MÜBAREK ŞEHİR İSTANBUL - ERDEM ERTÜZÜN, EYÜP SULTAN CAMİ (11 EYLÜL 2011)
ERDEM ERTÜZÜN: Hayırlı akşamlar. A9 Televizyonu tarafından hazırlayıp sunduğumuz Mübarek Şehir İstanbul programımıza hoş geldiniz.
Bugünkü yayınımızı Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (sav)'in bayraktarlığını yapmış bir şahıs olan Eyüp El Ensari Hazretleri adına yaptırılan Eyüp Sultan Camii'nden gerçekleştiriyoruz.
Hz. Muhammed (sav)’e, Medine'ye ilk geldiğinde evinde misafir eden Hz. Ebu Eyyüb el Ensari ülkemizde Eyüp Sultan olarak biliniyor. Peygamberimiz (sav)’in İstanbul'un fethedileceğini ifade eden sözlerinden sonra 668-669'daki İstanbul kuşatmasına katılarak bu savaşta şehit olmuştur. Mezarının bulunduğu yere İstanbul'un fethinden sonra Fatih Sultan Mehmed'in Hocası Akşemseddin rüyasında görmüş ve buraya türbesi yaptırılmıştır.
1459 Yılında ise yine Fatih Sultan Mehmed tarafından türbenin yanına cami, medrese, imaret ve hamam yaptırılmış. Böylece burası külliye olmuştur. İlk cami zerzeleden ötürü yıkılınca 1800'de bugünkü hali inşa edilmiştir. Haliç surlarının birleştiği yerin dışında yer alan Eyüp Camii ve türbesi İslam dünyasının kutsal yerlerinden kabul edilmektedir. Cuma günleri oldukça yoğun olan bu cami adeta ziyaretçi akınına uğramaktadır. Fatih'ten sonra tahta geçip silah kuşanan sultanlar Eyüp Sultan Türbesi'ni ziyaret ederek merasimi tamamlarlardı.
Eyüp Sultan Camii dikdörtgen planda, mihrabı çıkıntılıdır. Merkez kubbe altı sütun ve iki fil ayağına müstenit kemerlere yaslanır. Etrafında yarım kubbe, ortasında Eyüp Sultan Türbesi, sandukasının ayak ucunda bir pınar, avlu ortasında asırlık bir çınar bulunmaktadır.
1458'den sonra çeşitli defalar tamir gören caminin minarelerin boyu önceleri kısaydı. 1733'te yeni uzun minareler yapıldı. 1823'te deniz tarafındaki minare yıldırımla hasar gördüğü için yeniden inşa edildi.
Cümle kapısı önündeki Sinan Paşa Kasrı 1798'de yıktırılmıştır. Yerinde ulu bir çınar ağacı gölgesinde etrafı parmaklıklı bir set ve çimen sofa vardır. Parmaklığın dört köşesinde dört çeşme bulunur. Bunlara Hacet Çeşmeleri, Kısmet Çeşmeleri denir.
Tamir edildikten sonra camiyi açıp namaz kılan Sultan 3. Selim, Mevlevi olduğu için parmaklıkların üzerinde Mevlevi sikkeleri vardır. Dış avlunun caddeye açılan iki kapısı vardır. İç avlu 12 sütuna müstenit 13 kubbelidir. Avlunun ortası şadırvandır. Türbe tek kubbeli 8 köşelidir. Türbe metalinde Nakş-ı Kadem-i Saadet, sağında Sebil bulunur. Mihrap eyvandır, minder mermerdir. Mihrap tarafı hariç üç tarafı galerilidir. Son cemaat yeri önünde altı sütunlu ve yedi kubbeli bir revak vardır.
Fatih'ten sonra asırlarca padişahlar Eyüp Sultan Camiinde kılıç kuşanmışlardır. Bunu Fatih başlatmış, ilk kılıcı Fatih'e Akşemseddin kuşatmıştır. Padişahlar Sinan Paşa Köşkü'nden kayıkla Bostan İskelesine gelir, camide iki rekat namaz kılar, Şeyhülislam kılıcı kuşatırdı. Caminin dış avlusunda sebil bulunmaktadır. Üç pencerelidir. Bayramlarda ve özel günlerde şerbet dağıtıldığı için şerbethane denilmiştir.
