HARUN YAHYA
logo
HARUN YAHYA

  • Tüm Eserler
  • Kitaplar
  • Makaleler
  • Videolar
  • Görseller
  • Sesler
  • Alıntılar
  • Diğer

Adnan Oktar'ın Hayatı ve Eserleri
Harun YahyaAdnan Oktar'ın Hayatı ve Eserleri
Harun Yahya © 2025
  1. Videolar
  2. Merak Ettikleriniz - 27

Merak Ettikleriniz - 27

Harun Yahya
59267
05 Ocak, 2015
Kuran Ahlakı ve Derin Düşünmek
Merak Ettikleriniz

 MERAK ETTİKLERİNİZ 27

 

DİDEM ÜRER: Merhaba, bir Merak Ettikleriniz programında yeniden bir aradayız. Aylin Kocaman'la birlikte.

 

AYLİN KOCAMAN: Merhaba, hoş geldiniz.

 

DİDEM ÜRER: Bu yeni yılın ilk programında sizlerden gelen soruları yine cevap vermeye çalışacağız. Bize sorularınızı merakettikdeniz@a9.com.tr adresine gönderebilirsiniz. Başlıyoruz inşaAllah.

 

AYLİN KOCAMAN: Bir kardeşimiz bir soru yöneltmiş. Diyor ki: “İnsanları genellikle sürü psikolojisi nedeniyle eleştiriyoruz. Fakat bir bakmışız ki bazen biz de buna kapılmışız. Özellikle sosyal medyada bunun tam anlamıyla esiri oluyoruz. Bazen şüpheye düşüyorum, bu insanlar gerçekten doğru yolda mı yoksa onlarla birlikte yanlış bir şeye mi sürükleniyorum? Bunu nasıl ayırt edebilirim?”

 

 Önemli bir konu, sürü psikolojisi denen konu. Çünkü insanların genelde gerçekten de genel olarak toplumun yaptığı şeylere doğru sürüklenme katsayısı çok yüksek oluyor. Bu iyi bir şey mi? Her zaman iyi bir şey değil, çoğunlukla iyi bir şey değil. Çünkü insanlar sorgusuz sualsiz böyle bir şeyin peşine düştükleri için çok garip mantıklara yönelebiliyorlar. Mesela toplumlar içinde nefretin yaygınlaşması sürü psikolojisiyle olur. Genelde bir insana karşı çeşitli yakıştırmaların yapılması, mesela bir insana katil dersiniz, bir insana hırsız dersiniz. Halbuki yargılanmamış, belki masum. Ama sürü psikolojisiyle insanlar bu konuda galeyana gelebilirler. Ve toplum içinde gerçekten sürü psikolojisinin insanları götürdüğü yerler çok şiddete yönelik olabiliyor.

Mesela hatırlayın Hitler döneminde toplu infazları insanlar alkışlarla seyrediyorlardı. Normalde bu insanların tamamının bu kadar vicdansız olması mümkün değil. Ama sürü psikolojisine kapıldığında işte herkesin yaptığının yapılması gerektiğini düşündüğünde insanlar böyle bir hataya düşürebiliyorlar. Peki herkesin yaptığı doğru bir şey mi? Herkesin yaptığı her zaman doğru değildir. Bunu Allah Kuran'da işaret etmiş, söylemiş. En’am Suresi 116. ayette Rabbimiz şu şekilde buyuruyor, kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım: “Yeryüzünde olanların çoğunluğuna uyacak olursan seni Allah'ın yolundan şaşırtıp-saptırırlar. Onlar ancak zannı uyarlar ve onlar ancak zanna ve tahminle yalan söylerler.”

 

 Şimdi Rabbimizin burada bize verdiği çok önemli bir kilit, bir nokta var. Diyor ki Rabbimiz: “Yeryüzünde olanların çoğuna uyacak olursan seni Allah'ın yolundan saptırırlar.” Şimdi demek ki çoğunluk her zaman doğru yolda olmayabiliyor ve çoğunluk genel olarak kendi nefsine yönelik bir tavır içinde olabiliyor. Ve insanlar buna kapıldıkları için özellikle bilgisizlikten de kaynaklanır çoğunlukla bu sorun. O doğru bilir ya da çoğunluk doğru yapıyordur. İşte onlar yapıyorsa zaten vardır bir bildikleri falan gibi bir bakış açısıyla peşine takılmak, insanı kim zaman imansızlığa götürebiliyor. Allah yolundan şaşırtıp-sapmaya götürebiliyor. Yapmayacağı şeyi yapmaya götürebiliyor. İnsanları galeyan içinde gerçekten bir vahşete sürükleyebiliyor. Normalde bir insan gidip bir insanı dövmezken ya da saldırganlaşmazken genel olarak topluluk psikolojisinde bunu yapabiliyor.

