Bakış Açısı - 11. Bölüm - Boko Haram Örgütü
KARTAL GÖKTAN: Merhaba, Bakış Açısı’na hoş geldiniz.
Bildiğiniz gibi dünyanın gözü yaşları 12 ile 17 arasında 300'e yakın kız öğrencinin 14 Nisan günü İslamcı terör örgütü Boko Haram tarafından kaçırıldığı Nijerya'da. Son günlerde ismini sıkça duyduğumuz Boko Haram terör örgütü Afrika bölgesini tehdit etmeye devam ediyor. Peki kız öğrenciler niçin kaçırıldı? Nijerya'nın güvenliğini giderek daha fazla tehdit eden bu örgüt kimdir ve nasıl bir örgütlenmedir? Bu sorulara yanıt arayacağımız Bakış Açısı Boku Haram dosyası başlıyor.
Bugünkü program özetimiz şu şekilde: Öncelikle künye başlığımızda, Boku Haram terör örgütünden kısaca bahsedeceğiz. Daha sonra zaman tünelinde, Boku Haram ve diğer bağnaz ve radikal terör örgütlerinin geçmişteki yıkıcı faaliyetlerine değineceğiz. Güncel durum raporunda, Boko Haram'ın 300'e yakın kız öğrenciyi kaçırdığı ve halen devam ettiği terör eylemleriyle ilgili bilgi vereceğiz. Ve son olarak perde arkasında, bu terör eylemlerinin ardında yatan faktörleri gözler önüne sereceğiz.
Evet, ilk olarak Künye ile Boko Haram hakkında kısa bir bilgiyle başlayalım.
Bombalanan kiliseler, baskına uğrayan karakollar, okullarda kurşunlanan öğrenciler ve öğretmenler, kaçırılan insanlar ve son olarak da kaçırılan Hristiyan kız çocukları. Herhangi bir haber sitesine girip Boko Haram yazarak arama yaptığınızda karşınıza çıkacak sonuçlardan bazıları bunlar.
Resmi adı Cemāʿatu. Ehli's-Sünne li'd-Daʿve ve'l-Cihād yani dava ve cihat için barış ve sünnet cemaati olan Boko Haram, 2002 yılında Nijerya, Borno eyaletinin başkenti Maiduguri'de Muhammed Yusuf liderliğinde faaliyete başladı ve şimdilerde en tehlikeli terör örgütlerinden biri olarak biliniyor.
Boko Haram, Nijeryalı kabilelerden biri olan Hausa'ların dilinde batı eğitimi haramdır anlamına geliyor. Boko Haram amacını Nijerya'nın kuzeyinde şeriat kanunlarıyla yönetilen İslami devlet kurmak olarak açıklamıştı. İlk başlarda radikal gençlerden oluşan bir grup olan Boko Haram daha sonra radikal bir örgüt kurdu. Hatta ilk başlarda herkes onları Nijerya Talibanları olarak tanıyordu. Nijerya'da yaşayan Müslümanlar Boko Haram için Müslüman bir örgüt değil diyor. Çünkü Boko Haram'ın bütün zararı %99'u Müslüman olan Kuzey Nijeryalı vatandaşları oluyor.
Boko Haram'a göre batıya dair her şey yozlaşmış ve Müslümanlar için sakıncalı. Bu nedenle başta Nijerya'daki eğitim sistemi olmak üzere batıya dair her şeyin İslam dünyasından dışlanması gerektiğini savunuyorlar. Örgüt bu yüzden ders veren öğretmenleri ve onları dinleyen öğrencileri, kiliseye giden Hristiyanları, bara eğlenmeye giden insanları hedef olarak görüyor. Her ne kadar Nijerya Afrika'nın en büyük petrol üreten ikinci ülkesi olsa da çoğunlukla Müslümanların yaşadığı kuzey bölgesi geri kalmışlığı yoksulluğu ile biliniyor. Bu durumu iyi kullanan örgüt, yoksul ailelere yiyecek yardımı yaparak ve çocuklarına kendi camilerinde bedava eğitim vererek yoksul kitleler arasında örgütlenerek büyüdü.
