"Solunum sistemi" belgeselinden.
MUKUS VE SİLYA
Üst solunum yolları ve nefes borusu mukus denilen jel benzeri yapışkan bir sıvıyla kaplıdır. Mukus, solunum yollarını nemli tutar. Aynı zamanda akciğerlere ulaşabilecek zararlı maddeleri yakalar. Mukusun bir de yardımcısı vardı, Silyalar.
Hareketli birer itici olan silyalar, üzerine yabancı maddeler yapışmış olan mukusu yutağa doğru taşırlar. Burada, yutkunma refleksiyle birlikte yabancı maddeler yutulur ve mide asidi tarafından imha edilirler. Ya da bu yabancı maddeler öksürük yoluyla yutaktan dışarı atılırlar. Şiddetli bir öksürüğün hızı saatte 960 km'ye ulaşabilir. Bu da solunum sistemini korumak için ne kadar ciddi güvenlik önlemlerinin alındığının bir delilidir.
Burada üzerinde durulması gereken çok önemli bir nokta vardır. Nefes borusunda bulunan silyalar mukus tabakasını yukarı doğru taşırlar. Üst solunum yollarında bulunan silyalar da tam tersine aşağı doğru bir hareket yaparlar. Her iki bölgede de yabancı maddeler yutağa doğru taşınmaktadır. Her iki farklı bölgede bulunan milyarlarca silya hücresi yutağın nerede olduğunu adeta bilmektedir. Dikkat edilirse burada çok önemli bir mucize gerçekleşmektedir. Silyalar, gözleri, kulakları, beyinleri olmayan küçük hücrelerdir. Peki bu sağır, kör canlılar yutağın yerini nasıl bilebilirler? Milyarlarca silya hep birlikte aynı yöne doğru aynı hareketi yapmaktadır. Silyaların her birine hangi yöne doğru hareket yapmaları gerektiğini öğreten kimdir?
Silyalardan tek bir tanesini düşünelim. Silya canlı bir varlıktır. Dünyaya geldiği andan itibaren bütün yaşamı boyunca yaptığı tek bir iş vardır. Hiç dinlenmeden, isyan etmeden aynı işi yapar. Mukoza tabakasını yutağa doğru sürükler. Onlara bu görevi veren ise insanı en güzel surette yaratmış olan Yüce Allah'tır. Bu mucizevi hücreler, Allah'ın kendilerine verdiği görevi yerine getirir, akciğerlerinizi yabancı maddelerden korumak için gece gündüz hizmet ederler.
Silyaların yapıları yakından incelendiğinde, bu hücredeki mucizenin büyüklüğü daha iyi anlaşılır. Mikroskopla bakıldığında basit bir tüycük gibi görünen silya, aslında bir mühendislik ve tasarım harikasıdır ve evrim teorisini savunan çevrelerin hiçbir şekilde açıklayamadıkları bir kompleksliğe sahiptir. Dokuz farklı protein zinciri bir silindir oluşturacak şekilde bir araya gelmiştir. Ortada bulunan iki protein zinciri bu sistemin merkezi hareket dinamosudur. Protein zincirleri arasına yerleştirilen dynein ve nexin proteinleri, hareket için gerekli olan motorlardır. Ve silyalar, bilim adamlarının halen tam olarak çözemedikleri bu kompleks sistem sayesinde, saniyede 20 vuruş gibi yüksek bir hızla hareket ederler.
Silyaların bu tasarımı evrimle asla açıklanamaz. Çünkü sistem ancak tüm parçaları eksiksiz olduğunda çalışır. Kademe kademe gelişmiş, yani evrimleşmiş olması imkansızdır.
Unutulmaması gereken bir nokta daha vardır. Silyalar tek başlarına bir işe yaramazlar. İnsan hayatını korumak ve yabancı maddeleri durdurmak için mukus tabakasıyla birlikte çalışmaya ihtiyaçları vardır. Yakından incelendiğinde mukusun da bir tasarım harikası olduğu görülür.
Mukus salgısı oldukça incedir. Ekranda otuz santimlik bir cetvel görüyorsunuz. Şimdi bu cetvelin bir milimetrelik küçük bir parçasını inceleyelim. Şimdi bu milimi tam altı yüze bölelim. Milimetrenin altı yüzde biri insanın kafasında canlandıramayacağı kadar küçük bir rakam. İşte sağlığınızı koruyan mukus tabakasının kalınlığı da milimetrenin yalnızca altı yüzde biri kadardır. Dahası, bu kadar ince bir tabaka, kendi içinde iki farklı katmandan oluşmuştur. Alt yüzeyi oldukça kaygandır. Bu da silyaların, mukusu, belirli bir yöne doğru taşımalarını sağlar. Üst katmanı, yani güvenlik yüzeyi ise oldukça yapışkandır. Bu sayede, zararlı maddeleri kolaylıkla yakalayabilir. Bu iki tabaka birbirine karışmaz ve yer değiştirmez.
Sistem tasarımının mükemmelliğini daha iyi anlayabilmek için bir an tabakaların yer değiştirdiğini düşünelim. Yapışkan tabaka altta olsaydı silyalar hareket edemeyecek ve oldukları yere yapışıp kalacaklardı. Kaygan tabaka üstte olsaydı bu kez de tozlar ve bakteriler mukusa yapışmadan kolayca akciğerlere ulaşacaktı. Her iki ihtimalde de sistem hiçbir işe yaramayacak ve insan sonu ölümle sonuçlanan hastalıklara yakalanacaktı. İ
lk insan var olduğundan beri bu mekanizma kusursuz biçimde işler. Darwinistler ise bu sistemin tesadüfler sonucunda aşama aşama meydana geldiğini iddia ederler. Oysa bu imkansızdır. Çünkü biraz önce incelediğimiz gibi, sistemdeki en küçük bir aksaklık veya eksiklik, sistemin hiçbir işe yaramamasına neden olur. Bu da Darwinizmin geçersizliğinin önemli bir delilidir.
Sizin için gece gündüz hizmet eden silyalar, son derece özel bir tasarıma sahip olan mukus salgısı ve burnunuzun içindeki aerodinamik tasarım çok önemli bir gerçeği ispatlamaktadır. Sizi Allah yaratmıştır. Vücudunuzun her noktasında görülen sanat ve tasarım Allah'ın kudretinin bir delilidir. Bir Kuran ayetinde Allah şöyle buyurur:
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım:
“Sizleri biz yarattık, yine de tasdik etmeyecek misiniz?” (Vakıa Suresi, 57)