HARUN YAHYA
logo
HARUN YAHYA

  • Tüm Eserler
  • Kitaplar
  • Makaleler
  • Videolar
  • Görseller
  • Sesler
  • Alıntılar
  • Diğer

Adnan Oktar'ın Hayatı ve Eserleri
Harun YahyaAdnan Oktar'ın Hayatı ve Eserleri
Harun Yahya © 2025
  1. Videolar
  2. Merak Ettikleriniz - 26

Merak Ettikleriniz - 26

Harun Yahya
1931
21 Aralık, 2014
Kuran Ahlakı ve Derin Düşünmek
Merak Ettikleriniz

MERAK ETTİKLERİNİZ 26

 

AYLİN KOCAMAN: İyi akşamlar değerli izleyicilerimiz. Bir Merak Ettikleriniz programında Didem Ürer ile birlikteyiz.

 

DİDEM ÜRER: Merhaba. Bugün yine sizden gelen soruları cevaplayacağız. Kuran, hadisler ve bilim ışığında cevaplarını göreceksiniz. Sizden gelen sorularınızı bekliyoruz. merakettikleriniz@a9.com.tr adresine gönderebilirsiniz. Başlıyoruz.

 

DİDEM ÜRER: İlk soruyla hemen başlayalım: “Allah'tan her seferinde her güzelliğin, her imkanın daha fazlasını istemek günah mı?” diye sormuş bir izleyicimiz.

 

Allah'tan bir şey istemek hiçbir zaman günah olmaz. Öncelikle onu söyleyerek başlayalım açıklamamıza. Tabii ki dünya hayatı çok fazla acizliklerle denendiğimiz, çok eksikliğin olduğu bir yaşam şekli. Fakat Allah tabii ki bu eksikliklerin hepsini belli bir hikmetle yaratmış oluyor. Biz çünkü dünya hayatı üzerinde birçok şeyin en güzeline sahip olmayı isteriz. Ama hiçbir zaman bunların asıllarını göremeyeceğiz. Asıllarına hiçbir zaman ulaşamayacağız. Ancak Allah ahirette bize gerçekten sonsuz nimetlerinin sınırsız olarak açıldığı bir yurt olarak, gerçek yaşam yeri olarak bize bir müjde olarak bildirmiş. İşte cennete ulaşmayı bu yüzden biz dünyada çok istiyoruz. Cennet özlemini yaşamamız, cennete ulaşmak için gayret göstermemiz dünyanın bu eksikliklerinden kaynaklanıyor.

Ama dünyada da hiçbir zaman insanın kendisine sınır koyması diye bir şey söz konusu olamaz. Çünkü bir Müslüman hem ahlak olarak hem fiziksel güzellik olarak hem de maddi imkanlar olarak yani maddi manevi her şeyin en üst sınırına ulaşabilmek için Allah'a dua edebilir, Allah'tan isteyebilir. Bunun hiçbir zaman hiçbir sınırı yoktur. Ve bu o kadar büyük bir nimet ki, düşünün size hazinelerle dolu bir saray teslim ediliyor. Yapmanız gereken tek şey kilidini açabilmek. O insan gidecek, o anahtarı o kilitle buluşturacak ve kapıyı açacak. Yani duasını edecek. Fakat işte insan, gelin görün ki o kadar cahil ve nankör ve hatta zalim olarak yaratılıyor ki Allah'a isyan boyutuna gelebiliyor. Hatta sırf dua etmeyi bile erteleyip unutabiliyor. Halbuki Allah bu kadar kolay kılmış dünyada nimetlere ulaşabilmeye.

O yüzden her türlü güzellik için, her türlü imkanın daha fazlasına kavuşmak için Allah'tan dua ile isteyebiliriz. Ama neden bunlara kavuşamıyorum diye sormak tabii ki Allah korusun, Allah'a karşı büyüklenmek olur, isyan olur. Bir Müslüman da asla ve asla böyle bir şeyin içerisine girmez. Allah duamıza icabet eder, maddi olarak icabet edebilir, manevi olarak icabet edebilir veya herhangi bir karşılık vermeyerek icabet edebilir. Bu da bizim ahiretimiz için en hayırlısını Allah'ın yarattığını bize gösteren önemli bir delil olur, inşaAllah.

