"Risale-i Nur Külliyatında Hz. İsa (as) ve Hz. Mehdi (as) Gerçeği 3- Hz. Mehdi (as)'ın Üç Büyük Vazifesi" belgeselinden.
Hz. Mehdi (as)'ın üçüncü görevi: Kuran ahlakını ve Peygamberimiz (sav)'in sünnetini yeniden canlandırmak
Hz. Mehdi (as)'ın üçüncü görevi Kuran ahlakını tüm dünya üzerinde hakim kılmaktır. Hz. Mehdi (as)'ın bu görevi iman sahiplerinin, Peygamberimiz (sav)’in soyundan gelen fedakâr seyyidlerin ve diğer tüm Müslümanların yardımı ve desteğiyle gerçekleşecektir. Peygamberimiz (sav)’den sonraki yüzyıllarda özellikle materyalist dünya görüşünün etkisiyle gözardı edilen Kuran ahlakı ve Peygamber Efendimiz (sav)’in sünnetlerinin yeniden canlandırılmasına ve uygulanmasına vesile olacaktır.
“3.Vazifesi İnkılâbât-ı Zamâniye ile, zamanın değişmesiyle, çok ahkâm-ı Kurâniye'nin, Kur'ân hükümlerinin zedelenmesiyle, O Zât, bütün ehl-i imanın manevi yardımlarıyla ve İddiât-ı İslâm'ın muavenetiyle, İslâm birliğinin yardımlaşmasıyla, Müslümanların dayanışmasıyla ve bütün ulema, alimler ve evliyanın ve bilhassa Ali Beyt'in neslinden, Peygamberimiz (sav)’in soyundan her asırda kuvvetli ve kesretli çok sayıda bulunan milyonlar fedakâr seyyitlerin, Peygamberimiz (sav)’in soyundan gelenlerin iltihaklarıyla yani katılmasıyla o vazife-i uzmayı büyük görevi yapmaya çalışır.” (Emirdağ Lahikası, s. 260)
Üstad Hz., Hz. Mehdi (as)'ın üçüncü vazifesinin, zaman içinde deccaliyetin etkisi ve İslam dinine bidatlerin katılması sonucu Kuran hükümlerinin zedelenmesiyle meydana gelen zararı, bütün Müslümanların ve Peygamberimiz (sav)’in soyundan gelen Seyyidler cemaatinin yardımıyla yeniden canlandırıp uygulamaya koyacağını ifade etmiştir.
Said Nursi Hz. döneminde dağınık halde olan İslam alemi halen birleşmemiştir. Ancak son yıllarda adım adım İslam Birliğinin inşa edilmekte olduğu açık şekilde görülmektedir. Bu da tüm dünyanın şu anda Hz. Mehdi (as)'ın zıl ve gölgesi altında olduğunun delillerinden biridir.
Bediüzzaman Hz., Hz. Mehdi (as)'ın İslam toplumunu birleştirirken Hristiyan alemiyle de ittifak içinde olacağına dikkat çekmiştir. Hz. Mehdi (as)'ın çok geniş bir alanda yapacağı bu görevler tüm dünyada herkes tarafından fark edilebilecektir.
“O zatın üçüncü vazifesi, hilafeti İslamiye'yi İttihad-ı İslam'ı bina ederek, Müslümanların manevi liderliğini İslam Birliğinin üzerine kurarak, İsevi ruhanileriyle, Hristiyan alimleriyle ittifak edip, yani birlik olup, din-i İslam'a, İslam dinine hizmet etmektir. Bu vazife, pek büyük bir saltanat ve kuvvet ve milyonlar fedakârlarla tatbik edilebilir, yani yerine getirilebilir. Birinci vazife, o iki vazifeden 3-4 derece daha ziyade kıymetlidir. Fakat o ikinci, üçüncü vazifeler pek parlak ve çok geniş bir dairede ve şaşalı bir tarzda olduğundan umumun ve avamın nazarında halkın gözünde daha ehemmiyetli, önemli görünüyorlar.” (Sikke-i Tasdik-i Gaybi, s. 9)
Belgeselimizin başından bu yöne anlattığımız bu üç vazifeyi birden, ahir zamanın büyük Mehdi'si yerine getirecektir inşaAllah. Hz. Mehdi (as) hem dünyada Darwinizm, Materyalizm, Ateizm gibi din dışı ideolojileri fikren mağlup eden, hem İslam Birliği’ni kuran hem de İslam ahlakının dünya hakimiyetini sağlayan kişi olacaktır inşaAllah.
