HARUN YAHYA
logo
HARUN YAHYA

  • Tüm Eserler
  • Kitaplar
  • Makaleler
  • Videolar
  • Görseller
  • Sesler
  • Alıntılar
  • Diğer

Adnan Oktar'ın Hayatı ve Eserleri
Harun YahyaAdnan Oktar'ın Hayatı ve Eserleri
Harun Yahya © 2025
  1. Videolar
  2. Ya Olmasaydı? 5 - Baykuşlar, Penguenler, Ayılar ve Rakunlar / Darıca H...

Ya Olmasaydı? 5 - Baykuşlar, Penguenler, Ayılar ve Rakunlar / Darıca Hayvanat Bahçesi

Harun Yahya
762
19 Temmuz, 2015
Ya Olmasaydı?
İman Hakikatleri ve Yaratılış Mucizesi

Ya Olmasaydı? 5 - Baykuşlar, Penguenler, Ayılar ve Rakunlar / Darıca Hayvanat Bahçesi

 

ÖMER TUZGU: Darıcı Hayvanat Bahçesi'ndeki gezimize devam ediyoruz. Burada görülecek, anlatılacak o kadar çok hayvan türü var ki mutlaka gelip-görün derim.

 

Bu bölümde süper uçuş teknikleriyle baykuşları, penguenleri, ayıları, rakunları ve daha pek çok hayvanı izleyeceksiniz. Ya olmasaydı başlıyor.

 

Evet şimdi de baykuşların kafeslerinin önüne geldik. Kafalarını neredeyse tam daire çevirmek baykuşların en büyük becerisidir. Allah baykuşları buna uygun yaratmıştır. Çünkü baykuşların gözleri göz uykularında sabittir. Diğer hayvanlar gibi gözlerini hareket ettiremezler. Ama bunun yerine başlarını 270 derece çevirebilirler. Harika bir yetenek değil mi? Tabii başlarını tam çevirebilmeleri için boyun ve damar yapıları da özel bir yaratılışa sahiptir. Mesela bizde 7 tane boyun kemiği varken onlarda 14 tane var. Bizim atar damarlarımız boynumuzun yan tarafındayken onlarınki omuriliğin hemen ön tarafında bulunuyor. Bu sayede kolaylıkla başlarını 270 dereceye kadar çevirebiliyorlar.

 

Baykuşların bir özelliği daha var ki takdire şayan. Uçuş sırasında hiç ses çıkartmamaları. Bu nedenle avlarına kendilerini hiç sezdirmeden ulaşabiliyorlar. Baykuşların tüm vücutları yumuşak ve ince tüylerle kaplı. Bu yumuşak ve ince tüyler doğal bir susturucu vazifesi görüyor. Ve bu nedenle baykuşlar uçarken kanatlarının pırpır sesi duyulmuyor. Bir baykuşun size yaklaştığını onu görmeden anlayamazsınız. İşte bu harika yaratılış bilim insanlarına ilham verdi ve bakın bu sayede hangi teknoloji geliştirildi.

 

Japon hızlı trenlerinde güvenlik en önemli konulardan birisidir. İkinci konu ise Japonya çevre standartlarına uyum. Japonya dünyadaki demiryolu işletmeleri içerisinde çevre standartlarını koruma açısından en titiz kurum. Japon Çevre Bakanlığı'nın düzenlemelerine göre yerleşim yerlerine 25 metre mesafeden geçen hızlı trenlerin gürültü seviyesi 75 desibel veya daha az olmalıdır. Kırmızı ışıkta duran arabaların yeşil ışık yandığı anda oluşturdukları kalkış sesinin seviyesi 80 desibeli geçer. Bu kıyaslama Shinkansen olarak adlandırılan hızlı trenin ne kadar sessiz olması gerektiğini ortaya koyuyor. Tren belli bir hıza ulaşana kadar çıkardığı sesin nedeni raylar üzerindeki hareketidir. Ancak hız, saatte 200 km'ye ulaştığında sesin asıl kaynağı trenin hava içindeki hareketiyle ortaya çıkan aerodinamik gürültü olur. Aerodinamik gürültünün oluşmasındaki bir numaralı etken ise tepedeki tellerden elektrik almak için kullanılan pantograflar veya akım toplayıcılardır. Normalde kullanılan dikdörtgen şekilli pantograflarla gürültüyü azaltamayacaklarını fark eden mühendisler, dikkatlerini hızlı ama sessiz hareket eden canlılar üzerinde topladılar. İşte tam da bu özelliklere sahip bir canlı var, baykuş.

