Sohbetler (3 Şubat 2018; 12:00)
BÜLENT SEZGİN: İyi günler değerli izleyicilerimiz. Hoş Sohbetler’e başlıyoruz inşaAllah. Adnan Bey hoş geldiniz.
ADNAN OKTAR: Evet doğru. Fikret ne anlatacaksın?
KARTAL GÖKTAN: Türk Silahlı Kuvvetleri'nin yeni bir açıklaması var Adnan Bey. Türk Silahlı Kuvvetleri Zeytin Dalı Harekatı’nda etkisiz hale getirilen terörist sayısını 897 olarak açıkladı. Ordumuz ilk şehir savaşında Afrin'in kuzeyinde bulunan Bülbül Beldesi'ni PKK'dan temizledi. 10 bin nüfuslu Bülbül, operasyonun başlamasından boyunca PKK'dan alınan en büyük belde oldu. Bölgede 3 km2'lik hat güvenli hale getirildi. F16'larla parçalanan ünlü Öcalan'ın anıtının bulunduğu Darmık Dağı'na ise Mehmetçik Türk Bayrağını dikti. Görüntüler var.
ADNAN OKTAR: Helal olsun kabadayılara. Hakiki kabadayı bunlar maşaAllah, aslanlar. Allah güç-kuvvet versin. Allah şevklerini artırsın, hidayetlerini artırsın. Şehitlerimize Allah cennet nimeti verdi zaten. Aslanlarımız da dünyanın en güçlü ordusunun en kahraman ordusunun asil üyeleri. Çok başarılılar ve çok güzel netice alacaklar inşaAllah.
İZLEYİCİ SORUSU: Ben Suriyeliyim, Sakarya’da yaşıyorum. Türkiye, Suriye kardeştir, İslam Birliği’ni istiyoruz.
ADNAN OKTAR: Aferin benim canıma. Tabii ki kurtuluş odur. Güzellik odur. İnşaAllah olacak.
İZLEYİCİ SORUSU: Bağnazlar neden kaliteli olmamızı istemiyor?
ADNAN OKTAR: Yakışıklım, o bir dert. Şeytanın amacı dünyayı cehenneme çevirmektir. Mümin cennete çevirmeye gayret eder, şeytan da cehenneme. Dikkat ederseniz insanların birbirine sevgisi konusunda şeytan bir hayli yol almış durumda. O ondan nefret ediyor, o ondan nefret ediyor. Yani birbirini seven insanlar, gruplar hemen hemen parmakla sayılır. Halbuki bu vatanın evlatlarıyız, gayet güzel herkes birbirinin fikrine saygılı olarak sevgi içinde yaşayabilir. İnternete baktığımızda hiç kimsenin hiç kimseyi sevmediğini görüyoruz. Binde bir yani çok nadirdir sevgi sözü kullanan, birbirini takdir eden hemen hemen yok gibi bir şey. Akıl almaz bir nefret üslubu, akıl almaz bir kin üslubu. Bu şeytanın, deccaliyetin dünyadaki son atağının meydana getirdiği bir felaket. Şimdi bu pisliği temizlemeye çalışıyoruz. Bütün gücümüzle bunu temizleyeceğiz. Belki 2-3 yıl alacak, 3-4 yıl da alabilir. Ama bu pisliği temizleyeceğiz.
Estetiği istemez, kaliteyi istemez. Mesela bizde duydukları öfkenin nedeni kalitedir. Kaliteli olmanız. Yoksa böyle döküntü adamlar falan olsa burada, kalitesiz bir ortam olsa, kalitesiz bir ortamda toplanılsa, bayanlar bakımsız, erkekler bakımsız olsa, adam hiç umurunda bile olmaz. Sen ne yapıyorsan yap, ister oyna, ister dans et, kimse karışmaz. Ama o kalite akıl almaz bir haset ve akıl almaz kin meydana getiriyor. Yani bende yok niye onda var mantığı.
