Kur’an’da Hz. Mehdi’nin ismi açıkça zikredilmemekle birlikte, bazı ayetlerde yer alan ifadeler Mehdiyete işaret eden anlamlar yönünden ele alınmaktadır. Bu makalede Bakara Suresi’nin 30, 31, 32, 33 ve 38. ayetleri başta olmak üzere, Âl-i İmran Suresi’nin 81. ve Ahzab Suresi’nin 7. ayetleri bu bakış açısıyla incelenmektedir. Ayetlerdeki “halife”, “isimler”, “gayb”, “hidayet” ve “kesin söz” ifadeleri; hadisler ve önceki kutsal metinlerde bildirilen barış, adalet ve güven dönemiyle birlikte değerlendirilmektedir.

Bakara Suresi 30. Ayette Hz. Mehdi’ye İşaretler

Hani Rabbin meleklere: "MUHAKKAK BEN, YERYÜZÜNDE BİR HALİFE VAR EDECEĞİM" demişti. Onlar da: "Biz Seni şükrünle yüceltir ve (sürekli) takdis ederken, orada bozgunculuk çıkaracak ve kanlar akıtacak kimse mi var edeceksin?" dediler. (Allah:) "ŞÜPHESİZ SİZİN BİLMEDİĞİNİZİ BEN BİLİRİM" dedi. (Bakara Suresi, 30)

Yukarıdaki ayet, çeşitli tefsirciler tarafından genellikle, Hz. Adem'in yaratılışı ile ilişkilendirilmiştir. Ancak ayetteki çeşitli delillere baktığımızda, burada Hz. Mehdi'nin zuhurunun haber verildiği açıkça anlaşılabilmektedir.

 

Yeryüzünde Bir Halife Tayin Edilmesi

Öncelikle ayette geçen "MUHAKKAK BEN, YERYÜZÜNDE BİR HALİFE VAR EDECEĞİM" ifadesinde, "yaratacağım" anlamına gelen خالق (hâlık) ifadesi geçmemektedir. Bunun yerine جَاعِلٌ (câil) kelimesi kullanılmaktadır. Bu kelime, جعل (ca‘ale) fiilinden gelir ve anlamı "kılmak, bir şeyi bir konuma getirmek, tayin etmek" şeklindedir. Ayette kullanılan جَاعِلٌ (câil) kelimesine bakıldığında, Yüce Allah'ın, yeryüzünde bir halife yaratacağını bildirmediği, yeryüzünde bir halife TAYİN EDECEĞİNİ bildirdiği görülmektedir. Bu kişi, yaratılmış olan ve insanların kurtuluşu için halife TAYİN EDİLEN bir kişi olacaktır.

Bozgunculuk ve Kan Dökülmesi Sorusu

Bu açıklamalardan anlaşıldığı gibi, ayette, BİR HALİFENİN TAYİN EDİLECEĞİ ve onun, FESAT ÇIKARAN VE KAN DÖKEN TOPLULUĞUN İÇİNDEN ÇIKACAĞI anlaşılmaktadır. Anlamın zaten bu şekilde olması, Adetullaha (Allah'ın tayin ettiği İlahi yasalara) da uygun olandır; çünkü halife, fesat çıkaran insan topluluğa Allah tarafından "DOĞRUYU GETİRİCİ VE DÜZEN SAĞLAYICI" olarak gönderilen kişidir.


Ancak burada önemli bir fark vardır. Bu ayette, KANI DURDURACAK VE YERYÜZÜNE ADALET GETİRECEK OLAN HZ. MEHDİ'DEN BAHSEDİLMEKTEDİR. O ana kadarki tüm halifeler döneminde mutlaka kan dökülmüştür. Ancak sadece Mehdi dönemi, KANIN DURACAĞI dönem olacaktır. Allah, ayetin devamındaki "Şüphesiz sizin bilmediğinizi Ben bilirim" ifadesiyle, MELEKLERİN BİLMEDİĞİ bir durumdan bahsetmekte, kanın akmayacağı, bilakis duracağı Hz. Mehdi dönemine işaret etmektedir.

Sizin Bilmediğinizi Ben Bilirim

Ayette, melekler, “Orada bozgunculuk yapacak ve kan dökecek kimseleri mi var edeceksin?” ifadesiyle, aslında BİLDİKLERİ ve geçmişte çok defa ŞAHİT OLDUKLARI bir gerçekten bahsetmektedirler. Bu durum, ayette bahsedilen halifenin Hz. Adem OLMADIĞINI da ortaya koymaktadır. Melekler, o zamana kadar bütün peygamberlere karşı saldırıların olduğunu ve peygamberlerin de bunlara karşılık vermek zorunda kaldıklarını, dolayısıyla peygamberlerin dönemlerinde SAVAŞLARIN gerçekleştiğini, peygamberleri engellemek için FESATÇILARIN sürekli eylem halinde olduklarını bilmektedirler.


Peygamberlerin dönemlerinde, İKİ ŞEKİLDE kan dökülmüştü.


Birincisinde, inkarcıların ve fesatçıların saldırıları gerçekleşmiş, söz konusu inkarcılar savaş istemiş ve Peygamberler de onlara karşı kendilerini ve topluluklarını SAVUNMAK zorunda kalmışlardı.


İkincisinde ise, Peygamberlerin vefatlarından SONRA kan dökülmüş; mezhep farklılıkları, fikir ayrılıkları ve siyasi nedenlerden dolayı insanların büyük kısmı birbirine düşmüştü. Bu durum, sadece Müslüman topluluklarda değil, Hristiyan topluluklarda da kendini göstermişti.