Örgütün çok iyi kullandığı diğer argümanlardan biri de merkezi ve yerel hükümetlerin yolsuzlukları ve geri dağılımındaki adaletsizlik. Yoksulluğa karşı dayanışma, batı tarzı eğitime karşı kendi İslami eğitimleri ve yolsuzluğa karşı politik mücadeleyi birleştiren Boko Haram, kısa sürede bölgede ciddi bir güce kavuştu.
Peki bu kadar büyük çapta terör eylemleri gerçekleştiren Boko Haram kimlerle hareket ediyor?
Amerika Birleşik Devletleri tarafından 2012'de terör listesine alınan Boko Haram, birçok batılı terör uzmanı tarafından El-Kaide'nin Batı Afrika'daki uzantısı olarak kabul ediliyor. Kimi kaynaklara göre Boko Haram'ın Afganistan'daki Taliban'la ilişkisi var ve Taliban tarzı bir şeriatı savunuyor. ABD İç Güvenlik Departmanı'nın hazırladığı rapora göre ise örgüt El-Kaide'nin Kuzey Afrika kolu olarak bilinen AQMI ve ASURA örgütleriyle iş birliği yapıyor ve militanlarını AQMI'nin kamplarında eğitiyor. Yine aynı rapora göre örgüt 30 kişiden oluşan bir şura tarafından yönetiliyor. Bu 30 kişi diğer hücreleri yönetiyor ve bu hücreler genelde birbirleriyle doğrudan görüşmüyor. 100 civarında profesyonel kadrosu olduğu tahmin edilen örgütün kaç militanı olduğu net olarak bilinmiyor. Bilinen tek şey örgütün Nijerya'nın kuzeyinde 12 şehirde uygulanan şeriat kanunlarını şiddet ve terör yoluyla önce Müslümanların çoğunlukta olduğu kuzeye sonra da bütün Nijerya'ya yaymak.
Boko Haram tarzı bağnaz ve radikal örgütlerin sayısı ise çok fazla. Şimdi zaman tüneli başlığımızda Boko Haram'ın geçmişine dönelim ve bu tip örgütlerin en bilinenlerine kısaca bir bakalım. İslamapobinin oluşmasında bu örgütlerin İslam dışı uygulamalarının oynadığı rolü görelim.
Evet, zaman tüneli başlığıyla devam ediyoruz programımıza.
Boko Haram'ın devlet güçleriyle ilk çatışması 2003'te oldu. Çıkan çatışmalarda örgüt polis karakollarına saldırarak silahları el koydu ve onları sakladı. Örgütün 2009'da polislerle girdiği çatışmalarda binden fazla insan yaşamını yitirdi. Aynı operasyon kapsamında Maiduguru Camisi'ne baskın yapan polis orada 200'den fazla kadın ve çocuğun rehin tutulduğunu açıklamıştı. Boko Haram 2009'daki çatışmada liderlerin ölmesinden sonra misilleme eylemlerine başlayarak okulları, polisleri ve kamu binalarını hedefledi. Belli bir süre sonra Hristiyanlara, gazetecilere ve Müslümanlara yönelik de eylemler yapmaya başladı. Çıkan çatışmalarda binlerce insan hayatını kaybederken 500 bin insan da göç etmek zorunda kaldı ve zaten yoksul olan bölge daha da yoksullaştı.
Boko Haram ülkede terör faaliyetlerine son 5 yıldır aralıksız devam ediyor. Öyle ki örgüt 2011 yılında başkent Abuja dahil olmak üzere Nijerya'nın çeşitli kentlerinde düzenlediği Noel saldırılarında 39 kişinin ölmesine 57 kişinin de yaralanmasına sebep oldu.
6 Haziran 2012'de Bauchi eyaletinde bir kiliseye saldırı düzenledi. 15 kişinin hayatını kaybetmesine neden oldu.
20 Ocak 2012'de Nijerya'nın kuzeyinde yer alan Kano şehrinde polise hedef alarak devlet binalarına saldırılar düzenledi. Uluslararası Kızılhaç Örgütü Boko Haram'ın düzenlediğini belirttiği saldırılarda en az 178 kişinin hayatını kaybettiğini ve çok sayıda yaralının olduğunu duyurdu.
