Kuran’da “geçici yurt“ ve “deneme yeri” olarak adlandırılan dünya hayatı, bu tanıma uygun olarak Rabbimizin takdir ettiği imtihanlarla doludur. İnsanlar hastalık ve ekonomik zorlukların yanında iftira, tuzak, hapis gibi olaylarla da denenebilir. Üstelik bu sıkıntı ve zorluk anları, insanın hiç karşılaşmayı ummadığı zamanlarda ortaya çıkıp çok uzun bir dönemi de kapsayabilir. Öte yandan insan zenginken fakirleşebilir, başarılı olduğu bir konuda ummadığı bir başarısızlıkla karşılaşabilir, sevdiği bir insanı yitirebilir ya da sakat da kalabilir.
Ancak unutulmaması gereken yukarda bir kısmını saydığımız tüm bu zorlukların arkasında müminler için büyük bir sır ve mükafat olduğudur. O da dünya hayatının bir deneme yeri olduğunu unutmayan ve bu denemelere sabreden müminlerin sonsuz cennetle mükafatlandırılacağıdır.


Bu zorluk anlarında yapılması gereken en önemli şey, Allah’a sığınmak, O’nun merhametine ve sonsuz adaletine güvenmektir. Çünkü bu dönemleri fırsat bilen şeytan daha da yaklaşarak müminlerin kalbinde farklı yöntemlerle tuzaklar kurmaya çalışır.  Bu tuzakların en bilineni de imtihan olan kişiyi Allah hakkında şüpheye düşürerek, Allah’ın varlığı ve gücünü perdelemeye çalışmasıdır. Allah, zorluk anlarında meydana gelen bu durumu Kur’an’da şu şekilde bildirmektedir:


                  “Hani onlar, size hem üstünüzden hem alt tarafınızdan gelmişlerdi; gözler kaymış, yürekler hançereye gelip dayanmıştı ve siz Allah hakkında  (birtakım) zanlarda bulunuyordunuz. (Ahzab Suresi,10)

Öte yandan müminler için bu zorluk zamanlarında Allah’a yönelmek, Allah’ı çok daha fazla anıp, yakınlaşmaya çalışmak şeytanın bu tuzağını bertaraf etmenin en etkili yoludur. Rabbimiz  Kur’an’da bu sırrı şu şekilde açıklamıştır:


                  “ Eğer sana şeytandan yana bir kışkırtma (vesvese) gelirse, hemen Allah'a sığın. Çünkü O, işitendir, bilendir. (A’raf Suresi, 200)

Allah’ın Adaleti ve Dünya Hayatındaki Tecellisi

 

İnsanların, imtihanın zahiren yoğunlaştığı bu gibi durumlarda vesvese ve karamsarlığa düşmesinin sebeplerinden birisi de yaşadığı sorunları ve zorlukları hak etmediğini yani haksızlığa uğradığını zannetmesidir. Örneğin Allah yolunda çaba gösterirken iftiraya maruz kalıp haksız şekilde baskılara maruz kalmış hatta cezaevine girmiş bile olabilir. Böyle bir anda kaderi unutup sebeplere takılarak ‘keşke’ mantığıyla hareket etmek gücü kıracağı gibi zafiyetten başka bir şey getirmeyecektir. Eğer imtihan olarak bir tuzak söz konusu ise bu tuzağı kaldıracak olan Allah’tır. Ayrıca bir mümin bilir ki tuzak diye gördüğü imtihanı en ince ayrıntısına kadar planlayan ve gerçekleştiren Allah’tır. Ancak daha önemlisi ve unutulmaması gereken ise bu imtihanda mümin için hayır ve hikmetler olduğudur. Ayrıca o kişinin hayrına olan bu durum sadece Allah’ın takdir ettiği gün ve saatte bozulacaktır. Hz. Yusuf’un iftira karşısında haksız yere zindana konulduğunda gösterdiği tevekkül ve Allah’a yönelmekten vazgeçmemesi müminlerin için güzel bir örnektir. Tuzakları Allah’tan bağımsız bir durum olarak görmek ve o tuzağın çözümü için Allah’tan başkasından çare beklemek ise Kur’an ahlakına uygun olmayan yanlış bir beklentidir. Hiçbir zaman zorlukların kişinin ahiretini kazanması için Allah tarafından özel yaratıldığını, Allah’ın kimseye kaldıracağından fazla yük yüklemeyeceğini ve kullarına asla zulmetmeyeceğini unutmamak gerekir. Kur’an’da bu durum şu şekilde bildirilmektedir:


“Hiç kimseye güç yetireceğinden fazlasını yüklemeyiz; elimizde hakkı söylemekte olan bir kitap vardır ve onlar hiçbir haksızlığa uğratılmazlar. (Mü’minûn Suresi, 62)

 

Ahireti Gaye Edinmenin Karşılığı Müminin Temel Vasfıdır


Yukarda belirttiğimiz gibi dünya hayatı geçicidir ve imtihanlarla dolu bir yerdir. Zorluklar,  hastalıklar ve musibetler bu hayatın ayrılmaz bir parçasıdır. Ancak Rabbimiz, müminlerin bu imtihanlara sabretmesinin ve gösterdiği çabanın sonucunun mükafat olduğunu ve karşılıksız kalmayıp mükafatlandıracağını Kur’an’da açıkça bildirmektedir,


                  “Kim zerre kadar hayır işlerse, onu görür.” (Zilzal Suresi, 7)

Bir başka ayette ise:


                  “Şüphesiz ki Allah, bir hurma çekirdeğindeki ince bir iplik kadar bile olsa kimseye      zulmetmez. Eğer yapılan bir iyilikse, onu kat kat artırır ve kendi katından büyük bir    mükâfat verir.” (Nisa Suresi, 40)

Ayetlerden de anlaşılacağı gibi Allah kullarının büyük küçük ayırt etmeden her çabasını, her fedakârlığını eksiksiz olarak kaydettiğini ve karşılığını mutlaka vereceğini bildirmesinin yanında ayrıca dünya hayatında karşılaşılan zorlukların, Allah katında ecir ve mükâfat vesilesi olduğunu bildirmektedir.

 


Şüphe ve Karamsarlığın Tehlikeli Sonuçları


İnsanın zorluk zamanlarında sürekli yersiz şekilde vesveselere kulak verip onların peşinden ve Allah’ın adaletinden ve rahmetinden şüpheye düşerse, imtihanı daha da zorlaşır. Çünkü vesvese ve şüphe, insanı iman kaybına kadar sürükleyebilecek tehlikeli bir duygulardır. Bu nedenle, imtihanın zahiren yoğunlaştığı dönemlerde Allah’a olan güveni ve teslimiyeti daima güçlü tutmak aynı zamanda vesveselerin peşinde gitmeden Allah’a daha da yakınlaşmak için yollar aramak önemlidir. Kur’an’da Allah’ın vaat ettiği yardım ve rahmetinin yakın olduğu müjdesi şu şekilde bildirilmektedir; “Allah, müminlerin velisidir. Onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır.” (Bakara Suresi, 257)


Allah’ı Gereği Gibi Tanımak Mümine Güç Verir


Şeytanın yaklaşmak için fırsat gördüğü bu dönemlerden sakınmak için Allah’ı, gücünü, kudretini, merhametini, adaletini ve olayları hikmetleri ile derinlemesine düşünmekle mümkündür. Mümin, Allah’ın her an kendisiyle beraber olduğunu, dualarını işittiğini, her zorluğun ardından kolaylık yaratacağını unutmaz. Kur’an’da Rabbimiz şöyle buyurur:


                  “Kim Allah’tan korkarsa, Allah ona bir çıkış yolu ihsan eder ve ona ummadığı yerden rızık verir. Kim Allah’a tevekkül ederse, O ona yeter.” (Talak Suresi, 2-3)

Sonuç: Mümin Her Zorlukta Allah’a Yönelip ve Sabreder


Sonuç olarak, bir müminin Kur’an ahlakın gereği imtihanların zorluğu, şiddeti ne olursa olsun karamsarlığa ve şüpheye kapılmaması, Allah’ın adaletine, rahmetine merhametine güvenerek imtihanlardaki hikmetleri düşünmesi, o dönemlerin çok kıymetli olan ecrini alması gerekir. Her vesvese anında Allah’a sığınmak, O’na dua etmek ve zorluklara sabretmek, müminin kalbini huzur ve güvenle doldurur. Ve Mümin, Allah’ın yardımıyla her türlü zorluğun üstesinden gelebileceğini bilir ve asla ümitsizliğe kapılmaz. Çünkü Allah’ın vaadi haktır ve O, adil olandır ve kullarını seven ve  zulmetmeyendir.