Ancak her iki durumda da DÖKÜLEN KANLARIN SEBEBİ HİÇBİR ZAMAN PEYGAMBERLER OLMAMIŞTI.


İşte tüm bu sebeplerle melekler, geçmişteki örneklere bakarak, bir halife tayin edildiğinde, onun etrafında çok iyi, dürüst, değerli insanlar olacağı gibi ayrıca kötülükler saçacak, onun yolunu kesmeye ve onu engellemeye çalışacak, kan dökecek fesatçıların da mutlaka var olacağının farkındadırlar. Dolayısıyla MELEKLER, YAŞANMIŞ OLAN KADERİN BİLGİSİYLE KONUŞMAKTADIRLAR.


Melekler, insanı, sürekli olarak kan döken ve bozgunculuk çıkaran vasıflarıyla bilmektedirler. Bu nedenle bir halife gönderildiğinde, ona karşı insanların zorluk çıkaracaklarını ve bir bozgunculuk ortamının oluşacağını düşünmekte ve bunu hayretle karşılamaktadırlar.


İnsanın bu vasfı Kur'an'da da işaret edilmiş bir gerçektir. Allah ayetinde, insanın, "zalim ve cahil" olarak yaratıldığını belirtmektedir.

Gerçek şu ki, Biz emanetleri göklere, yere ve dağlara sunduk da onlar bunu yüklenmekten kaçındılar ve ondan korkuya kapıldılar; onu insan yüklendi. ÇÜNKÜ O, ÇOK ZALİM, ÇOK CAHİLDİR. (Ahzab Suresi, 72)

Allah ise, meleklerin bu şaşkınlığı karşısında, onlara şu şekilde cevap vermektedir: "Şüphesiz sizin bilmediğinizi Ben bilirim".


Belli ki Allah, meleklere, DAHA ÖNCE BİLMEDİKLERİ bir şeyden bahsetmektedir. Allah, Hz. Mehdi'yi göndereceğini, daha önce meleklere de BİLDİRMEMİŞTİR. Buradaki ifade ile Allah, meleklerine, daha önce bilmedikleri bir haberi vermekte, onlara bir MÜJDESİ olduğunu açıklamaktadır. Bu müjde, yeryüzüne KANI DURDURACAK BİR HALİFENİN, yani MEHDİNİN gelişinin müjdesidir.


Hz. Mehdi'nin zuhuru ile, diğer peygamberlerin döneminden daha farklı bir ortam oluşacaktır. Diğer Peygamberlerin dönemlerinden farklı olarak, Hz. Mehdi'nin zuhurundan vefatına kadar olan dönemde YERYÜZÜNDE HEP İYİLER BULUNACAKTIR. KÖTÜLÜK KALMAYACAK, KÖTÜLER VAR OLMAYACAKTIR. Hz. Mehdi dönemi, aşağıda hadislerde, Tevrat ve İncil'deki sözlerde belirtildiği gibi, KANIN TAMAMEN DURACAĞI, İNSANLARIN BURUNLARININ DAHİ KANAMAYACAĞI BİR BARIŞ VE KURTULUŞ DÖNEMİ olacaktır.


Ahir zamanda HZ. MEHDİ'NİN ZUHURU, İŞTE BÖYLESİNE BÜYÜK BİR OLAYDIR. Allah, bu büyük müjdeyi, meleklerinden bile gizli tutmuş, bu güzellikle doğal olarak karşılaşmalarını istemiştir.

Kötülük ve Adaletsizlikle Dolu Dünyaya Barışın Gelmesi

İnsanların fesadın en büyüğünü yaşadıkları bir dönemde Allah, KURTARICI, KANI DURDURUCU Mehdisini zuhur ettirecektir. Hz. Mehdi, bozgunculuk içinde olan ve kan döken bir topluluk içine gönderilecektir. Hz. Mehdi'nin zuhurunun ardından yeryüzü, tamamen değişecek, KAN AKITILMAYACAK, KÖTÜLÜK ORTADAN KALKACAK ve yeryüzü tamamen HUZUR VE SEVİNÇ ile dolacaktır.


Hz. Mehdi, savaş, çatışma ve fesat ile dolu dünyayı tamamen değiştirecek ve bütün insanlığa, barışı, adaleti ve sevgiyi getirecektir.


Konuyla ilgili hadislerden bazıları şu şekildedir:

İnsanlar, bal arılarının beyleri etrafında toplanması gibi, Hz. Mehdi (as)'ın çevresinde toplanırlar. (HZ. MEHDİ (AS)) DAHA ÖNCE ZULÜMLE DOLU OLAN DÜNYAYI, ADALETLE DOLDURUR. Adaleti o denli olur ki, UYKUDA OLAN BİR KİMSE DAHİ UYANDIRILMAZ VE BİR DAMLA KAN BİLE AKITILMAZ. DÜNYA, ADETA ASRI SAADET DEVRİNE GERİ DÖNER. (El Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, sf. 29, 48)

Hz. Mehdi (as), Peygamber (sav)'in yolunda gidecek, UYUYAN KİŞİYİ UYANDIRMAYACAK, KAN DA AKITILMAYACAKTIR. (Muhammed B. Resul Al-Hüseyni El Berzenci, Kıyamet Alametleri, Pamuk Yayınları, Kıyamet Alametleri, sf. 163)

(Hz. Mehdi (as)) zamanında NE BİR KİMSE UYKUSUNDAN UYANDIRILACAK NE DE BİR KİMSENİN BURNU KANAYACAKTIR. (El Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, sf. 44)