19 Şubat 2012'de Başkent Abuja yakınındaki Suleja semtinde bulunan İsa'nın Elçiliği isimli kilisenin önüne bırakılan bomba Pazar ayini sırasında patladı. Olayda en az 5 kişi yaralandı.
Boko Haram Mart 2013'te ülkede bulunan 7 kişilik bir Fransız aileyi kaçırdı. 2 ay sonra serbest bıraktı.
Örgüt 11 Mart 2013 günü Bauchi kentinde rehin aldığı, aralarında İtalya, İngiltere, Yunanistan ve Lübnan vatandaşlarında bulunduğu 7 yabancıyı öldürdüğünü açıkladı. 26 Nisan'da ise Nijerya Güvenlik Kuvvetleri ile Boko Haram militanları arasında çıkan çatışmada 44 kişi hayatını kaybetti.
20 Eylül 2013'te ise ülkenin kuzeydoğusundaki Borno kentinde askeri üniforma giyen öğüt üyelerinin saldırısında 87 kişi hayatını yitirdi.
22 Nisan 2013 günü de ülkenin kuzeyinde Boko Haram ve devlet güçleri arasında çıkan çatışma sonucu 185 kişi öldü.
Bu bölgedeki terör faaliyetleri sadece Boko Haram ile sınırlı değil. Dünya son 50 yılda ağırlıklı olarak Asya ve Mena bölgesi yani Orta Doğu ve Kuzey Afrika'yı içine alan bölgeye başta olmak üzere radikal bağnaz gruplar tarafından gerçekleştirilen birçok şiddet olayına tanıklık etti. Sözde İslam adına ortaya çıktığını iddia eden birçok bağnaz ve radikal grup, kendi yanlış inanç ve yaşam biçimlerini şiddet yoluyla topluma dayatmaya çalışıyor. Özellikle El-Kaide, El-Nusra, El-Şebab ve Boko Haram gibi örgütler dünyanın birçok yerinde şiddet ve nefret politikaları uyguluyor. İslam'ı yanlış yorumluyor ve kendi inancını benimsemeyen herkesi de karşılarına alıyorlar. Bu bağnaz zihniyet ses getirmek ve toplumları yıldırmak adına ticari işletmeler, pazarlar, yolcu terminalleri ve marketler gibi halkın yoğun olduğu yerlerde terör eylemleri yapmaktan da çekinmiyor.
Birkaç örnek vermek gerekirse, Cezayir'de 16 Ocak 2013 tarihinde El-Kaide bağlantılı bir grup, doğalgaz şirketinde çalışan 41 kişiyi rehin almış ve çıkan olaylarda birçok rehine hayatını kaybetmişti. Kendilerine “kanla imza atanlar” adını veren bu radikal grup, Batı düşmanlığını yaymaya ve sözde İslam'a dayalı bir yönetim sistemi kurmaya çalıştığını iddia ediyor.
Kenya'nın başkenti Nairobi'de El-Şebab terör örgütü, Kenya'nın Somali’ye yaptığı askeri müdahaleyi bahane ederek bir alışveriş merkezine yaptığı saldırıda yaklaşık 68 kişiyi öldürdü, 293 kişiyi de yaraladı. Örgüt, saldırı öncesi Müslümanların binadan çıkarıldığını ve sadece Müslüman olmayanları hedefe aldığını da savundu. Radikalizmin vahşiliği ve sevgisizliği karşısında uluslararası kamuoyu da büyük bir tedirginlik yaşıyor.
Elbette İslam karşıtı düşünce sahipleri de bu ortaya çıkan karanlık tabloyu kullanarak İslamofobiyi büyütüyor. Aslında bu tanımın İslamofobi değil, bağnaz fobi olması gerekiyor. Çünkü bu fobinin kaynağı kelime kökeni barış olan İslam değil, bambaşka bir inançlar sistemi olan bağnazlık.
Evet, tekrar günümüze Boko Haram'a dönelim isterseniz. Sıradaki başlığımız güncel durum raporu. Güncel durum raporuyla devam ediyoruz programımıza.
