"Dünya tarihine yön veren kutlu insan Hz. Muhammed (sav)" belgeselinden
BATI DÜNYASINDA HZ. MUHAMMED (SAV) 'E DUYULAN HAYRANLIK
Yüce Rabbimiz, Peygamber (sav)’e en son hak kitap olan Yüce Kuran-ı Kerim'i vahyetmiş ve onu güzel ahlakı, takvası, Allah'a olan yakınlığıyla tüm insanlara örnek kılmıştır.
Peygamberimiz (sav)’in kendisine Risalet geldikten sonra hayatının sonuna kadar sürdürdüğü kutlu tebliği bugün de tüm dünyayı aydınlatmaya devam etmektedir. Bu gerçek sık sık dünya basınının da gündemini oluşturmaktadır.
Başta BBC olmak üzere pek çok televizyon kanalı, Hz. Muhammed (sav)’i anlatan belgeseller yayınlamış, özel konukların davet edildiği sohbet programları düzenlemiş, Resulullah (sav)’i anlatan dizi programlar hazırlamıştır.
Yine pek çok televizyon kanalı internetteki sayfalarına (sav)’i anlatan özel bölümler eklemişlerdir. Bu sayfalarda İslam tarihi, Peygamberimiz (sav)’in hadisleri ve Kuran ayetleri yer almakta, okuyucular istedikleri takdirde daha kapsamlı bilgi veren sitelere yönlendirilmektedir.
Fransız dergisi Le Point de Hz. Muhammed (sav)’i yılın insanı olarak seçmiştir. Ayrıca dünyada pek çok batılı ilim adamı ve düşünürün kitapları Resulullah (sav)’in şahsı, ahlakı ve günümüz insanının ona olan ihtiyacı gibi konularda takdir ve hayranlıklarla doludur.
Örneğin ünlü tarihçi Michael Hart, “Tarihte En Önemli 100 Kişi” adını verdiği kitabında bir numaralı sırada kendisinden övgüyle söz ettiği Hz. Muhammed (sav)'i göstermiştir. Kitabında şu sözlere yer vermektedir:
“Tarihte hem devlet hem de din alanında mutlak anlamda başarılı olmuş tek insan odur. Devlet ve dini etkinin tarihteki eşi görülmedik bir şekilde birleşmesi, Hz. Muhammed (sav)’in tarihin en etkili şahsı olmasına yetmektedir.”
Resûlullah (sav)’in yaşamını inceleyip onun ahlakını örnek model olarak gösteren batılı profesörlerden biri de Uluslararası İnsan Hakları Hukuku Enstitüsü Başkanı Profesör Şerif Bassiouni'dir. Bassiouni, Hz. Muhammed (sav)’in yaşamanın günümüzde tüm insanlığın örnek alması gereken bir model olduğunu şu sözlerle belirtmektedir:
“Hz. Muhammed (sav)’in mirası açıktır ki ektiği tohumdur. Bu onun erdemliliği, dürüstlüğü, güvenilirliği, örnek davranışları, siyasi liderliği, bireysel olarak örnek bir insan oluşu ve zamanında kimsenin izin vermediği fakat kendisinin gerçekleştirdiği büyük başarılar, yenme gücü ve nefsinin onu yenmesine izin vermemesidir. Her şeyden öte örnek alınacak büyük bir insandır.”
İslam tarihi profesörü John Waltz'a Hz. Muhammed (sav)’in üstün özelliklerini duyduğu hayranlığını şöyle ifade etmektedir:
“Hz. Muhammed, 21. Yüzyılda yaşayan bizlerin bir araya getirebilmek için çabaladığı hayatın siyasi, askeri, toplumsal, dini ve akli boyutlarını bir araya getirebilen bir insandır.”
Diğer ünlü düşünür ve yazarların, Hz. Muhammed (sav)’e hayranlık dolu ifadelerinden bazıları ise şöyledir:
1935'te Nobel Edebiyat Ödülünü almış olan İrlandalı yazar Bernard Shaw, “Gerçek İslam” adlı eserinde. Hz. Muhammed (sav)’i insanlığın kurtarıcısı olarak tanımlamaktadır.