 

AYLİN KOCAMAN: İnşaAllah. Bir başka kardeşimiz şu soruyu sormuş. Diyor ki: “Öncelikle bu güzel program için Allah razı olsun.” Allah hepimizden razı olsun inşaAllah. “Allah bir Kuran ayetinde, şeytandan Allah'a sığınırım: İman edip salih amellerde bulunanlar ise cennet halkıdırlar. Orada süresiz kalacaklardır. Bakara Suresi 82, diye buyuruyor. Bir başka Kuran ayetinde de: “İnsanlar sadece iman ettik diyerek sınanmadan bırakılacaklarını mı sandılar? Ankebut Suresi 2. ayet diye buyuruluyor. Allah neden sadece iman etmemizi kabul etmiyor? Nasıl iman edersek Allah'ın kabul etmiş olduğu imana sahip oluruz?”

 

Şimdi Allah sadece iman ettik demeyi elbette kabul etmiyor. Çünkü imanın delilleri olması lazım. Yani bir insanın kendini Allah'a ispat etmesi lazım. İman ettiğini göstermesi lazım. O sözle olabilecek bir şey değil. Bu sadece Allah'a iman ediyorum, inanıyorum diyerek olup bitirecek bir şey değil. Bunun için Allah bizim çaba göstermemizi istiyor. Kendimizi ispat etmemizi istiyor. Bunu gösterebilmek için de gerçekten bir çaba içinde olması gerekiyor Müslümanların ve sınanıyor Müslümanlar. Bir imtihana tabi oluyorlar. Aslında bütün dünyadaki insanlar imtihana tabidirler. Bir kısmı bunun farkındadır, bir kısmı değildir. Bir kısmı kayıptadır bundan dolayı. Birazdan bir başka kardeşimizin de bu konuyla ilgili sorusuna cevap vereceğim. Bir kısmı isyankârdır, bir kısmı oradaki imtihanın Allah'tan geldiğini bilir ve bunun imtihan olarak özel yaratıldığını bilir. Ona göre davranır ve Allah'tan gelen bir şeye her zaman olduğu gibi şükreder.

İşte orada isyan eden ve iman eden arasında bir fark olması lazım ve bunu bizim Allah'a kanıtlamamız lazım. Normalde orada imtihanla maruz kalan her iki kişi de kendilerinin imanlı olduğunu söyleyebilirler. Fakat oradaki imtihan karşısında gösterdikleri tepki onların gerçekten iman edip etmediklerini ortaya koyar. Bu Hz. Musa (as) döneminde, bütün peygamberler döneminde böyle olmuştur. İman ettik diye Hz. Musa (as)’ın yanına geliyorlar. Fakat 40 yıl çöldeki imtihanlar pek çoğu karşı koyamıyor. Sürekli inkar içine girebiliyorlar. Dolayısıyla oradaki sınanma gerekli. İnsanın kendisini Allah'a ispat için gerekli. Cenneti kazanabilmesi için gerekli. Çünkü cennete gittiğinde insan gerçekten imtihanları hatırlayacak. Ve oradaki cennetin nimetlerinin değerini daha fazla bilecek. Mesela bir hastalıkla imtihan oluyorsa eğer, orada bir bakacak ki o hastalıkların hiçbiri yok. O zaman oradaki nimetin tadına varacak, güzelliğini görecek. Veya hapiste geçiriyorsa hayatını Allah rızası için, oraya gittiğinde sonsuz nimetlerle karşılaştığında o nimet onun gözüne çok daha güçlü ve güzel görünecek. İşte bu yüzden Allah bir imtihan sistemi kurmuş dünyada. Ve ona göre, o imtihana göre, sınanmamıza göre, verdiğimiz karşılığa göre biz cenneti hak ederiz. Bunu da Allah görmek ister. İşte o yüzden iman ettik demek yeterli değil. Orada imanın kanıtını Rabbimize sunmamız gerekiyor, inşaAllah.