Ona (Hz. Mehdi (as)'a) biat edenler, (Kabe civarındaki) rükun ve makam arasında biat ederler. UYUYANI UYANDIRMAZ, ASLA KAN DÖKMEZLER. (El-Heytemî, El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, sf. 24)

Bu (Emir) de (Hz. Mehdi (as)) insanlar yeryüzünü daha önce zulüm ile doldurdukları gibi YERYÜZÜNÜ ADALETLE DOLDURACAKTIR. (Sünen-i İbn-i Mace, 10/348)

Zulüm ve fıskla dolu olan dünya, o (Hz. Mehdi (as)) geldikten sonra ADALETLE DOLUP TAŞACAKTIR. (El Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, sf. 20)

Hz. Mehdi (as)'ın zamanında ADALET O KADAR BOL OLACAK Kİ, ZORLA ALINAN HER MAL SAHİBİNE GERİ İADE EDİLECEKTİR. (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, sf. 23)

KAP SU İLE DOLDUĞU GİBİ YERYÜZÜ BARIŞLA DOLACAKTIR. Hiçbir kimse arasında bir DÜŞMANLIK KALMAYACAKTIR. Ve bütün DÜŞMANLIKLAR, BOĞUŞMALAR, HASETLEŞMELER MUHAKKAK KAYBOLUP GİDECEKTİR. (Sahih-i Müslim, 1/136)

Kâimimiz (Mehdi) kıyam edince İNSANLARIN KALBİNDEKİ DÜŞMANLIK VE İHTİLAF SEBEPLERİNİ KÖKTEN KAZIYACAKTIR. Böylece genel bir asayiş ve emniyet meydana gelecektir. (Bihar-ul Envar, c. 52, s. 336)

SAVAŞ (ERBABI) DA AĞIRLIKLARINI (SİLAH VE MALZEMELERİNİ) BIRAKACAK. (Sünen-i İbn Mace, 10/334)

DÜŞMANLIK VE KİNİ DE KALDIRACAKTIR. Zehirli olan her hayvanın zehri de sökülüp alınacaktır. Hatta küçük oğlan çocuğu, elini yılanın ağzına sokacak da yılan ona zarar vermeyecektir. Kurt, koyun-keçi sürüsü içinde sürünün köpeği gibi olacaktır. (Sünen-i İbni Mace, Kitabü-l fiten Tercemesi ve Şerhi- Kahraman Neşriyat, cilt 10, Mütercim: Haydar Hatipoğlu, Bab 33, s. 331-335)

KAP SU İLE DOLDUĞU GİBİ YERYÜZÜ BARIŞLA DOLACAKTIR. HİÇBİR KİMSE ARASINDA BİR DÜŞMANLIK KALMAYACAKTIR. VE BÜTÜN DÜŞMANLIKLAR, BOĞUŞMALAR, HASETLEŞMELER MUHAKKAK KAYBOLUP GİDECEKTİR. (Sahih-i Müslim, 1/136)

HZ. MEHDİ BÜTÜN GAM VE ZULMETLERİ GİDERECEK GÜNEŞTİR. İhsanda bulunduğu zaman pek bereketli bir yağmurdur. (Muhammed B. Resul El Hüseyin El Berzenci, Kıyamet Alametleri, s. 188)

Hz. Mehdi'nin (as) döneminde FİTNE VE KAVGA ATEŞİ SÖNECEK, ZULÜM, GECE BASKINI VE YAĞMALAMA ADETİ KALKACAK, SAVAŞLAR YOK OLACAK. (El-Mehdiyy-il Mev'ud, c. 1, s. 264)

Sonra kırk sene ömür sürecek. ONUN ZAMANINDA KİMSE ÖLMEYECEK. Kişi, koyun ve hayvanlarına (haydi gidin, otlayın) diyecek; onlar gidecekler, ekinin ortasından geçtikleri halde bir başak bile ağızlarına almayacaklar. Yılan ve akrepler kimseye eza etmeyecekler. Yırtıcı hayvanlar kapılarının önünde duracak da kimseye zararları dokunmayacak... (İmam Suyuti, Kıyamet Alametleri, Ölüm ve Diriliş, s. 1699, s. 184)

İncil'de ise bu müjde şöyle anlatılmıştır:

Bundan sonra yeni bir gökle yeni bir yeryüzü gördüm... ARTIK NE YAS, NE AĞLAYIŞ, NE DE IZDIRAP OLACAK. Çünkü önceki düzen ortadan kalktı. (Vahiy, 21:4)

ARTIK HİÇBİR LANET KALMAYACAK... Artık gece olmayacak. Çıra ışığına da güneş ışığına da gereksinmeleri olmayacak... (Vahiy, 22:3-5)

… ALLAH GÖZLERİNDEN BÜTÜN YAŞLARI SİLECEK. (Vahiy, 7:17)


Tevrat'ta ise bu müjde şöyle haber verilmiştir:

Kralınız ULUSLARA BARIŞI DUYURACAK. Onun egemenliği bir denizden bir denize, Fırat'tan yeryüzünün uçlarına dek uzanacak. (Zekeriya, 9:10)

SAVAŞ ARABALARINI... UZAKLAŞTIRACAĞIM. SAVAŞ YAYLARI KIRILACAK. Kralınız [Hz. Mehdi] ULUSLARA BARIŞI DUYURACAK... (Zekeriya, 9:10)

Mesih döneminde... SAVAŞLAR OLMAYACAK VE BİR MİLLET DİĞER BİR MİLLETE KILIÇ KALDIRMAYACAK... (Maimonides, Mişna Tora, Sanhedrin 10:1)

