HARUN YAHYA
logo
HARUN YAHYA

  • Tüm Eserler
  • Kitaplar
  • Makaleler
  • Videolar
  • Görseller
  • Sesler
  • Alıntılar
  • Diğer

Adnan Oktar'ın Hayatı ve Eserleri
Harun YahyaAdnan Oktar'ın Hayatı ve Eserleri
Harun Yahya © 2025
  1. Videolar
  2. Bakış Açısı - 10. Bölüm - Mübarek Şehir İstanbul

Bakış Açısı - 10. Bölüm - Mübarek Şehir İstanbul

Harun Yahya
1427
18 Haziran, 2014
Bakış Açısı
Tarih, Politika ve Strateji

Bakış Açısı - 10. Bölüm - Mübarek Şehir İstanbul

 

KARTAL GÖKTAN: Merhaba, Bakış Açısı’na hoş geldiniz. Bu yıl İstanbul'un Fethinin 561. yıl dönümünü kutluyoruz. İstanbul, dünyanın en büyük uygarlıklarına binlerce yıldır ev sahipliği yapmış olan bir şehir. Bu uygarlıkların görkemli kültürel miraslarını barındıran, tüm ihtişamı ve güzelliği dünyaca bilinen İstanbul günümüzde pek çok yönüyle önem arz ediyor. Peki İstanbul'un asıl önemi nereden geliyor? Stratejik konum, tarihi ve kültürel miras gibi yönleri dışında İstanbul hakkında bilinmesi gerekenler neler? Yakın bir gelecekte İstanbul'u hangi olaylar bekliyor? Fethi'nin 561. yılında mübarek şehir İstanbul'u sizlere anlatacağımız Bakış Açısı İstanbul dosyası başlıyor.

Bugünkü program özetimiz şu şekilde: Önce İstanbul'un tarihine kısaca değineceğiz. İstanbul'a düzenlenen seferlerle ilgili bilgi vereceğiz. Daha sonra İstanbul'un Fethi ve Fetih'den sonraki durumu hakkında bazı bilgileri paylaşacağız. Ve son olarak da İstanbul'un günümüzdeki önemi ve İslam dilindeki yerini inceleyeceğiz.

Önce Müslüman Araplar, ardından da Müslüman Türkler yüzlerce yıl boyunca İstanbul'a seferler düzenlediler ve bunların bir kısmında şehri kuşattılar. Bu seferlerin düzenlenmesini teşvik eden sebeplerin başında Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav)’in İstanbul'un Fethini haber verdiği şu hadise geliyor.

 

“Konstantiniyye, İstanbul mutlaka fethedilecektir. Onu fetheden komutan ne güzel komutan, onu fetheden asker ne güzel askerdir.” (Buhari, Tahiru’s-Sağir, 139)

 

Müslümanların İstanbul'u hedefleyen ilk seferi Hz. Osman (as)’ın hilafet döneminde gerçekleşti. Dönemin Suriye valisi Hz. Muaviye İstanbul'u hedef alan ilk deniz seferini hazırladı. Bu donanmanın 655'te Bizans deniz kuvvetlerini Fenike kıyılarında yok etmesiyle Müslümanlara deniz yolu açıldı. Müslümanların İstanbul'u ilk kuşatması ise 668'de Hz. Muaviye'nin Emevi halifesi olduğu dönemde gerçekleşti. Ancak şehir ile geçirilemedi. Bu seferden sonra Hz. Muaviye'nin donanması 674'te bir kez daha Marmara'ya girdi. Ancak 7 yıl süren kuşatma yine başarıya ulaşamadı. 717'deki Mesleme bin Abdülmelik komutasındaki kuşatma da başarısızlıkla sonuçlandı. Arapların son kuşatması 781-782 yıllarında Abbasi tahtının varisi olan Harun el-Reşid komutasındaki ordu tarafından gerçekleştirildi. Harun, Bizans ordusunu İzmit'te yenerek Üsküdar'a kadar ilerledi ve şehri kuşattı. Ancak kuşatma sonunda Bizans ile bir anlaşma imzalayarak geri döndü. Müslüman Arapların bunlar dışında da İstanbul'a yönelik seferleri olduysa da bu seferlerin hiçbiri kuşatmayla sonuçlanamadı.