Eyüp Camisi civarında Fatih Sultan Mehmed'in yaptırdığı imarette günde iki kere yemek pişirilirdi. Normal günlerde pirinçli, buğdaylı yemek çıkarken Ramazan ayında etli yemek dağıtılırdı. Özel günlerde, cuma ve kandillerde zerde ve zerbaç, pilav çıkarılıp yoksullara verilirdi. Günümüzde de Müslümanlar arasında oldukça rağbet gören bir bu cami özellikle Ramazan ayları boyunca ziyaretçi akınına uğrar ve burada iftar açıp teravih namazını kılmak isteyen Müslümanlarla dolup taşar.
Evet, Eyüp El Ensari Hazretleri’nin, Peygamber Efendimiz (sav)’in İstanbul'un fethedileceği müjdesiyle başlayan tarihinin günümüze kadar uzanan kısa öyküsünü sizlerle paylaştıktan sonra şimdi de sizlere Hz. Mehdi (as)’ın İstanbul'u manen fethetmesinden bahsedeceğiz inşaAllah.
Peygamberimiz (sav) hadislerinde Hz. Mehdi (as)’ın İstanbul'dan çıkacağını haber vermiştir. Hz. Katade (ra)’dan rivayete göre Resulullah (sav) şöyle buyurmuştur:
“Mehdi Medine'den çıkacak ve Mekke'ye gelecek. İnsanlar onu kendi aralarından tanıyıp ortaya çıkaracaklar ve o istemediği halde rükun ile makam arasında ona biat edecekler.” (Mer'iy b. Yusuf b. Ebi bekir b. Ahmet b. Yusuf el-Makdi'si "Feraidu Fevaidi'l Fikr Fi'l İmam El-Mehdi El-Muntazar)
Bilindiği üzere Medine Arapça'da büyük şehir anlamına gelmektedir. Nitekim sahabe Peygamberimiz (sav)’e: “hangi Medine ya Resulullah?” diye sorduklarında Peygamber Efendimiz (sav): “İstanbul” olarak cevap buyurmuşlardır.
Hz. İbni Amr (ra)’dan rivayet edilen hadiste bu konu şöyle anlatılıyor: Peygamberimiz (sav) buyurdu ki: “‘Ey ümmet altı şey vardır ki onlar olmadan kıyamet kopmaz. Altıncısı Medine'nin fethi.’ Denildi ki: ‘Hangi Medine, hangi şehir?’ Buyurdu ki: ‘Konstantiniye.’” (Kıyamet Alametleri, s. 204 Ramuz-el Ehadis, 29)
Bu Konstantiniye'nin Mehdi tarafından yapılacak manevi fethine işarettir. Hz. Mehdi (as) İstanbul'u tekbir ve tespih ile Allah'ı anarak, hakkı anlatarak manen fethedecektir inşaAllah.
Hadislerde Hz. Mehdi (as) 'ın İstanbul'u manen fethedeceği bildirilmiştir. Yani bu manevi fethi İslam ahlakının getirdiği sevginin, barışın, dostluğun, arkadaşlığın, demokrasi ve fikir özgürlüğünün hakim olması demektir. Hz. Mehdi (as) hem İstanbul'da hem de tüm yeryüzünde İslam ahlakına hakim kılarken hiçbir şekilde şiddet kullanmayacak, bu sonucu yalnızca Allah'ın ismini ve şanını yücelterek gerçekleştirecektir.