Bediüzzaman Hz., geçmiş asırlarda gelen mücaddetlerin bu üç büyük görevden yalnızca birisini bir cihette yaptıklarını ve bu sebeple ahir zamanın Büyük Mehdi'si unvanını alamadıklarını, fakat ahir zamanda gelecek olan Büyük Mehdi'nin bu üç görevin tamamını bizzat ve eksiksiz gerçekleştireceğini ifade etmiştir.
“Gerçi her asırda hidayet edici bir nevi mehdi ve müceddit geliyor ve gelmiş. Fakat her biri, üç vazifelerden birisini bir cihette yapması itibariyle ahir zamanın büyük Mehdisi unvanını almamışlar.” (Emirdağ Lahikası, s. 260)
Üstadımız Risalelerde Hz. Mehdi (as)'ın üç büyük görevinin kendi yaşadığı dönemde ve öncesinde kesinlikle gerçekleştirilemediğini belirtmiş ve bu üç görevi bir arada ancak Hicri 1400'de yani kendisinden bir asır sonra zuhur edecek olan Hz. Mehdi (as)'ın gerçekleştireceğine dikkat çekmiştir.
“Hem bu üç vezaifi birden bir şahısta yahut cemaatte bu zamanda bulunması ve mükemmel olması ve birbirine cerh etmemesi yani birbirine engel olmaması pek uzak. Adeta kabil yani mümkün görülmüyor. Ahir zamanda Ali Beyti Nebevi'nin, Peygamberimiz (sav)’in soyunun cemaati nuraniyesini yani nurani cemaatini temsil eden Hz. Mehdi de, ve cemaatindeki şahs-ı manevide yani hem Hz. Mehdi (as)'ın zatının hem de onun cemaatinin bir arada hazır bulunduğu bir dönemde ancak içtima edebilir.” (Kastamonu Lahikası, s. 117, Mektup, s. 139)
Bediüzzaman Hz., bu zamanda ifadesine vurgu yaparak kendi yaşadığı döneme özellikle dikkat çekmektedir. Dolayısıyla kendi zamanında Hz. Mehdi (as)'ın bizzat kendisinin yerine getireceği, bu üç büyük görevin yerine getirilmesinin kesinlikle mümkün olmadığını “pek uzak ve adeta mümkün görülmüyor” sözleriyle açıkça belirtmiştir. Bediüzzaman Hz., Hz. Mehdi (as) ve cemaatinin Risale-i Nur'un gerçek sahipleri olduklarını, kendisinden sonra hayatın geniş dairesinde yani teknolojinin çok geliştiği bir çağda faaliyet yapacaklarını ve bu üç görevin Hz. Mehdi (as) tarafından gerçekleştirildiği bu çağda kendisinin vefat etmiş olacağını şöyle anlatmıştır:
“Ta ahir zamanda, hayatın geniş dairesinde Risale-i Nur'un asıl sahipleri yani Mehdi ve şakirtleri Cenab-ı Hakk'ın izniyle gelir, o daireyi genişlettirir ve o tohumlar sümbüllenir. Bizler de kabrimizde seyredip Allah'a şükrederiz.” (Kastamonu Lahikası, s. 72)
Üstad Hz. kendisinin yaşadığı dönemde sosyal, ekonomik ve teknolojik imkanların çok geri düzeyde olduğunu, bu sebeple de Hz. Mehdi (as)'ın yapacağı üç büyük görevin toplu olarak kendisinin yaşadığı imkansızlıklar içinde yerine getirilmesinin imkansız olduğunu, Hz. Mehdi (as)'ın kendisinden bir asır sonra yani Hicri 1400'de zuhur edeceğini, Hz. Mehdi (as) ve talebelerinin Risale-i Nur'un gerçek sahipleri olduklarını, Hz. Mehdi (as)'ın zuhur ettiği dönemin hayatın geniş dairesi olacağını yani her türlü teknolojik, sosyal ve ekonomik koşulların bu üç büyük görevi bir arada yapmasına imkan sağlayacağını, Hz. Mehdi (as) ve cemaatinin yaşadığı hayatın geniş dairesinde Bediüzzaman Hz’nin vefat etmiş olacağını ve Hz. Mehdi (as) ile talebelerinin hizmetlerini kabrinden seyredip Allah'a şükredeceğini net ve anlaşılır sözlerle belirtmiştir.