Osmanlı Türkleri de 14. yüzyıl boyunca Bizans ve İstanbul'la ilgilendiler. Fetih'ten çok önce bugünkü İstanbul metropolüne dair olan yerleşim birimlerinin Sur içi hariç tamamı Osmanlı toprağı haline gelmişti. Osmanlılar bütün bu dönem boyunca Bizans'ın iç işlerine de karıştılar ve iktidar mücadelelerine taraf oldular. İstanbul 1391 yılından başlayarak Osmanlılar tarafından kuşatılmaya başlandı. 1396 yılında 1. Bayezid, Karadeniz'den gelecek yardımları önlemek için kentin Anadolu yakasına Anadolu Hisarı'nı yaptırdı. Fetihe kadar süren dönemde de sürekli İstanbul civarında manevralar yaptılar. Ancak 1453'e kadar İstanbul fethedilemedi.

Kenti almaya kararlı olan 2. Mehmet yani Fatih Sultan Mehmet Bizans'a kuzeyden gelecek yardımları tamamen önlemek istiyordu. Her iki taraftan boğazı tutmak için bu defa kentin Rumeli yakasına bugün hala boğazda görkemli bir şekilde duran Rumeli Hisarı'nı inşa ettirdi.

Aslında Fatih Sultan Mehmet Peygamberimiz (sav)’in hadislerinde ahir zamanda gelecek olan kutlu bir şahsın yani Hz. Mehdi (as)’ın İstanbul'u fethedeceğini haber verdiğini biliyordu. Bu yüzden Hz. Mehdi (as) İstanbul'u fethedecek diyerek İstanbul'u fethetmek istememişti. Ancak Fatih Sultan Mehmed, Hocası olan Akşemseddin'in “sen madden fethedeceksin, Hz. Mehdi (as) manen fethedecek” demesiyle İstanbul'un fethine ikna olmuştu. Hz. Mehdi (as)’ın çıkabilmesi için mutlaka İstanbul'un fethedilmesi gerekiyordu. Çünkü İstanbul, Hz. Mehdi (as)’ın kaderde zuhur etmesi için seçilmiş olan bir şehirdi. Fatih Sultan Mehmet de işte bu nedenle İstanbul'un fethine karar verdi.

İstanbul'un fethi için hazırlıklar bir yıl önceden başladı. Kuşatma için gerekli olan çok büyük toplar döktürüldü. 16 kadırgadan oluşan büyük bir donanma meydana getirildi. Asker sayısı iki kat attırıldı. 2 Nisan 1453 tarihinde ilk öncü Osmanlı kuvvetleri İstanbul önlerinde görülmeye başladı. Böylesi de kuşatma başlamıştı. 2 aya yakın süren bu kuşatma dönemi 29 Mayıs 1453 tarihinde öğleden sonra kentin ele geçirmesiyle sona erdi. Fatih Sultan Mehmet Topkapı'dan şehre girdi ve doğruca Ayasofya'ya girerek o zamanlar kilise olan Ayasofya'yı camiye çevirdi. Bu tarihten itibaren İstanbul bir Osmanlı kenti oldu.

İstanbul'un fethinin Türk, İslam ve dünya açısından önemli ve tarihin akışına yön verecek olan sonuçları bulunuyor. Bu nedenle birçok tarihçi İstanbul'un fethiyle ortaçağın sona erdiğini kabul eder. İstanbul'un fethi Anadolu'daki Türk Birliğinin sağlanmasında önemli bir etkendi. Osmanlıların sadece Anadolu'daki Türklerin değil aynı zamanda bütün İslam ümmetinin lideri olması süreci de fetihten sonra başladı. Fetihten sonra Osmanlı Beyliği bir dünya devleti bir imparatorluk haline geldi. Fetihten sonra Osmanlı liderliğindeki İslam, dünya politikasının temel dinamiklerinden biri oldu. O dönemde eski dünyada yaşanan bütün uluslararası olaylarda Müslümanların belirleyici bir rolü vardı. Avrupa Hristiyanlığı yaklaşık 3 asır boyunca Haçlı seferleriyle İslamiyet'i Ön Asya'dan çıkarmaya çalışmıştı. Bu mücadelede İstanbul, Haçlılar için bir sınır karakolu işlevi görüyordu. İstanbul'un fethinden sonra Ön Asya'daki İslam egemenliği Hristiyan dünyasında kesin olarak kabullenildi. Bir daha bu toprakları kurtarmak için haçlı seferleri düzenlenemedi. Aksine İslam, Avrupa eşitlerine yöneldi. İstanbul'un fethi, Müslümanlar için Avrupa'ya karşı kazanılmış ve uzun yıllar sürecek olan bir üstünlüğün başlangıç noktasıydı.