Hadislerde Hz. Mehdi (as) 'ın İstanbul'u tekbir ve tesbih ile fethedeceği şöyle bildirilmiştir:
“Allah Teala Hazretleri mümin kullarına Roma'nın merkezi olan İstanbul'un tesbih ve tekbir ile fethini nasip buyurmadıkça kıyamet kopmayacaktır.” (Ahmed Gümüşhanevi, Ramuz’ul Ahadis, s. 478)
Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur: “Tesbih ve tekbir getirerek Konstantiniyye'yi fethedeceksiniz.” (İbn- Mace, Fiten, c. s. 35)
Amr Avf'dan (ra)'dan rivayet eden bir diğer hadis ise şu şekildedir: “Allah kendisini bir gecede ıslah eder. Rum şehrini, İstanbul'u tekbir ile fetheder.” (Muhyiddin Arabi, “Futuhat-El Mekkiye”, 366. bab, c. 3, s. 327- 328)
İstanbul, tüm dünya coğrafyasındaki konumu ve tarihsel döneme açısından önemli hem de Peygamber Efendimiz (sav)’in ahir zaman ile ilgili hadislerinde belirttiği kutlu, bir o kadar da önemli bir şehirdir. Nitekim hadis-i şeriflerde ve İslam büyüklerinin eserleri gibi itibarlı kaynaklara baktığımızda, Hz. Mehdi (as)’ın çıkış yeri olarak İstanbul'un müjdelendiğini görmekteyiz.
Örneğin Nuaym bin Hammad, Ebu Cafer'den şöyle rivayet etmiştir: “Uzak yerlerdeki askerleri Hz. Mehdi'ye biat edecek, zulmü ve zalimleri engelleyecek, ülkeler düzelecek, Cenab-ı Hak kendisine İstanbul'u fethettirecektir.” (Ukayli “En-Necmu’s-sakıb fi Beyanı Enne’l Mehdi min Evladı Ali b. Ebi Talib Ale’t-Temam ve’l kamal”)
Bir diğer hadis ise şu şekildedir: “Allah Konstantiniye'yi (İstanbul'u) çok sevdiği dostlarının eliyle fethedecek. Onlardan hastalığı ve üzüntüyü kaldıracak.” (Ramuzu’l-Ehadis, 478/5. Müsned, 2/176. Heysemî, Mecmeu'z-Zevâid, 6/323.)
Hz. Mehdi (as) Allah'ı inkar eden yüce -Allah'ı tenzih ederiz- düşünce sistemlerine yani bunlar materyalizm, Darwinizm ve ateizmdir. Bunlara karşı etkili bir fikri mücadeleyi yürütecek ve galip gelecektir. Böylece insanlığın uzun süredir aramakta olduğu huzur ortamını getirecek olan İslam ahlakını tüm dünyaya tanıtırken, tüm bunları tek bir damla kan bile akıtmadan ılımlı, barışçı ve akılcı yollarla yapacak olan kutlu bir şahıstır.
Peygamber Efendimiz (sav) bir hadisinde Hz. Mehdi (as)’ın bu özelliğini şöyle vurgulamıştır: “Ümmet, bal arılarının beyleri etrafında toplanması gibi Hz. Mehdi'ye sığınırlar. O daha önce zulümle dolu olan dünyayı adaletle doldurur. İnsanlar asr-ı saadet dönemine adeta geri döner, uykuda olan uyandırılmaz ve bir damla bile kan akıtılmaz.” (Naim b. Hammad, Ebu Said-il Hudri)
İstanbul'un Hz. Mehdi (as) tarafından manen fethedilmesi de bu anlamda değerlendirilmelidir. Hadislerde bildiriline göre İslam ahlakını sonradan oluşturulan hurafelerden ve batıl inançlardan temizleyecek olan Hz. Mehdi (as)’ın ilmi mücadelesinin sonucunda, toplumun büyük çoğunluğu İslam ahlakının uygulayıcısı, savunucusu ve destekçisi olacaktır. Allah'ı inkar eden yüce -Allah'ı tenzih ederiz-. Materyalizm, Darwinizm ve Ateizm gibi sapkın felsefelerin gücü kalmayacak. Yüce Allah'ın izniyle bu felsefeler taraftar bulamayacak hale gelecektir.
Başta İstanbul olmak üzere ülkemizde ve tüm dünyada yaşanacak olan bu imana yöneliş İstanbul'un manevi olarak fethinin Hz. Mehdi (as) tarafından gerçekleştirilmenin de bir müjdesi olacaktır. En doğrusunu şüphesiz Allah bilir.
Evet A9 Televizyonu tarafından hazırlayıp sunduğumuz Mübarek Şehir İstanbul programımızın sonuna geldik. Herkese hayırlı akşamlar diliyoruz.