"Kainattaki kusursuzluk tesadüf değil" belgeselinden
İNSANLAR, ALLAH'IN RUHUNDAN ÜFLEDİĞİ AKIL VE İRADE SAHİBİ VARLIKLARDIR
Gerçekte evrim teorisinin tesadüf iddiasının mantıksızlığı tartışma gerektirmeyecek kadar açık ve ortadadır. Çünkü evrimcilerin iddiası, şehrin ortasındaki büyük bir gökdelenin, yağmurun, fırtınanın etkisiyle molozların, taşların tesadüfen bir araya gelmesi sonucunda ortaya çıktığını iddia etmekle aynı saçmalıktadır. Hiçbir bilimsel bulguya dayanmayan bu iddialarını ortaya atarken, evrimcilerin karşılaştıkları çok büyük bir zorluk vardır. İnsan ruhunu açıklamak.
Evrimciler, cansız maddelerin ve tesadüflerin nasıl olup da düşünen, sevinen, gülen, üzülen, heyecanlanan, sanat eserleri meydana getiren, beste yapan, sevdiği şarkı çalınca coşku duyan, beğendiği yemeğin tadından, kokusundan zevk alan, dost olan, buluşlar, keşifler yapan, devlet yöneten, uzaya giden insanları oluşturduğunu kesinlikle açıklayamazlar. Çünkü tüm bu özellikler, Allah'ın insanı ruh sahibi kılmasının bir sonucudur. İnsanlar, Allah'ın ruhundan üflediği akıl ve irade sahibi varlıklardır. Bu gerçek, Kuran ayetlerinde şöyle bildirilmiştir:
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım:
“Ki O, yarattığı her şeyi en güzel yapan ve insanı yaratmaya bir çamurdan başlayandır. Sonra onun soyunu bir özden, sülaleden, basbayağı bir sudan yapmıştır. Sonra onu düzeltip bir biçime soktu ve ona ruhunda üfledi. Sizin için de kulak, gözler ve gönüller var etti. Ne az şükrediyorsunuz!” (Secde Suresi, 7-9)
Dünya üzerinde yaklaşık 7 milyar insan yaşamaktadır. Bu insanlar 14 milyar kusursuz görme sistemine ve yine 14 milyar kusursuz duyma sistemine sahiptir. İnsanların sahip olduğu görme sistemleri öylesine gelişmiştir ki, bugün en ileri teknolojiyle üretilen hiçbir kamera, gözlerin insana sunduğu görüntü kalitesine ulaşamamaktadır.
Yine insanın sahip olduğu kulaklar, günümüzün ultra modern ses sistemlerini tamamen geride bırakmaktadır. Ama Darwinistler, en gelişmiş teknolojilerin boy ölçemeyeceği bu görme ve duyma sistemlerini tesadüflerin inşa ettiğine inanmaktadırlar.
Elbette bu iddialar son derece akıl dışıdır. Darwinizmin amacı, insanların son derece açık ve kesin olan yaratılış gerçeğini inkar etmelerini sağlamaktır. Kuşkusuz ki, şuursuz ve cansız atomlar düşünemezler. Fizik kanunlarını bilemezler. Matematiksel hesaplar yapamazlar. Mühendis olup tonlarca suyu tutan dayanıklı barajlar, devasa gökdelenler inşa edemezler. Bilgisayar kullanamazlar. Piyano çalıp hoşlarına giden besteler yapamazlar.
Darwinizm, eski Mısırlıların güneş tanrısı Ra’ya, Afrikalı bazı kabilelerin totemlere, Sebe halkınınsa güneşe tapması kadar ya da Hz. İbrahim (as)’ın kavminin elleriyle yaptıkları putları, Hz. Musa (as)'ın kavminin altından yaptıkları buzağıyı ilah edinmeleri kadar vahim, hatta daha da akıl almaz bir körlüktür. Bu durum Allah'ın Kuran'da da işaret ettiği bir akılsızlıktır. Allah, bazı insanların anlayışlarının kapanacağını ve gerçekleri görmekten aciz duruma düşeceklerini birçok ayetinde bildirmektedir:
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım:
“Onlardan seni dinleyenler vardır. Oysa biz onu kavrayıp anlamalarına bir engel olarak kalpleri üzerine kat kat örtüler ve kulaklarında bir ağırlık kıldık. Onlar hangi apaçık belgeyi görseler yine ona inanmazlar.” (En’am Suresi, 25)