MÜBAREK ŞEHİR İSTANBUL - ERDEM ERTÜZÜN, ÇİNİLİ KÖŞK (19 AĞUSTOS 2011)
ERDEM ERTÜZÜN: Hayırlı akşamlar. A9 Televizyonu tarafından hazırlanıp-sunulan Mübarek Şehir İstanbul programımıza hoş geldiniz.
Bugünkü yayınımızı Çinili Köşk'ten gerçekleştiriyoruz. Hem bu güzel ve tarihi mekan hakkında bilgiler edineceğiz, hem de Allah'ın Müslümanlara en önemli emirlerinden biri olan İttihad-ı İslam üzerine konuşacağız, inşaAllah.
Çinili Köşk, Arkeoloji Müzesi karşısındaki iki katlı binadır. Fatih Sultan Mehmed'in Topkapı Sarayı'nda yaptırdığı ilk bina olma özelliğini taşır. 1472 Tarihli yazlık köşk, sütunlarla hareketlendirilmiş cephesi, eyvanlı terası ve kesme çini dekoru ile Selçuklu tesirindeki bir erken Osmanlı örneğidir.
Giriş duvarında uzun bir kitabe yer alır. Giriş bölümü üzeri kubbeli bir mekan olup, yanlarda tonozlu odalar yer alır. 13. Ve 19. Yüzyıl Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait seramik ve çiniler kronolojik sıralı sergilenmiştir. 16. Yüzyıl İznik yapımı çiniler müzenin önemli eserleridir.
Fatih Sultan Mehmet tarafından 1472 tarihinde yaptırılan köşk İstanbul'daki en eski Osmanlı sivil mimarlık örneklerinden biri. 1875 ve 1891 yılları arasında Müze-i Hümayun-İmparatorluk Müzesi olarak kullanılmıştır.
1953 Yılında Türk ve İslam eserlerinin sergilendiği Fatih Müzesi adı altında ziyarete açılmış, 1981 yılında konumu nedeniyle İstanbul Arkeoloji Müzeleri'ne devredilmesi uygun görülmüştür.
Evet sayın izleyicilerimiz, geçtiğimiz programlarda da üzerinde durduğunuz gibi İttihad-ı İslam yani tüm İslam aleminin birlik olması bulunduğumuz dönemin en aciliyetli konusudur.
Nitekim Büyük İslam Alimi Bediüzzaman Hazretleri de bu dönemin en büyük farz vazifesi diyerek İttihad-ı İslam için yani İslam aleminin birlik olması için gayret etmenin ve çalışmanın önemini belirtmiştir. Her Müslüman İslam aleminin birliği için elimden gelen tüm imkanları seferber etmeli, şevkle, azimle ve coşkuyla bu yolda çaba göstermeli, bu kutlu birliğin sağlanması için tüm Müslümanları da harekete geçirmelidir. Tüm Müslümanların İslam aleminin birleşmesi için gösterdiği azmi ve coşkuyu, sürekli yaşamaları, kimsenin kendilerini bu konuda gevşekliğe düşürmesine izin vermemeleri son derece önemli. Müslümanların birlik olması Allah'ın bir emridir ve Allah'ın dilemesiyle muhakkak gerçekleşecektir.
Bediüzzaman Hazretleri, Allah'ın Hz. Mehdi (as) vesilesiyle İslam aleminin zulmünü muhakkak dağıtacağını yani İslam Birliği’ni kurarak Müslümanların güç ve hakimiyet kazanacaklarını müjdelemiştir. Tabii bu güç insanlara iyilik, güzellik sunan hayır gücüdür. Bediüzzaman Hazretleri bu konuyu şöyle anlatıyor:
“Bir dakika zarfında Beyne-s Sema vel Arz alemine (yer ile gök arasındaki alemi) bulutlarla doldurup boşalttığı gibi bir saniyede denizin fırtınalarını teskin eder, (dindirir.) Ve bahar içinde bir saatte yaz mevsiminin numunesine, (örneğine) ve yazda bir saatte kış fırtınasını icat eden Kadir-i Zülcelal (her şeye muktedir olan Yüce Allah) Hz. Mehdi (as) ile de alem-i İslam'ın, (İslam aleminin) zulümatını,( zulüm devrini), karanlığını dağıtabilir. Ve vaat etmiştir, vaadini elbette yapacaktır.” (Mektubat, s. 425)
Allah'ın izniyle Hz. Mehdi (as)'ın manevi önderliğinde İslam alemi muhakkak birlik olacak. Müslümanlar kurşunla kaynatılmış binalar gibi saf bağlayacak. Allah yolunda birbirlerinin gerçek kardeşleri olarak hareket edecekler ve dünyanın dört bir yanında Kuran ahlakının yaşanmasına vesile olacaklardır. Bu birliğin vakti de Peygamberimiz (sav)’in hadislerinde üstadın ve büyük alimlerin açıklamalarında haber verildiği gibi Hicri 1400'ler yani içinde bulunduğumuz çağdır.
Üstad Said Nursi, Hutbe-i Şamiye'de İslam Birliği’ni şu şekilde tarif ediyor: “Tekraren söylüyorum ki İttihad-ı İslam, (İslam Birliği) hakikatinde, gerçeğinde olan İttihad-ı Muhammedi'nin, (Hz. Muhammed (sav)’e tabi olanların birliğinin) cihetü-l vahdeti (birlik yönü) tevhidi ilahidir. Allah'ın birliğine iman ve ondan başka ilah olmadığını tasdik etmektir. Peyman (büyük yemin) ve yemini de imandır. Müntesibine (intisap edenleri, girenleri), umum tüm müminlerdir. Nizamnamesi (tüzük metni), süneni ahmediyedir. (Peygamber (sav)’in sünnetidir). Kanunu, yasası, evamir, (emirleri, kanunları) ve nevahi-i şer’iedir. (Kuran ahlakında yasaklanan şeylerdir.) Bu ittihad (birlik) adetten, gelenekten, alışkanlıktan değil ibadettir.” (Hutbe-i Şamiye, Sâdâ-yı Hakikat, s. 94)
Bediüzzaman Hazretleri bu sözüyle Müslümanların hangi değerleri temel alarak birlik oluşturacaklarını açık ve net olarak tarif etmiştir. Bir olan Allah'a iman eden, Hz. Muhammed (sav)’e tabi olmuş, Kuran 'ı ve sünneti rehber edinmiş tüm Müslümanlar birbirlerinin kardeşidir ve birlik halinde hareket etmekle yükümlüdürler. Farklı ülkelerde yaşamaları, farklı ırklara mensup olmaları, farklı kültürleri olması, farklı anlayış ve uygulamalara sahip olmaları, kardeş olmalarına, birlik içinde olmalarına hiçbir şekilde engel olamaz. Tam tersine bu özelliklerin her biri Allah'ın yaratmasındaki bir güzellik, bir nimet, Müslümanlar için bir zenginliktir.
Ancak bu sözünde Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri çok önemli bir bilgiye daha dikkat çekiyor. Bu birlik gelenekten, alışkanlıktan kurulması gereken değil, farz olduğu için kurulması gereken bir birliktir. Müslümanlar bunu güzel bir temenni, iyi bir gelenek veya siyasi bir gereklilik gibi görmemeli, birlik olmanın farz olan bir ibadet olduğu gerçeğini unutmamalıdırlar.
Evet, A9 Televizyonu tarafından hazırlayıp sunduğumuz Mübarek Şehir İstanbul programımızın sonuna geldik. Herkese hayırlı akşamlar diliyoruz.