İşte o yüzden bu bir tehlikedir. Kimi zaman Allah rızası için doğruyu savunmakta insan tek kalır. Kimi zaman gerçekten doğruyu, hakkı savunmak Kuran'a göredir. Ve kimi zaman etrafındaki kimse o insanın doğruyu savunduğunu fark edemez bile. O anlayış içinde olmaz bile. Ama tek başına o insan doğruyu savunmaya devam etmelidir. Çoğunluk böyle yapıyor veya çoğunluk ne der diye böyle bir şeyin peşine düşmemelidir. Sosyal medya vurgusu burada önemli olmuş. Çünkü sosyal medya gerçekten sürüklemeye doğru götürüyor insanları. İşte orada mesela insanların çoğunluğu nefret dili mi kullanıyor, biz sevgi dilini kullanacağız. Çünkü Kuran'a uygun budur. Ha azınlığız hiç fark etmez. Bizim bunu yapmamız gerekiyor. Bunun gibi bizim rehberimiz sadece Kuran'dır, çoğunluk değildir. Allah da bu tehlikeye dikkat çekmiş.

 

DİDEM ÜRER: Şimdi aslında sen bu konudan bahsetmişken gelen önemli bir soru var. Özellikle günümüzde bazı kişilerin çok orijinal, yeni çıkarımlarla insanları ikna etme metotları var. Bunlardan bir tanesi de -Allah'ı ve melekleri tenzih ederim- melek koçluğu adıyla yaygınlaşmış durumda. Bir izleyicimiz sormuş: “Son günlerde melek koçluğu adı altında insanların meleklerle görüştürüldüğü ve herkesin kendi meleği ile bağlantıya geçirildiği ile ilgili bazı izahlar oluyor. Bu konuda ne diyeceksiniz?” diye soruyor.

Öncelikli olarak melek nedir? Tabii ki biz Allah'a iman ettiğimiz için başta Allah'a, kitaplarına, peygamberlerine ve meleklerine iman ediyoruz ve cinlere de iman ediyoruz. Bu ne demektir? Allah'ın melekleri ve cinleri yarattığına iman ediyoruz. Ve diğer kitapların da Allah katından olduğuna iman ediyoruz. Ve peygamberlerin de Allah tarafından insanları irşad etme vazifesiyle gönderilmiş olan mübarek insanlar olduğuna inanıyoruz. Yani melekler vardır, haktır ve gerçektir. Fakat böyle insanların, dünya üzerinde çeşitli insanların meleklerle ilgili bağlantı yolları kurması, insanlara kendi melekleriyle ilgili işte kimi insanın alametinin bir tüy bulması olduğu, kimi insanın bu meleğiyle bağlantıya geçtiğinde bulutların bir araya gelip kümeleştiği gibi izahlarla hiçbir şekilde gerçek payı olmadığını bir kere söyleyelim.

Çünkü melekler nasıl varlıklardır? Bir kere melekler koşulsuz olarak Allah'a iman etmiş olan varlıklardır. Rabbimiz ayetlerinde şöyle bildirir, Nahl Suresinin 49. ve 50. Ayetlerinde, şeytandan Allah'a sığınırım: “Göklerde ve yerde olan ne varsa canlılar ve melekler Allah'a secde ederler. Ve onlar büyüklük taslamazlar. Üstlerinden her an bir azap göndermeye kadir olan Rablerinden korkarlar. Ve emrolundukları şeyi yaparlar.”

