"Allah'ın munis sanatından" belgeselinden
Bir yaratılış delili: Hayvanlardaki fedakarlık
Doğduklarında kedi yavruları kör ve son derece savunmasızdırlar. Yaklaşık 100 gram ağırlığındaki bu minik yavrulara bakabilmek için anne kedi çok az uyur. Sürekli yavrularının sıcak kalmaları ve acıktıklarında her an süt emebilmeleri için karnına yakın bölgelerde durmalarını sağlamaya çalışır. İlk hafta gözleri kapalı olmasına rağmen yavrular süt içecekleri yeri bulmakta hiç zorluk çekmezler. Annenin sütü yavruların büyümesi için tam gereken özelliklerdedir. Her türlü besin açısından zengindir. Ayrıca yavruyu hastalıklardan koruyan özel bazı kimyasallarda bu sütte bulunur.
9 Gün sonra yavruların gözleri açılır. Yaklaşık 8 hafta sonra ise kendilerine bakacak duruma gelirler. Ancak bu süre geçene kadar anneleri büyük bir özenle yavrularıyla ilgilenir. Onları daha güvenli gördüğü yerlere özenle taşır. Kediler bu bilgi ve yetenekleri tecrübe ederek ya da başkalarından görüp öğrenerek kazanmazlar. Bütün kediler, yavrularının yaşamalarını sağlayacak bu bilgi ve yeteneklere ilk doğdukları andan itibaren sahiptirler. Kedileri yaratan ve nasıl davranmaları gerektiğini onlara ilham eden Allah'tır. Bu, Allah'ın canlılar üzerindeki şefkat ve merhametinin tecellilerinden biridir.
Daha pek çok canlı, yumurtalarını, yavrularını ve sürüsündeki diğer canlıları koruyabilmek için büyük zahmetlere katlanır. Onları gizler, kırılmamaları için özenle bir yere yerleştirir. Onları ısıtır veya aşırı sıcaklıktan korur. Tehlike anında bütün yumurtalarını başka bir yere götürür. Haftalarca başında nöbet bekler, hatta ağzında taşır.
Hayvanlardaki fedakarlık örnekleri yalnızca yavrulara gösterilen özenle sınırlı değildir. Birlikte yaşadıkları sürüleri içinde hayvanlar türlü fedakarlıklar yaparlar. Mesela filler. Fillerin en önemli özelliklerinden biri birbirlerine olan bağlılıklarıdır. Fedakarlık ve yardımlaşma yalnızca aile bireyleri arasında değil, bütün sürü içinde görülür. Örneğin avcılar sürüye ateş ettiklerinde, filler kaçıp uzaklaşmak yerine tehlike altındaki fillere doğru koşarlar. Birbirlerine sıkı sıkıya bağlı olan bu topluluğun temelini ise yavru fil grubu oluşturur. Sürüde yeni doğmuş bir fil, bütün diğer filler tarafından büyük bir sevgi ve şefkatle karşılanır. Eğer yavrunun annesi ölürse, sütü olan bir başka dişi fil yavruyu emzirmeye devam edecektir. Anne, ilk altı ay boyunca her yerde yavrusunu takip eder. İkisi de sürekli olarak birbirleriyle bağlantıda olduklarını belirten sesler çıkarırlar. Bir yavru fil, az da olsa sıkıntı ya da herhangi bir tehlikeli durum içerisinde olduğunu belirten bir ses çıkarırsa, grubun bütün üyeleri durumu incelemek için bir araya gelirler. Bu, düşmanlara karşı oldukça caydırıcı bir davranıştır. Fillerin ve diğer canlıların aralarında nasıl anlaştıkları, bütün fillerin yavrular için nasıl olup da birlikte hareket ettikleri, onların ihtiyaçlarını nasıl tespit edebildikleri elbette ki üzerinde düşünülmesi gereken konulardır.
Bu hayvanların hiçbirinde bunları kendi akıl ve iradeleriyle başaracak bir yetenek yoktur. Birçok kuş, balık ve sürüngende bu fedakâr ve şefkatli davranışları görmek mümkündür. Her biri Allah'ın kendilerine ilham ettiği görevlerini eksiksizce yerine getirirler.
Canlılar arasındaki şaşırtıcı özveri ve işbirliği örnekleri, Allah'ın yaratmasındaki mucizelerden biridir. Şüphesiz ki bu canlılara şefkatli, merhametli ve fedakâr davranışları yaptıran, kendisi sonsuz merhametli ve şefkatli olan, tüm canlıların yaratıcısı ve koruyucusu, Rahman ve Rahim olan Allah'tır:
“Allah, yedi göğü ve yerden de onların benzerini yarattı. Emir, bunların arasında durmadan iner. Sizin gerçekten Allah'ın herşeye güç getirdiğini ve gerçekten Allah'ın ilmiyle herşeyi kuşattığını bilmeniz, öğrenmeniz için.” (Talak Suresi, 12)