MÜBAREK ŞEHİR İSTANBUL - ERDEM ERTÜZÜN, AYNALI KAVAK KASRI (5 EYLÜL 2011)

ERDEM ERTÜZÜN: Hayırlı akşamlar. A9 Televizyonu tarafından hazırlanıp sunulan Mübarek şehir İstanbul programımıza hoş geldiniz.

Bu akşamki yayınımızda Aynalı Kavak Kasrı'ndayız. 300 Yıl boyunca Haliç kıyılarını süsleyen ve günümüzde Aynalı Kavak Kasrı olarak adlandırılan bu yapı Osmanlı döneminde Aynalı Kavak Sarayı ya da Tersane Sarayı olarak bilinen yapılar grubundan günümüze gelebilen tek örnek.

1.Ahmet'in Ok Meydanı ve Eyüp Sultan'a yakınlığı nedeniyle 1614'te yaptırdığı ilk kasırda Sultan İbrahim doğmuştur. Sultan İbrahim büyüdükçe yeni yeni binalar yaptırılarak burası tersane sarayı haline dönüştürülmüştür.

1678 Yangının sonrasında onarımlar ve düzenlemeler ile yeni köşkler, kasırlar eklenmiştir. İşte eklenen bu yeni kasırlardan biri Aynalı Kavak Kasrı'dır.

Peki, Aynalı Kavak Kasrı'nın adı nereden gelmektedir? Osmanlı'da düz ve büyük parçalı pencere camı üretilememekteydi. O dönemde Venedik Dükü, Sultana kristal Venedik aynaları hediye etmişti. Sultan da bu aynaların bir kasır yapımında kullanılmasını emretmiş ve bu emri verirken kavak boylu aynalara yakışan bir kasır istediğini bildirir ve böylece kasra, Aynalı Kavak Kasrı adı verilmiştir.

İstanbul'u tanıtan tarihsel kaynaklardan yörenin Bizans döneminde de imparatorlara ait bir dinlenme yeri olduğu anlaşılmaktadır. Haliç kıyılarından Ok Meydanı ve Kasımpaşa sırtlarına doğru devam eden bu büyük bağ ve koruya İstanbul'un fethinden sonra Fatih Sultan Mehmet'ten başlayarak padişahlar da ilgi göstermiş ve Osmanlı İmparatorluk Tersanesi'nin Kasımpaşa'da kurulup gelişmeye başlamasıyla birlikte yöreye Tersane Has Bahçesi adı verilmiştir.

Saray bütünü içinde yer alan ve 1703-1730 yılları arasını kapsayan Sultan III. Ahmet döneminde yaptırıldığı sanılan Aynalı Kavak Kasrı 1789-1807 yıllarını kapsayan Sultan III. Selim'in döneminde ise yeniden düzenlenmiş ve bugünkü görünümünü almıştı. Yapı divanhanesi, beste odası ve bu mekanların pencereleri boyunca yer alan yazılarıyla 18. Yüzyılın mimarlık örnekleri arasında özel bir yer almaktadır. Osmanlı Devleti için önemli bir anlaşma olan 1799'un Küçük Kaynarca Anlaşması'na ek olarak anlaşma 5 yıl sonra burada taraflarca imzalanmıştır.

İç mimarlık açısından değerlendirecek olursak, Deniz Cephesi'nde iki, Kara Cephesi'nde tek katlı kütlesiyle Osmanlı klasik mimarlığının son ve ilginç yapılarından biri olan kasır, süsleme açısından da çağının beğenilisini yansıtmakta, özellikle besteci Sultan III. Selim dönemi kültürlüğünün pek çok öğesini bünyesinde barındırmaktadır. Öyle ki bu kültürün başlıca simgeleri olan sedir ve sedirimsi kanepe, mangal kandil gibi mobilyalarla döşeli olan odalar bugün yok olmuş bir yaşam biçiminin görünümlerini sergilemektedirler.

Diğer kasırlarda olduğu gibi Aynalı Kavak Kasrı'nda da benzemelerin en yoğun olduğu bazen de gökkubbe çağrışımlı baş yapıt düzeyindeki ahşap kubbeler divanhanenin görkemine görkem katmıştır.