 

Baykuş, tüm kuşlar içinde en sessiz uçuşu gerçekleştirir. Bu, baykuşun kanatlarındaki muhteşem yaratılış nedeniyle elde ettiği bir üstünlüktür. Baykuş, hızlı trenlerde oluşan aerodinamik sesi, kanatlarındaki kıvrımlı ve pürüzlü tüy yapısı sayesinde yok eder. Aerodinamik ses hava akımında meydana gelen girdaplarla oluşur. Girdaplar büyüdükçe ses de artar. Baykuş'un kanadındaki diğer kuşlarda görünmeyen pürüzlü çıkıntılar büyük girdaplar yerine küçük girdapları oluşturur. Bu sayede de baykuş son derece sessiz bir uçuş gerçekleştirir.

 

Peki, bilim insanları Allah'ın baykuşlarda yarattığı bu süper kanat yapısını hızlı trenlere nasıl uyguladılar dersiniz? Baykuşun düzensiz, pürüzlü tüylerine benzeyen kanat şeklinde pantograflar kullanarak. İşte bu nedenle Japon hızlı trenleri 25 metrelik mesafede kalabalık bir trafiktekinden çok daha az ses kirliliği oluşturuyor.

 

Kış uykusu deyince akla ilk gelen hayvanlardan biri mutlaka ayılar. Ayılar bütün kış boyunca aylarca süren kış uykusuna yatıyorlar ve neredeyse hiç hareket etmiyorlar. Fakat buna rağmen tekrar uyandıklarında ne kas güçlerinde ne de kemik yoğunluklarında önemli bir azalma olmuyor. Bu durumu bir insan için düşünürsek, mesela bir insan aylarca bir yatağa bağımlı yaşamak zorunda kalsa, aylar sonra kemiklerinin tamamen eriyip kraker kıvamına geleceği ve kolayca kırılabileceği biliniyor. Bilim adamları da ayılardaki bu üstün özelliği inceleyerek osteoporoz yani kemik erimesine karşı çözümler geliştiriyorlar.

 

Sıcak iklimde yaşayan penguenler de var. Arkamızdaki penguenler gibi bunlar sıcak iklim penguenleri. Şimdi Hayvanat Bahçesi yetkilisi Gökmen Bey'den penguenler hakkında kısaca bilgi alacağız.

 

GÖKMEN BEY: Şimdi bu penguenler Afrika'nın güneybatısında yaşıyor. Dünyada 17 tür penguen var. Bunların birçoğu sıcak iklimde yaşıyor diyebiliriz. En önemli özelliği gözlerinin etrafında gözlüğe benzer şöyle bir kırmızı şerit var. Her iki gözde de olduğu zaman birleşince gözlük gibi duruyor. O nedenle ismi gözlüklü penguen diye literatürde geçiyor. En önemli özelliği göğüslerinde noktalar var. Aynı bir insanın parmak izi gibi onların her birini ayırt etmemizi sağlıyor. Neden? Çünkü her birinde farklı sayıda ya da noktalar farklı bir yerinde oluyor. O nedenle rahatlıkla ayırt edebileceğimiz canlı ama en çok zorlandığımız nokta cinsiyet belirlemede oluyor. Çünkü cinsiyetini belirlemek için Endoskopi yöntemini kullanamıyoruz. Diğer kuşlarda kullandığımız gibi yapamıyoruz. Çünkü kalın bir derisi var. Ufak bir kesit açsak ölebilirler. O nedenle üreme dönemini bekliyoruz. Üreme dönemi de çok ilginç bir canlı. Tam bir aile iş bölümü var. İşte anne kuluçkaya yattığı zaman baba şuradaki küçük gözlere yatıyor anne kuluçkaya. Baba da kapıda hali hazır bir şekilde bekliyor. Anne ne isterse harfiyen yerine getiriyor. O nedenle yuvanın içinde kuluçkada olanı dişi olarak belirliyoruz. Kapıda bekleyeni de erkek olarak belirliyoruz.

 

ÖMER TUZGU: Bunlar tabii soğuk iklimde yaşayamıyorlar değil mi? Sıcak iklime göre yaratılmışlar.

 

GÖKMEN BEY: Bunlar soğuk iklimde yaşayamaz, sıcak iklimde yaşıyorlar. Ama hayvanat bahçesinde doğup büyüdüğü için doğal yaşamında yaşadığı sıcaklığı bulamazsa bile biraz daha düşük sıcaklıkta yaşayabilir. Çünkü alışkanlıkları var.

