"Müminlerin güzel ahlakı 1" belgeselinden.
ÜZÜNTÜYE VE KARAMSARLIĞA KAPILMAMALARI
İnsan, güzelliklerden zevk alacak, neşe-huzur içinde yaşama isteği duyacak yapıda yaratılmıştır. Bu bakımdan, bir kimsenin karşısına çıkan olumsuzlukları en kısa zamanda ortadan kaldırmak istemesi ya da bunları güzelliklere, neşe vesilesine çevirmeye çalışması çok doğaldır. Kuşkusuz huzurlu olmak, neşeli, mutlu ve rahat olmak, bedenen ve ruhen sağlıklı olmak için son derece önemlidir. Ancak insanlar Kuran'a göre değil de kendi ölçülerine ve duygularına göre hareket ettiklerinde içlerinde üzüntü, sıkıntı ve korku hali hakim olur.
Örneğin Kuran'da tarif edilen tevekkül anlayışına sahip olmayan bir kimseyi düşünün. Bu kişi bir sonraki günün kendine ne getireceğini bilmemenin huzursuzluğu içinde sürekli mücadele halindedir. Halbuki insan, Allah'ın kulları için seçip beğendiği din ahlakını yaşadığı takdirde bu sıkıntıların hiçbiri söz konusu bile olmaz. Allah bu gerçeği Taha Suresi'nde şöyle haber verir:
“Kim benim hidayetime uyarsa artık o şaşırıp sapmaz ve mutsuz olmaz. Kim de benim zikrimden yüz çevirirse artık onun için sıkıntılı bir geçim vardır.” (Taha Suresi, 123-124)
Birçok insan ise Kuran'da belirtildiği gibi Allah'ın zikrinden yüz çevirdiği için mutsuz olur, sıkıntılı bir yaşam sürer. İşten çıkarılmak, parasız kalmak, dolandırılmak, hastalanmak gibi korkular sürekli zihnini meşgul eder. Her an üzücü bir haber almanın, hoşuna gitmeyecek bir tavır ya da sözle karşılaşmanın ihtimaliyle kötümser bir ruh hali içine girer. Hatta en rahat, en mutlu anında bile yaşadığı bu anı sürekli kılamamanın endişesiyle adeta kâbus dolu bir hayat yaşar. Olayları yüzeysel bir gözle değerlendiren böyle bir kimsenin, etrafında gelişen olayların bir sonraki aşamada kendisi için ne gibi hayırları olabileceğini aklına getirmez. Halbuki otobüsü kaçırdığı için hemen üzüntüye kapılan bir kişi, otobüsün bir an sonra kaza yapmayacağını nereden bilmektedir? Ya da her gün önünden geçtiği ve çok iyi bindiği bir sapağı kaçırarak yanlış bir yola sapan bir kişiyi düşünün. Bu kişi yüzeysel düşünüyor ise kendisine kızacak, yolunu uzattığı için hemen neşesi kaçacaktır. Halbuki her olay gibi bu da kaderindedir ve kişi o an bunu görmese de mutlaka bir hayır vardır.
Günlük yaşam içinde yaşanan bu tarz örneklerin sayısı çok fazladır. Bu yüzden bu konunun çok iyi anlaşılması, akıldan hiç çıkarılmaması çok önemlidir. İnsanın karşılaştığı küçük veya büyük her olay kaderindedir ve Allah müminler için her şeyi hayırla yaratmaktadır. Bu konuyu tam anlayıp hiç unutmadan akılda tutmak, her olaya, her şeye hayır ve hikmet gözüyle bakmak son derece önemlidir. Allah'ın güzel planı içinde gelişen bütün olayları bu şekilde değerlendirmek, hiçbir şeyden üzüntüye kapılmamak, ahiret ve dünya için büyük bir nimettir. Mümin için akıl, irade, konfor ve huzura vesile olan bir gerçektir.
Belgesel boyunca izlediğiniz örneklerde de görüldüğü gibi Kuran ahlakını yaşamak büyük bir rahatlıktır, konfordur. İnsanın hem dünyada hem de ahiret hayatında kazanç sağlamasına vesile olacak tek yoldur. Kuran ahlakını yaşayan insanlar tüm hayatlarını bu ahlakın şekillendirdiği biçimde geçirirler. Kuran'ın emir ve yasaklarına titizlikle uyar, aksini yapmaktan itina ile kaçırılırlar. Tavırları yapmacık olmaz, ortamlara göre değişiklik göstermez. Güçlü bir karakter sergilerler. Yaşadıkları tüm olayların Allah'tan geldiğinin ve hepsinin hayırlı olduğunun bilincinde hareket ederler. Bu özellikleriyle içinde yaşadıkları toplumun diğer birçok ferdinden hemen ayırt edilirler. Onlar Kuran'da da bahsi geçen peygamberin ahlakına örnek alırlar ve bu ahlaka erişebilmek için sürekli bir çaba sarf ederler.
Unutulmamalıdır ki Allah'ın inanan kullarına vadettiği cennete layık ve ehil olabilmek ancak bu üstün ahlaka erişmekle mümkün olabilir. Ancak bunun sonrasında Allah'ın kötülükleri bağışlaması ve rahmetiyle kullarını cennetine kabul etmesi umulabilir.
Allah iman eden kullarına Kuran'da şöyle vaad etmiştir:
“Haberiniz olsun! Allah'ın velileri. Onlar için korku yoktur. Mahzun da olmayacaklardır. Onlar iman edenler ve Allah'tan sakınanlardır. Müjde dünya hayatında ve ahirette onlarındır. Allah'ın sözleri için değişiklik yoktur. İşte büyük kurtuluş ve mutluluk budur.” (Yunus Suresi, 62-64)