"Kuran Darwinizmi Yalanlıyor" belgeselinden.
MELEKLER VE CİNLER EVRİMLE YARATILMAMIŞTIR
Evrimsel yaratılış iddiasıyla ortaya çıkan çevrelerin göz ardı ettikleri önemli bir konu da Allah'ın benzersiz yaratma şekilleridir. Allah, melekler, cinler ve şeytan gibi insandan ve hayvandan çok farklı yaratılışa sahip canlılar da var etmiştir. Kuran'da bildirildiğine göre bu varlıkların hiçbiri uzun bir süreç sonucunda aşama aşama evrimleşerek meydana gelmemişlerdir. Hepsi Allah'ın dilemesiyle bir anda sebeplerden bağımsız olarak yoktan yaratılmışlardır. Çünkü Allah yaratmada hiçbir sürece aşamaya ihtiyaç duymayandır. Kimi evrimciler insanın yaratılışı hakkındaki Darwinist yanılgılara bilinçsizce sarılırken, meleklerin, cinlerin ya da şeytanın yaratılışları hakkında hiçbir açıklamada bulunmamaktadırlar.
Ayetlerde meleklerin yaratılışı şu şekilde tarif edilir:
“Hamd, gökleri ve yeri yaratan, ikişer, üçer ve dörder kanatlı melekleri elçiler kılan Allah'ındır. O, yaratmada dilediğini arttırır. Şüphesiz Allah, her şeye güç yetirendir.” (Fatır Suresi, 1)
Ayette geçen ifadeden de anlaşıldığı üzere, melekler görünüm itibariyle insanlardan çok farklıdırlar. Nitekim Allah ayette, şeytandan Allah'a sığınırım: “O yaratmada dilediğini artırır” ifadesiyle de farklı yaratılış şekillerine dikkat çekmiştir. Melekler, Nahl Suresi’nin 49 ve 50. ayetlerinde bildirildiği üzere, Allah'ın emrinde olan varlıklardır ve insandan önce yaratılmışlardır. Allah, ilk insan olan Hz. Âdem (as)’ı yaratacağı zaman bunu meleklere bildirmiş ve onlara Hz. Âdem (as)’a secde etmelerini emretmiştir. Kuran'da ayrıca ölüm meleklerinden Cebril (as)’dan ve Mikail (as)’dan da bahsedilmektedir.
“Melekleri onların yüzlerine ve arkalarına vurarak, yakıcı azabı tadın diye o inkar edenlerin canlarını alırken görmelisin.” (Enfal Suresi, 50)
“Her kim Allah'a, meleklerine, elçilerine, Cibril'e ve Mikâil'e düşmansa artık şüphesiz Allah da kâfirlerin düşmanıdır.” (Bakara Suresi, 98)
Allah Kuran'da Hz. İbrahim (as)’a, Hz. Lut (as)'a ve Hz. Meryem'e de melekleri gönderdiğini bildirmektedir. Hz.İbrahim (as)’a Hud Suresi 73. ayette bildirdiği üzere Hz.İshak (as) ve Hz. Yakub (as)’ı müjdeleyen melekler “selam” sözüyle eve girmişlerdir. Aynı melekler, Şuara Suresi’nin 160. ayetinde bildirildiği üzere Hz. Lut (as)'a kavminin helak olacağını haber vermişlerdir. Meryem Suresi’ndeki ayetlerde ise Allah'ın Hz. Meryem'e Cibril (as)’ı gönderdiği ve Cibril (as)’ın Hz. Meryem'e “ben yalnızca Rabbimden gelen bir elçiyim” dediği bildirilmektedir.
Bu elçiler Allah'ın dilemesiyle Hz. İbrahim (as)’ın, Hz. Lut (as)’ın ve Hz. Meryem'in yanında var edilmişlerdir. Allah'ın dilemesiyle dilediği yerde ve dilediği surette bir anda yaratılmışlardır. Allah bu ayetlerde herhangi bir süreçten ya da evrimleşme aşamalarından bahsetmemektedir.
Bu örnekler Allah'ın sonsuz yaratma gücünü, sebeplerden ve aşamalardan bağımsız olarak yoktan var edişini bir kez daha ortaya koymaktadır.