 

 Yani melekler Allah'ın emriyle hareket eden çok güzel varlıklardır aslında. Biz dünya hayatında, melekler farklı bir boyutta yaşadığı için onlarla tabii ki aynı boyut içerisinde olmadığımız için melekleri günlük hayatta görebilecek bir imkanımız olmuyor. Açık söylemek gerekirse insanlar şu bakış açılarıyla meleklerle veya cinlerle karşılaşmış olsalar onu kaldırabilecek bir ruh halinde olamayabilirler. Bunların büyük bir çoğunluğu ki peygamberlere bile vahiy gelirken Allah üzerlerinde çok çeşitli alametler oluştuğunu söylüyor. Bu boyutta olmayan bir varlık ki bir melek insanlarla görüşürken, Allah'ın dilemesiyle insan görünümünde görüşüyor. Ki buna Hz. Meryem (as) Cebrail (as) ile görüşmesi ve Peygamberimiz (sav)’in de yine Cebrail (as) ile konuşmasına örnek verebiliriz. Ama Allah'ın tabii ki melekleri görüştürürken insanlarla, insan suretinin dışında da farklı şekillerde gösterebilir. Ama burada tabii ki insanın aklının ihtiyarının atmaması için, imtihanın devam ettiği bir ortam olduğu için, böyle bir metotla Allah insanlarla meleklerin görüştüğünü bildirir. Ama bu demek değildir ki her insan, işte melek koçluğu yapabilen bir insan meleklerle görüşür, insanlara melekleriyle buluşturur gibi bir şey tabii ki söz konusu değildir. Meleklere iman etmek imanın bir gereğidir.

Ama inananları karanlıklardan nura çıkmaları için dua etmelerinden bahseder Allah meleklerin. Mesela böyle bir vasıfları vardır ve bu çok güzeldir. Şöyle bildirir Allah Ahzab Suresinin 41. ve 43. Ayetlerinde, şeytandan Allah'a sığınırım: “Ey iman edenler! Allah'ı çokça zikredin. Ve onu sabah ve akşam tesbih edin. O'dur ki sizi karanlıklardan nura çıkarmak için size rahmet etmekte. Melekleri de size dua etmektedir. O müminleri çok esirgeyicidir.”

 

 Biz tabii ki meleklerin bize dua ettiğini biliriz, umut ederiz Allah'tan ve bu bizim için bir güzelliktir. Ama buna bir insan aracı olup da bir meleğin bizim için dua etmesini sağlamaz. Bunu sağlayacak olan sadece Allah'tır. Allah'ın dilemesiyle hareket eder melekler. Yoksa herhangi bir aracı, herhangi bir insana hiçbir şekilde ihtiyaçları yoktur.

Yine iman edenlerin üzerine meleklerin inmesiyle ilgili ayette de şöyle bildirilir: “Şüphesiz bizim Rabbimiz Allah'tır deyip sonra dosdoğru bir istikamet tutturanlar yok mu? Onların üzerine melekler iner ve der ki Korkmayın ve hüzne kapılmayın. Size vaad olunan cennette sevinin. Biz dünya hayatında da ahirette de sizin velileriniziz. Orada nefislerinizin arzuladığı her şey sizindir ve istediğiniz her şey de sizindir. Çok bağışlayan, çok esirgen Allah'tan bir ağırlanma olarak.”

 

 Bu Allah'ın ancak dilediği kullarını melekleriyle göstereceğini belirten bir müjde ayetidir. Ama bu değildir ki dünya üzerindeki herhangi bir insan meleklerle herhangi bir şekilde bağlantıya geçer veya işte masanın üzerine dizilen birkaç tane harfle ruhlarla bağlantıya geçtiğini söyleyen insanlar gibi, bu tip şeyleri hiçbir şekilde izleyicilerimizin kanmaması gerekir. Allah'ın dilemesiyle hareket eder melekler. Allah'ın yardımcı kullarıdır melekler de. Fakat imtihana tabi değillerdir. Ve Allah'a ibadette hiçbir şekilde onları hiçbir şey engellemez. Sürekli Allah'a ibadet halindedirler. Ve bir güzellik unsurudur. Vahiy melekleri vardır, ölüm melekleri vardır. Gözetleyici melekler vardır. Mesela her insanın iki tarafına oturan, şöyle bildiriyor Rabbimiz ayetinde. Kaf Suresi’nin 16 ile 18. ayetleri arası. Şeytandan Allah'a sığınırım: “Andolsun insanı biz yarattık ve nefsin ona ne vesveseler vermekte olduğunu biliriz. Biz ona şah damarından daha yakınız. Onu sağında ve solunda oturan iki yazıcı kaydederlerken o söz olarak herhangi bir şey söylemeyiversin, mutlaka yanında hazır bir gözetleyici vardır.”