Ok Meydanı yönündeki Divanhane'nin köşeleri pahtlı, kare orta mekanın sedirlerle donatılan üç mekanı vardır. Dördüncüsü yerine dışarıya büyük bir saçaklı gölgelik eklenmiştir. Divanhane eksensel yerleşimin en ucundadır. Gerisinde alışılagelenden daha uzun, daha geniş bir sofa. Tüm diğer mekanları iki yanında derler toplar. Bu uzun sofa Haliç yönünde dışa taşırılan bir eyvanla biter. Böylelikle iki yöne bakış sağlanmış olur ve kasrın hem ok atmada hem de seyri donanma için kullanıldığının bir kanıtıdır.

Günümüzde bir müze saray olarak ziyarete açık tutulan Aynalı Kavak Kasrı, zemin katı Topkapı Saray Müzesi'nde bulunan görsel kaynaklar ve kimi kurum ve kişilerin armağan ettiği çalgıların bir araya getirilmesiyle Türk çalgıları sergisi mekanına dönüştürülmüştür.

Kasrın bahçesinde ise özellikle yaz aylarında konuklara yönelik kafeterya hizmetleri, Aynalı Kavak konserleri ile ulusal ve uluslararası nitelikte resepsiyonlar verilmektedir.

Evet, Osmanlıların bir zamanlar Boğaziçi kadar benimsedikleri ve iki kıyısını yalı ve saraylarla doldukları hal için o parlak dönemlerini yansıtabilen tek yapısı olan Aynalı Kavak Kasrı'nın hakkındaki bu güzel bilgilerin ardından Hz. Mehdi (as) 'dan bahsetmeye devam edelim.

Bugün sizlere Büyük İslam Alimi İsmail Hakkı Bursevi Hazretleri’nin, Hz. Mehdi (as) hakkındaki sözlerini okumak istiyorum.

17. Yüzyılda yaşamış büyük velililerden İsmail Hakkı Bursevi Hazretleri, Ruhul Mesnevi'sinde Hz. Mehdi (as)'ın zuhur edeceği zamanın çok karışıklıklarla dolu olacağını, onun maddi ve manevi hastalıkların çok yoğun ve şiddetli olduğu bir dönemde zuhur edeceğini ifade etmiştir. Ayrıca Hz. Mehdi (as) 'ın böyle büyük manevi hastalıklara, o zamana kadar görülmemiş yoğun karışıklığa Allah'ın vesile etmesiyle tam deva olacak, büyük bir ilim sahibi olacağını şöyle anlatıyor:

“Onun için Kuran 'da Neml Suresi’nin 62. Ayetinde şöyle bildiriliyor: “Sıkıntıya düşenin duasını kabul ettiğinde…”

Bursevi Hazretleri devam ediyor: “Kast edilen mecburiyet zamanı geldiğinde duanın Allah tarafından kabul olunması beyandır. Ve bu sebepledir ki, her asırda olan şiddetli musibetleri ortadan kaldırmaya tam anlamıyla sahip bir kişi Hz. Mehdi (as) zuhur eylemiştir. Ve alemin karışıklığı had safhaya gelip ihtiyaç olunca Hz. Mehdi (as) zuhura gelse gerektir. Zira doktorun kuvveti hastalığın, illetin, derdin, belanın şiddetine göredir. Ahirzaman’da ise dünyanın ne derece hastalığa, illete, derde, belaya müptela olacağını o vakitte hazır olanlar bilebilirler.”

Görüldüğü gibi her devirde tüm büyük İslam alimleri Hz. Mehdi (as)'ı şevkle ve coşkuyla beklemişler, tüm Müslümanları da Hz. Mehdi (as) ile müjdelemişlerdir. Mehdi (as)'ın zuhur ettiği 1400'e gelindiğinde ise şaşırtıcı bir şekilde “Mehdi gelmeyecek, Mehdi geldi-geçti, Mehdi yüzyıllar sonra gelecek” nidaları yükselmeye başlamış, Müslümanları atalete itmeye amaçlayan zihniyetler ortaya çıkmıştır. Ancak elbette Hz. Mehdi (as) 'ı kendilerince engellemeye çalışanlar, Mehdiyet'i örtbas etmeyi amaçlayanlar asla başarıya ulaşamayacaktır. Çünkü Mehdiyet kaderde başarıya ulaşmıştır.

Evet A9 Televizyonu tarafından hazırlayıp-sunduğumuz Mübarek Şehir İstanbul programımızın sonuna geldik. Herkese hayırlı akşamlar diliyoruz.