Şimdi İstanbul'un fethinden sonraki gelişmeleri inceleyelim.

Fetihten hemen sonra şehrin kalkındırılması için yeni iskan bölgeleri oluşturuldu. Bizans'ın son dönemlerinde görkemini yitirmiş olan kentte öncelikle eskiden kalmış binalar ve surlar onarılmaya başlandı. Bizans, altyapılar üzerinde Osmanlı kurumlarının binaları yükselmeye başladı. Büyük su sarnıçlarının da kurulması sağlandı. Osmanlı kimliğine uygun bir gelişme gösteren İstanbul artık imparatorluğun başkenti olmuştu. İstanbul fetihten 50 yıl sonra Avrupa'nın en büyük şehri haline geldi. 16. yüzyıla büyük bir şehir olarak giren İstanbul, 14 Eylül 1509 depreminde büyük zarar gördü. 8 şiddetinde olduğu tahmin edilen ve artçı sarsıntılarla 45 gün süren depremde binlerce bina yıkıldı ve binlerce kişi öldü.

İstanbul 1510 yılında Sultan 2. Bayezid tarafından 80.000 kişinin istihdamıyla neredeyse yeniden kuruldu. Bu yüzden günümüze gelebilen eserlerin çoğu bu dönemde yapılmıştır.

1520-1566 yılları arasında Kanuni Sultan Süleyman yönetimindeki İstanbul birçok değerli esere ve izleri günümüze kadar ulaşan bir kent planına kavuşarak gelmiştir. Bu dönemde özellikle Mimar Sinan imzalı birbirinden değerli çok sayıda yapı inşa edilmiştir. Kanuni dönemi İstanbul için tam bir yükseliş dönemi sayılmıştır.

İstanbul 1894 yılında halk arasında 310 depremi denilen büyük bir depremle bir kez daha büyük bir zarar gördü. İstanbul 1. Dünya Savaşı'nın ardından 13 Kasım 1918 tarihinde itilaf devletleri donanmaları tarafından işgal edildi. Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün önderliğinde kazanılan Kurtuluş Savaşı ve 1923 yılında Cumhuriyet'in ilan edilmesiyle birlikte de başkent kimliği sona erdi.

Bildiğiniz gibi 16. yüzyılın başında Yavuz Sultan Selim'in Memlük Sultanlığına son vermesiyle birlikte halifelik unvanı Osmanlı Devleti'ne taşınmıştı. Halifelik bu yüzyılların başlarında resmi olarak kaldırıldı ve o günden bu yana dünya üzerinde başka hiçbir yere de taşınmadı. İstanbul bu açıdan da çok değerlidir. Çünkü hilafetin son merkezi İstanbul'dur ve İstanbul halen manevi olarak bu unvanı taşımaktadır.

İşte şimdiki başlığımızda İstanbul'un İslam dinindeki yerini ve önemini inceleyeceğiz.

Programın başında Peygamberimiz (sav)’in hadislerinde İstanbul'dan söz ettiğini söylemiştik. Peygamberimiz (sav)’in ahir zamanda gelecek olan Hz. Mehdi (as)’ın ülkemizden çıkacağını ve faaliyetlerine de İstanbul'dan devam edeceğini haber veren birçok hadisi mevcut. Hz. Mehdi (as) Allah'ın izniyle Türkiye'den çıkacak ve fikri mücadelesini Türkiye'den yürütecek. Bu durum hadiste şu şekilde geçiyor:

 

“Mehdi Rum'dan Türklerden ayrılmayacaktır.” (İş'afü'r-Rağıbîn'den naklen Tılsımlar Mecmuası, Bediüzzaman Said Nursi, s. 212)

 

Hz. Mehdi (as)’ın çıkacağı yer hakkında geçmişte bazı alimler kendi zamanlarının hilafet merkezi olan Irak, Şam, Kûfe, Medine gibi şehirleri belirtmiş. Ancak ahir zaman olaylarının gerçekleştiği yerle ilgili rivayetlerin ortak noktası bu olayların en son hilafet merkezinde gerçekleşmesi. Son hilafet merkezide biraz önce belirttiğim gibi İstanbul.

