"Evrendeki ahenk" belgeselinden.
Bilyeler Mi Sahile Vuran Dalgalar Mı?
Acaba bizim için dünyayı daha doğrusu yaşadığımız her yeri görünür kılan ışığın özellikleri nelerdir? Bu soruya yanıt bulmak isteyen bilim adamları yıllar süren araştırmalar yapmış olmalarına karşın tam ve net bir sonuca ulaşamamışlardır. Işık konusunda tartışılan temel nokta ışığın foton adlı parçaların oluşturduğu bir katar şeklinde mi? yoksa dalgalar halinde mi yayıldığıdır? Kaba bir benzetme ile ışık bir yerden başka bir yere biliyeler gibi yani katı maddeler gibi mi yoksa sahile vuran dalgalar gibi dalga hareketiyle mi ilerlemektedir?
Işık bazen tıpkı havuza atılan bir taşın su yüzeyinde oluşturduğu dalgalanmalar gibi yayılmakta, bazen de sanki maddi parçacık özelliği taşıyan ve pencere camına vuran yağmur damlaları gibi aralıklı darbeler halinde gözlenebilmektedir. Bu ilginç durum sadece ışık için değil, atomun temel parçacıklarından biri olan elektron için de geçerlidir. Elektrondan hem parça hem de dalga özelliği gösterebilmektedir. Bu durum bilim dünyasında büyük bir kargaşa yaratmıştır. Bu kargaşa ünlü kuramsal fizik profesörü Richard Phillips Feynman'ın sözleriyle şöyle çözülmüştür:
“Elektronların ve ışığın nasıl davrandıklarını artık biliyoruz. Nasıl mı davranıyorlar? Parçacık gibi davrandıklarını söylersem yanlış izlenime yol açmış olurum. Dalga gibi davranırlar desem yine aynı şey. Onlar kendilerine özgü, benzeri olmayan bir şekilde hareket ederler. Teknik olarak buna kuantum mekaniksel bir davranış biçimi diyebiliriz. Bu daha önce gördüğümüz hiçbir şeye benzemeyen bir davranış biçimidir. Bir atom, bir yayın ucuna asılmış, sallanan bir ağırlık gibi davranmaz. Küçücük gezegenlerin yörüngeler üzerinde hareket ettikleri minyatür bir güneş sistemi gibi de davranmaz. Çekirdeği saran bir bulut veya sis tabakasına da pek benzemez. Daha önce gördüğümüz hiçbir şeye benzemeyen bir şekilde davranır. En azından bir basitleştirme yapabiliriz. Elektronlar, bir anlamda tıpkı fotonlar gibi davranır. İkisi de acayiptir ama aynı şekilde. Nasıl davrandıklarını algılamak bir hayli hayal gücü gerektirir. Çünkü açıklayacağımız şey, bildiğimiz her şeyden farklıdır.”
Bilim adamları, elektronların bu hareketini hiçbir şekilde açıklayamadıkları için buna yeni bir isim takmışlardır. Kuantum Mekaniksel Hareket. Bu noktada görülen mükemmelliği yine Prof. Feynman:
“Kendinize sürekli ama bu nasıl olabilir diye sormayın. Çünkü çabanız boşunadır. Şimdiye kadar hiç kimsenin kurtulamadığı bir çıkmaz sokağa girersiniz. Bunun neden böyle olabildiğini hiç kimse bilmiyor” sözleriyle dile getirmektedir.
Ancak Feynman'ın bahsettiği çıkmaz sokak aslında çıkmaz değildir. Burada bazılarının bir türlü işin içinden çıkamamalarının esas sebebi ortadaki açık delillere rağmen bu olağanüstü sistemleri ve dengeleri üstün bir yaratıcının var ettiğini kabul edememeleridir. Halbuki durum son derece açıktır. Allah evreni yoktan var etmiş, kusursuz dengelere dayalı ve örneksiz olarak yaratmıştır. İçinden bir türlü çıkamadıkları, kavrayamadıkları bazı bilim adamlarının her fırsatta, ama bu nasıl olabilir diye kendi kendilerine sordukları sorunun cevabı, her şeyin, yaratıcının Allah olduğu ve her şeyin onun yalnızca “Ol” demesiyle var olduğu gerçeğinde yatmaktadır. Allah bu kesin gerçeği bir Kuran ayetinde şöyle buyurur:
“Gökleri ve yeri bir örnek edinmeksizin yaradandır. O, bir işin olmasına karar verirse ona yalnızca ol der, o da hemen oluverir.” (Bakara Suresi, 117)