Dolayısıyla onun tahrip olmasını ister. Mesela istiyor tutuklansın, yıkılsın, yakılsın, ezilsin, berhava edilsin, imha olsun, mallarına el konsun. En biçimsiz, en çirkin, en nefret dolu, en kin dolu üslupla bir atak içinde oluyorlar. Ama sevgisizliğin diz boyu olduğunu görüyoruz. Ona bağlı olarak da merhametsizlik var. Hayvanlara saldırıyor, bitkilere saldırıyor, insanlara saldırıyor, kadınlara saldırıyor, çocuklara saldırıyor. Çocukları öldürüyorlar, kadınları öldürüyorlar, dövüyorlar, sövüyorlar. Yani kin ve nefreti ön plana almış durumdalar. Ağızlarından nefret kusuyorlar adeta ve kin kusuyorlar. Lağım gibi ağızları. Akıl almaz bir nefret politikası var. Bunu sürekli pozitif elektrikle, pozitif izahlarla, sevgiyle sürekli tamir edip, düzeltip doğruyu, iyiyi, güzeli kendimize yaklaştırmaya ve insanlara yaklaştırmaya azami gayret gösteriyoruz ve çok da başarılı oluyoruz. Devam edeceğiz inşaAllah.
Dolayısıyla bizim vazifemiz Mehdiyet'in sevgisidir, deccaliyete karşı. Deccaliyet, zalimliği, nefreti, kini anlatacak. Biz de sevgiyi, şefkati, merhameti ve dostluğu anlatacağız. Dostluk, sevginin galip geldiğini 3-5 yıl içinde göreceksiniz. Ben buradayım, siz de buradasınız. Kısa sürede, inşaAllah.
İZLEYİCİ SORUSU: İnsanlar neden saldırgan davranıyorlar?
ADNAN OKTAR: Yakışıklım, güzel yüzlüm, Allah sevgisi olmayınca, Allah korkusu olmayınca hayvandan geldin diyorsan adama, sen bir hayvansın diyorsan, bakıyor hayvana, hayvan saldırgan, ben de hayvan olduğuma göre, ben de saldırganım diyor o adam mantık olarak. Dolayısıyla Allah'ın kulu olduğumuzu, Hz. Adem (as) ve Havva’dan geldiğimizi, Allah'ın ruhunu taşıdığımızı insanlara anlatırsak, insanlar birbirine saygı-sevgi duyarlar. Ama sen böcek gibisin, bakteriden geldin, senin atan bakteridir, kurbağadır, şempanzedir falan dersen, insan insana saygı duymaz. Ve tahribat da çok büyük olur o zaman. Yani zulmün kökeninde bu var. Gelenekçi Ortodoks sistemde de kadınları hayvan yerine koymalar. Yani insanla hayvan arasında görüyor. Darwinizm de kadını yine insanla hayvan arasında görüyor. Şimdi iki güç birleştiğinde insanlığın yarısından nefret eden bir dünya meydana geliyor. Kadınlardan nefret eden sistemde bir sürü homoseksüellik gelişiyor. Bakın hiç ummadığımız yerde homoseksüelliğin ne kadar gelişmiş olduğunu gördük. Hayretler içinde kaldık. Hiç ummadığımız yerlerde homoseksüellik adeta sacayak gibi oturmuş. Nereye dönsek homoseksüelle karşılaşıyoruz. Ve sessiz sedasız bu bela gelişmiş. Yani çok dizli bir sistem ve bütün dünyada bir dayanışma içinde homoseksüeller. Dünyanın her yerinde bir dayanışma içindeler. Ama gelenekçi Ortodoks sistemin içine de sızması ve felaketin orada da yayılmış olması çok korkunç. Onlar ben direniyor zannettim yani kabul etmezler falan. Kabul etmişler adamların birçoğu. Bünyelerine almışlar, girmiş. İtiraz etmemelerinden zaten şüpheleniyorduk. Hiç itiraz etmiyorlar homoseksüelliğe. Gayet ılımlı davranıyorlar. E sonunda bak felaket sardı evlerini, bacalarını, her yerlerini sardı. Aynı Hz. Lut (as) devri gibi.