Boko Haram yaklaşık bir ay önce Nijerya'nın kuzey doğusundaki Borno eyaletine bağlı 60 bin nüfuslu Chibok kasabasına yaklaşık 200 kişilik silahlı bir grupla baskın yaptı. 5 saat boyunca kasabada ortalığı yakıp yıkan Boko Haram militanları, kasabadaki orta öğretim okulunun yurdunda kalan Hristiyan ağırlıklı 300'e yakın kız öğrenciyi silah zoruyla kaşırdı. Örgütün lideri Ebu Bekir Şekau, kaçılma olayı sonrası kızları pazarda köle olarak satacağını ve evlendireceklerini açıkladı. Örgüt son olarak, ülkedeki batı tarzı eğitiminin durdurulmasını ve kızların okuldan alınarak evlendirilmesi gerektiğini belirtti. Örgütün elinde şu an bilinen rakam olarak 276 kız öğrenci rehin.
Örgüt, ilerleyen günlerde hapisteki elemanlarının serbest bırakılması karşılığında rehineleri serbest bırakacağını açıkladı. 4 Mayıs'ta yine Borno eyaletindeki Warewa adlı köyden 12-15 yaşlar arasında 11 kız çocuğu daha kaçırıldı.
Örgütün kız öğrencileri kaçırmasının ardından bir hafta kadar sonra Twitter'da #BringBackOurGirls -kızlarımızı geri getirin etiketiyle kampanya başlatıldı. Sosyal medyada başlatılan bu etkinlik uluslararası medyanın ilgisini çekmede epey başarılı oldu. Kampanyaya ABD Başkanı Barack Obama'nın eşi Michelle Obama, ABD'nin eski Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, Amerikalı oyuncu ve sanatçılar ve daha önce Taliban tarafından başından vurulan Pakistanlı çocuk hakları savunucusu Malala Yusufzay gibi isimler destek verdi.
Borno eyaletinde geçen Mayıs'tan bu yana olağanüstü hale uygulanıyor. Dolayısıyla bölgedeki asker sayısı arttırılmış durumda. Ayrıca bölgedeki gençlerin kurduğu merkezi hükümet destekli milis güçleri de var. Ancak etkin bir çalışma yapılamıyor. Boko Haram ise saldırılarını sürdürmeye devam ediyor. 5 Mayıs'ta Borno, Gambaru Ngala'da en az 300 kişi öldürüldü. Militanlar bir saat içinde girdikleri kenti 12 saat boyunca yıkıp yağmaladı, önlerine çıkanı öldürdü.
Tüm bu olayların bir de perde arkasında kalan yönleri var elbette. Terör olaylarının bu kadar tırmanmasına sebep olan faktörleri hep birlikte perde arkası başlığımızda görelim.
Evet, terde arkası bölümünde ilk olarak Nijerya'nın genel yapısına bakacağız. Nijerya Federal Cumhuriyeti, kısaca Nijerya, Batı Afrika'da Gine körfezi kıyısında Benin ile Kamerun arasında yer alan bir ülke. Başkenti Abuja, en büyük şehri ise Lagos. Nijerya 176 milyonluk nüfusuyla dünyanın 7. en kalabalık ülkesi. Ülkenin %43.6'sı Müslüman, Protestanlar %40.8, Katolikler ise %9.3'lük bir kesim oluşturuyor. Ülkede az sayıda Musevi de yaşıyor.
Nijerya 37.2 milyar varil kanıtlanmış petrol rezerviyle Afrika'da Libya'nın ardından en çok rezerve sahip ikinci ülke. Afrika'daki kanıtlanmış en büyük doğalgaz rezervlerine sahip de olan ülke dünyada ise 9. sırada. Günlük 36 milyar metreküp doğalgaz üretimiyle dünyanın en büyük 25. doğalgaz üreticisi konumunda.
Nijerya ayrıca ABD petrolünün 5. büyük sağlayıcısı ve dünyanın 4. en çok LNG yani sıvılaştırılmış doğalgaz ihraç eden ülkesi. İhraç ad gelirlerinin %96'sı petrol ve LNG satışları oluşturuyor. Nijerya 510 milyar dolar civarındaki gayri safi milli hasıla ile Afrika'nın en büyük ekonomisine sahip.
