BAL ARILARININ YÖN TAYİNİ
SUNUCU: Evet şu an sizin de gördüğünüz gibi etrafımda bir sürü arı uçuşuyor ve ben biraz tedirginim ama burada Hüseyin abimiz var. Buradaki kovanların sahibi. Kendisi güvence verdi. Arılarının sakin olduğunu söyledi. Eğer fazla yaklaşmazsam şuradaki peteğe de dokunmazsam sokmayacaklarını söyledi. Ben de sana güveniyorum Hüseyin abi.
Evet, arıların çiçeklerden ve meyve tomurcuklarından alarak yuttukları nektarlar onların bal midesi denilen organlarında kimyasal bir değişime uğrar ve içinde birçok vitamin ve mineral bulunan ağır şekerli bir sos halini alır. Daha sonra bal arılar tarafından kovandaki hücrelere yerleştirilir ve üzerleri mumdan bir kapakla örtülür. Böylece o hepimizin bildiği çerçeve içindeki petekler oluşmuş olur. Bal, petek içindeyken arılarca oluşturulan özel bir havalandırma sistemi sayesinde o bildiğimiz, sofralarımızda tükettiğimiz tadına ve kıvamına kavuşur. Üretilen balın sahip olduğu renk, tadındaki farklılık ve kokusu tamamen arıların topladıkları nektarlardan kaynaklanır. Bilirsiniz ıhlamur balı, kekik balı, kestane balı, çam balı ve narenciye balı gibi bal çeşitleri vardır. Ve bu balların sahip olduğu koku, aromalar, arıların gezdikleri çiçekler ve bu çiçeklerden topladıkları nektarlarla alakalıdır.
Peki, bal arıları çiçeklerden nektarları nasıl topluyorlar? Ve dans ederek, evet yanlış duymadınız dans ederek birbirlerine çiçeklerin yerlerini nasıl tarif ediyorlar?
Bal arılarının dans ederek birbirlerine yön tarifi yaptıklarını biliyor muydunuz?
Bal arıları birlikte iletişim içinde çalışıp yaşamlarını koloniler halinde sürdürürler. Arı kolonisi içinde iş bölümü vardır ve arılar yaşlarına bağlı olarak önce kovan içerisindeki görevlerde daha sonra da dışarıda çalışıp kovana su, nektar ve polen getirirler. Kovan dışında çalışan tarlacı arılar sabah gün doğumu ile birlikte dışarı çıkarlar ve günün en güzel çiçeklerinin tatlı nektarlarını bulup bunları yuvaya taşırlar.
Peki, arılar bu harika çiçeklerin yerlerini tam olarak nasıl bulurlar?
Bu konuda ciddi araştırmalar yapıldı ve arıların muhteşem bir yön tayini yeteneğine sahip oldukları keşfedildi. Önceden keşif yapıp en iyi çiçek kaynaklarını bulan tarlacı arılar, keşif sonrası kovana geri dönüp diğer arılara çiçeklerin bulunduğu yerin koordinatlarını veriyorlar. Bunu yaparken de kendi aralarında özel bir dil olan arı dansını kullanıyorlar.
Arıların bu davranışını ilk olarak keşfeden Avusturyalı biyolog Von Frisch 1940'larda bir dizi deney üzerinde çalıştı. Georgia Tech’teki araştırmacılar Von Frisch'in bu deneyinden yola çıkarak modern bir gözlem kovanı ürettiler. İki farklı besin kaynağı kovanın farklı yönlerine yerleştirildi. Her iki taraftaki besin kaynaklarına gelen bal arıları farklı renklerde küçük birer nokta ile işaretlendi. Böylece arılar kovana döndüklerinde hangi besin kaynağına ulaştıkları kolaylıkla belirlenebiliyordu. Kovana dönen arıların topladıkları polen ve nektarı kovandaki arkadaşları ile paylaşmadan önce heyecanlı bir halde 8 şeklinde yol çizerek salınım yapma eğiliminde oldukları gözlemlendi. Başka besin kaynaklarından dönen arılar da farklı şekillerde dans ediyorlardı. Her iki polen kaynağından dönen arılar 8 dansı yapıyordu fakat iki grubun danslarının yönü birbirine zıttı. Bu farklı yönlerdeki dansların aralarındaki açı tam olarak besin kaynaklarıyla kovan arasındaki açıyla eşleşiyordu. Bu arıların yiyecek konumu hakkındaki bilgi paylaşımlarının nasıl olduğu gizemine dair önemli bir ipucuydu. Ancak daha fazla deney yapıldıkça bal arılarının dans dilinin detayları da ortaya çıkmaya başladı.