...Son günlerde... Rab birçok halkın arasındaki anlaşmazlıkları çözecek... ULUS ULUSA KILIÇ KALDIRMAYACAK, SAVAŞ EĞİTİMİ YAPMAYACAKLAR ARTIK. (Yeşaya, 2:2-4; Mika, 4:1-3)

SAVAŞ ARABALARINI Efrayim'den, atları Yeruşalim'den (Kudüs'ten) UZAKLAŞTIRACAĞIM. SAVAŞ YAYLARI KIRILACAK... (Zekeriya, 9:10)

O dönemde, AÇLIK YA DA SAVAŞ, HASET YA DA DÜŞMANLIK OLMAYACAK... (Maimonides, Mişna Tora, Kralların Kanunları 12:5)

...ÜLKEDEN YAYI, KILICI, SAVAŞI KALDIRACAĞIM, GÜVENLİK İÇİNDE YATIRACAĞIM ONLARI. (Hoşea, 2:18)

...ÜLKENİZE BARIŞ SAĞLAYACAĞIM. KORKU İÇİNDE YATMAYACAKSINIZ... SAVAŞ YÜZÜ GÖRMEYECEKSİNİZ. (Levililer, 26:5-6)

"...TOPLADIKLARI SİLAHLARI YAKACAKLAR. KÜÇÜK BÜYÜK KALKANLARI, YAYLARI, OKLARI, SOPALARI, MIZRAKLARI ATEŞE ATACAKLAR... YAKMAK İÇİN SİLAHLARI KULLANACAKLAR..." Egemen Rab böyle diyor. (Hezekiel, 39:9-10)

...İNSANLAR KILIÇLARINI ÇEKİÇLE DÖVÜP SABAN DEMİRİ, MIZRAKLARINI BAĞCI BIÇAĞI YAPACAKLAR... (Yeşaya, 2:4; Mika, 4:3)

... KİMSE ZARAR VERMEYECEK, YOK ETMEYECEK... (Yeşaya, 11:9)

[Hz. Mehdi'nin] davranışının temeli ADALET VE SADAKAT olacak. (Yeşaya, 11:5)

[Hz. Mehdi'nin] krallığının asası ADALET ASASIDIR... (Mezmurlar, 45:6-7)

[Hz. Mehdi] YARGILARKEN ADALETİ ARAYACAK... (Yeşaya, 16:5)

[Hz. Mehdi'nin] YOKSULLARI ADALETLE YARGILAYACAK... (Yeşaya, 11:4)

... O [Hz. Mehdi] ADİL KURTARICI VE ALÇAKGÖNÜLLÜDÜR... (Zekeriya, 9:9)


Hz. Mehdi'nin Zulüm ve Hüznü ortadan kaldıracağı, Tevrat'ta şu şekilde haber verilmiştir:

[Hz. Mehdi (as) döneminde] bütün milletler... ARTIK HIRSIZLIK YA DA ZULÜM YAPMAYACAKLAR. (Maimonides, Mişna Tora, Sanhedrin 10:1)
... EGEMEN RAB BÜTÜN YÜZLERDEN GÖZYAŞLARINI SİLECEK... (Yeşaya, 25:8)

O zaman [Hz. Mehdi (as) döneminde] körlerin gözleri, sağırların kulakları açılacak; topallar geyik gibi sıçrayacak, SEVİNÇLE HAYKIRACAK DİLSİZLERİN DİLİ... (Yeşaya, 35:5-6)

... Onun günlerinde [Hz. Mehdi (as) döneminde] ... AY IŞIDIĞI SÜRECE ESENLİK ARTSIN! (Mezmurlar, 72:7)

... SELAMET BOLLUĞUNDA LEZZET BULACAKLARDIR. (Mezmurlar, 37:11)

Ya Rab... ONLARA YÜK OLAN BOYUNDURUĞU, OMUZLARINI DÖVEN DEĞNEĞİ, ONLARA EZİYET EDENLERİN SOPASINI PARAMPARÇA EDECEKSİN [zulümlerini durduracaksın] ... (Yeşaya, 9:3-4)

Emek vermeyecekler boş yere, FELAKETE UĞRAYAN ÇOCUKLAR DOĞURMAYACAKLAR... (Yeşaya, 65:23)

Aslan olmayacak orada, yırtıcı hayvan o yola çıkmayacak; orada bulunmayacaklar... YÜZLERİNDE SONSUZ SEVİNÇ OLACAK. ONLARIN OLACAK ÇOŞKU VE SEVİNÇ; ÜZÜNTÜ VE İNİLTİ KALKACAK. (Yeşaya, 35:9)

... HUZUR VE GÜVENLİK İÇİNDE OLACAK, KİMSE ONU KORKUTMAYACAK. (Yeremya, 30:10)

Bakara Suresi 30. Ayette Allah, meleklere, korkunç bir fesat ortamında yeryüzüne gönderilecek olan ve bütün dünyayı barış, güvenlik ve adalet ile dolduracak olan Mehdi ile müjdelemiştir. HZ. MEHDİ, AKAN KANI TAMAMEN DURDURACAK, ONUN DÖNEMİNDE HİÇBİR KÖTÜ KALMAYACAKTIR. İçinde bulunduğumuz ahir zamanda MELEKLER de bu vaadin gerçekleştiğini görecekler ve bundan büyük bir sevinç duyacaklardır.