 

ÖMER TUZGU: Annenin gebeliğinde erkeğin vazifelerinden bahsettiniz. Bunu aslında soğuk iklimde yaşayan penguenlerde de görmüştük. Aylarca annenin bıraktığı yumurtayı erkek penguen ayaklarının üzerinde bekletiyor. Anne beslenmeye gidiyor, avlanmaya gidiyor, aylar sonra geri dönüyor. Böyle bir şey soğuk iklimde yaşayan penguenlerde de vardı.

 

GÖKMEN BEY: Evet, benzeşiyor. Sıcak iklimde de erkek soğuk iklimdeki gibi kuluçkaya yatmasa bile kapıda bekleyip annenin her dediğini yapıyor. Yani günde de iki defa besleniyorlar. Mezgit yiyorlar yoğun olarak. Yemeğe, beslenme sırasında hep anneye yardımcı oluyor. Anne o anda kuluçkada yavrusunu dünyaya getirmeye hazırlanırken.

 

ÖMER TUZGU: Çok büyük fedakarlık gösteriyorlar. Şaşılacak bir şey.

 

GÖKMEN BEY: Evet, yani doğada böyle örnekler var.

 

ÖMER TUZGU: Şimdi rakunların kafesine geldik. Beslenme saatleri çok acıkmışlar.

Rakunların bir özelliği var. Gıdaların çoğunu suya batırıp yiyorlar. Yani adeta yıkıyorlar. Dalından meyveyi koparıp suya batırıp yıkayıp ondan sonra yiyor.

 

Neredeyse tavayla beraber alacak.

 

Şimdi tavus kuşu kafesinin önündeyiz. Hayvanlar aleminin belki de en süslü, en güzel hayvanı. Gerçekten mükemmel bir görünüme sahip. Evrim teorisinin kurucusu Darwin tavus kuşu için ne diyor biliyor musunuz? Darwin tavus kuşuna baktığında kendi teorisindeki tutarsızlıkları fark ediyor ve arkadaşına yazdığı bir mektubunda öncelikle “gözü düşünmek çoğu zaman beni teorimden soğuttu” diyor ve ardından ekliyor: “Bir tavus kuşunun tüylerini görmek beni neredeyse hasta ediyor.”

 

 Evet, Darwin hasta olmakta çok haklı. Bu muhteşem güzellik, bu muhteşem yaratılış evrim teorisinin tesadüf iddiasıyla asla açıklanamaz. 10 bin yıl, 1 milyon yıl, 1 milyar yıl bekleyin böyle bir güzelliğin kendi kendine tesadüfen oluşması matematiksel olarak im-kan-sız.

Zürafalar kara hayvanları içinde yaklaşık 5 metrelik boylarıyla en uzun boylu olanları. Vücutlarının en uzun yerleri de boyunları. Yaklaşık 2 metre boyunda boyunları var. Boyunlarının uzunluğu yaklaşık 2 metre. Yani kalplerinden pompalanan kan beynine ulaşması için 2 metrelik yol almak zorunda. Buna uygun olarak da kalpleri üstün bir yaratılışa sahip. Yaklaşık 60 cm genişliğinde ve 12 kilo ağırlığında. Gördüğünüz gibi aynı kafes içinde birden fazla hayvan var. Aynı iklimi yaşayan hayvanlar aynı kafeste barındırılıyor bu hayvanat bahçesinde. Ayrıca bir bilgi daha; Zürafalar boynuzlu doğan tek hayvan. Doğduğundan itibaren boynuzları var.

 

Normalde zürafanın güçlü kalbinden pompalanan kan başını su içmek için eğdiğinde beynindeki damarları patlatması gerekirdi ama böyle olmaz. Çünkü zürafanın damarlarında basıncın kontrollü bir şekilde akmasını sağlayan kapakçıklar bulunuyor. Bilim insanları zürafalardaki bu kontrollü basınç sistemini jet pilotlarının kıyafetlerine uyguladılar. Şimdi bununla ilgili bir videomuz var. Bunun detaylarını izleyelim, devam edeceğiz.

