaslanamayacak derecede mükemmel bir uçucu kuş. Biz makinenin tesadüfen oluştuğunu, uçağın tesadüfen oluştuğunu zaten kabul etmeyiz. Dolayısıyla bir kuşun da mutasyonlarla, tesadüflerle, evrimle oluştuğunu tabii ki kabul etmeyiz. O mükemmel makinenin, makine diyelim belki daha net anlaşılır, o tasarlanmış mükemmel uçağın makinenin, kuşların mutlaka bir tasarlayıcısı olması gerekiyor. Onu yaratan mutlaka bir yaratıcı olması gerekiyor. Bu yüce Rabbimiz'dir. Çok açık bir gerçektir bu.
DİDEM RAHVANCI: Uçağın makinenin sistemi ne kadar karışıksa bir kuşun beden yapısı da en az o kadar karmaşık ve kompleks. Yine bir uçağı bir şekilde yapabiliyorlar ama bir kuşu yapabilmeleri imkansız bir şey. Kuşun kanını yapabilmeleri imkansız, kanat sistemini, iç organlarını yapabilmeleri imkansız. Zaten senin dediğin gibi biyomimetikte hep hayvanlar esas alınarak zaten birçok helikopterden uçağa kadar hepsini yapmaya çalışıyorlar. Son derece kompleks bir sistem var.
CEYLAN ÖZBUDAK: Allah bize zaten uçağın bir örnek göstermese insanların aklına gelmezdi uçmak. Uçak yapmak, helikopter yapmak, Allah öyle bir örnek gösterdiği için biz biliyoruz. Şimdi öyle bir düşünün ki hiç öyle bir örnek yok. Bir hayvan böyle bir kavram olsun diye düşünüyor, karar veriyor. Uçayım ben diye ama öyle bir kavram yok dünyanın üzerinde henüz. Böyle bir şey olmayacağı çok belli ve biz burada, şimdi senin anlattığın gibi dinozorlardan bahsediyoruz. Bazen insanlar bu tip ayrıntıları da unutuyorlar o yüzden anlattığın çok iyi oldu gerçekten.
AYLİN KOCAMAN: Hocamız buna göz örneğini vermişti, çok düşündürücü bir örnektir gerçekten. Görmek diye bir şeyin varlığını bilmeyen, dış dünya diye bir şeyin varlığını bilmeyen bir canlının göz meydana getirdiğini iddia etmek. Kendi kendine, tesadüfen. Yani görmek diye bir yapı yok. Düşünün ki bir insan yepyeni bir duyu meydana getirecek. Onunla da dış dünya diye bir şey tahmin edecek ve onu görmeye başlayacak. Böyle bir şey imkansız. Zaten canlının onu kendi kendine meydana getirmesi daha da imkansız.
DİDEM ÜRER: Öyle bir şey. Olmuş olsa zaten şu anda, senin de söylediğin gibi insanlar altıncı bir duyuyu, şimdiye kadar teknoloji bu kadar ilerlemişken artık uzay çağındayız, bilişim çağındayız, herkes her türlü şey söylüyor. Şimdiye kadar çoktan kaç tane duyu bulurlardı. Ama Allah insanlara bilgi olarak neyi verdiyse ancak onu bilebiliyorlar ki bu ta Hz. Adem (as)’dan itibaren başlayan bir şey. Allah Hz. Adem (as)’ı ilk yarattığında ve dünyaya cennetten geri gönderdiğinde ona kelimeleri öğrettiğini söylüyor, eşyayı öğrettiğini söylüyor. Allah bilgi olarak insanı, senin de söylediğin gibi Ceylan'cığım, neyi öğrettiyse onu biliyoruz. Onun dışında da istedikleri kadar böbürlensinler, büyüklensinler. Hiçbiri Allah'ın söylediğini dışında bir şey bilemiyor, inşaAllah.
DİDEM RAHVANCI: Allah yarattı demek çok kolay ve çok zevkli ve canlıları olan insanın sevgisini de çok arttırıyor. Şimdi kuşlardan bahsediyoruz. Allah yüzlerce binlerce kuş türü yaratmış, hepsi birbirinden farklı. Tüylerinin rengi farklı, sesleri farklı, şekilleri farklı, büyüklükleri farklı ve her biri insanın çok fazla hoşuna gidiyor. Ama neden hoşuna gidiyor? Onu Allah'ın yarattığını bildiği için insan hoşuna gidiyor. Mesela bir kartalın görüşünün keskinliği, işte bir papağanın sesleri o kadar güzel bir şekilde taklit ediyor olması, bir kanaryanın sesi, diğerinin uçuştuğu, albatrosun büyüklüğü, bunların hepsi Allah'ın mucizesi ve Allah'ın güzelliği. Allah yarattı deyince insan o kadar çok seviyor hepsini, inşaAllah.
A9TV Televizyonu Adnan Oktar Harun Yahya Sohbetler Belgeseller A9 TV Yeni Frekansımız: Türksat 3A Uydusu FREKANS: 12524 Dikey Batı Sembol Oranı: 22500