 

Hz. Mehdi’den Sonraki Dönem

Yeryüzündeki barış ve huzur dönemi, Hz. Mehdi'nin ve aynı dönemde yeryüzüne indirilecek olan Hz. İsa'nın vefatına kadar bu şekilde devam edecektir. Hz. Mehdi'nin ve Hz. İsa'nın vefatından sonra ise yeryüzündeki barış ve huzur ortamının yerini FİTNE-FÜCUR ALACAK, KAN DÖKÜLMEYE BAŞLAYACAK, KÖTÜLÜKLER ÇOĞALACAK, DİN YERYÜZÜNDEN ENGELLENECEK ve bunun sonucunda da KIYAMET, BÖYLE BİR TOPLULUĞUN BAŞINA KOPACAKTIR.


Bediüzzaman Hazretleri Kastamonu Lahikası’nın, 26. Sayfasında, kıyamet vaktini Hicri 1545, Ramazan ayının onuncu günü saat iki olarak vermiştir. Elbette doğrusunu Allah bilir:


“LÂ TEZÂLÜ TÂİFETÜN MİN ÜMMETÎ ZÂHİRİNE ALE’L-HAKKI HATTÂ YE’TİYALLAHÜ Bİ EMRİHÎ.” “Ümmetimden bir taife Allah’ın emri gelinceye kadar [yani kıyâmetin kopmasına kadar] galibâne hak üzerinde devam edecektir.”


Ramazan-ı şerifte onuncu günün ikinci saatinde birden bu hadîs-i şerif hatırıma geldi. Belki Risale-i Nur şakirdlerinin taifesi ne kadar devam edeceğini düşündüğüme binaen ihtar edildi.


“LÂ TEZÂLÜ TÂİFETÜN MİN ÜMMETÎ.” “Ümmetimden bir taife zail olmayıp devam edecektir.” (şedde sayılır, tenvin sayılmaz) fıkrasının makam-ı cifrisi, bin beş yüz kırk iki (1542- M. 2117) ederek nihayet-i devamına îma eder. “Gaybı yalnız Allah bilir.”


“ZÂHİRİNE ALE’L-HAK.” “hak üzerinde devam edecektir.” (şedde sayılır) fıkrası dahi; makam-ı cifrîsi bin beşyüz altı (1506- M. 2082) edip, bu tarihe kadar ZÂHİR VE AŞİKÂRANE, belki GALİBANE; sonra tâ kırk ikiye kadar, GİZLİ VE MAĞLUBİYET İÇİNDE vazife-i tenviriyesine devam edeceğine remze yakın îma eder.


Ve’l-ilmû indAllah; “Gerçek ilim ancak Allah Katındadır.” “HATT YE’TİYALLAHÜ Bİ EMRİHΔ “Allah’ın emri gelinceye kadar (yani kıyâmetin kopmasına kadar)” (şedde sayılır) fıkrası dahi; makam-ı cifrîsi bin beş yüz kırk beş (1545- M. 2120) olup, KÂFİRİN BAŞINDA KIYAMET KOPMASINA ÎMA EDER. Lâ ya’lemu’l-ğaybe illAllah. (Gaybı Allah’tan başkası bilemez.)


Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri, Hicri 1506’ya kadar yani miladi 2082’ye kadar İslam'ın "galibane" durumunu haber vermekte yani, İSLAM’IN YAYILARAK, GÜCÜNÜ ARTTIRARAK, KATLANARAK HAKİM OLUP GELİŞECEĞİNİ müjdelemektedir.


Üstad, Hicri 1506’dan sonra yani 2082’DE BOZULMANIN BAŞLAYACAĞINI bildirmektedir. Çünkü o tarihlerde, Hz. Mehdi ve İsa Mesih vefat etmiş olacak, İslam bozulmaya başlayacak, Hristiyanlık, Musevilik yeryüzünden kalkacak, dinsizlik gittikçe yaygınlaşacak, Müslümanlar ibadetlerini gizli gizli yapmaya başlayacaklardır. Yani din, MAĞLUBİYET içine girecektir. (Doğrusunu Allah bilir)

 

Bakara Suresi 31, 32 ve 33. Ayetlerde Mehdiyete İşaretler

Yukarıda açıklaması yapılan Bakara Suresi 30. Ayetin devamındaki diğer ayetlerin de, Mehdi'nin çıkışına dair açıklamaları desteklediği anlaşılmaktadır. Bakara Suresi 31. Ayet şu şekildedir:


Ve Adem'e İSİMLERİN HEPSİNİ ÖĞRETTİ. Sonra onları meleklere GÖSTERİP: "Eğer doğru sözlüyseniz, bunları Bana isimleriyle haber verin" dedi. (Bakara Suresi, 31)


Ayette Hz. Adem'e öğretilen isimler, eşya isimleri DEĞİL, KİŞİ İSİMLERİDİR.
Ayette özellikle dikkat çeken ifadeler şunlardır:
• الأسماء / el-esmâ "isimler"
• عرضهم / aradahum "onları arz etti/gösterdi" ve
• هؤلاء / hâulâ’ "şunlar/bunlar".
"Esmâ / isimler" ifadesi, Arapçada dilbilgisi bakımından akıl sahibi olmayan varlıkların (eşya) çoğulu olarak kullanılabilir. Ancak şayet bu ayette eşya anlamında kullanılsaydı ve doğrudan "isimleri arz etti" denilecek olsaydı, ardından عرضها / aradahâ gibi bir zamirin gelmesi beklenirdi.
Ama ayette, “عرضهم / aradahum” zamiri kullanılmaktadır. Buradaki -hum eki akıllı/şahıs varlıklar için kullanılmaktadır. Ardından da:
بِأَسْمَاءِ هَؤُلَاءِ “şunların/bunların isimlerini…” ifadesi yer almaktadır.