Hicri 13. Asrın müceddidi büyük İslam alimi Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri de Hz. Mehdi (as)’ın İstanbul'dan çıkacağını söylemişti. Sözler isimli eserinde şöyle diyor Üstad:

 

“Şimdi Hz. Mehdi (as) gibi şahıslar hakkındaki rivayetlerde farklı haberler olmasının sebebi ve sırrı şudur ki; hadisleri açıklayanlar, hadis metinlerini kendi anlayışlarına ve ufuklarının genişliğine göre yorumlamışlardır. Mesela Merkezi Saltanat, yani hilafet merkezi, o zamanlar Şam'da veya Medine'de olduğundan, Hz. Mehdi (as) veya Süfyan'la ilgili olayların Merkezi Saltanat civarında olan Basra, Kûfe, Şam gibi yerlerde gerçekleşeceğini zannederek hadisleri öyle yorumlamışlardır.” (Sözler, s. 359)

 

Yani Hz. Mehdi (as) bazı alimlerin söylediği gibi Mekke, Medine, Şam ya da Basra'dan değil İslam aleminin son merkezi olan İstanbul'dan çıkacak inşaAllah. Peygamberimiz (sav) de Hz. Mehdi (as)’ın İstanbul'un manevi fethini müjdelemiş.

 

Hz. İbn-i Amr (ra)’tan rivayet edilmiştir: “Peygamberimiz (sav) buyurdu ki: Ey ümmet! Altı şey vardır ki onlar olmadan kıyamet kopmaz. Altıncısı Medine'nin fethi. Denildi ki: Hangi Medine, hangi şehir? Buyurdu ki: Konstantiniyye, İstanbul.” (Medineli Allâme Muhammed b. Resul el-Hüseynî el-Berzencî, Kıyamet Alametleri, 204 Ramuz-el Ehadis, 296)

 

 Nuaym bin Hamad, Ebu Cafer'den şöyle rivayet etmiştir: “Zulmü ve zalimleri engelleyecek, ülkeler düzelecek, Cenab-ı Hak kendisine İstanbul'u manen fethettirecektir.” (Ukayli "En-Necmu's-sakıb fi Beyanı Enne'l Mehdi min Evladı Ali b. Ebi Talib Ale't-Temam ve'l kamal")

 

Hadislerde Hz. Mehdi (as)’ın İstanbul'u manen fethedeceği bildirilmiş. Hz. Mehdi (as) hem İstanbul'da hem de tüm yeryüzünde İslam ahlakına hakim kılarken hiçbir şekilde şiddet kullanmayacak. Bu sonucu yalnızca Allah'ın ismini ve şanını yücelterek gerçekleştirecek. Hadislerde Hz. Mehdi (as)’ın İstanbul'u tekbir ve tesbih ile manen fethedeceği şöyle bildiriliyor:

 

“Allah Teala Hazretleri, mümin kullarına Roma'nın merkezi olan İstanbul'un tesbih ve tekbirle fethini nasip buyurmadıkça kıyamet kopmayacaktır.” (Deylemi, Firdevs, 5/82, no: 7524, Taberani, el-Mu’cemu’l-Kebir, 17/15,21)

 

 “Allah Konstantiniyye'yi, İstanbul'u çok sevdiği dostlarının eliyle fethedecek. Onlardan hastalığı ve hüznü kaldıracak.” (Kıyamet Alametleri, s. 181)

 

 “Muhtelif ülkelerden birçok alim birbirlerinden habersiz şekilde Mehdi'yi aramak üzere yola çıkacak ve her birisine 310 kadar insan refakat edecek. Sonunda hepsi de Mekke'de buluşurlar ve birbirlerine buraya ne için geldiklerini sorduklarında hepsi de, ‘bu fitneyi önleyecek ve Konstantiniyye'yi fethedecek olan Mehdi'yi arıyoruz. Çünkü biz onun babasının, anasının ve ordusunun isimlerini öğrendik’ şeklinde cevap verdiler.” (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 40)

 

“Dünyadan hiçbir zaman kalmayıp, ancak tek bir gün kalsa bile, o günde benim soyumdan bir zatın, Deylem Dağı'na yahut eyaletine ve Konstantiniyye şehrine sahip olması için Allah muhakkak o günü uzatacaktır.” (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, sf. 74)

