MÜBAREK ŞEHİR İSTANBUL - ERDEM ERTÜZÜN, NUSRETİYE KASRI (3 EYLÜL 2011)

ERDEM ERTÜZÜN: Hayırlı akşamlar. A9 Televizyonu tarafından hazırlanıp sunulan Mübarek şehir İstanbul programımıza hoş geldiniz.

Bugün canlı yayınımızı 1850 yıllarında Sultan Abdülmecit tarafından William James Smith'e yaptırılan Nusretiye Kasrı’ndayız.

Bu bina Osmanlı Devleti için çok önemli olaylara ev sahipliği yapmıştır. Deniz yoluyla ülkeye gelen önemli kişiler burada ağırlanmış ve Sultan Abdülmecit önemli kararlarını burada almıştı. İki katta olan yapının üst katları oldukça süslü bir mimariyle bezenmiş üç odadan ve iki giriş holünden oluşmaktadır. Yapının merdiveni böylesine küçük bir yapı için oldukça görkemlidir. Alt katlarda ise daha mütevazi görünümlü mermer zeminli odalar ve ihtiyaca yönelik bölümler bulunur. Yapının dış görünümündeki at kafası ve silah gibi savaşı simgeleyen motiflerin yer alması yapının bu amaca yönelik inşa edildiğini göstermektedir.

Bildiğiniz gibi bu yapının bulunduğu semtin adı Tophane. Adını yolun karşısında bulunan dönemin savaş toplarının döküldüğü fakat bugün balo ve sergi salonu olarak kullanılan bu top dökümhanesinden almaktadır. Bulunduğu konum ve ilişkisi açısından bu kasra Tophane Kasrı da denir.

Kasır bugünkü şeklini almadan önce çok geniş bir avlusu vardı. Bugün çeşitli kafelerin ve sanat merkezlerinin yeri olan bu geniş avluda tophanede dökülen toplar sergileniyordu. Çok tarihi bir öneme sahip olan Saat Kulesi de Kasır'ın geniş avlusunun en görkemli yapısıydı. Saat Kulesi eski görkemine sahip olmasa da eski yerinde hala durmakta ve İstanbul'un sayılı saat kulelerinden biri olma unvanını korumaktadır. Kasır bugün Mimar Sinan Üniversitesi meslek yüksekokulu olarak faaliyet göstermektedir.

Tophane Kasrı'nın Mehdi (as) açısından ise önemi büyüktür. Çünkü zamanı geldiğinde Hz. Mehdi (as)'ın geçeceği İstanbul Boğazı hakkında en önemli kararlar burada alınmış, ilk Boğazlar Konseyi bu kasırda toplanmıştı. Konseyde alınan kararlara göre, boğazlardan artık savaş gemisinin geçişine izin verilmeyecek ve boğazlarda oluşabilecek her türlü tehdidi önceden tespit edebilecek yeterliliğe sahip bir komite oluşturulacaktı. Lozan Barış Anlaşması çerçevesinde toplanan konsey, denetim altında bulunmayan, herhangi bir güvence altında alınmamış olan boğazlara bir komite oluşturup bunun yönetimini Türklere vermiştir. Boğazın kontrolünün Türklerde olduğunu belirtmek için de boğaz boyunca Türk bayrakları asılmıştı.

Hadislerde bildirildiği üzere Hz. Mehdi (as) İstanbul'a gelecek ve ilk faaliyetlerine burada başlayacaktır. Bilindiği gibi İstanbul'a ulaşabilmek için denizin yani boğazın geçilmesi gerekmektedir. Hz. Mehdi (as)'ın da İstanbul'a yani Konstantiniyye'ye geleceği hadislerde açıkça bildirilmiştir. Bu hadislerden biri şu şekilde:

“Konstantiniyye'nin fethi sırasında sabah namazı için abdest alırken bir bayrak dikecek, deniz ikiye ayrılarak su kendiliğinden uzaklaşacak. Ve açılan yolu takip eden Hz. Mehdi karşı kıyıya geçecektir. Sonra bir bayrak daha dikecek ve diyecek ki: ‘Ey insanlar ibret alınız. Deniz Beni İsrail'e nasıl yol verdiyse bize de öylece yol verdi.’” (El-Kavl-ül Muhtasar fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, s. 57)

Hadiste geçen, “deniz ikiye ayrılarak su kendiliğinden uzaklaşacak ve açılan yolu takip eden Hz. Mehdi karşı kıyıya geçecektir” ifadesi, bu geçişin denizde adeta kuru bir yol açılmasına vesile olan bir yol yani köprü aracılığıyla olacağına dair bir işarettir. Bu da Hz. Mehdi (as)'ın içinde olduğumuz dönemde yani ahir zamanda İstanbul'a geleceğine ve şehre giriş için Boğaz Köprüsü'nü geçeceği anlamına geliyor olabilir. En doğrusunu Allah bilir.

Evet, A9 Televizyonu tarafından hazırlayıp sunduğumuz Mübarek Şehir İstanbul programımızın sonuna geldik. Herkese hayırlı akşamlar diliyoruz.