"Savaşların perde arkası" belgeselinden.
Savaşların Perde Arkası - Giriş
20. yüzyıl dünya tarihinin en kanlı ve karanlık devri oldu. İnsanlık âlemi bu dönemde dünya savaşı kavramıyla tanıştı ve 1. ve 2. dünya savaşları geride toplam 65 milyon ölü bıraktı. Bu rakamın yaklaşık yarısı savaşta hiçbir ilgisi olmayan sivil insanlardı. Küçük çocuklar, savunmasız kadınlar ve yaşlılar hunharca katledildi. Peki dünya nasıl oldu da bu denli büyük bir cinnete sürüklenebildi? İnsanlar nasıl oldu da göz göre göre hem kendi milletlerini hem de diğerlerini kan deryasına attılar? Bu vahşetin felsefesi neydi? Bu film size işte bu önemli sorunun cevabını anlatacak.
Savaşın tarihi insanlığın tarihiyle neredeyse yaşıttır. Siyasi ya da ekonomik çıkar çatışmaları insanları birbiriyle tarih boyunca kavgalara sürükledi. Silahlarla birlikte ordular da gelişti ve savaşlar giderek daha büyük, daha kanlı hale geldi. Ancak 20. yüzyıla kadar savaşlar hemen her zaman cephe savaşı şeklinde gerçekleşirdi. İki ordunun askerleri bir cephe üzerinde karşı karşıya gelir ve savaş bu eksen üzerinde cereyan ederdi. Bu savaşlarda sadece askerler ölürdü. 20. yüzyılda ise yeni bir savaş türü ortaya çıktı. Artık hedefte sadece askerler değil, tüm insanlık vardı. Üstelik savaş, sadece birkaç ülkeyi değil, tüm dünyayı avucunun içine almıştı. Savaşlar, tarihin birçok döneminde toplumlara büyük acılar ve kayıplar yaşatmıştı. İnsanlığa gönderilmiş pek çok peygamber ve elçi, kavimlerini yeryüzünde karışıklık ve bozgunculuk çıkarmamaları için uyarmışlardı.
Şeytandan Allah'a sığınırım:
"Medyen'e de kardeşleri şu aybı gönderdik. Böylece dedi ki: ‘Ey kavmim! Allah'a kulluk edin ve ahiret gününü umut edin ve yeryüzünde bozguncular olarak karışıklık çıkarmayın.’'' (Ankebut Suresi, 36)
“Hani sizden birbirinizin kanını dökmeyin, birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayın diye misak almıştık. Sonra sizler bunu onaylamıştınız. Hâlâ şahitlik ediyorsunuz.” (Bakara Suresi, 84)