MÜBAREK ŞEHİR İSTANBUL - ERDEM ERTÜZÜN, NUSRETİYE CAMİİ (16 AĞUSTOS 2011)

ERDEM ERTÜZÜN: Hayırlı akşamlar, A9 Televizyonu tarafından hazırlanıp-sunulan Mübarek Şehir İstanbul programımıza hoş geldiniz.

Bugün canlı yayınımızı Nusretiye Camii'nden gerçekleştiriyoruz. İstanbul'un Tophane semtinde bulunan ve halk arasında genellikle Tophane Camii olarak bilinen bu güzel cami, 19. Yüzyılda inşa edilmiş Selatin Camilerden biridir. Bugünkü Nusretiye Camii'nin yerinde daha önce Arabacılar Kışlası Camii bulunuyordu. Ancak Arabacılar Kışlası Camii 1823'teki büyük Firuzağa yangınında tamamen kül oldu. Bunun üzerine yerine 2. Mahmut tarafından Nusretiye Camii yaptırıldı. Yapımı 3 yıl süren caminin açılışını da 2. Mahmut yaptı.

Sultan 2. Mahmut saltanat kayığıyla Tophane iskelesine çıkıp yere serilmiş değerli kumaşlarının üzerinde at sırtında ilerleyerek camiye geldi. Açılış töreninde Topçu birliklerini selamlayıp Yeniçeri'leri selamlamadığı görülen 2. Mahmud'un birkaç ay sonra Yeniçeri ocağını kaldırması üzerine Yeniçeri'lere karşı kazandığı zaferin anısına camiye Nusretiye denilmeye başlandığı söylenir.

1826'da ibadete açılan caminin mimarı Krikor Balyan'dır. Yapı, tarihi İstanbul'un sınırları dışında inşa edilmiş en büyük camilerden birisidir. Yapıldığı yıllarda İstanbul'da etkin olan ampir ve barok üslup açıkça görülür. Caminin yanı sıra aynı dönemde sebil, muvakkithane ve şadırvanı da yapılmıştır. Yeni bir askeri teşkilat kurmakta olan 2. Mahmut, caminin yapımını askeri binalarla birlikte başlamıştı. Bu nedenle vakıf binalarla değil, top dökümhanesinin önüne inşa edilen çeşitli askeri yapılarla çevrildi.

Tophane-i Amire ve Tophane kışlasıyla bir bütünlük gösteren cami, bu özelliğiyle eski külliyelerden ayrılır. Caminin açılışı nedeniyle de bir madalya yaptırılmıştır. Madalyanın ön yüzünde Tuğra, ay içinde Nişan-ı İftihar, arka yüzünde Camii Nusret 1247 yazısı bulunur.

Nusretiye Camii'nin açıldığı 8 Nisan 1826 günü gerçekleşen törene 2. Mahmut deniz yoluyla gelmiş. Kubbenin mahyaları örttüğünü fark etmişti. Bunun üzerine 14 Mayıs 1826'da minareler alt şerefelere kadar yıktırıldı ve üst şerefeler daha yükseğe aldırılarak baştan yapıldı.

Cami 1955-1958 arasında tamir gördü. 1956'da yol çalışması sırasında caddenin karşısında kalan sebil ve muvakkithane sökülerek caminin yanına aldırıldı. Cami 1980 ve 1982 arasında yeniden kısmen restore edildi.

Evet sevgili izleyenlerimiz, Nusretiye Camii hakkında bu kısa bilgilerden sonra geçmişte büyük medeniyetler kurmuş, tıpta, mimaride, astronomide çığırlar açmış İslam aleminin bugün çok önemli sorunları olduğunu değinerek devam edelim inşaAllah.

Somali'de yaşanan açlık şu anda dünyanın da Türkiye'nin de gündeminde ama İslam aleminin çok daha büyük sorunları var. Irak'ta, Afganistan'da, Doğu Türkistan'da, Patani'de, Moro'da, Filistin'de, Suriye'de özetle İslam aleminin her noktasında ayrı bir yangın var. Dünya'da ise Darwinizm, materyalizminin sebep olduğu ve körüklediği dev bir yangınla kavruluyor. Ve bu yangını söndürecek tek su da İttihad-ı İslam'ın sağlanması, sevgiye, dostluğa, gönül birliğine dayalı Türk-İslam Birliği’nin kurulması, acıların son bulması, Müslümanların müreffeh ve aydınlık bir güce kavuşması, ancak Allah'ın gösterdiği yola uymakla yani birlik olmakla mümkün.

Yapılan yardımlar milletimizin vefasının, fedakarlığının, üstün ahlakının birer tecellisi olarak çok kıymetli ve önemli. Ancak bu tarz yardımlarla İslam aleminin rahata kavuşmasının mümkün olmadığı da açık. Bu yardımlar Somali'de geçici bir süre için belli miktarda insanın rahatlamasını sağlayacaktır.

Peki, Afganistan'daki, Pakistan'daki, Doğu Türkistan'daki, Suriye'deki, Mısır'daki ve Filistin'deki kardeşlerimiz ne olacak?