“Olağanüstü canlılığından dolayı Hz. Muhammed (sav)’in dinine daima büyük değer verdim. Bu din bana varlığın ve hayatın değişen çehresini özümseyebilen ve her çağa hitap edebilen tek din olarak görünüyor. O harika zatı da inceledim ve o bana göre insanlığın kurtarıcısı olarak çağrılmalıdır. İnanıyorum ki onun gibi biri modern dünyada hükümdarlığı ele geçirecek olsa, bu dünyanın en çok ihtiyacı olan barış ve mutluluğu sağlayacak bir tarzda bütün problemleri çözer. Bir öngörüm var; Hz. Muhammed (sav)’in inancı yarının Avrupa'sında kabul görecektir. Nitekim bugünün Avrupa'sında kabul görmeye başlamış bulunmaktadır.”
İngiliz yazar Thomas Carlyle'da, uzun süre ders kitabı olarak okutulan kitabında Hz. Muhammed (sav) ve İslam dini hakkında şu övücü ifadeleri kullanmaktadır:
“Eğer İslam hakikatlerinde şüphe etsen çok açık ve kesin biçimde kabul edilmesi gereken hakikatlerde şüphe etmişsin demektir. Çünkü en açık ve tasdik edilmesi gerektiği bir hakikat İslamiyet'in kendisidir. En evvel kulak verilecek sözlerin en layıkı, Muhammed (sav)’in sözüdür. Çünkü hakiki söz onun sözleridir.”
19. Yüzyılın en ünlü devlet adamlarından Alman İmparatorluğu Şansölyesi Prens Otto von Bismarck, Hz. Muhammed (sav)’e duyduğu hürmet ve saygıyı şu sözleriyle belirtmiştir:
“Ben bütün semavi kitapları inceledim. Tahrif olmaları nedeniyle insanlığın mutluluğu için aradığım hakiki hikmeti bulamadım. Fakat Hz. Muhammed (sav)’in Kuran'ını bütün kitapların üstünde gördüm. Her kelimesinde bir hikmet buldum. İnsanlığın mutluluğuna hizmet edecek Kuran gibi başka bir eser yoktur. Böyle bir eser, insan sözü olamaz. Hz. Muhammed (sav)’in sözüdür diyenler, ilmin gerçeklerini inkar etmiş olurlar. Kuran'ın Allah kelamı olduğu apaçık bir hakikattir. Senin asrında yaşayamadığımdan dolayı çok üzgünüm ey Muhammed. Kuran Allah'ın kitabıdır. İnsanlık senin gibi bir kabiliyeti bir defa görmüş bir daha göremeyecektir. Ben senin önünde hürmet ve saygıyla eğilirim.”
Fransız tarihçi Lamartine ve Yahudi yazar Jules Masserman Peygamber Efendimiz (sav)’in en büyük insan olduğu fikrinde birleşmektedirler.
Fransız tarihçi Lamartine: “İnsan büyüklüğü hangi ölçüyle ölçülürse ölçülsün acaba Hz. Muhammed (sav)’den daha büyük bir insan bulunur mu?”
Jules Masserman: “Bütün zamanların en büyük lideri Hz. Muhammed'di.”
Hindistan Bağımsızlık Hareketi'nin siyasi ve manevi lideri Mahatma Gandhi ise Resulullah (sav)’e beslediği hayranlığı şöyle dile getirmektedir:
“Bugün milyonlarca insanın kalbine tartışmasız hükmeden bir zatın en güzel olan hayatını bilmek istiyordum. Şimdi, her zamankinden daha eminim ki, İslam, gücünü sadeliğinden, peygamberin kendisini bütünüyle nefret etmesinden, verilen söze ve yapılan anlaşmalara mutlak bağlılıktan, Peygamberin arkadaşlarına ve takipçilerine olan vefasından, korkusuzluğundan, Allah'a mutlak tevekkülü ve misyonuna olan kesin itimadından almaktadır. Peygamberin hayatının ikinci cildini bitirdiğim zaman bu büyük hayat hakkında daha fazla okuyamayacağım diye gerçekten üzüldüm.”
Kuran ahlakını en güzel şekilde yaşayan Resulullah (sav)’e duyulan bu hayranlık ifadeleri tüm insanlığa şu gerçeği göstermektedir:
Onun ahlakını öne kalan insanlardan oluşan bir topluluk mutlaka üstün özelliklere ve karaktere sahip olacaktır. Bu nedenle her Müslümana düşen görev, Peygamberimiz. (sav)’i en güzel biçimde tanımak, tanıtmak ve insanları onun ahlakını yaşamaya davet etmektir.