Hz. Hızır'ın özellikleri

1152

"Hz. Hızır halk arasında" belgeselinden

 

HZ. HIZIR (AS)'IN ÖZELLİKLERİ

 

Kuran-ı Kerim'de Hz. Musa (as) ile Hz. Hızır (as)'ın yolculuğu detaylı olarak bildirilmiş, Hz. Hızır (as)'ın Allah'tan bir nimet olarak sahip olduğu ilim ile dün ve bu ilimle verdiği hikmetli kararlar açıklanmıştır. Konuyla ilgili bir ayet şöyledir:

“Derken katımızdan kendisine bir rahmet verdiğimiz ve tarafımızdan kendisine bir ilim öğrettiğimiz kullarımızdan bir kulu buldular.” (Kehf Suresi, 65)

Kehf Suresi’ndeki bu ayetlerde Hz. Musa (as)’ın bir yardımcısıyla birlikte yaptığı yolculuk bildiriliyor. Ayette Hz. Musa (as) ve yardımcısının Hz. Hızır (as) ile karşılaştıkları haber veriliyor. Hz. Hızır (as) Allah'ın kendisine rahmet verdiği bir kişi. Yüce Allah'ın Rahman ve Rahim sıfatı Hz. Hızır (as)'ın üzerinde tecelli ediyor. Allah Hz. Hızır (as)'a kendi katından üstün bir ilim vermiş ve onu üstün bir kul kılmış.

“Musa ona dedi ki, doğru yol olarak sana öğretilenden bana öğretmen için sana tabi olabilir miyim?” (Kehf Suresi, 66)

Ayetlerde yer alan bilgilerden Hz. Musa (as)'ın buluşacağı bu kutlu kişi hakkında daha önceden vahiy ile detaylı bilgiye aldığı anlaşılmaktadır. Şüphesiz en doğrusunu Allah bilir.

Bu durumu ortaya koyan pek çok delil var. Örneğin Hz. Musa (as) bulunduğu yere göre oldukça uzak olmasına rağmen buluşacağı yere gelmek için bir çaba sarf etmiş. Çünkü orada buluşacağı kişinin kendisine çok fazla fayda vereceğine emin. Bunun herhangi bir buluşma olmadığını çok özel bir buluşma olduğunu biliyor. O nedenle her türlü zorluğu göze almış, uzun bir yol katetmiş. Ayrıca Hz. Musa (as) buluşur buluşmaz karşısındaki kişiyi hemen tanımış, onun üstün ahlakını ve ilmini fark etmiş ve kendisine tabi olmayı talep etmiştir. Bu da karşısındaki kişinin ilim sahibi, kutlu bir kişi olduğunun kendisine önceden bildirilmiş olabileceğini göstermektedir. En doğrusunu Allah bilir.

Buluşacağı bu kişinin doğru yolda olan ve doğru yola ileten bir kişi olduğu, bu kişiye tabi olması ve ondan bilgi öğrenmesi gerektiği Hz. Musa (as)'a vahiy yoluyla bildirilmiş olabilir. En doğrusunu Allah bilir.

Üstelik Hz. Musa (as)'ın ondan aldığı bu bilgi ve ilim ile doğru yola ulaşacağını da bildiği anlaşılıyor. Bu nedenle de o şahsı gördüğünde ona tabi olmak istediğini hemen söylüyor.

“Dedi ki, gerçekten sen benimle birlikte olma sabrını göstermeye güç yetiremezsin.” (Kehf Suresi, 67)

 Ayetlerde bildirildiğine göre Hz. Hızır (as) da Hz. Musa (as) hakkında detaylı bilgiye sahiptir. Elbette en doğrusunu Allah bilir. Konuşmalarından Hz. Hızır (as)'ın geleceğe dair bilgilere de Allah'ın bildirmesiyle sahip olduğu anlaşılmaktadır. Hz. Hızır (as), Hz. Musa (as)'ın talebini dinledikten sonra öncelikle ona kendisiyle birlikte olmaya sabır gösteremeyeceğini söylüyor. Daha hiçbir olay olmadan Hz. Musa (as)'ın nasıl bir tavır göstereceğini bilmeden ve görmeden Hz. Hızır (as)'ın böyle bir açıklamada bulunması çok dikkat çekecidir. Bunun nedeni ise Rabbimizin bir lütfu olarak Hz. Hızır (as)'ın geleceği bilmesi. En doğrusunu Allah bilir. Bu bilginin Hz. Hızır (as) tarafından bilinmesi her olayın Allah'ın dilemesiyle gerçekleştiğine de bir işaret niteliğindedir. Çünkü Allah gelecek hakkındaki bilgiyi ancak dilediği kullarına dilediği kadarıyla vermektedir. Hz. Hızır (as)'ın gelecekten haber vermesi de ancak Allah'ın takdiriyle mümkündür. Kuran'ın çeşitli ayetlerinde bildirildiği gibi Allah kullarından dilediğine gaybın haberlerini verebilir. Hz. Musa (as)'ın kıssanın daha sonraki ayetlerinde karşılaşacağı bildirilen olaylar çoktan sonuçlanmıştır ve Allah katında her anıyla bilinmektedir. Yaşayacağı olaylar Hz. Musa (as)’ın kaderinde yazılmıştır. Bu da insanın Allah'ın kaderini takdir ettiği dışında hiçbir şey yaşayamayacağına açık bir delildir. Müminlerin bu ilmi kavramış, Allah'a ve kadere teslim olmuş, tevekkül sahibi kişiler olması gerektiği ayetlerde de bildirilmiş.

“De ki Allah'ın dilemesi dışında kendim için zarardan ve yarardan hiçbir şeye malik değilim. Her ümmetin bir eceli vardır. Onların ecelleri gelince artık ne bir saat ertelenebilirler ne öne alınabilirler. Böyleyken, özünü kavramaya kuşatıcı olamadığın şeye nasıl sabredebilirsin?” (Yunus Suresi, 49)

 

PAYLAŞ
logo
logo
logo
logo
logo
logo
İNDİRMELER
mp3mp4