"Ateizmin Çöküşü" Belgeselinden
A9TV Televizyonu Adnan Oktar Harun Yahya Sohbetler Belgeseller A9 TV Yeni Frekansımız: Türksat 3A Uydusu FREKANS: 12524 Dikey Batı Sembol Oranı: 22500
FİZİK VE ASTRONOMİ Rastlantısal Evren Fikrinin Çöküşü
20. yüzyıldaki astronomik buluşların çökerttiği bir diğer ateist dogma ise rastlantısal evren iddiasıdır. Evrendeki maddelerin, gök cisimlerinin, bunları düzenleyen kanunların amaçsızca ve tesadüfen ortaya çıktığı iddiası çok çarpıcı bir biçimde yıkılmıştır. Bilim adamları, evrendeki tüm fiziksel dengelerin insan yaşamı için çok hassas bir biçimde düzenlendiğini ilk kez 1970'li yıllarda fark ettiler. Araştırmalar derinleştikçe evrendeki fizik, kimya ve biyoloji kanunlarının, yerçekimi, elektromanyetizma gibi temel kuvvetlerin ve elementlerin yapılarının insan yaşamı için en uygun şekilde düzenlendikleri bulundu. Örneklerini birlikte inceleyelim.
Evrenin ilk genişleme hızında yani Big Bang'in patlama şiddetinde olağanüstü derecede hassas bir denge vardır. Bilim adamlarının hesaplarına göre eğer ilk patlama hızı milyar kere milyarda bir bile farklı olsa, o durumda madde ya tekrar içine çökmüş veya tamamen dağılmış olacaktı. Bir diğer deyişle daha evrenin ilk anında milyar kere milyarda birlik bir isabet vardır. Elbette bu bir tesadüf değildir. Yerçekimi veya elektromanyetizma gibi fiziksel kuvvetler, düzenli bir evren ortaya çıkması ve yaşamın var olabilmesi için tam olmaları gereken değerlerdedir. Bu kuvvetlerdeki çok küçük oynamalar, örneğin milyar kere milyar kere milyar kere milyarda birlik farklar, evrenin sadece bir radyasyondan veya bir hidrojen bulutundan ibaret olmasına sebep olabilirdi. Bu durumda, güneş sistemi, gezegenler ve dünyamızda var olmayacaktı.
Evrenin her detayı gibi bizim kendi güneş sistemimizde hassas ayarlarla yaratılmıştır. Güneşin büyüklüğü, güneş ışınlarının dalga boyutu ve dünyanın güneşe olan uzaklığı tam insan yaşamı için gereken değerlerdedir. Bu değerlerdeki çok ufak sapmalar bile yeryüzündeki yaşamı bir anda yok edebilir. Dünya atmosferinin solunum için en ideal gazları içermesi veya dünyanın manyetik alanının, yeryüzü şekillerinin tam insan yaşamına uygun biçimde olması da önemli hassas ayar örneklerinden sadece birkaçıdır.
Dünyamızın dörtte üçünü kaplayan suyun da insan yaşamına göre ayarlanmış özellikleri vardır. Su, diğer tüm sıvıların aksine üstten donar. Bu ise denizlerin bir buz yığınına dönmesini engeller ve yaşamın devamını sağlar. Suyun akışkanlık değeri ya da fiziksel ve kimyasal özellikleri de canlılar için olabilecek en ideal ölçülerdedir.
Burada birkaç örneğinden söz ettiğimiz bu hassas ayarlar, bilim insanlarını önemli bir sonuca götürmüştür. Bilim insanlarının deyimiyle evrende bir insani ilke vardır. Yani evrendeki her ayrıntı, insan yaşamını gözeten bir amaçla yaratılmıştır. Ancak ilginç bir şekilde bu gerçeği ortaya çıkaran bilim insanlarının büyük bölümünün, aslında bu sonuca varmayı pek de istemeyen materyalist kişiler oluşudur.
Amerikalı astronom George Greenstein, Simbiyotik Evren adlı kitabında bu gerçeği şöyle ifade eder:
“Kanıtları inceledikçe ısrarla önemli bir gerçekle karşı karşıya geliyoruz. Evrenin kökeninde bir doğaüstü akıl devreye girmiştir. Yoksa bir anda hiç de o niyeti taşımamamıza rağmen ilahi bir varlığın var olduğuna dair bilimsel delillerle yüz yüze mi geliyoruz?”
Ünlü moleküler biyolog Michael Dentons'a, Doğanın Kaderi, Biyoloji Kanunları Evrendeki Amacı Nasıl Gösteriyor adlı kitabında şu yorumu yapmaktadır:
“20. yüzyıl astronomisinde ortaya çıkan yeni tablo, geçmiş 400 yılda bilim çevrelerinde giderek yükselmiş olan varsayıma çok güçlü bir meydan okuma oluşturmaktadır. Bu, yaşamın evrensel tablo içinde tamamen rastlantısal ve önemsiz olduğu varsayımıdır.”
Kısacası ateizmin belki de en temel dayanağı olan rastlantısal evren kavramı bugün çökmüş durumdadır. Bu kavramın bir yanılgı olduğu ise zaten insanlara bundan 14 asır önce Kuran'da bildirilmiştir. Allah Kuran'da şöyle buyurmuştur:
“Biz gökyüzünü, yeryüzünü ve ikisi arasında bulunan şeyleri batıl olarak yaratmadık. Bu, inkâr edenlerin zannıdır.” (Sad Suresi, 27)