 

DİDEM ÜRER: Tabii ki inşaAllah. Aslında bu Müslüman için bir nimettir. İmanın güzelliklerini gösterebilecek imkanlar kendisine sunulmuş olması. İbadet etmek Müslüman için nimettir. Allah'a en güzel şekilde boyun eğiciliğini gösterebilecek imkan sunulmuş olması. Allah çünkü bize de bırakabilirdi. Biz kendimiz bulmamız gerekirdi ama Allah o kadar büyük bir nimetle, bize Kuran'la zaten yaşamamız gereken bütün yaşam şeklimizi bütün ibadetlerimizi, her şeyimizi o kadar güzel bildirmiş ki gönül huzuruyla, gönül rahatlığıyla Allah'a olan boyun eğiciliğimizi en güzel şekilde gösterebiliyoruz, inşaAllah.

 

AYLİN KOCAMAN: Aslında bu insanın kendine de bir ispat olmuş oluyor. Çünkü insan kendi imanının güçlülüğüne ve Allah'a bağlılığına ancak imtihanlar vesilesiyle şahit olabilir. O gücü gösterdikçe Allah da o güveni ve kararlılığı insanın kalbine rapt ediyor. Bu güzel bir şeydir insanın kendisi için de.

 

DİDEM ÜRER: Başka bir izleyicimiz şunu soruyor: “Dünya hayatı gerçekten bir rüya mı? Rüya olduğuna kendimizi inandırmalı mıyız?” diye sormuş.

 

Şimdi önce bir ayetle bu soruya cevap vermeye başlayalım. Yasin Suresi’nin 52. ayetinde şöyle bildiriyor Rabbimiz, şeytandan Allah'a sığınırım: “Demişlerdir ki, eyvahlar bize, uykuya bırakıldığımız yerden bizi kim diriltip kaldırdı? Bu Rahman olan Allah'ın vadettiğidir. Demek ki gönderilen elçiler doğru söylemiş.”

 

 Şimdi bu ayetle Allah bize o kadar fazla şey ifade ediyor ki, birincisi bunu tabii ki ahirete gittiklerinde ölüp yok olacaklarını iddia eden, inkar edenlerin hayreti olarak Allah bize bunu bildiriyor. Çünkü gerçekten inkar edenler bildiğiniz gibi özellikle tesadüfen meydana geldiğini canlıların iddia eden ve sonrasında da ölümle birlikte yok olup gideceğini iddia eden insanlar, ahirette gerçekten büyük bir şokla karşılaşacaklar. Aslında herkes bu gerçeği kendi içinde, kendi bilinçaltında ve kendi vicdanında çok iyi biliyor. Fakat dünya hayatında nedense bazı akımların etkisinde kalıp veya çevrelerin etkisinde kalıp bazı insanlar bu iddiada bulunabiliyorlar. Ama ahirete gittiklerinde, yani ahirete gitmek de ne demektir? Ölümle birlikte zaten bir insan direkt ahiret hayatına geçiş yapar. O ölüm anının şekli de bize bu insanın iman eden mi yoksa inkar eden mi olduğunu gösterir. Allah bunu çok sayıda ayetinde bildiriyor. Yani iman edenlerin canı-ruhu yumuşakça çekilip alınıyor. İnkar edenler de daha ölüm anıyla karşılaşır karşılaşmaz canları acı içinde sökülüp alınıyor ve hemen gerçekle karşılaşıyorlar. Düşünün yok olacağını zanneden bir insan birdenbire başka bir boyutta ölüm melekleriyle karşılaşıp gerçeğin aslında ne olduğunu hemen kavramış oluyor.

 

Şimdi “eyvahlar bize” diyorlar çünkü neden? Dünya hayatında kendilerine imkan verildi ama bunu reddettiler ve “eyvahlar” diye uyanıyorlar. “Uykuya bırakıldığımız yerden” uyuduklarını zannediyorlar çünkü ölüp yok olacaklarını zannettikleri için ölümün ardından hayatın olduğunu hala inkar içerisindeler ve “uyuduğumuz yerden bizi kim uyandırdı” diyorlar. “Kim diriltip kaldırdı? Bu Rahman olan Allah'ın vaad ettiğidir.” Demek ki neymiş? Allah'ın vaad ettiği hakmış ve siz ahirette bu hakla karşılaşıyorsunuz. “Demek ki gönderilen elçiler doğru söylemiş.” İşte o gün her şeyin gerçek olduğunu anlayıp onlar da ikrar ediyorlar.