Hz. Adem’e ve Meleklere Bildirilen İsimlerin Sahipleri

Yukarıda incelediğimiz gibi Bakara Suresi 31. Ayette, 3 aşamadan bahsedilmektedir:
• Hz. Adem'e isimlerin öğretilmesi
• Bu isimlerin sahiplerinin gösterilmesi
• Meleklerin bu isimleri söylemesi.


Hz. Adem'e ve meleklere isimleri öğretilen ve suretleri gösterilen kişilerin, GELECEKTE ZUHUR EDECEK OLAN MEHDİ'NİN 313 HAS TALEBESİ olduğu anlaşılmaktadır. İsimleri öğretilen ve görüntüleri gösterilen bu kişilerin, o sırada orada olan kişiler değil, gelecekte var olacak kişiler olduğu da sonraki ayetlerdeki izahlardan anlaşılmaktadır.


Allah, Bakara Suresi 32 ve 33. Ayetlerde şöyle buyurur:

Dediler ki: "Sen yücesin, bize öğrettiğinden başka bizim hiçbir bilgimiz yok. Gerçekten Sen, her şeyi bilen, hüküm ve hikmet sahibi olansın."
(Allah:) "Ey Adem, bunları onlara isimleriyle haber ver" dedi. O, bunları onlara isimleriyle haber verince de dedi ki: "Size demedim mi, GÖKLERİN VE YERİN GAYBINI GERÇEKTEN BEN BİLİRİM, gizli tuttuklarınızı ve açığa vurduklarınızı da Ben bilirim." (Bakara Suresi, 32-33)

Hatırlanacağı gibi Allah, Bakara Suresi 30. Ayette "Ben sizin bilmediklerinizi bilirim" diye belirterek, meleklerin bilgisinde OLMAYAN bir konudan bahsettiğini bildirmişti.


Bakara 33. Ayette de Allah, meleklere, "Size demedim mi, GÖKLERİN VE YERİN GAYBINI GERÇEKTEN BEN BİLİRİM" şeklinde belirterek bu isimleri GAYB BİLGİSİ (bilinmeyen, gizli) olarak bildirdiğini belirtmektedir. Yani burada bahsedilen şahıslar, gelecekte var olacak olan, varlığı melekler tarafından da bilinmeyen, bilgisi yalnızca Allah'ın Katında bulunan şahıslardır.


Hz. Mehdi'nin 313 talebesi, Mehdi'nin en yakınlarında bulunan has talebelerini temsil etmektedir. Hadislerde bu sayı, şöyle bildirilmektedir:

Sayıları Bedir Ashabı (313) kadardır. Evvelkiler onları geçmediği gibi, sonrakiler de onlara yetişemezler. Onların sayıları Talud ile nehri geçenler kadardır. (Kitab-ul Burhan Fi Alamet-i Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 57)

Bu 313 kişi gece abid (çok ibadet eden kimse) gündüz kahraman niteliğini taşımaktadırlar. (Kıyamet Alametleri, s. 169)

Aralarında kadınların da bulunduğu 314 kişilik bir grup oluştururlar. Onlar her zalime galip gelirler. Onların kalpleri demir gibidir ve onlar gündüz arslan, gece de abiddirler. Ne evvelkiler ne de sonrakiler fedakarlıkta onlara yetişemez. (Kitab-ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 57-68)

Hz. Mehdi'ye aralarında kadınların da bulunduğu 314 kişi biat edecektir. (El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 25)

Bazı rivayetlerde Hz. Mehdi'nin yardımcısı 313 kişinin isimlerinin önceden bilindiği özellikle belirtilmektedir. Ebû Basîr'in İmam Sâdık’a nispet edilen rivayeti şu şekildedir:

"'Müminlerin Emiri (aleyhisselam), Ka'im'in (aleyhisselam) sahabelerinin sayısını bildiği gibi, yerlerini de biliyor muydu?' Cafer ibn Muhammed (aleyhisselam) şöyle dedi: 'Evet, Allah'a yemin ederim ki, onları isimleriyle, babalarının isimleriyle, tek tek ve evlerinin yerleriyle biliyordu.'"

Rivayette, daha sonra bu isimlerin Hz. Peygamber (SAV) tarafından Hz. Ali’ye emanet edildiği belirtilmektedir.

 

Kur’an’da Hz. Mehdi Hakkındaki Gizli Anlatımlar

Daha önce incelediğimiz Bakara Suresi 30. Ayette ve şimdi incelediğimiz Bakara Suresi 31, 32 ve 33. Ayetlerde de görüldüğü gibi, Yüce Allah, Kur'an'da, gizli manalarla Hz. Mehdi'ye yönelik işaretler bildirmekte, bilgiler vermektedir. Allah, Hz. Mehdi'nin gelişini çok önemli görmekte ve bu nedenle de bu bilgiyi, birer gayb bilgisi olarak peygamberlerine iletmekte ve Kur'an'da da oldukça gizli tutmaktadır.


Bu nedenle de ALLAH, HZ. İSA'YI GÖKTE, HZ. MEHDİ'Yİ İSE YERDE GAYB BİLGİSİ olarak yaratmaktadır.