 

 Bu işte Allah'ın dilemesiyle olan bir şeydir. Yoksa bir insanın iki tarafında oturan meleğin onun hakkında kaydettiği şeyleri başka bir insan vasıtasıyla öğrenmesi veya onun hakkında olumlu izlenime sahip olmaları gibi bir şey hiçbir şekilde söz konusu değildir. Ve bu meleklerle o insanın bağlantıya geçmesine aracı bir insan hiçbir şekilde vesile olamaz. Bu Allah'ın dilemesiyledir. O yüzden biz biliyoruz ki Allah melekleri gerçekten vesileler olarak yaratmıştır. Ama tabii ki Allah'ın bir insanın söylediği sözü bilmek için meleğe ihtiyacı yoktur. Ama Allah bunu insanların her şeyi sebebe bağlı olarak yaşadıklarını göstermek için yaratmıştır. Ahirette de melekler şahitlik edecektir. İnsanların yaptığı her şeye Allah'ın dilemesiyle şahit olacaklardır. Ama bu şahitlikleri için dünyadan bir aracı bulup da onların bağlantısına geçme diye bir şey hiçbir şekilde söz konusu değildir, inşaAllah.

 

AYLİN KOCAMAN: Bir başka soru da bir kardeşimizden gelmiş. Diyor ki: “Bu yıl maden kazaları gibi acı olaylar yaşadık. Vatandaşlarımızı yitirdik. Bu olaylar sırasında yitirdiğimiz vatandaşların ailelerine psikolojik destek gibi bir uygulama dikkatimi çekti. Sizce bunun bir faydası var mıdır?”

 

 Evet, bu benim de dikkatimi çekti. Psikolojik destek, psikolojik desteğin ne olduğuna bağlı. Faydası olup olmadığını tartışmak için bu psikolojik desteğin nasıl olması gerektiğini görmek gerekiyor. Psikolojik destek elbette iyi bir şey. Fakat bu anladığımız anlamda mı olmalı? Şimdi ben genel olarak oradaki insanların, genelde psikologlar yardıma koşmuşlar, Allah razı olsun. Fakat yaklaşımlarında genel olarak, eğer bu şekildeyse yaklaşımları bir eksiklik var, orada bir kopukluk var.

Şimdi şunu söylemeye çalışıyorlar. Genel olarak biliyorsunuz maden kazalarının olduğu yerlerde şehit olan kardeşlerimizin aileleri o civarda yaşayan köy ve kasabalarda yaşayan insanlar. Ve bu insanlar genel olarak imkanları kısıtlı olan ama manevi yönü çok güçlü olan insanlar olurlar. Şimdi orada bir psikolog bir açıklama yaparken onlara diyor, işte ölümün nasıl olduğunu anlatmak gerekiyor. Ölüme onları alıştırmak gerekiyor. Zaman içinde buna alışabileceklerini göstermek gerekiyor gibi çeşitli yaklaşımlarda bulunuyorlar. Halbuki psikolojik destek demek o insana imani destek olması gerekir. Bir kere ölümü siz nasıl anlatacaksınız eğer imani destek veremezseniz bir insana?

Şimdi bir ailenin, bir annemizin mesela oğlu vefat etmiş, orada şehit olmuş bir maden kazasında, zor bir durum gerçekten. Fakat burada onu kaderinde bu şekilde olduğunu, canı verenin Allah ve canı alanın da Allah olduğunu ve gittiği yerde bir şehit olarak gittiği, şehit olarak ağırlanmakta olduğu ve onun çok güzel bir cennet sofrasında, cennet mekanında ağırlanacağı, cennette sonsuza kadar onunla birlikte olacağı, Allah'ın izniyle, bu dünyanın sonu geldikten sonra ölümle buluştuktan sonra cennette kendi oğluyla birlikte olacağı, dolayısıyla bunun bir son olmadığı, dünya hayatının bir imtihan yeri olduğu, dolayısıyla bu imtihan yerinde kazaların da olacağı, Allah'ın çeşitli denemelerde bulunacağı ve ailenin de bununla denendiği, dolayısıyla Allah'tan gelen sabredilmesi gereken bir imtihan olduğu anlatılması gerekir.