 

Bildiğiniz gibi Peygamberimiz (sav)’in iki sancağı, kılıcı ve gömleği ve diğer kutsal emanetleri İstanbul'da Topkapı Sarayı'nda. Bu kutsal emanetler uzun yıllardır Türk milletinin ve devletinin himayesi altında korunuyor. İslam alimlerinden nakledilen bilgilerden Hz. Mehdi (as)’ın Peygamberimiz (sav)’in bu kutsal emanetleriyle birlikte çıkacağını da biliyoruz. Şimdi hadislere bakalım:

 

Abdullah bin Süreyfe'den rivayet edildi ki: “Hz. Mehdi (as)’ın beraberinde süslenmiş bir halde Peygamberimiz (sav)’in bayrağı olacaktır.” (Kitab'ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy il Ahir Zaman, s. 65)

 

“Alametlere gelince beraberinde Allah Resulü (sav)’in gömleği, kılıcı, sancağı bulunacaktır. O sancak ki Peygamber (sav)’in vefatından bugüne kadar hiç açılmamıştır.” (Kıyamet Alametleri, s. 164)

 

Hadiste hiç açılmamış bir sancaktan söz edildiğini görüyoruz. Müzenin Kutsal Emanetler Bölüm Şerifliğinden edindiğimiz bilgiye göre müzede iki sancak bulunuyor. Bunlardan bir tanesi sorudan dikilmiş olup içerisinde eski sancaktan alınmış parçalar var. Diğeri ise müze içinde olmasına rağmen halka teşhir edilmeyen sancak. Peygamberimiz (sav)'in vefatından bugüne kadar hiç açılmayarak 1400 yıldır muhafaza edilen hadisin işaret ettiği bu sancak, Topkapı Sarayı'nda Kutsal Emanetler bölümünde Hz. Mehdi (as) tarafından açılmayı bekliyor inşaAllah.

Şimdi diğer bir hadise geçelim.

 

“Konstantiniyye’nin manen fethi sırasında sabah namazı için abdest alırken bir bayrak dikecek. Deniz ikiye ayrılarak su kendiliğinden uzaklaşacak ve açılan yolu takip eden Hz. Mehdi karşı kıyıya geçecektir. Sonra bir bayrak daha dikecek ve diyecek ki: Ey insanlar ibret alınız. Deniz Beni İsrail'e nasıl yol verdiyse bize de öylece yol verdi.” (El-Kavlü'l Muhtasar fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 57)

 

Hadiste Hz. Mehdi (as)’ın bulunduğu yerde çok sayıda bayrağın olacağı bildirilmiş. Bugün İstanbul'un dört bir yanında Şanlı Türk bayrağının dalgalandığını görüyoruz. Son olarak bu hadiste de işaret edilen bir yoldan bahsetmek istiyorum.

Asrın projesi olarak tanıtılan Marmaray projesinden.

Peygamberimiz (sav) Marmaray'ın Hz. Mehdi döneminde açılacağını hadislerde bildirilmiş. Bu Peygamberimiz (sav)’in çok açık bir mucizesi. Biraz önce ekranlara gelen hadisin ilgili bölümlerini tekrar inceleyelim.

 

“Konstantiniyye'nin manen fethi sırasında sabah namazı için abdest alırken bir bayrak dikecek. Deniz ikiye ayrılarak su kendiliğinden uzaklaşacak ve açılan yolu takip eden Hz. Mehdi (as) karşı kıyıya geçecektir.” (El-Kavlü'l Muhtasar fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 57)

 

Hadiste İstanbul'un manevi fethinden yani Mehdiyet’in yoğun ilmi çalışma yaptığı, iman hakikatlerinin ve Kuran mucizelerinin anlatıldığı Darwinizmin çöktüğü döneme işaret ediliyor. İşte tam da bu dönemde, tam da Peygamber Efendimiz (sav)’in tarif ettiği zamanda ve dikkat çektiği şekilde denizin altında bir kıyıdan diğerine geçmek için kupkuru bir yol açıldı. Ve bu büyük projeye de Marmaray adı verildi. Şimdi diğer hadislere bir bakalım.