Petrol ve doğalgaz kaynakları uluslararası şirketlerin kurduğu yerel şirket ve ortaklıklar üzerinden işletiliyor. Fakat bu zenginliklerden pay arayan yerel gruplar sık sık petrol altyapılarına saldırarak ülkedeki yabancı petrol şirketlerinin sevkiyatına engel oluşturuyorlar.
Nijerya 2000 yılların ortasından beri boru hatlarına saldırı, adam kaçırma ve üretim tesislerinin militanlarca ele geçirilmesi gibi artan oranda güvenlik zafiyetleri yaşıyor. Bu arada yerel gruplar şirketlerin bölgedeki faaliyetler esnasında çevreye büyük zararlar verdiklerini ve bunun da yerel halkın başlıca geçim kaynakları olan balıkçılığı ve tarımı olumsuz etkilediğini düşünüyorlar.
Boko Haram ile mücadelede ise ülkede var olan yoksulluk ve siyasilerin karıştığı yolsuzluk iddiaları en önemli engel olarak görülüyor. Nijerya petrol zenginliğinin karşılığında milletvekillerinin maaşlarının yüksek olması ve artan yolsuzluk iddialarıyla anılan bir ülke. Uluslararası Şeffaflık Örgütü'nün 2013 tarihli yolsuzluk listesinde 177 ülke arasında 144. sırada yer alıyor.
Ülke personel zengin olsa da nüfusun yaklaşık %70'i yoksulluk sınırının altında yaşıyor. Ülkede 2 doların altında gelirle yaşayanların oranın %85 civarında.
Şimdi sıradaki faktörümüze geçelim.
Perde arkasında ikinci başlığımızda terörle mücadelede izlenen yanlış yöntemleri sorgulayacağız.
Evet, Afganistan'da, Pakistan'da, Irak'ta, Suriye'de ve Yemen'de Boko Haram ile aynı fikir yapısına sahip birçok örgüt eylem yapıyor aslında. Batı dünyasında pek çok terör uzmanı, siyasetçi ve sosyolog “30 yıl öncesine kadar bu tarz örgütler yokken neden şimdi varlar” sorularına karşılık öncelikle vatandaşların siyasi ve ekonomik taleplerine cevap veremeyen yozlaşmış ve despot rejimlerin bu tarz hareketlerin gelişmesine neden olduğunu söylüyorlar.
İkinci olarak da Avrupa ve Amerika'nın Orta Doğu'ya müdahaleleri ve her müdahalede bölge halkının büyük can ve mal kaybı yaşamasını gösteriyorlar. Sonuncu olarak ise, Batı'ya karşı Orta Doğu'yu Arapları koruyacağı iddiasıyla ortaya çıkan Arap milliyetçilerinin başarısızlığını ve dini değerleri yok sayıp yerine bağnaz öğretileri koymasını gösteriyorlar.
Bu gerekçelendirilmelerin hepsinde doğruluk payı olmasına karşın Batılı ülkeler bu örgütlerle mücadelede pek de başarılı değiller. Ne antiterör timlerinin düzenlediği noktasal operasyonlar ne de insansız hava araçlarının yağdırdıkları bombalar terör örgütlerini durdurmaya yetmiyor. Tam aksine masum insanları da hedef aldıkları için bu terör örgütlerinin daha da güç kazanmasına neden oluyor. Bugün tüm dünya İslam adı altında ortaya çıkarak teröre başvuran bu örgütlerden yanına endişeli. Terörü gerçekleştiren ve buna destek olan tüm faillerin uluslararası hukuk ve adalet ölçülerinde cezalandırılması gerektiği de açık. Ancak bundan daha önemli olan bu sorunun çözümü için hangi uzun vadeli stratejilerin izlenmesi gerektiği.
İslami olduklarını iddia eden bu ülkelere karşı alınabilecek en iyi tedbir zihniyetlerindeki çarpıklığın güçlü bir biçimde dile getirilmesi. Bu görev öncelikle Müslümanların talip olması gereken bir görev. Çünkü İslam'ı en iyi Müslümanlar anlatabilir.
Peki Müslümanların anlatması gereken şeyler neler?