 

Jet pilotları günümüzde teknolojinin yardımıyla yüksek irtifada sorunsuz olarak uçuş yapabiliyorlar. Ancak hala bir takım kritik nedenlerden dolayı kendilerini sınırlamak zorundalar. Örneğin yer çekimi. Jet pilotları uçuş esnasında çok yüksek hızda dalış ve dönüşler yaptıkları için yer çekiminin gücü daha da artıyor. Bu artış üst limite çıkarsa kan vücuttan ve beyinden çekiliyor. Bu da pilotlarda şuur kaybına neden oluyor. Günümüzde pilotların çok uç manevralar yapabilecek jetleri var. Ancak vücudun savunma sistemi bu tehlikeye izin vermeyecek şekilde önlem alıyor. İşte bilim insanları jet pilotlarının bu tehlikeli durumla karşı karşıya kalmaması için zürafaların damar yapısını taklit ederek bilgisi geliştirdiler.

 

Peki zürafaların nasıl bir damar yapısı var?

 

Dikkat ederseniz 4 ila 6 metre boyundaki zürafaların beslenmeleri, su içmeleri teknik açıdan oldukça zor görünmesine rağmen yaratılışlarındaki muhteşem fiziki işleyiş sayesinde herhangi bir sorun oluşmuyor. Zürafaların beyinlerine giden kan basıncı boyunlarının uzunluğu nedeniyle insanlara göre iki kat daha fazla. Çünkü iki ila üç metre yüksekliğe kalbin kan pompalayabilmesi için oldukça yüksek bir basınç gerekiyor. Zürafa su içmek için bu kez başını aşağı indirdiğinde başı kalbinden daha aşağıda olur. Bu da kan basıncının zürafanın yaşamını tehlikeye sokacak derecede yüksek olmasına neden olur. Ancak zürafaların kan damarları bu ani basınç değişikliklerinden hiç etkilenmezler. Bunun sebebi kan damarlarındaki akıllı yaratılıştır.

 

Yapılan deneylerde ani hareketler esnasında zürafaların boyunlarındaki kan damarlarının kasıldığı ve damarların içinde yer alan küçük emniyet kapakçıklarının kapanmasıyla kanın beyne kontrollü bir basınçla ulaştığı keşfedildi. Bilim insanları zürafaların damar yapısındaki bu akıllı yaratılışı uçuş esnasında şiddetli basınca maruz kalan jet pilotlarının kıyafetlerine uyarladılar. Jet pilotlarının uçuşu esnasında yer çekimi kademeli olarak artar. 2G kuvvetinde pilot nefes almakta güçlük çeker. 3G'de görme bozukluğu başlar, renkleri ayırt edemez. 4 ya da 5G'ye çıktığında ise artık şuur kaybı ve bayılma gerçekleşir. Bu ciddi risklere karşı önlem alabilmek için bilim insanları, zürafaların damarlarındaki emniyet kapakçıklarını pilot giysilerine uyarladılar. Bu giysi sistemik kasılma hareketi yaparak pilotun vücudunda aşağıdan yukarıya doğru masaj etkisi oluşturuyor. Böylece normal koşullarda 4 ila 5G kuvvetinde şuur kaybı yaşayan pilotlar 9G kuvvetine dayanabilecek hale geliyorlar. Hayvanlardaki harika yaratılışın detayları incelendikçe teknolojinin gelişimine katkı da aynı oranda artıyor.

 

Kimi zaman sevimlilikleri, kimi zaman güzellikleri, kimi zaman da uyanıklıklarıyla dünyanın bir süsü olan hayvanlar olmasaydı hem zevk olarak birçok güzellikten mahrum kalırdık hem de doğadaki bu muhteşem denge olmazdı. Kuş sesinin hiç olmadığı, kelebeklerin hiç uçmadığı, kedilerin köpeklerin sokaklarda dolaşmadığı bir dünyaya uyanmak ne kadar sıkıcı, ne kadar eksik olurdu. Allah iyi ki dünyada çeşit çeşit hayvanlar yaratmış, iyi ki varlar ve onları sevme imkanımız var.

 

Evet, bu haftada programımızın sonuna geldik. Ama unutmayın bizi ekranda gördüğünüz Facebook ve Twitter adreslerinden de takip edebilir ve önceki bölümleri dilediğiniz zaman seyredebilirsiniz. Haftaya yeni bir bölümde görüşmek üzere, hoşça kalın.

Tam hayvanat bahçesinden ayrılırken kafesinden firar etmiş bir leylekle karşılaştık. Yetkililer henüz farkına varmamış olmalılar ki böyle rahat rahat ortalıkta gezinebiliyor.


 

PAYLAŞ
logo
logo
logo
logo
logo
İNDİRMELER
mp3
mp4
youtube
Baykuş
Hayvanlar Alemi
Penguen
Rakun