 

“Mehdi sabah namazına abdest almak için denizin yanında sancağı dikecek. Su ondan uzaklaşacak. Ve açılan yoldan geçip insanlara şöyle haykıracak.” (Kıyamet Alametleri, s. 181-182)

 

 “Su kendiliğinden uzaklaşacak.” (El-Kavlü'l Muhtasar fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s.15-57)

 

Bu hadislerde “su ondan uzaklaşacak, su kendiliğinden uzaklaşacak” denilmesi denizde açılan yolun sudan uzak olacağı, su ile yol arasında mesafeli olacağını işaret ediyor inşaAllah. Su ile ilgili diğer hadisleri de inceleyelim.

 

“Kaim Mehdi (as) zuhur ettiğinde Konstantiniyye'ye yani İstanbul'a talebelerini gönderir. Denize vardıklarında ayaklarıyla bir şey yazarlar ve su üzerinde yürürler.” (Gaybet-i Numani: Ahmed bin Havza’dan Nahavandi’den Abdullah bin Hammad Ansari’den Muhammed bin Cafer’den İmam Sadık (a.s.)

 

 “Hz. Mehdi (as)’ın talebeleri su üzerinde yürür.” (Gaybet-i Numani: Ahmed bin Havza’dan Nahavandi’den Abdullah bin Hammad Ansari’den Muhammed bin Cafer’den İmam Sadık (a.s.)’ın şöyle dediğini rivayet ettiler)

 

Burada da su insanların üzerindeyken ilerleyecekleri bir yol olacağını anlaşılıyor. Yani yapılan yol suyun insanların üzerinde olacak. İnsanlar suyun altında bir yolda ilerleyecekler. Marmaray’a dönüp bakıyoruz. Marmaray’ın Marmara Denizinden yani boğazdan geçen tüp bölümü denizin 60 metre altında ve tam da hadiste belirtildiği gibi sudan uzak.

“Ayaklarıyla bir şey yazarlar” ifadesi de çok manidar ve dikkat çekici. Bu ifadede kullanılan araçların ayakla idare edildiğine işaret olabilir.

Marmaray'ın açılış törenini izleyenler çok iyi bilirler. Açılış töreni tekbirlerle ve dualarla gerçekleşmişti. Şimdi o törenin görüntülerini kısaca bir izleyelim isterseniz. Daha sonra konuyla ilgili hadisi sizlere aktaracağım.

 

Diyanet İşleri Başkanı Dua Ediyor: “Ey bizleri yoktan var eden, varlığından ve sevgisinden haberdar eden yüce Rabbimiz. Bugün iki kıtayı birleştiren bu tesisi senin rahman ve Rahim adını anarak açıyoruz. Lütfunu, inayetini, rahmetini, merhametini Aziz İstanbul'umuzdan, milletimizden eksik etme Allah'ım.”

 

“Ve açılan yoldan geçip insanlara şöyle haykıracak: ‘Ey insanlar haydi sizde geçiniz. Cenab’ı Hak İsrail oğullarına olduğu gibi size de denizi ikiye ayırdı.’ Onlar da geçecekler. Tekbirler getirecekler.” (Kıyamet Alametleri, s. 181-182)

 

Hadis'te bu yolun tekbirle Allah'ın adı anılarak açılacağına da dikkat çekilmiş. Bunun da aynısıyla Marmaray'ın açılışında gerçekleştiğini görüyoruz. Hadisleri incelemeye devam edelim.

 

“Mehdi ve talebeleri oradan doğru şehre girecekler.” (Kıyamet Alametleri, s. 181-182)

 

 Bu hadiste açılan bu yol sayesinde doğrudan şehre gireceği bildirilmiş. Gerçekten de Marmaray ile herhangi bir viraj olmadan dümdüz bir yol üzerinden şehre giriliyor. Hadislerin birebir gerçekleşiyor olması gerçekten büyük bir mucize. Peygamberimiz (sav) bir diğer hadisinde ise bu yolun başında ve sonunda bayrakların olacağını bildirmiş.

 

“Bir bayrak dikecek, sonra bir bayrak daha dikecek.”  (Kıyamet Alametleri, s. 181)

 

Bildiğiniz gibi 29 Ekim günde yapılan açılışta her yer bayraklarla donatılmıştı. Yine görüntülerle hatırlayalım o günü.