Kuşkusuz Allah dilese, bu konu Kur'an'da açıkça anlatılır ve bu husus, tartışmalara mahal vermeyecek şekilde açıklanır ve bir imtihan konusu olmazdı. Ancak Allah, bu konuya önem verdiğinden, Mehdi konusunu gizli tutmuş; bu konunun imtihanın bir hikmeti olarak gaybe ait bir bilgi şeklinde kalmasını istemiştir. Bu bilgilere ancak, SAMİMİ yaklaşan, dini, bir üstünlük yarışı gibi görmeyen, ALLAH'IN YARATMA SANATINDAKİ SIRRI ANLAMAYA ÇALIŞAN kişilerin ulaşmasını istemiştir.


Allah, Lokman Suresi 34. Ayette, bazı bilgileri gayb bilgisi olarak Kendisinde saklı tuttuğunu şöyle bildirir:

Kıyamet saatinin bilgisi, şüphesiz Allah'ın Katındadır. Yağmuru yağdırır; rahimlerde olanı bilir. Hiç kimse, yarın ne kazanacağını bilmez. Hiç kimse de, hangi yerde öleceğini bilmez. Hiç şüphesiz Allah bilendir, haberdardır. (Lokman Suresi, 34)


Lokman Suresi 34. ayet ile ilgili olarak Peygamberimiz (SAV)'den rivayet edilen bir hadiste şöyle bildirilir:

“GAYBIN ANAHTARLARI BEŞTİR; ONLARI ALLAH’TAN BAŞKA KİMSE BİLMEZ: Yarın ne olacağını Allah’tan başka kimse bilmez. Rahimlerde ne olduğunu Allah’tan başka kimse bilmez. Bir kimse yarın ne kazanacağını bilemez. Hiç kimse hangi yerde öleceğini bilemez. Yağmurun ne zaman geleceğini de Allah’tan başka kimse bilmez.” (Sahih-i Buhari, 4778)


Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri, Allah'ın Kur'an'da bazı konuları gizli tutmasının hikmetini şu sözlerle anlatmaktadır:

Îman ve teklif (sorumluluk), ihtiyar dâiresinde bir imtihan, bir tecrübe, bir müsabaka (yarışma) olduğundan, perdeli ve derin ve tedkik (inceleme) ve tecrübeye muhtaç olan nazarî mes'eleleri elbette bedihî (açık) olmaz. Ve HERKES İSTER İSTEMEZ TASDİK EDECEK DERECEDE ZARURÎ OLMAZ. Tâ ki Ebu Bekirler âlâ-yı illiyyine (yücelerin en yücesine) çıksınlar ve Ebu Cehiller esfel-i safîline (aşağıların en aşağısına) düşsünler. İhtiyar (Seçim) kalmazsa teklif (sorumluluk) olamaz. Ve bu SIR VE HİKMET içindir ki, mu'cizeler seyrek ve nâdir verilir. Hem dâr-ı teklifte (dünyada) gözle görünecek olan alâmet-i kıyâmet (kıyamet alametleri) ve eşrat-ı saat (kıyametin şartları), bir kısım müteşâbihat-ı Kur'aniye (birden fazla anlam taşıyabilen ayetler) gibi kapalı ve te'villi oluyor. Yalnız, Güneşin mağripten (batıdan) çıkması bedâhet derecesinde (ispata ihtiyaç duyulmayacak şekilde açık) herkesi tasdika (inanmaya) mecbur ettiğinden, tevbe kapısı kapanır, daha tevbe ve îman makbul olmaz. Çünki Ebu Bekirler, Ebu Cehiller ile tasdikte beraber olurlar. Hattâ Hazret-i İsa Aleyhisselâm'ın nüzulü dahi ve kendisi İsa Aleyhisselâm olduğu, nur-u imanın dikkatiyle bilinir; herkes bilemez. Hattâ Deccal ve Süfyan gibi eşhas-ı müdhişe, kendileri dahi kendilerini bilmiyorlar. (Beşinci Şua, s. 579)

Hz. Mehdi’nin Zuhuru İçin Kıyametin Ertelenmesi

ALLAH, AHİR ZAMANDA TÜM ZORLUKLARI ÜSTLENEREK, TÜM ÜSTÜNLÜKLERE SAHİP OLARAK ZUHUR ETTİRECEĞİ MEHDİ'Yİ ÇOK ÖNEMLİ GÖRMEKTEDİR. Hatta, HZ. MEHDİ'NİN ZUHURU İÇİN, ALLAH'IN KIYAMET VAKTİNİ ERTELEYECEĞİNE dair hadisler mevcuttur.

"DÜNYANIN ÖMRÜNDEN YALNIZCA BİR GÜN KALSA, ALLAH O GÜNÜ UZATIR; TA Kİ BENDEN VEYA EHL-İ BEYTİMDEN BİR ADAMI GÖNDERİR…" (Sünen-i Ebû Dâvûd, Kitâbü'l-Mehdî, 4282, Sünen-i Tirmizî, Kitâbü'l-Fiten, 2231 ve 2232, Sünen-i Tirmizî, Kitâbü'l-Fiten, 2231 ve 2232)

Kur'an'ın pek çok ayetinde Hz. Mehdi'ye dair bu önemli sırlar yer almaktadır. Allah, ahir zamanda yaratacağı bu kutlu şahsı, onun yaşayacağı zorluk ve imtihanları, onun yükleneceği yükü ve onun tüm dünyada elde edeceği başarıyı ÖNEMLİ GÖRMEKTE ve ONUN VESİLESİYLE DÜNYAYI TÜM KÖTÜLÜKLERDEN KURTARMAKTADIR. İmanda samimiyetle derinleşen ve samimiyetle Allah'a yönelenlere, bu sırrı açmaktadır. İçinde bulunduğumuz ahir zaman, getirdiği tüm özellikleri ve imtihanlarıyla özel bir dönemdir ve anlaşılabileceği gibi, bu dönemde, Allah'ın bir kurtuluş vesilesi olarak göndereceği şahsa, dikkat ve önem vermek gerekmektedir.

