"Doğadaki mimarlar" belgeselinden
Arıların sırları
Mimari, insanlığın kültür mirasının en önemli unsurlarından biridir. Farklı medeniyetler geçtiğimiz binlerce yıl içinde birbirinden çarpıcı mimari harikalar inşa etmiştir. Piramitler, Saraylar, Katedraller, Camiler, her biri usta mimarların hesaplarıyla, binlerce insanın ortak emek ve iş gücüyle ortaya çıkmıştır. Mimari Allah'ın insanoğluna bahşettiği sanat ve estetik kavramlarının sergi alanıdır.
Peki, doğada da insanlar kadar usta mimarlar bulunduğunu biliyor musunuz?
Güneşli bir günde kırlara çıktığınızda çiçeklerin büyüleyici güzelliği dikkatinizi çeker. Çiçekleri biraz daha yakından incelediğinizde ise bir başka ilginç canlıya rastlarsınız. Bu doğadaki mimarların en disiplinlisi olan bal arısıdır. Bal arıları koloniler halinde yaşar ve yeryüzündeki en mükemmel besinlerden biri olan balı üretirler. Ürettikleri balı ise yine kendi inşa ettikleri altıgen peteklerde saklarlar.
Peki, hiç düşündünüz mü? Arılar neden petekleri mutlaka altıgen yaparlar?
Matematikçiler bu sorunun cevabını aramışlar ve uzun hesaplar sonucunda ilginç bir sonuca varmışlardır. Bir depoyu en az malzemeyle ve en fazla yer sağlayacak şekilde inşa etmenin yolu duvarları altıgen yapmaktadır.
Diğer şekilleri bir düşünelim. Eğer arılar petekleri altıgen yerine silindir veya beşgen prizma şeklinde inşa etselerdi, aralarda kullanılmayan boşluklar ortaya çıkacak, böylece peteklerde daha az bal depolanabilecekti. Üçgen veya dörtgen yücelerde ise aralarında boşluk kalmadan bal depo edilebilirdi. Ancak burada matematikçilerin fark ettiği bir püf nokta vardır. Bu farklı geometrik şekillerden çevresi en kısa olanı altıgendir. Dolayısıyla aynı hacme sahip olmasına rağmen altıgen yüceler için kullanılan malzeme üçgen ve dörtgen yüceler için kullanılandan daha az olacaktır. Kısacası altıgen petek, en az balmumuyla en fazla depolama alanı sağlayan şekildir. Bal arısı, olabilecek en ideal şekli kullanmaktadır. Arıların bir diğer şaşırtıcı yönü ise, petekleri örerken kurdukları iş birliğidir.
İnsan tamamlanmış bir petek gördüğünde, bunun sanki tek bir blok halinde örüldüğü izlenimine kapılır. Oysaki arılar, petekleri ayrı ayrı noktalardan başlayarak örerler. Yüzlerce arı, 3-4 farklı yerden başlayarak petek inşa etmeye koyulur. Petekleri öre öre sonunda ortada birleşirler. Birleşme yerlerinde en ufak bir uyumsuzluk ve hata olmaz. Arılar petek örerken petek gözlerinin birbirlerine olan açılarını da hesaplarlar. Sırt sırta duran petek gözleri mutlaka yere doğru 13 derece eğimle inşa edilir. Bu eğim balın peteklerden akıp yere dökülmesini engellemektedir. Dünyanın her neresine gidersek gidelim, bal arıları bu olağanüstü mimariyi her defasında kusursuzca başarırlar. Hem de bunu kovanlarının derinliklerinde yani güneş ışığının giremediği zifiri karanlık bir ortamda yaparlar.
Burada çok ilginç bir gerçek vardır. Arılar, tüm bu olağanüstü özellikleri doğdukları andan itibaren sergilemektedirler. Petek yapımını veya yön tayinin görerek ve zamanla öğrenmezler. Dünyaya gözlerini açtıkları anda zaten bu işleri yapacak yeteneklere sahiptirler.
Peki, kimdir arılara bu mimari sanatını öğreten? Bu sorunun cevabı Kuran-ı Kerim'de verilmektedir. Allah, insanlara yol gösterici olarak indirdiği bu kitapta, bal arılarının müthiş yeteneklerinin sırrını şöyle bildirir:
“Rabbin bal arısına vahye etti. Dağlarda, ağaçlarda ve onların kurdukları çardaklarda kendine evler edindi. Sonra meyvelerin tümünden ye. Böylece Rabbinin sana kolaylaştırdığı yollarda yürü, uçuver. Onların karınlarından türlü renklerde şerbetler çıkar. Onda insanlar için bir şifa vardır. Şüphesiz düşünen bir topluluk için gerçekten bunda bir ayet vardır.” (Nahl suresi, 68-69)
Canlılardaki olağanüstü davranışların sırrı Allah'ın onlara verdiği ilhamdır. Ve bu sadece bal arısı için değil, tüm canlılar için geçerlidir. Doğadaki diğer bazı mimarları incelediğimizde bu gerçeği daha açık olarak görebiliriz.