Şimdi bu anlatılmadan sadece işte ölüme alıştırmak gerekir. Siz nasıl ölümü alıştıracaksınız? Bunları bilmeyen bir insan için ölüm çok dehşet verici bir şeydir. Yok olup gitmektir ya da işte toprağa veriyor orada oğlunu. Onun için sadece ondan ibaret bir şey olsa toprakta yok olup gidecek bir varlık olarak görecektir onu. Bu çok dehşet verici olarak, bu alışılacak bir şey değildir yani nasıl alıştıracaksınız ki böyle bir şeye? Ona ölümün gerçeğini anlatmanız gerekiyor. Var olanın ruhu olduğunu, bu dünyada sadece bu bedenin bizlere emanet olarak verildiğini, Allah'ın yepyeni bir yaratılışla, bakın Allah ayetinde belirtiyor parmak uçlarına kadar yeniden yaratmayı, işte orada ahirette parmak uçlarındaki o izlerimize kadar her şeyimizle yoktan yeniden çok daha güzel kıyas olmayacak kadar güzel bir yaratılışla -Allah cenneti nasip ederse- bir yaratılışla yaratacağını bize bildiriyor Allah. Allah için bu zor değil. Allah bizi yoktan yarattı. Ahirette de yoktan yaratacak. İşte o yüzden bizim sonsuz olan ruhumuzdur. Dolayısıyla oradaki o anneye çocuğunun o sonsuz ruhunun Allah'la buluştuğu ve şu anda ağırlandığı anlatılmalı. İşte psikolojik destek budur. Doğru olan destek budur. Manevi destek verilmelidir. O insanlar zaten çok manevi anlamda güçlü insanlar. Bunu aldıklarında zaten farkındaysanız hep oradaki sözleri de Allah'a kavuştu diye hep çocuklarının. Gerçekten çok güzel bir derstir bu aslında bütün dünyaya. Fakat orada bu anlamda zaten öyle bir ihtiyaçları yok. Fakat eğer verilecekse gerçekten oradaki manevi tatminin yerine getirilmesi gerekiyor. Ayetlerle, Kuran ayetleriyle çok güzel anlatılabilir bunlar. Ve orada ağlanacak, sızlanacak bir şey olmadığı, aslında Allah'a kavuşmuş olmasının güzel ve sevinç vesilesi bir şey olduğunun anlatılması gerekir. Asıl psikolojik destek budur.

 

DİDEM ÜRER: Tabii, aslında dünyanın bu zor ortamından da kurtulduğunun müjdesine verilmesi gerekiyor gerçekten. Dünya çünkü çok zor ve acizliklerle dolu bir imtihan ortamı. Bu ortamdan şehit olarak bir insanın ahirete geçmiş olması bir insan için olabilecek, Allah'ın ayetlerinde de belirttiği iki güzellikten bir tanesi olmuş oluyor aslında. Çünkü gerçekten dünya hayatının zorluklarından kurtulmuş bir insan, belki bütün hayatı boyunca çok daha fazla çile çekecek, çok daha fazla zorlukla karşılaşacakken şehit olarak direkt Allah katına alınması çok olabilecek en büyük nimetlerden biridir bir insan için. Bir anneye de bunun müjdesi verildiğinde zaten oğlu için çocuğu için, kızı için, küçük olan çocuğu için, kim için olursa olsun hayatını kaybetmiş olan bir insan için ancak sevinilebilir böyle bir durumda, inşaAllah.

 

AYLİN KOCAMAN: Bu konuda bir ayet hatırlatmak istiyorum. Şeytandan Allah'a sığınırım Rabbimiz şöyle buyuruyor. Ra’d Suresi 28. Ayet: “Bunlar iman edenler ve kalpleri Allah'ın zikriyle mutmain olanlardır. Haberiniz olsun kalpler yalnızca Allah'ın zikriyle mutmain olur.”

 

 Kalbi rahatlatacak, yetiştirecek olan yalnızca Allah'ın zikridir. Başka ne anlatırsanız anlatın oradaki o yetişmeyi sağlayamazsınız. Sadece Allah'ı anlatırsanız, Allah'ı anarsanız o insanın kalbini yumuşatabilirsiniz, yatıştırabilirsiniz.

 

DİDEM ÜRER: Bir izleyicimiz de bir soru sormuş, bu konuyla vesile olması açısından ben de ona cevap vereyim. Diyor ki: “Hocam, ölümden korkmalı mıyız?” diyor.