Bakara Suresi 38. Ayette Hz. Mehdi’ye İşaretler

Allah, Bakara Suresi 38. Ayette şöyle bildirmiştir:

Dedik ki: "Oradan tümünüz inin. BUNDAN SONRA SİZE BEN'DEN BİR HİDAYET GELDİĞİNDE, KİM BENİM HİDAYETİME UYARSA, onlara korku yoktur ve onlar mahzun olmayacaklardır." (Bakara Suresi, 38)

Ayette Allah, Hz. Adem'in yeryüzüne indirilmesinden sonra, Kendisinden gelecek olan Hidayete uyulmasını, itaat edilmesini istemektedir. Burada HİDAYET ifadesi ile, Hz. Mehdi kast edilmektedir.


• Ayette;
"Hidayet" anlamında kullanılan hüda kelimesi
"Hidayet eden/yol gösteren" anlamına gelen hadi kelimesi
"Hidayet edilmiş, doğru yola iletilmiş olan" anlamına gelen mehdi kelimesi
• Aynı kökten, ه ـ د ـ ي (h-d-y) kökünden gelir.

Âl-i İmran Suresi 81. Ayet ve Ahzab Suresi 7. Ayette Hz. Mehdi’ye İşaretler

Allah, Kuran'da iki ayrı ayette, TÜM PEYGAMBERLERDEN, ileride gönderilecek bir elçiye iman etmeleri ve ona yardımda bulunmaları için SÖZ ALMIŞTIR. Ayetler şu şekildedir:

HANİ ALLAH PEYGAMBERLERDEN 'KESİN BİR SÖZ (MİSAK)' ALMIŞTI: "Andolsun size kitap ve hikmetten verip sonra SİZE BERABERİNİZDEKİNİ DOĞRULAYAN BİR ELÇİ GELDİĞİNDE, ONA KESİN OLARAK İMAN EDECEK VE ONA YARDIMDA BULUNACAKSINIZ." Demişti ki: "Bunu ikrar ettiniz ve BU AĞIR YÜKÜMÜ aldınız mı?" Onlar: "İKRAR ETTİK" demişlerdi de "Öyleyse şahid olun, Ben de sizinle birlikte şahid olanlardanım," demişti. (Al-i İmran Suresi, 81)

Hani BİZ PEYGAMBERLERDEN KESİN SÖZLERİNİ ALMIŞTIK; SENDEN, NUH'TAN, İBRAHİM'DEN, MUSA'DAN VE MERYEM OĞLU İSA'DAN. BİZ ONLARDAN SAPASAĞLAM BİR SÖZ ALMIŞTIK. (Ahzab Suresi, 7)


Ayetlere göre Allah, tüm peygamberlere kitap ve hikmet verdikten sonra, kendilerinden, ileride gelecek olan ve ellerindekini doğrulayan SON ELÇİYE iman edip yardım edeceklerine dair söz almıştır. Allah, ayetinde bu sözü, AĞIR BİR YÜK olarak nitelendirmiş ve BU SÖZÜN BÜYÜKLÜĞÜNE işaret etmiştir.
Bir kısım tefsirciler, ayetlerde belirtilen bu elçinin Peygamberimiz Hz. Muhammed (SAV) olduğunu ifade etseler de, Ahzab Suresi 7. Ayette, verildiği bildirilen BU SÖZÜN, PEYGAMBERİMİZ HZ. MUHAMMED (SAV)'DEN DE ALINMIŞ OLDUĞU anlaşılmaktadır. DEMEK Kİ BU YOL GÖSTERİCİ ELÇİ, PEYGAMBERİMİZDEN DE SONRA GELECEK OLAN HZ. MEHDİ'DİR.


Allah, Hz. Mehdi'yi üstün tutmuş ve onun ahir zamanda karşılaşacağı güçlükleri, onun üstünlüğünün bir işareti olarak yaratmıştır. Tüm Peygamberlerden söz alarak, ahir zamanda onun mücadelesinin ne kadar kıymetli ve büyük olduğunu göstermiştir.


Sonuç


Bu değerlendirmeye göre Mehdiyet, yalnızca geleceğe ilişkin bir beklenti değil; savaşların sona ermesi, adaletin hâkim olması, düşmanlıkların ortadan kalkması ve insanlığın huzura kavuşmasıyla ilgili büyük bir müjdedir. Bakara Suresi’nde bildirilen halife, isimler ve hidayet kavramları ile Âl-i İmran ve Ahzab surelerinde haber verilen kesin söz, bu bakış açısıyla Hz. Mehdi’nin ahir zamandaki görevine işaret etmektedir. Ayetlerin işari anlamları, hadislerde ve önceki kutsal metinlerde tasvir edilen barış ve adalet dönemiyle birlikte düşünüldüğünde, Mehdiyet konusunun imanî ve fikrî açıdan neden önemli olduğu daha açık biçimde anlaşılmaktadır.


Kuşkusuz gayba ilişkin her konuda olduğu gibi, en doğru bilgi Allah’ın Katındadır. Müminin sorumluluğu; Kur’an ayetlerini samimiyetle düşünmek, Allah’ın vaatlerine güvenmek ve yeryüzünde barışın, adaletin, sevginin ve güzel ahlakın hâkim olması için çaba göstermektir.