Arı dansı temelde iki çeşit. Birincisi, çok yakında olan ve çok detaylı tarif gerektirmeyen kaynakları anlatmak için kullanılan çember dansı. Bu dansta kovandan 50 ila 100 metre uzakta bulunan bir kaynak keşfeden tarlacı arı saat yönünde ve aksi yönde hızlı hareketlerle çemberler çizerek diğer arılara çok yakında bir kaynak olduğunu işaret ediyor. İkinci dans çeşidi ise çok daha karmaşık. Daha uzaktaki besin kaynakları hakkında bilgi aktarılan bu dansa da sallantı dansı deniyor. Bu dansla arıların birbirlerine anlattığı iki çeşit bilgi var. Yön ve uzaklık. Eğer bir tarlacı arı yer çekimine tam ters yönde yani yukarı doğru dans ederse, bunun anlamı kaynağa gitmek için güneşe doğru uçmak gerektiğidir. Dansın yukarıdan hangi yönde ne kadar saptığına göre uçulacak rotada belirlenmiş oluyor. Örneğin sallantı dansının yapıldığı çizgi sağa doğru 20 derece eğikse, kovandan çıkılıp güneş karşıya alındıktan sonra saat yönünde 20 derece açıyla dümdüz uçmak gerekiyor. Uzaklık bilgisi ise dansın doğrusal kısmının yani sallantının gerçekleştiği kısmın ne kadar sürdüğü ile ilişkili. Örneğin bir saniyelik bir sallantı yaklaşık 1000 metre uzaklıktaki besin kaynağını işaret ediyor.
Evet, arıların dans dilini kullanarak birbirlerine binlerce kilometre uzaklıktaki besin kaynaklarını haber vermeleri bir mucize. Arıların böyle bir bilgiye sahip olmaları yaratılıştaki mükemmelliği bize anlatıyor. Rabbimiz Kuran'da arıları böyle harika bir yetenekle yarattığını ve ürettikleri balın bizim için çok sağlıklı bir besin olduğunu şöyle bildirir:
Şeytandan Allah'a sığınırım:
“Rabbin bal arısına vahyetti. Dağlarda, ağaçlarda ve onların kurdukları çardaklarda kendine evler edin. Sonra meyvelerin tümünden ye. Böylece Rabbinin sana kolaylaştırdığı yollarda yürü-uç. Onların karınlarından türlü renklerde şerbetler çıkar. Onda insanlar için bir şifa vardır. Şüphesiz düşünen bir topluluk için gerçekten bunda bir ayet vardır.” (Nahl Suresi, 68-69)
Evet, Allah'ın tavsiye ettiği gibi bu yaratılış harikalarını araştırmak, düşünen insan olmak çok önemli. Çünkü Allah tüm bu nimetleri bizim idrak edebileceğimiz şekilde yaratıyor. Arı olağanüstü bir teknik kullanıyor ancak bunun şuurunda değil. İnsan yani sadece bizler, Allah'ın yarattığı şuurlu varlıklar olarak bu kapsamlı güzellikleri, detayları, yaratılıştaki incelikleri anlayabiliyoruz. Elbette bu muhteşem yaratılış sanatı karşısında da yapmamız gereken Rabbimize sonsuz kere teşekkür etmek.