Pek çok kimsenin adını bile bilmediği ülkelerde, bilinmeyen hapishanelerde haksız yere hapsedilen, işkenceye uğrayan kardeşlerimiz. Evlerinden zorla alınıp götürülen kız kardeşlerimiz. Sokakta zevk olsun diye üzerine ateş açılıp şehit edilen gençler. Toplama kamplarında köle gibi çalıştırılan insanlar. İşte yeryüzünde aciz bırakılmış, mağdur edilmiş kadınlar, çocuklar, yaşlılar ve tüm insanlar için Müslümanların bir an önce yapmaları gereken birlik olmaktır. Allah Kuran'da müminlere birlik olmalarını İnkara karşı imanda manen saf bağlamalarını, birbirlerini kardeşleri gibi görüp sevmelerini, birbirlerine karşı merhametli, affedici ve koruyucu olmalarını, dağılmaktan, ayrılmaktan ve parçalanmaktan şiddetle kaçınmalarını emretmiştir.

Bu birliğin yokluğu, Müslüman ülkeler arasındaki ayrılık ve dağınıklık, mazlum Müslüman halkları da savunmasız bırakmaktadır. Bu masum insanların sorumluluğu herkesten önce İslam dünyasının üzerindedir. Müslümanlar, Peygamberimiz (sav)’in Müslüman, “Müslümana zulmetmez ve onu tehlikede bırakmaz” sözünü hatırlarından çıkarmamalıdır. (Ebu Davud, Edeb 46, (4893); Tirmizi, Hudud 3, (1426); Buhari, Mezalim 3, İkrah 7; Müslim, Birr 58) 

Müslümanlar, birlikte hareket etmelerini engelleyen durumlar olduğunda şu sorular üzerinde düşünmelidirler; Bu konu, İslam ittifakını zedeleyecek kadar önemli mi? Üzerinde uzlaşılması mümkün olmayan bir konu mu? İnkarcı ideolojilere karşı fikri çalışma içinde olmak yerine Müslüman bir diğer toplulukla uğraşmak makul mü? Bu sorulara vicdanına başvurarak cevap veren herkes, sonu gelmeyen çekişmelerden uzak durmanın ve Müslümanlar arasındaki Kuran ahlakına dayalı bu ittifakı korumanın öncelikli olduğunu görür. Ayette şöyle buyruluyor, şeytandan Allah'a sığınırım:

 “Allah'ın ipine hepiniz sımsıkı sarılın. Dağılıp ayrılmayın ve Allah'ın sizin üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani siz düşmanlar idiniz? O kalplerinizin arasını uzdaştırıp-ısındırdı ve siz onun nimetiyle kardeşler olarak sabahladınız. Yine siz tam ateş çukurunun kıyısındayken oradan sizi kurtardı. Umulur ki hidayete erersiniz diye. Allah size ayetlerini böyle açıklar.” (Ali İmran Suresi, 103)

Allah emrediyor, “dağılıp ayrılmayın” diyor. Demek ki dağılmak, bölünmek haram. Birleşmek ise farz, inşaAllah. İki kardeşin arası ne kadar yakınsa Müslümanların tamamının da Şii, Vahabi, Caferi, Sünni hepsinin en az o kadar yakın dayanışma içinde birbirini o kadar seven bir tutum içerisinde olmaları farz.

Bir diğer ayette ise Cenab-ı Allah şöyle buyuruyor: ''İnkar edenler birbirlerinin velileridir. Eğer siz bunu yapmazsanız, birbirinize yardım etmez ve dost olmazsanız, yeryüzünde bir fitne ve büyük bir bozgunculuk, fesat olur." (Enfâl Suresi, 73)

İnkâr edenler, yani ateistler, Darwinistler, materyalistler, ateist masonlar, ateist siyonistler ittifak halinde hareket ediyorlar. Birbirlerini koruyorlar, destek oluyorlar. Müslümanların bunu yapmaması çok çok yanlış olur. Üstelik bunu yapmazsanız diyor Allah, yeryüzünde çok büyük karışıklık ve fitne olacağını belirtiyor Allah.

Bakın görüyorsunuz İslam aleminin şu anki durumunu. Irak, Filistin, Afganistan, Pakistan, Moro dünyanın dört bir yanında müthiş çile çekiyorlar. Sadece İslam alemi değil, herkes rahatsız. Terör belası var, anarşi var, kargaşa var ve ekonomik kriz var. Bunların hepsinin ortadan kalkması için müminlerin birbirinin dostu ve destekçisi olması şart, inşaAllah. O yüzden tüm İslam alemine çağrıda bulunuyoruz. Gelin Müslümanların arasını bulalım. Birbirinin camisinde namaz kılmayan, selamlaşmayan, birbirinin yazdığı kitabı okumayan, ufak bir fikir farklılığı nedeniyle kardeşine düşman kesilen Müslümanların arasını bulalım. Bu gibi yapay ayrımlar kalksın. Allah'ın evleri olan camiler, şu veya bu grubun, şu veya bu mezhebin değil, tüm Müslümanların mescidi olsun. Her Müslüman birbiriyle selamlatsın, birbiriyle sohbet etsin, birbirine şefkat göstersin. Cemaatsel veya kişisel uzlaşmazlıklar son bulsun. Ve tüm Müslümanlar el birliği yaparak tevazu ve anlayış içinde Allah'a daha çok yakınlaşmak, O'nun dinine daha çok hizmet etmek için çalışsınlar, inşaAllah.

Evet, A9 Televizyonu tarafından hazırlanıp-sunulan Mübarek Şehir İstanbul programımızın sonuna geldik. Herkese hayırlı akşamlar diliyoruz.