İşte insanların yaratılışı da aynı melekler gibi bir anda ve Allah'ın “Ol” demesiyle gerçekleşmiştir. Bazı Müslümanların evrim teorisinin köhne aldatmacalarına yer verdikleri yazılarında bu gibi mucizevi yaratılışlarla ilgili herhangi bir açıklamaya rastlanmamaktadır.
Cinler evrimleşmemiş, Allah'ın dilemesiyle ateşten yaratılmışlardır. Melekler gibi cinler de insanlardan farklı bir yaratılışa sahiptirler. Allah insanın balçıktan, cinlerin ise ateşten yaratıldığını şöyle haber verir:
“İnsanı ateşte pişmiş gibi kuru bir çamurdan yarattı. Canı, (cinni) da yalın dumansız bir ateşten yarattı.” (Rahman Suresi, 14-15)
Allah, Kuran'da insanların ve cinlerin yaratılış amaçlarını da bildirmektedir:
“Ben, cinleri ve insanları yalnızca bana ibadet etsinler diye yarattım.” (Zariyat Suresi, 56)
Açıkça görüldüğü gibi, insanlar ve cinler farklı varlıklardır. Yaratılış amaçları ise aynıdır. Yalnızca Allah'a ibadet etmek. Kuran'da özellikle de Cin Suresi'nde cinler hakkında çok detaylı bilgiler verilmektedir. Allah'a iman etmeleri, Allah'tan korkmaları, Kuran'a teslim olmaları, Kuran'ı dinlemeleri… Neml Suresi’ndeki ayetlerde bildirilen Hz. Süleyman Kıssasında ise cinlerin madde nakli, hızlı hareket etme gibi farklı yeteneklere sahip oldukları haber verilmektedir. Hud Suresi’nin 119. ayetinde bildirildiği üzere cinler de yaptıklarının karşılığını ahiret gününde eksiksizce alacaklardır. Hud Suresi, 119.
Aynı melekler gibi cinler de insandan önce yaratılmışlardır. Allah, Hz. Adem (as)’ı yarattığı zaman meleklere ve iblise ona secde etmelerini emreder, ardından da iblisin cinlerden olduğunu şöyle açıklar:
“Hani meleklere ‘Adem'e secde edin’ demiştik. İblisin dışında diğerleri secde etmişlerdi. O cinlerdendi. Böylelikle Rabbinin emrinden dışarı çıkmıştı. ‘Bu durumda beni bırakıp onu ve onun soyunu veliler mi edineceksiniz? Oysa onlar sizin düşmanlarınızdır. Bu, zalimler için ne kadar kötü bir (tercih) değiştirmedir.’" (Kehf Suresi, 50)
Allah cinleri dumansız bir ateşten yaratmıştır. Ayetlerde herhangi bir evrim sürecinden, tesadüflerden ya da evrimleştiren herhangi bir mekanizmadan bahsedilmemektedir. Çünkü cinler için de evrimle yaratılış diye bir şey söz konusu değildir. Onlar da Allah'ın dilemesiyle bir anda var olmuşlardır. Herhangi bir süreç geçirmeden, mutasyona ya da doğal seleksiyona uğramadan bir anda yaratılmışlardır.
Allah için yaratmak çok kolaydır. Sonsuz güç sahibi olan Rabbimizin yaratmak için hiçbir sebebe ihtiyacı yoktur. Melekler, cinler, şeytanlar, vildanlar, gılmanlar, cennet köşkleri, cennet bahçeleri, cennetteki hayvanlar, cennet sofraları hiçbiri evrimle yaratılmamıştır. Rabbimiz hiçbir sebep olmadan yoktan var edendir. Cinleri ve melekleri nasıl farklı şekillerde ve yoktan var ettiyse, insanı da evrime gerek olmadan ayrı bir varlık olarak yoktan var etmiştir.
