Müminlerin Allah'ın hoşnutluğunu kazanmış olmaları
"Resulullah'ın dilinden cennet 2" belgeselinden
MÜMİNLERİN ALLAH'IN HOŞNUTLUĞUNU KAZANMIŞ OLMALARI
Allah, cennette kendisinden razı olduğu kulları için sınırsız bir nimet sunmaktadır. Ancak iman eden müminler için her şeyin üzerinde olan Allah'ın hoşnutluğunu kazanabilmiş olmalarıdır. Müminler, dünyada mallarını, canlarını, sahip oldukları tüm imkanları Allah'a yakınlaşabilmek ve O'nun rızasını kazanabilmek için ortaya koymuş, tüm hayatlarını O'na almışlardır.
Cennette ise hayatlarının bu amacına ulaşmanın tarifsiz mutluluğunu yaşarlar. Bir ayette Allah'ın hoşnutluğunu kazanmanın ne kadar büyük bir nimet olduğu şöyle bildirilir:
“Allah, mümin erkeklere ve mümin kadınlara içinde ebedi kalmak üzere altından ırmaklar akan cennetler ve adın cennetlerinde güzel meskenler vaad etmiştir. Allah'tan olan hoşnutluk ise en büyüktür. İşte büyük kurtuluş ve mutluluk budur.” (Tevbe Suresi, 72)
Kuran'da müminlerin cennette her yönden hoşnut olacakları ise şu ayetle bildirilir:
“Rableri katında onların ödülleri, içinde ebedî kalıcılar olmak üzere altından ırmaklar akan adın cennetleridir. Allah, onlardan razı olmuştur, kendileri de ondan razı, hoşnut, memnun kalmışlardır. İşte bu, Rabbinden içi titreyerek korku duyan kimse içindir.” (Beyyine Suresi, 8)
Bir hadiste cennet ehlinin Allah'tan razı olduklarından şöyle bahsedilir:
''Ey Rabbimiz, Buyur emrine amadeyiz hayır senin elindedir'' derler. Rab Teala ‘razı oldunuz mu?’ diye sorar. Onlar: ‘Ey Rabbimiz, razı olmamak ne haddimize. Sen bize mahlukatından bir başkasına vermediğin nimetler verdin derler.’” (Buhari, Müslim, Tirmizi - Kütüb-i Sitte-14, s. 456-457/13)
Allah'ın hoşnutluğunu kazanmış olan cennet ehli, aynı zamanda Allah'a da yakınlaşmış olacaktır. Peygamber (sav)’in pek çok hadisinde cennetteki müminlerin Allah'tan bir lütuf olarak onun zatının bir tecellisini görebileceklerinden bahsedilir:
“‘Ey Allah'ın Resulü, Rabbimizi görecek miyiz?’ ‘Bulutsuz berrak bir mehtap gecesinde Ayı görmek için itişip kakışır mısınız?’ ‘Hayır.’ ‘Bulutsuz bir günde, güneşi görmek için, birbirinizi itip kakarak, birbirinize zahmet verir misiniz?’ ‘Hayır.’ ‘İşte, Rabbinizi de öyle zahmetsiz ve sıkıntısız, apaçık göreceksiniz.’” (Buhari, Müslim, Tirmizi – Büyük Hadis Külliyatı-5 s. 416/10133)