 

Aslında çok önemli ve bir insanın hayatına nasıl yön vermesi gerektiğini gösteren ciddi bir konu bu ölüm. Çünkü bir insan doğduğunda ve şuuru yerine geldikten sonra, her şeyi algılamaya başladıktan sonra düşünmesi gereken en ciddi konulardan bir tanesidir. İnsanların tamamı ölüm konusunda her ne kadar inkar ettiğini söylese de, ölümle dalga geçtiklerini söyleyenler olsa da ölümden ciddi olarak çekinirler birçok insan. Ve ciddi olarak düşünürler aslında. Ve aslında bu esprilerin de büyük bir kısmı ölümün ciddiyetini düşünmemek için yapılan bir unutma metodudur aslında bir unutma terapisidir bazı insanlar için. Ölüm unutulmaz, çünkü ölüm bütün insanların karşılaşacağı bir gerçektir. Rabbimiz dünya hayatını o kadar mükemmel yaratmış ve imtihan ortamını o kadar güzel yaratmıştır ki o ölüm anıyla hangi insan olursa olsun, istediği kadar firavun gibi mülklere sahip olsun, iktidarlara sahip olsun veya dünya üzerindeki en büyük derin devletin sahibi olsun, en karanlık güçlere sahip olsun, kim olursa olsun, dünyanın en zengin insanı da olsa ölümle karşılaşacak. Ve o iki metre toprağın altındaki işte birkaç kilo kemikten meydana gelen o insan görüntüsü bütün insanlar için, dünya üzerindeki şimdiye kadar yaşamış olan, bundan sonra yaşayacak olan ve halihazırda da yaşayan insanlar için aynı görüntü olarak karşımıza çıkacak. Bu bizim için de geçerlidir. Bütün izleyicilerimiz için de geçerlidir. Toprağın altında ırk yoktur. Toprağın altında zenginlik yoktur. Mal-mülk yoktur. Makam yoktur. Toprağın altında bütün insanlar eşittir. Herkes aynı ağırlıktaki kemiklerden meydana gelir. Ve toprağın altında da hiç kimsenin bir gücü yoktur. Herkes bedenini o toprağın altına yerleştirmiş olarak teslim olurlar Allah'a. Önemli olan zaten ruhun Allah'a ölüm anıyla birlikte teslim olmasıdır.

 

Şimdi Rabbimiz ayetlerinde ölümü şu şekilde anlatır. Cuma Suresi 8. Ayette, şeytandan Allah'a sığınırım: “De ki, elbette sizin kendisinden kaçtığınız ölüm, şüphesiz sizinle karşılaşıp buluşacaktır. Sonra gaybı da müşahede edilebileni edebilen Allah'a döndürüleceksiniz. O da size yaptıklarınızı haber verecektir.”

 

 Bu işte dünya üzerindeki az önce saydığım bütün insanlar için olan bir gerçektir. İstedikleri kadar kaçsınlar. Rabbimiz hatta bununla ilgili ayetlerinde mağaraların içerisinde de olsanız, yüksek dağlara da kaçsanız, köşklerde de olsanız ölüm gelip sizi bulur diye anlatıyor çeşitli örneklerle. Bir insan ölümden hiçbir şekilde kaçamaz. Kaçamayacağı tek gerçektir ölüm. Ve kaçtığınız ölüm diyor Allah, demek ki insanların psikolojilerinde ölümden kaçmak olacaktır. Ölümü erteleyebileceklerini zannedeceklerdir. Hatta bununla ilgili bilimsel olarak çok fazla çalışma yapılır. Bununla ilgili filmler yapılır, sonsuzluğa ulaşmak gibi. Sonsuzluk özlemi bütün insanların içerisinde vardır. Fakat sonsuzluk bu dünya hayatında tatmin edilebilecek bir özlem veya bir duygu değildir. Bu dünya hayatı sonludur. Bütün insanlar için hangi özelliğe sahip olursa olsun, bu dünya hayatından sonraki ahiret hayatı sonsuzdur. İşte o sonsuzluk duygusu ahiret hayatıyla tatmin olabilecek bir güzelliktir. Sonsuzluk bütün insanlar için vardır ama tatmin olacak güzellik açısından iman edenler için geçerli.

