MÜBAREK ŞEHİR İSTANBUL - ERDEM ERTÜZÜN, ÜSKÜDAR MEYDANI (10 AĞUSTOS 2011)
ERDEM ERTÜZÜN: Hayırlı akşamlar. A9 Televizyonu tarafından hazırlanıp-sunulan Mübarek Şehir İstanbul programımıza hoş geldiniz.
Bu akşam İstanbul'un tarihte pek çok önemli hadise sahne olmuş Güzide semtlerinden biri olan Üsküdar'dayız.
M.Ö. 5. Yüzyılda kıyıdaki yerleşim bölgesini surla çeviren Atinalılar döneminden ve hatta daha eskiden beri önemli bir ulaşım ve konaklama merkeziydi. Boğaz'ın iki yakası arasındaki ulaşımda tarih boyunca büyük önem taşıdı. İstanbul'u ele geçirmek amacıyla değişik dönemlerde doğudan gelen farklı güçlerin düzenledikleri saldırılarda hep askeri üs olarak kullanıldı.
Ulaşım, konaklama, askeri üs olarak yararlanılmasının yanı sıra ticari açıdan da büyük önem taşıyan Üsküdar, Konstantinopolis'in fethinden çok önce 1352'de Türklerin eline geçti. Orhan Gazi döneminden beri Osmanlıların denetiminde olan Üsküdar'a Türklerin geniş ölçüde yerleşmesi aslen Fatih Sultan Mehmet döneminde oldu.
Eskiden doğuda Kartal ilçesinde komşu olacak kadar geniş bir alanı kaplayan Üsküdar ilçesinin görünümü tüm ilde olduğu gibi 1950'lerden itibaren hızla değişmeye başladı. Ülkenin çeşitli yörelerinden İstanbul'a yönelen göçten Üsküdar ilçesi de etkilendi. Boğaziçi Köprüsü'nün açılmasıyla Kadıköy'de olduğu gibi Üsküdar'da da yerleşimi cazip hale getirdi.
Otomobil edinmenin yaygınlaşmasının getirdiği ulaşım kolaylığı ilçenin İstanbul Boğazı'na bakan semtlerinde de nüfus artışına neden oldu. Eskiden İstanbul'daki en önemli Türk yerleşmelerinden biri olan Üsküdar Osmanlı dönemi boyunca büyük bir imar faaliyetine sahne oldu.
O dönemin Üsküdar kasabası ve çevresi birçok külliye, cami, hamam ve çeşme gibi yapılarla ilçenin Boğaziçi sahilleri ise saraylar, sahil saraylar, yalılar ve köşklerle süslendi. Bu önemli yapılardan başlıcaları; Kız Kulesi, Beylerbeyi Sarayı, Adile Sultan Kasrı, Selimiye Kışlası, Çamlıca Kasrı ve Büyük Selimiye Camiidir.
Evet, İstanbul'un bu güzel semti Üsküdar ile bu bilgileri verdikten sonra bu mübarek şehirde zuhur edecek olan Hz. Mehdi (as)'ın gelişinden önce dünyada ne gibi olayların gerçekleşeceği ile ilgili bilgiler veren hadisleri aktaracağız inşaAllah.
Peygamber Efendimiz (sav) pek çok hadisinde, Hz. Mehdi (as)'ın çıkışından önce dünyada pek çok karışıklığın vuku bulacağından bahsediyor. Bir hadiste şöyle buyurulmuştur:
“Dünya hercümerç (fitne ve dağınıklık) içinde kaldığında, fitneler zuhur ettiğinde, yollar kesildiğinde, bazıları bağısına hücum ettiğinde, büyük küçüğe merhamet etmediği, büyüğe vakarlı davranmadığında Allah bu sırada onlardan adavetin kökünü kazıyarak dalalet kalelerini fethedecek ve evvelce benim ayakta tuttuğum gibi ahir zamanda dini ayakta tutacak, önceden zulümle dolu olan dünyayı adaletle dolduracak birini Hz. Mehdi'yi gönderecek.” (Celaleddin Suyuti’nin Tasnifinden Hadisler, Ahir Zaman Mehdisinin Alametleri, Ali Bin Hüsameddin El Muttaki, Sf. 11)
Yine bir başka hadiste şöyle buyuruyor: “Masum insanlar katl oluncaya kadar Mehdi çıkmayacak ve katliamlara yerde ve göktekiler artık tahammül edemez bir hale geldiğinde zuhur edecektir” buyurulmaktadır. (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, s. 37)
Peygamberimiz (sav)’in hadislerinde, Hz. Mehdi (as) gelmeden önce bazı Müslüman ülkelerde din ahlakından uzak, zalim ve acımasız karakterli kişilerin iktidarda olacağına işaret edilmektedir.
Gerçekten de bugün İslam dünyasının birçok ülkesinde yöneticiler Müslüman halka eziyet etmekte, baskıcı ve despot rejimleriyle insanları ezmektedirler. Bir kısmında ise ehil olmayan yöneticiler nedeniyle halk çeşitli belalara maruz kalmaktadır. Dünyanın pek çok yerinde Müslümanlar ülke yönetimindeki liderler tarafından baskı altına alınmakta, çeşitli zorluk ve sıkıntılara maruz bırakılmaktadırlar. Müslümanların dinlerini özgürce yaşamaları ve ibadetlerini yerine getirmeleri engellenmekte, ekonomik sıkıntılar yaşamı zorlaştırmaktadır.
Ahir zamanda savaşlarla, yoklukla, açlıkla, adaletsizliklerle, ahlaki çöküşle ve çeşitli salgın hastalıklarla iç içe yaşayan insanlar tüm olumsuzlukların ortadan kalkabileceğine dair inançlarını yitirirler. Müslümanlar arasında da pek çok kişi altın çağın başlayıp İslam ahlakının dünya üzerinde hakim olacağı yönündeki beklentilerini kaybeder ve fitnelerin artarak devam edeceğine inanırlar.
Oysa Peygamber Efendimiz (sav)’in müjdelediği gibi Altın Çağ, cennetin dünyadaki bir müjdesi Allah'ın müminlere bir lütfudur. Bolluğuyla, bereketiyle, insanlara sağlayacağı her türlü konforuyla ve huzur dolu ortamıyla her Müslümanın ulaşmak isteyeceği bu dönem, iman eden insanlar için dünya hayatında çok üstün bir mükafattır. Bu mübarek şehirde tüm kardeşlerimiz de tekrar böyle güzel bir dönemde yaşıyor olmanı müjdelememiz gerekmektedir.
Evet, A9 Televizyonu tarafından hazırlanıp-sunulan Mübarek Şehir İstanbul programımızın sonuna geldik. Herkese hayırlı akşamlar.