 

Bu şimdi bu bizim dünya hayatının rüya içerisinde olduğumuzu ve rüyadan kalkmamızı ve bizim kendimizi bunu inandırmamızı mı gösteriyor bu ayet? Bu şekilde de aslında diyebiliriz çünkü şöyle düşünmemiz gerekiyor. Biz rüyanın mantığını düşündüğümüzde gece yattığımızda tamamen yani dünya hayatına tamamen sıyrılıp kopup farklı bir şuur boyutuna geçtiğimiz anda bambaşka bir dünyayla karşılaşırız. Orada ne evlerin şekli, şu anda yaşadığımız evlerin şekline benzeyebilir, aynısı da olabilir ama tamamen farklı olabilir. Hiçbir şeyi yadırgamayız. Mesela birdenbire denizin ortasına geçen bir transatlantiğin ortasından sürat motoruyla geçersiniz denizde. Bu son derece makuldür. Yani size hiç yadırganacak bir şey gibi gelmez. Ne o transatlantiğe bir zarar gelir ne o deniz motoru, ne o çarpmadan dolayı etkilenir. Zaten bir çarpma olmaz. Güzelce kayarak geçer gider. Yani bunlar çok makul gelir size. Kapının kolu olarak birdenbire size bir telefon uzatılır. Telefonu kulağınıza getirdiğinizde o kapının kolu olur. Ve birdenbire kapı açılır. Başka bir odaya geçiş yaparsınız. Her şey çok makuldür. Yani sebepler sonuçlarıyla bağlantılı değildir rüyada. Fakat size gerçek bir hayat gibi gelir. Ama gerçek hayata benzer de çok şey yaşarsınız. Bir arabanın direksiyonunu tutarsınız tam olarak. Sıkıca kavrarsanız, çünkü trafik kazası riski vardır rüyanın içerisinde. Bütün dikkatinizi yola verirsiniz. O direksiyonun kış aylarındaki soğukluğunu hissedersiniz. Direksiyonun maddesinin sertliğini, o plastiğin yumuşaklığını hissedersiniz bir yandan. O trafiğin sıkıntısını hissedersiniz. Bir yandan keskin soğuğun camınızı araladığınızda nasıl yüzünüze ve size böyle nefesinizi verdiğinizde buhar çıkacak şekilde soğuk olduğunu farkedersiniz dışarının.

 

AYLİN KOCAMAN: Bu arada belki hayatınızda hiç araba kullanmayı bilmiyorsunuzdur ama son derece güzel kullanırsınız.

 

DİDEM ÜRER: Yani bunlar işte Allah'ın bize gösterdiği, dilediğinde nasıl bir yaşam yaratabileceğini, alternatif bir yaşam yaratabileceğini gösterdiği örnekler olur. Sonra da çok ciddi bir trafiğin içerisinde çok hızlı araba kullanarak, hiç belki dediği gibi Aylin’in, araba kullanmayı bilmezken son derece ciddi bir kaza atlatabilirsiniz. O kazanın içerisinden yaralı çıkarsınız, canınız yanar. Veya bir sıcak ortamda yazın güneşin o kavurucu sıcağını derinizde hissedersiniz. Bunların hepsini canlı olarak hissedersiniz. Sonra bir uyanırsınız, bakarsınız aslında sıcacık yatağınızda. rahat rahat uyuyorsunuz yani hiçbiri aslında yaşanmamış olaylar, ama siz bunu tam olarak yaşadığınızı hissedersiniz.

İşte Allah bize bir insana gösterilen görüntülerin nasıl ki, geçtiğimiz programda biz bunu detaylı olarak anlatmıştık, gösterilen görüntülerin aslında beyinde yaratıldığını o beyindeki işte elektrik iletim sistemini yok ettiğinizde, kaldırdığınızda yaşadığınız dünya diye bir şeyin kalmayacağını size göstermek için rüyayı bu şekilde bir ibretle yaratır. Tabii ki tek hikmeti bu değildir. Fakat bu önemli bir yönüdür. Şimdi rüyayı yaşadığınızda siz, rüyadan her gün uyandığınızda, hatta çoğu zaman olur, uyandığınızı zannedersiniz. Bir süre sonra yeniden uyanırsınız rüyadan. Allah bunu da bize gösterir. Gerçek hayatın hangisi olduğunu kavramakta zorluk çekersiniz.