İşte Müslümanların zayıf itirazlar ya da çözümsüz konuşmalar yerine dile getirmeleri gereken Kuran ayetlerine dayanan gerçekler:
İslam diline göre suçsuz bir insanı öldürmenin çok büyük bir günah olduğu ve masum bir insanı öldüren kişinin ahiret hayatında çok büyük bir asapla karşılaşacağı bildirilir. (Maide/32)
İslam ahlakının Müslümanlara bir karar verirken, bir söz söylerken, bir iş üzerindeyken kısaca hayatlarının her anında adaletli davranmalarını emrettiği bir gerçektir. (Yunus/47)
Müslümanların insanları İslam ahlakına baskı ve zor kullanarak değil, sadece güzel söz ile davet etmesi gerektiği, Ali İmran Suresi’nin 104. ayetinde bildirilir.
İslam'ın insanlar arasında dayanışma ve yardımlaşmayı emrettiği, (Al-i İmran/104)
İslam'ın iyiliği emredip kötülüklerden sakındırmayı emrettiği, Maide/2)
İslam'ın kötülüğe iyilikle karşılık vermeyi emrettiği, (Fussilet/34)
Allah'ın Müslümanları her zaman bağışlayıcı olmalarını emrettiği, (A’raf/199)
İslam'ın insanlara yumuşak huylu olmayı emrettiği, (Al-i İmran/159)
İslam'da inanç özgürlüğü olduğu, (Bakara/256)
İslam'da zulme rıza gösterilmemesinin emredildiği, (Yunus/26-27)
bunların hepsi Kuran'da haber verilen gerçekler.
Şimdi diğer bir faktörümüze geçelim ve kadına bakış açısındaki yanlışlığı inceleyelim.
İslam ülkelerinin neredeyse tamamına hakim olan Kuran dışı kaynaklara ve hurafelere dayanan bağınız anlayış yanlış bir şekilde İslam olarak algılanıyor. İslam'ın özüyle ve Kuran'ın ruhuyla tamamen zıt olan bu bağnaz zihniyette kadınlara da değer verilmiyor. İslam ülkelerinde kadınlar Kuran'la alakalının yaşanmamasından dolayı toplumun en çok baskı ve eziyet gören kesimini meydana getiriyor. Çünkü bu ülkelerdeki bağnaz zihniyet Kuran'ın tam tersine kadınları sadece temizlik yapan, hizmet eden ikinci sınıf bir varlık olarak görüyor. Hatta kadının kişiliğinin ahlaki özellikleri ve yeteneklerinin fiziksel yapısıyla orantılı olarak daha da sınırlı olduğuna inanılıyor. Elbette samimi inananlar Allah'ın kadınlara verdiği değeri biliyor ve kadınlara yönelik geliştirilen bu hurafelere hiçbir zaman inanmıyor.
Fakat bağnaz kişilerin uydurduğu bazı hurafeler sebebiyle bir kısım kişiler tarafından kadınların erkeklerden sözde daha aşağı varlıklar olarak görüldüğü de bir gerçek. İslam adı altında da bağnaz mantıkta olan bu kişiler, kadını yarım insan olarak görmeye ve göstermeye çalışıyor. Kadına değer vermeyen, eksik gören, her konuda sınırlandırılması ve cezalandırılması gerektiğini iddia eden bağnaz bir toplumun sevgisiz ve gaddar olacağı açık.
Gerçekte Kuran'ın şefkat ve merhametli ruhuyla bağdaşmayan gerçek dışı hurafelerin bir topluma verdiği zararı da bağnazlığın yaygın olduğu ülkelerde görüyoruz. İslam ülkelerinde kadınlara yönelik bağnaz düşüncenin çok büyük bir tehlike oluşturduğu açık. Kuran'da kadınların bilgi ve beceri yönetme güçlerine Sebe Melikesi örneği ile dikkat çekilmiş. Allah kadınların yönetici olabileceğini şöyle bildirmiştir:
Şeytandan Allah'a sığınırız: “Gerçekten ben onlara hükmetmekte olan bir kadın buldum ki ona her şeyden bolca verilmiştir ve büyük bir tahtı var.” (Neml Suresi, 23)
Allah kadınların son derece doğru kararlar verebileceğini ise şu ayetlerde bildirmiştir:
Şeytandan Allah'a sığınırız: “Ona köşke gir denildi. Onu görünce derin bir su sandı ve eteğini çekerek ayaklarını açtı. Süleyman dedi ki: Gerçekte bu saydam camdan olma düzeltilmiş bir köşk zemindir. Dedi ki: Rabbim gerçekten ben kendime zulmettim. Artık ben Süleyman'la birlikte alemlerin Rabbi olan Allah'a teslim oldum.” (Neml Suresi, 44)
Ancak kadınlar ve gençler alabildiğince özgür bir şekilde toplum içindeki yerlerini aldıklarında sağlıklı bir ülkeden bahsedilebilir. Bunun için bağnazlığın en büyük mağdurlarından olan kadınlara layık oldukları değerin verilmesi, hak ve özgürlüklerinin korunması, sosyal yaşamda ve siyasette tüm toplum ile eşit konuma getirilmeleri hayati önem taşıyor.