Peygamberlerin gösterdiği mucizeler de evrim olmadığının bir delilidir. Kuran ayetlerinde Rabbimizin birçok peygambere çeşitli mucizelerle lütufta bulunduğu haber verilmektedir. Ayetlerde bildirildiğine göre Hz. İsa (as) çamurdan kuş biçiminde bir şey yapıp onun içine üfürdüğünde kuş Allah'ın dilemesiyle hayat bulmuş, canlanmıştır. Bu gerçek Kuran'da şöyle bildirilmektedir:
“Ben size çamurdan kuş biçiminde bir şey oluşturur, içine üfürürüm. O da hemencecik Allah'ın izniyle kuş oluverir.” (Al-i İmran Suresi, 49)
Allah bilinen sebeplere bağlı olmaksızın bir canlı oluşturmuş, ona can vermiştir. Hiçbir evrim süreci yaşanmadan, aradan zaman geçmeden, ara aşamalar olmadan, çamurdan canlı bir varlık oluşturmaktadır. Bu, Allah'ın bir mucizesi ve evrime inanan Müslümanların açıklayamadıkları önemli bir gerçektir. Allah bir canlıyı var etmek için aşamalara ihtiyaç duymayandır. Buna çok benzer bir başka örnek ise, Hz. İbrahim (as) ile ilgilidir. Ayetlerde Allah'ın cansız varlıklara mucizevi şekilde can verdiği bildirilmektedir.
“Hani İbrahim: ‘Rabbim bana ölüleri nasıl dirilttiğini göster’ demişti. Allah ona: ‘İnanmıyor musun?’ deyince, ‘hayır inandım, ancak kalbimin tatmin olması için’ dedi. ‘Öyleyse dört kuş tut. Onları kendine alıştır. Sonra onları parçalayıp her bir parçasını bir dağın üzerine bırak. Sonra da onları çağır. Sana koşarak gelirler. Bil ki şüphesiz Allah üstün ve güçlü olandır. Hüküm ve hikmet sahibidir.’” (Bakara Suresi, 260)
Kuran-ı Kerim'de bildirilen mucizeler yukarıda bahsedilenlerle sınırlı değildir. Allah, Kuran'da Hz. Musa (as)’ın elinde bulunan asayı yere bıraktığında, Allah'ın mucizesiyle asanın canlı bir yılana dönüştüğünü haber vermektedir. Musa (as) asayı yerden aldığında o yılan tekrar asa olmakta, tekrar yere attığında ise tekrar yılana dönüşmektedir. Bu, yaratılışın sürekliliğini gösteren apaçık bir delildir. Allah, istediği şeyi yoktan var edebileceği gibi vardan da yok edebilme kudretine sahiptir. Nitekim Kuran'ın ilgili ayetlerinde şöyle bildirilmektedir:
“Böylece onu attı. Bir de ne görsün? O hemen hızla koşan kocaman bir yılan oluvermiş. Dedi ki: ‘Onu al ve korkma. Biz onu ilk durumuna çevireceğiz. Sağ elindekini atıver. Onların yaptıklarını yutacaktır. Çünkü onların yaptıkları yalnızca bir büyücü hilesidir. Büyücü ise nereye varsa kurtulmaz.’” (Taha Suresi, 69)
“‘Asanı bırak.’ Bıraktı ve onun çevik bir yılan gibi hareket ettiğini görünce geriye doğru kaçtı ve arkasına bakmadı. ‘Ey Musa! Korkma! Şüphesiz benim. Benim yanımda gönderilen elçiler korkmaz.’” (Neml Suresi, 10)
Ağaçtan yapılma bir asa, Hz. Musa (as)’ın elindeyken canı olmayan kuru bir odun parçasıdır. Ancak asayı yere fırlattığında, Allah'ın sadece “Ol” demesiyle o kuru odun parçası, hayati fonksiyonlara sahip hareket edebilen bir canlıya dönüşebilmektedir. Bu mucizeye şahit olanların büyük çoğunluğu da yaratılışın mükemmelliğini görerek Allah'a iman etmişlerdir.
Bu ayetlerde bildirilen mucizelerin her biri Allah'ın dilemesiyle bir anda yaratılmıştır. Hz. İbrahim (as)’ın canlandırdığı kuş da, Hz. İsa (as)’ın çamurdan oluşturduğu kuş da, Hz. Musa (as)’ın asasının dönüştüğü yılan da bir anda var olmuştur. Herhangi bir evrim sürecinden geçmemiş, sonsuz güç sahibi olan Rabbimizin dilemesiyle canlanmışlardır.