İşte ahirette de insanlar gittiklerinde o yüzden bizi uykumuzdan kim uyandırdı diye soruyorlar. Yani biz gerçek hayatta mıyız şu anda? Bir rüyanın içerisinde miyiz? Rüyadan uyandık mı? Yoksa hala rüyaya devam mı ediyoruz? Bir türlü kavranamayacak bir sistem gibi gösterir.

 

Halbuki Allah ayetinde Ahiret için şöyle bildirir, bu Kaf Suresi’nin 19. ve 22. Ayetleri: “O ölüm sarhoşluğu bir gerçek olarak gelip de insana, işte bu senin yan çizip kaçmakta olduğun şeydir denildiği zamanda,” demin az önce açıkladığım inkar eden insanların konumu. “Sura da üfürülmüştür.” Yani her insanın ölüm vaktinde kıyametle birliktedir. Yani kıyamet olmuş demektir her insan için. Yoksa dünyanın genel ömrü içerisinde bir kıyamet vakti vardır. Dünyanın ömrü vardır ama her insan için ölümle birlikte kıyamette gerçekleşmiş olur ve ahirete geçiş olur. “Sura da üfürülmüştür. İşte bu tehdidin gerçekleştiği gündür. Artık her bir nefes yanında bir sürücü ve bir şahit ile gelmiştir.” Herkesin yanında şahitler oluyor. Allah'ın bu şekilde tayin ettiği. Ve Allah diyor ki ayetin devamında: “Andolsun, sen bundan gaflet içindeydin; işte Biz de senin üzerindeki örtüyü açıp-kaldırdık. Artık bugün görüş-gücün keskindir.” İşte ahirete geçiş olduktan sonra öyle bir keskin görüş gücüyle karşılaşacağız ki biz, bugüne kadar dünya üzerinde gördüğümüz ne üç boyutlu, ne olağanüstü renklerdeki ne muhteşem stereo ses kaydı gibi olan o muhteşem netlikteki seslerden bambaşka bir hayatla karşılaşacağız. Allah görüş gücünün o gün işte çok keskin olduğunu bize bildiriyor ki o gün gerçekten hiçbir şeyden kaçış yoktur. İman edenler iman edenlerle birlikte kendi önlerinde imamlarıyla birlikte ahirette cennete sunulacaklar, inkar edenler de inkar edenlerle birlikte bütün yaptıklarının, ettiklerinin hepsinin karşılığını ahirette eksiksiz olarak alacaklar.

Ama işte rüya örneği bize bunu çok açık olarak anlatıyor ki dünyada. Allah rüya içerisinde nasıl her şeyi yarattıysa ahireti de “bir göz çarpması kadar” diyor Allah. Yani “gözünüzü siz kırpıp açtığınızda işte dünya hayatı bu kadar kısadır” diyor. Bir tanışma vakti kadardır diyor Allah. Merhaba deyip biriyle tanıştığınız kadar bir vakittir. Bu dünya hayatı o kadar kısa bitecek. Asıl yurdumuz olan ahirete inkar edenlerle de, kabul edenlerle de, iman edenlerle de birlikte yapayalnız, tek başına Allah'ın huzuruna çıkarak ulaşacağız, inşaAllah.

 

AYLİN KOCAMAN: Bu arada rüyalarla ilgili şu gerçek de var, bunu da iletelim. Zamansızlığın çok iyi anlaşıldığı olaylardır aslında. Bazen burada da çok konuştuk, zamansızlık nasıldır biz kavrayamayız diye anlatıyoruz. Fakat zamanın izafiyeti ve zamansızlık aslında bir delildir Allah tarafından rüya ile bize verilen. Biz genelde günler aylar alan olaylar görürüz rüyamızda, çok hareketli geçer. Hatta bir ömrün bir bölümü geçer bir rüyanın içinde. Ama uyandığımızda bir bakmışız ki sadece bir 10 dakikalık bir uykuya yatmışız o sırada. İşte o süre içinde Allah ne kadar uzun bir vakti yaşatacağını gösteriyor.