Ve yine Allah, Al-i İmran Suresi’nin 185. Ayetinde, şeytandan Allah'a sığınırım: “Her nefis ölümü tadıcıdır” diyor. Bütün insanlar, yeryüzünde yaşamış olan, şu an yaşayan ve gelecekte yaşayacak olan bütün insanlar ölümle karşılaşacaktır. “Kıyamet günü elbette ecirleriniz eksiksizce ödenecektir.” Bu Allah'tan bir müjdedir. Ölümle karşılaşsanız da bu dünya hayatında yaptığınız her şey eksiksiz olarak karşınıza çıkacak. Ecri olana ecri ve azabı olana da azap olarak karşılık bulacaktır. “Kim ateşten uzaklaştırılır ve cennete sokulursa artık o gerçekten kurtuluşa ermiştir. Dünya hayatı aldatıcı metadan başka bir şey değildir.”

 Ve Al-i İmran Suresi’nin 145. ayetinde de: “Allah'ın izni olmaksızın hiçbir nefis için ölmek yoktur. O süresi belirtilmiş bir yazıdır.” Bir insanın ölümünü tayin edecek olan da Allah'tır, süresini tayin edecek olan da Allah'tır. Hiçbir insan başka bir insan tarafından öldürülmez. O insanın ancak ölüm tarihi geldiği için, ölüm anı geldiği için başka bir insan ona sadece vesile olabilir. Ne savaşlar, ne katliamlar, ne cinayetler bir insanın canını almaya yeterli olabilecek güçte değildir. O Allah'ın dilediği an geldiği için sadece birer vesiledir bunlar. Bir insan tek bir pirinç tanesinden de ölebilir, ayağa takılıp düştüğü için de ölebilir veya yatağında uykuya daldıktan sonra ruhu geri verilmediği için yatağında da ölebilir. Önemli olan ölüm anında karşılaştığıdır bir insanın yoksa o ölüm sırasında, dünya üzerinde yaşayan insanların gördüğü ölüm anı, ölen insan için aslında geçici bir sadece perdenin diğer tarafına geçişi gibidir. Orada karşılaştığı ölüm melekleri işte ona ya canını yumuşakça çekip alır ya da sırtına vurarak, canını acı içinde alarak onun inkar eden olduğu ve cehennem azabıyla karşılaşacağının aslında bir nevi bildirisini yapmış olur. Diğer müminler için de “selam” diye karşılanırlar ve cennetin sonsuz ahiret hayatını müjdesiyle karşılaşırlar. İşte bu anlamda ölüm bir nimettir. Rabbimize kavuşmak için beklediğimiz anın gelişidir. O yüzden ölümden korkmamalıyız. Ölümden korkarak ölümden kaçmak da olmaz. Bütün insanlar bu gerçekle hangi yaşta olurlarsa olsunlar muhakkak yüzleşmeleri gerekir. Bir gün öleceklerini düşünmeleri gerekir ve dünya hayatındaki bütün yaşamlarını da bu gerçek doğrultusunda şekillendirmeleri gerekir, inşaAllah.

 

AYLİN KOCAMAN: İnşaAllah. Bugünkü programımız da burada sona eriyor. Yeni yılın ilk programında sizlerin sorularına cevap vermeye çalıştık. Bize sorularınızı merakettikdeniz@a9.com.tr adresine gönderebilirsiniz. Hoşça kalın. İyi seneler.

 

AYLİN KOCAMAN: Hepinize iyi akşamlar.

 

A9TV Televizyonu Adnan Oktar Harun Yahya Sohbetler Belgeseller A9 TV Yeni Frekansımız: Türksat 3A Uydusu FREKANS: 12524 Dikey Batı Sembol Oranı: 22500

Acizlik
Ahiret
Ahiret Hayatı
Allah'ın yaratması
Aylin Kocaman
Büyüklenme
Cennet
Derin düşünme
Didem Ürer
Dünya Hayatı
Dünyanın geçiciliği
Kuran Ahlakı
Kuran-ı Kerim
Merak ettikleriniz
Merhamet
Sevgi
Yok oluş
Yokluk
Çoğunluk
Çoğunluğa uymak
Ölüm
İslam Ahlakı
Şirk
şevkat
PAYLAŞ
logo
logo
logo
logo
logo
İNDİRMELER
mp3
mp4
youtube