"Resulullah'ın dilinden cennet 2" belgeselinden


CENNETTE İNSANIN HER İSTEDİĞİ GERÇEKLEŞECEKTİR

 

Cennette müminler için hazırlanan bir başka güzellik ise, istedikleri her şeyin olmasıdır. Allah, dünyada imtihanın bir gereği olarak her şeyi bir kanunla yaratmakta ve tüm olup bitenleri insan aklının kavrayabileceği makul sebep-sonuç ilişkileri içinde göstermektedir. Bundan dolayı insanlar bir meyve gördüklerinde bunun bir tohumdan gelişen ağacın zaman içinde verdiği meyve olduğundan şüphe duymazlar. Elbette ki Allah'ın kanununa göre dünyada meyvenin sebebi budur fakat unutmamak gerekir ki Allah bilediği takdirde tüm evreni sebeplerden bağımsızla yaratabilir.

Allah, dilediğini dilediği şekilde ve zamanda örneksiz olarak yaratan hiçbir şeye ihtiyaç duymayandır. Dolayısıyla Allah'ın yaratması içinde hiçbir sebebe, araca ihtiyaç yoktur. Dünyada her şeyin belli sebeplere, doğa kanunlarına bağlı olması insanları yanıltmamalıdır. Sebepleri de sonuçları da yaratan Allah'tır. Örneğin bir ağacın gölgesine baktığımızda bu gölgenin sebebinin güneş ışınlarının yansıma açısı olduğu bilgisine sahibizdir. Gölge, güneşin bir sonucudur. Fakat güneşi gölgeye sebep kılan Allah'tır. Bu durum ayetlerde şöyle bildirilmektedir:

“Rabbini görmedin mi, gölgeyi nasıl uzatıvermiştir? Eğer dilemiş olsaydı, onu durgun kılardı. Sonra biz güneşi ona bir delil kılmışızdır. Sonra da onu tutup, kendimize ağır ağır çekmişizdir.” (Furkan Suresi, 45-46)

Dünyada bu şekilde her şeyi sebep-sonuç ilişkisi içinde yaratması Allah'ın bir sanatıdır ve Rabbimizin bu tecellileri sonsuzdur. Allah her şeyi istediği anda, istediği şekilde yaratabilir veya dilediği her şekilde çevirebilir. Evreni yoktan var eden Allah, dilediği zamanda dünyada kavramaya çalıştığımız kanunları ve sebepleri kaldıracaktır. Salih Müslümanlar, cennette akıllarına gelen, hoşlarına giden her şeyi isteyebilecek, istemeleriyle birlikte Allah'ın izniyle bunlara anında sahip olacaklardır. Örneğin dünyada güzel bir yemek için emek ve zaman harcanması gerekir. Dünya şartlarında hiçbir girişimde bulunmadan daha aklından geçirdiği anda bu yiyecekleri önünde hazır olarak bulmak mümkün değildir. Ancak müminlere vaat edilen cennet ortamında satın alma, emek ve zaman harcama gibi pek çok sebep ve aşama ortadan kalkarak nimetler insanın en çok hoşuna gidecek şekilde sunulur. En doğrusunu Allah bilir.

Cennette Allah'ın dilemesiyle nefsin arzuladığı her şey mümkün olacaktır. Dolayısıyla insanların ancak hayal edebilecekleri ama dünyada gerçekleşemeyecek şeyleri yaşamaları da mümkün olabilir. Örneğin at üzerinde uçmak, dünya şartlarında imkan dahilinde değildir. Ancak hadislerde dikkat çekildiği gibi, bu da Allah'ın dilemesiyle cennette mümkündür. Bu konuda hadislerde verilen örneklerden bir kısmı şöyledir:

“Bir adam Resûlullah (sav)’e: ‘Cennette at var mı?’ diye sordu. (sav) de: ‘Allah Teâlâ Hazretleri, seni cennete koyduğu takdirde, kızıl yakuttan bir at üzerinde orada dolaşmak isteyecek olsan, o seni istediğin her yere uçuracaktır’ buyurdular. Bunun üzerine, diğer biri de: ‘Cennette deve var mı?’ diye sordu. Ama buna, (sav), öncekine söylediği gibi söylemedi. Şöyle buyurdular: ‘Eğer Allah seni cennete koyarsa, orada canının her çektiği, gözünün her hoşlandığı şey bulunacaktır.’” (Tirmizi, Kütüb-i Sitte-14, s. 431/14)

Bir başka hadiste ise, cennetteki nimet genişliği hakkında Peygamberimiz (sav) şöyle buyurur:

“Allah Teâlâ Hazretleri, ferman etti ki: ‘Ben, Azimuşşan, sâlih kullarım için, gözlerin görmediği, kulakların işitmediği ve insanın hayal ve hatırından hiç geçmeyen nîmetler hazırladım.’” (Buhari, Müslim, Tirmizi, Kütüb-i Sitte-14, s. 4419/1)

Hadiste bildirilen canının her çektiği, gözünün her hoşlandığı şey bizim dünyadaki ufkumuzla, hayal gücümüzle sınırlı değildir. Allah, Kuran'da cennet nimetlerinin zenginliğini şöyle bildirir:

“Orada nefislerinizin arzuladığı her şey sizindir ve istediğiniz her şey de sizindir.” (Fussilet Suresi, 31)

Cennet ehlinin dilediği nimeti elde etmesinin yanı sıra istediği gibi suret değiştirebileceği de hadislerde bildirilmiştir. İnsanlara yüzleri ve fizikleriyle ilgili tercih imkanı sunulsa kuşkusuz herkes kusursuz bir görünüşe sahip olmayı ister. Çünkü insanın ruhu güzellikten zevk alacak şekilde yaratılmıştır ve her zaman en kusursuz olanı en mükemmeli arar. Ne var ki insan aradığı kusursuz güzelliği dünyada tam olarak hiçbir zaman bulamaz. Bir kişi dünyanın en güzel insanı da olsa, kaçınılmaz olarak yaşadığı acizlikler, hastalıklar ve en önemlisi ölümlü olması onun bu güzelliğine gölge düşürür. Çünkü imtihanın bir gereği olarak dünyada hemen her şey eksik ve kusurlarla birlikte yaratılmıştır. Bu eksik ve kusurların insanların ahirete yönelmeleri ve cennet hayatını özlemeleri açısından çok büyük hayır ve hikmetleri vardır. İnsanın hoşuna giden kusursuzluğun ve güzelliğin gerçek yeri ise cennettir. Allah cennette kişiyi kusursuz güzellikte ve onun en hoşuna gidecek surette yaratacaktır. Üstelik bu güzellik tek bir suretle sınırlı değildir. Allah cennetteki kullarına istedikleri zaman istedikleri sureti seçebilecekleri bir imkan verecek, bu şekilde cennet ehli her istediğinde farklı bir güzelliğe sahip olabilecektir.

Peygamber (sav), müminlerin cennetteki çarşılarda beğendikleri surete girebileceklerini bir hadisinde şöyle haber verir:

“Cennette bir çarşı vardır. Ancak orada ne alış ne de satış vardır. Sadece erkek ve kadın suretleri vardır. Erkek, bunlardan bir suret arzu ederse, o surete girer.” (Tirmizi, Kütüb-i Sitte-14, s. 434/17)