Münafıkta çok keskin Allah'ın inkarı vardır
İZLEYİCİ SORUSU: Münafık da acaba ben de münafık mıyım diye bir korku olur mu?
ADNAN OKTAR: Münafıkta güzel yüzlüm, çok keskin Allah inkar vardır. Yani haşa dinle Allah'la, İslam'la onlar gıyabda kendi kafalarına göre alay ederler. Kendi aralarında konuşmalarında alay ederler. Dinin bütün hükümlerine karşılıyorlar. Ama eğer gösteriş yapılması gerekiyorsa, birine mesaj verilmesi gerekiyorsa, mesela dualar ederek abdest alır ve seccadesini serer, kafasını takke takar, namazını kılar, Allah'tan bahseder eğer aldatması gereken birileri varsa. Ama onun dışında kendi aralarında eğer zaten üsluplarına dikkat edilirse dinle, hadisle alay ettikleri hemen anlaşılır. Yani çok züppedir onlar ve münafığın özelliği Allah'tan bağımsız yaşadığına inanmasıdır. Zaten üsluplarında falan diyorlar mesela biz bireyiz, birey. Bizim kendi özel kişiliğimiz var. Biz kendi kararımızı kendimiz veririz. Sen kendin karar vermiyorsun, senin kararını Allah veriyor. Birey mirey de değilsin sen. Allah'ın kulusun sen. O kendini Allah'tan bağımsız kılmak için bilmişlik yapar kendi kafasıyla. Züppelik yapar. Müslümanlar da akıl verir. İşte ben şu an sinemadayım, tiyatrodayım. Siz neyle uğraşıyorsunuz, biz neyle uğraşıyoruz kafasıyla. Sinemaya gittin, koltuğa oturdun. Sağa, sola, öne, arka hiçbir yere gidemiyorsun. Bir ekrana seriliyorsun. Üç saatini verdin. O üç saat içerisinde üç yüz Müslüman şehit ediliyor. Ben sinemaya gidenlere tenzih ediyordum ama yeteneği, gücü olduğu halde öldürmeyi durdurabileceğini bildiği halde bir adam sinemaya gidemez. Ama yeteneği, gücü imkanı yoksa ayrı mesele. Fakat münafık Müslümanların yeteneği, gücü olduğunu bildiği halde onu durdurmak ister. Faaliyetinizi durdurun, gezin diyor. Sinemaya gidin, tiyatroya gidin, eğlenin. Plaja gidin, tatile gidin. İşinize-gücünüze bakın, dağılın. Müslümanlar şehit ediliyor. Sana ne ya diyor, seni ne ilgilendirir, o onların meselesi diyor. Yani çok kahpedir münafık, çok alçaktır. Yani ondan konuşulacak gibi de olmaz. Çünkü işine geldiğinde dini kullanır, işine gelmediğinde kullanmaz. Ama işine geldiğinde dini çok güçlü kullanır ayetlerle. Daha önce hiç ayetten bahsetmeyen münafık, bakarsın geceli-gündüz de ayetten bahsediyor. Haşa, nefret ettiği halde ayetten, ayeti kullanmaya Allah onu mecbur eder, gösteriş için. Namaza karşı çok öfkeli olduğu halde, mecbur olduğu halde gösteriş için namaz kılar. Abdeste karşı çok öfkeli olduğu halde gösteriş için abdest alır. Yoksa biz münafıkları çok gördük, hiçbiri namaz kılmıyordu. Yani nereden anlıyorduk? Abdestle kalkıyorum diyor. Banyoya giriyor. Çıt yok. Su sesi gelmiyor. Bir dakika, bir buçuk dakika bekliyor. Çıkıyor kupkuru. Hiçbir şey yok. Sonra namaz kılıyorum diyor. Odasına giriyor, kapıyı kapatıyor. Seccade serilmemiş. Hiçbir şey yok. Ya serildiyse bile seccadede en ufak bir değişiklik olmamış. Olduğu gibi duruyor. Halbuki seccade kılınır değil mi? Seccade bir hareketlenir falan. Hiçbir şey yok. Gidip oturuyor. Çok kısa sürüyordu, bir dakika, bir buçuk dakika en fazla.
Kuran okunduğunda münafık çok sıkılır. Ama kendini Müslüman tanıtmak için tabi ki Kuran'dan bahseder. Fakat tabii münafığı Allah yaratır. O ahmak kendini birey ve özgür olarak görür. Münafık hep onun üstünde durur zaten. Halbuki münafık hiçbir zaman şimdi birey olmaz. Allah'ın münafık olarak yarattığı bir cisimdir. Ve hiçbir zaman için de özgür değildir. Allah'ın kaderde belirttiği münafıkane eylemler dışında hiçbir şey yapamaz. Yeri de hazırdır, cehennemdir.