Eğer kadınlar huzurlu ve rahatlarsa toplum da huzurlu olur. Kadınların toplumun her kesimindeki insanlar gibi özgür olmaları Kuran'ın bir emridir. Görüldüğü gibi Kuran'ın emirlerine karşı çıkan radikal bağnaz örgütler İslam dışı çarpık bir anlayışla hareket ediyorlar.
Son faktörümüzde de terörü İslam'la bağdaştırmanın yanlışlığını vurgulayacağız.
Terörün kaynağı cehalet ve bağnazlık ve bunun çözümü eğitim. Terörist örgütlerin ideolojileri ise çürük temelleri üzerine kurulu. İster İslam'ın adını kullanarak ortaya çıksın, ister Marksist, ister etnik milliyetçi olsun, hepsinin ideolojik dayanaklarına karşı başlatılacak bir eğitim seferberliği organize edilmeli. Terörün sempati duyan çevrelerine, bunun İslam'a tamamen aykırı olduğu, aksine bu şekilde İslam'a, Müslümanlara ve tüm insanlığa zarar vermiş olacakları anlatılmalı.
Örgütün destekçileri bu insanlık dışı barbarlıktan arındırılmaları için eğitilmeliler. Nijerya hükümetinin bu yöndeki bir eğitim politikasını desteklemesi Allah'ın izniyle çok olumlu sonuçlar verecek.
Yeryüzünün dört bir yanındaki samimi müminler de bu çözüm çalışmasına destek olabilirler. Kitaplar ve yazılar yazarak, sosyal medyadan İslam'ın terörü lanetlediği bağnazlığın İslam'dan olmadığını anlatarak, çeşitli eğitimlerle kültürel bir birikim ortaya sunarak terörizmin karşısında durabilir, cehaletin önünü kesebiliriz. Dünya üzerinde Allah'ın emrettiği merhametin barışın ve esenliğin hakim olması terörizmi geri dönmeyecek şekilde ortadan kaldıracaktır inşaAllah.
İslam şefkat dinidir ve Kuran'ın hükmü gereği dinde zorlama yoktur. Bağnazların çıkardığı dehşet dinindeki gibi “dinini değiştireni öldürün” şeklindeki vahşete dayalı düşünce yapısı İslam dininde kesinlikle yoktur. İslam insanlara düşünce, ibadet ve ifade özgürlüğü sağlayan, insanların her türlü hakkını koruma altına alan ve daha da önemlisi insanlara gerçek özgürlüğü sunan bir dindir.
Allah insanları kolaylık, rahatlık, mutluluk ve neşe diler. Allah kullarına zulmedici değildir. Allah'ın emri olan din insanları en huzurlu, en mutlu, en güvenli, en asil, en kaliteli, en rahat, en zevkli yaşamın nasıl olacağını gösterir. Tüm dünya bilmelidir ki İslam terörün kaynağı değil, tam tersine asıl ve tek çözümdür.
Evet, bugünkü programımızı burada noktalıyoruz. Bakış açısında gündeme ilişkin konularla haftaya yeniden karşınızda olacağız, inşaAllah. Hoşça kalın.
A9TV Televizyonu Adnan Oktar Harun Yahya Sohbetler Belgeseller A9 TV Yeni Frekansımız: Türksat 3A Uydusu FREKANS: 12524 Dikey Batı Sembol Oranı: 22500