KURAN MEALİ: İNSAN SURESİ 1-22
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHÎM
1. Gerçek şu ki, insanın üzerinden, daha kendisi anılmaya değer bir şey değilken, uzun zamanlardan (dehr) bir süre (hin) gelip-geçti.
2. Şüphesiz Biz insanı, karmaşık olan bir damla sudan yarattık. Onu deniyoruz. Bundan dolayı onu işiten ve gören yaptık.
3. Biz ona yolu gösterdik; (artık o,) ya şükredici olur ya da nankör.
4. Doğrusu Biz kafirlere zincirler, demir halkalar (tomruklar) ve çılgınca yanan bir ateş hazırladık.
5. Şüphesiz ki iyiler (ebrar), karışımı kafur olan bir kadehten içerler.
6. Allah'ın kullarının kendisinden içtikleri bir kaynak; onu fışkırttıkça fışkırtıp akıtırlar.
7. Adaklarını yerine getirirler ve şerri (kötülüğü) yaygın olan bir günden korkarlar.
8. Kendileri, ona duydukları sevgiye rağmen yemeği, yoksula, yetime ve esire yedirirler.
9. "Biz size, ancak Allah'ın yüzü (rızası) için yediriyoruz; sizden ne bir karşılık istiyoruz, ne bir teşekkür."
10. "Çünkü biz, asık suratlı, zorlu bir gün nedeniyle Rabbimiz'den korkuyoruz."
11. Artık Allah, onları böyle bir günün şerrinden korumuş ve onlara parıltılı bir aydınlık ve bir sevinç vermiştir.
12. Ve sabretmeleri dolayısıyla cennetle ve ipekle ödüllendirmiştir.
13. Orada tahtlar üzerinde yaslanıp-dayanmışlardır. Orada ne (yakıcı) bir güneş ve ne de dondurucu bir soğuk görürler.
14. (Meyvelerin) Gölgeleri onlara pek yakın ve devşirilmeleri kolaylaştırıldıkça kolaylaştırılmış.
15. Çevrelerinde gümüşten billur kablar, kupalar dolaştırılır.
16. Gümüşten billur kaplar ki, onları belli bir ölçüyle tespit etmişlerdir.
17. Orada onlara bir kadeh içirilir ki, karışımı zencefildir.
18. Bir pınar ki orada "selsebil" olarak adlandırılır.
19. Çevrelerinde (gençlikleri ve dinçlikleri) ebedi kılınmış civanlar dolaşır-durur; sen onları gördüğün zaman saçılmış birer inci sanırsın.
20. Her nereye baksan, bir nimet ve büyük bir mülk görürsün.
21. Onların üzerinde hafif ipek ve ağır işlenmiş atlastan yeşil elbiseler vardır. Gümüşten bileziklerle bezenmişlerdir. Rableri onlara tertemiz bir şarab içirmiştir.
22. Şüphesiz, bu, sizin için bir mükafaattır. Sizin çaba-harcamanız şükre değer (meşkur: makbul) görülmüştür.