Her gün binlerce İstanbullu Marmaray’ı kullanarak İstanbul'un iki yakası arasında seyahat ediyor. İşlerine ya da okullarına gidiyor. Peygamberimiz (sav)'in hadisinde bu yolun insanlar tarafından da kullanılacağı şu şekilde haber verilmiş:

 

“Mehdi… açılan yoldan geçip insanlara şöyle haykıracak: ‘Ey insanlar haydi sizde geçiniz. Cenab’ı Hak İsrail oğullarına olduğu gibi size de denizi ikiye ayırdı.’ Onlar da geçecekler.”  (Kıyamet Alametleri, s. 181)

 

 Hadislerde, yolun açıldığı dönemde cami inşaatlarının doğacağı bildirilmiş.

 

“Mehdi ve talebeleri oradan doğru şehre girecekler. Camiler yapacaklar.” (Kıyamet Alametleri, s. 181)

 

 “Hz. Mehdi Konstantiniyye İstanbul ve diğer birçok beldede camileri inşa eder.” (El-Kavlü'l Muhtasar fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, 2. bölüm)

 

İstanbul'da son zamanlarda birçok cami ibadete açıldı. İstanbul'un en büyük camisi olacak olan Çamlıca'daki caminin inşasına bildiğiniz gibi yakın zamanda başlandı. Ve halen yapımı devam etmekte olan çok sayıda cami var şu an İstanbul'da. Marmaray'ın istasyon resimlerine de baktığımızda çıkışlarda camilerin bulunması yine dikkat çekeceği. Biraz önce okuduğumuz hadisin devamında çok önemli bir ayrıntı daha var. Hadisin devamına bakalım.

 

“Oradan denizde açılan yoldan doğru şehre girecekler. Camiler yapacaklar. Derken bir ses duyulacak. Sizden sonra Deccal gelip Şam'da çocuklarınızın başına bela olmuş.” (Kıyamet Alametleri, s. 182)

 

Hadiste haber verildiği gibi günümüzde Esad yönetimindeki Suriye'de 3 yıldır binlerce çocuğun hayatını kaybettiği katliamlar yaşanıyor. Son olarak aktarmak istediğim bir hadis daha var. Bu yolun yapımı sırasında kıymetli eserlerin bulunacağına işaret eden bir hadis bu. Şöyle buyuruyor Peygamberimiz (sav):

 

“Altından ve çok çeşitli mücevherattan müteşekkil hazineleri çıkarıp mescitleri de inşa ederler.” (Beklenen Mehdinin Alametleri, El-Kavlü'l Muhtasar fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, 1. Bölüm 50)

 

 Marmaray kazılarında tam 35 bin tarih eser ve 13 batık gemi çıkarıldı.

Bizler samimi Allah'a dayanıp güvenen, Kuran'a gönülden bağlı Müslümanlar olarak Hz. Mehdi (as)’ın İstanbul'dan çıkacağına ve İstanbul'u manen fethedeceğine inanıyoruz. Yüzyıllardır hasretle beklenen Hz. Mehdi (as) çıktığında onun talebesi olabilmek için gayret ediyoruz inşaAllah.

Peygamberimiz (sav)’in hadislerine göre Hz. Mehdi (as), yaşadığımız bu dönemde geldi ve şu anda İstanbul'da. Şimdi mübarek şehir İstanbul, yüzyıllardır beklenen kutlu misafirinin Hz. Mehdi (as)’ın zuhuratına hazırlanıyor. Çok güzel ve ihtişamlı günler çok yakın. Dünyaya İslam ahlakının, barışın, huzurun, mutluluğun hakim olmasına vesile olacak Hz. Mehdi (as)’ın zuhuru çok yakın. Muhteşem bir Altın Çağ dönemi Allah'ın izniyle bizleri bekliyor.

Haftaya yeni bir bakış açısıyla karşınızda olacağız, inşaAllah. Hoşça kalın.
 

A9TV Televizyonu Adnan Oktar Harun Yahya Sohbetler Belgeseller A9 TV Yeni Frekansımız: Türksat 3A Uydusu FREKANS: 12524 Dikey Batı Sembol Oranı: 22500

PAYLAŞ
logo
logo
logo
logo
logo
İNDİRMELER
flv
mp3
mp4
mp4
youtube
Bakış açısı
Bizans
Fatih Sultan Mehmet
Hz. Mehdi ile ilgili hadisler
Kartal Göktan
Mübarek Şehir İstanbul
Osmanlı tarihi
Osmanlıca
Türkiye
İstanbul
İstanbul'un Fethi