Şimdi Didem'in söylediğinde de bir göz çarpması kadarlık bir vakit dünya hayatında geçirdiğimizi zannedeceğiz. Halbuki yıllarca, on yıllarca yaşamış olan bir ömrü yaşamış olacağız. Ama oradaki his bize sadece çok kısa bir günün bir vakti kadar gelecek belki. İşte bu da zamansızlığı ve zamanın izafiyetini anlamak açısından çok önemli. Ama biz her halükarda zamana bağımlı insanlarız, varlıklarız.

Bir kardeşimiz şunu sormuş: “Hastalık dünya hayatındaki en ağır imtihanlardan biri. Bu durumda imanın arttığı gibi isyan içine de girebilir. İsyan içine girmemek için nasıl bir hal içinde olmalıyız?” diyor.

 

Şimdi imanın içine girmek tabii ki hastalık, biraz önce bahsettiğim gibi, bir imtihandır. İman gözüyle bakan insan için Allah'tan gelen bir şeydir. Şimdi isyan içine girmek gerçekten aslında inanılır gibi bir şey değil. Çünkü insan nimet içinde yaşarken o nimetin nereden geldiğini soruşturmuyor. Ama birdenbire hastalık geldiğindeki hastalık mucize şeklinde oluşur Allah'tan. Bir anda bir bakıyor ki karşısında bir hastalık var, hemen isyan içine girebiliyor. Yani kendisine nimet verilmiş, onların hiçbirini görmüyor ama bir yandan hastalığı bir musibet olarak, -haşa- Allah'ı suçlayıcı bir mazeret olarak görüyor. Halbuki nimetler de Allah'tandır, hastalıklar da Allah'tandır. Ve bunun karşılığını Allah bir imtihan olarak vermek için bize yaşatır. Ve biz burada gerçekten her ikisinden de sorumluyuz. Biz nimet geldiğinde şükür etmekle sorumluyuz. Herhangi bir şekilde bir hastalık geldiğinde de sabretmekle sorumluyuz. Her ikisi de bu dünyada bizim ahireti kazanmamız için vesileler ve güzellikler olarak yaratılıyor. Dolayısıyla isyan içine girmek gerçekten hem çok büyük bir nankörlük olur. Çünkü Allah'ın yarattığı bir şeydir. Neden yarattın Rabbim demek gibi bir şeydir bunu söylemek -haşa-. Dolayısıyla kadere isyandır. Çünkü kaderinde yazılmış bir şeyi kabul etmiyorum demek gibi bir şeydir. Bir kere kader her insan için hayırlı yaratılmıştır. Her kaderde olan her şeyde güzel yaratılmıştır Allah tarafından. O hastalığın insana ne getirdiğini bilemez. Yani insana bir hastalık gelir, insan ona sabreder ve ahirette ona kat kat güzellikler olarak karşılığı verilir. Onun karşılığını insan dünyada bilemez. İnsan sadece bu dünyada sabredip şükür etmekle mesuldür. Dolayısıyla Müslüman'ın yapması gereken budur. İsyan eden tabii ki oradaki imtihanın karşılığı olarak da gerçekten karşılığını alacaktır, inşaAllah.

Bugünkü yayınımız burada sona eriyor. Haftaya tekrar buluşmak üzere, iyi akşamlar.


 

A9TV Televizyonu Adnan Oktar Harun Yahya Sohbetler Belgeseller A9 TV Yeni Frekansımız: Türksat 3A Uydusu FREKANS: 12524 Dikey Batı Sembol Oranı: 22500

PAYLAŞ
logo
logo
logo
logo
logo
İNDİRMELER
flv
mp3
mp4
mp4
youtube
Acizlik
Ahiret
Ahiret Hayatı
Allah'a sığınmak
Allah'ın Detay Sanatı
Allah'ın Güzelliklerinden Bir Demet 1
Allah'ın varlığı
Allah'ın yardımı
Aylin Kocaman
Bilim
Cennet
Didem Ürer
Dua
Dünya Hayatı
Dünyanın geçiciliği
Dünyanın ömrü
Hadis-i Şerif
Kuran Ahlakı
Kuran-ı Kerim
Merak ettikleriniz
Rüya
Sadakat
Tecelli
modern islam
İman
İman alameti
İmanın Güzellikleri
İslam Ahlakı