Evet dinliyorum.
İZLEYİCİ SORUSU: Kalabalık bir ortamda heyecanınızı nasıl yatıştırırsınız?
ADNAN OKTAR: Herhalde konuşmacı olarak öyle değil mi? Yani ilk defa çıkan bir insan herkes heyecanlanır tabii. Çok zor bir şey. Herkese hitap etmeme rağmen, mesela 3-5 milyon kişiye hitap etseler, heyecanlanırım? Normal, insani bir tavır. Çünkü bir hata yapsan, anında o hata insanların zihninde kalır. Çok özenli olmak gerektiği için o da bir heyecan ve teyakkuz meydana getirebilir. Ama hepsini Allah'ın bir görüntüsü, tecellisi olarak bir insan görüyorsa, Allah'ın beyninde gösterdiği bir görüntü olduğunu bilirse o zaman heyecanlanmaz. Unutursa heyecanlanır, boş bulunursa heyecanlanır. Onun için unutmamak lazım. Boş bulunmamak lazım. Çünkü milyonlarca kişiyi gösterebilir Allah beyninde. Rüyanda da gösteriyor ama hiç kimse yok. Tamam, bu sefer dünyada gösterdiklerinde tabii ki bir gölge varlık olarak vardır ama Allah'ın tecellisi olarak oluyor ve beyninde gördüğün bir görüntü. Dolayısıyla heyecanlanacak bir şey olmaz.
Evet dinliyorum.
BÜLENT SEZGİN: Amerika Dışişleri Bakanlığı'ndan bir yetkili, Suriye'de rejimin yeni kimyasal silahlar geliştirmekte olabileceğini söyledi. “Suriye'de rejim, uluslararası topluma hesap vermekten ve sorumluluklardan kaçmak için yeni bir çeşit kimyasal silah cephanesi yapıyor olabilir” dendi.
ADNAN OKTAR: Olabilir miyle olur mu canım? Çok münasebetsiz bir açıklama. Varsa vardır, yoksa yoktur. Sende yapıyor olabilirsin. Bir başka ülkede yapıyor olabilir. Irak'ta da var demişlerdi. Saldırmak için yeni yeni kepazelikler için zemin hazırlıyorlar.
Benim görüşüm, Suriye Hükümeti'nin görüşünde olağanüstü bir değişim meydana gelmesi, İslam'a, Kuran'a, Müslümanlara karşı sevgi dolu birleştirici bir bakış açısıyla kendilerini yenilemeleri, Türkiye'nin de Suriye Devleti'ni, Suriye Hükümeti'ni, Suriye Devlet Başkanı'nı kabul edip Suriye'nin bütünlüğü için, tekliği için gayret etmesi.
Bugünkü CHP kurultayında da bu konu ilk defa gündeme geldi. Daha önce konuşulmuyordu. Ben konuştuktan sonra bu gündeme geliyor. Daha önce ben hiç duymadım. Kurultayda geniş çaplı Sayın Kılıçdaroğlu'nun bu konuyu ele aldığını ben duymadım. Belki konuşuyordur daha önceden. Fakat en hayati nokta bu. Yani bir kere Suriye'nin toprak bütünlüğü korunduğunda artık İngiliz Derin Devleti rezil-kepaze oldu demektir. Bir daha buralarda itlik yapmaya gelmez. Ama şu an avını bırakmayan vahşi bir sırtlan gibi. Kanlı bir saldırı yapıyor ve avını öldürdü öldürecek. Ama daha tam da ele geçiremedi. Vahşice saldırmaya devam ediyor. Bak şimdi bu açıklama da o. Diyor orada belki kimyasal silah yapılıyordur. Ne yapacaksın? O zaman Suriye'yi yerle bir edeceksin. Halkı yeniden bombalayacak. Müslümanları yeniden bombalayacak. Onun için oyuna gelmemek lazım.
Evet dinliyorum.
İZLEYİCİ SORUSU: Neden insan diğer insanı küçük görür?
ADNAN OKTAR: Herhalde kendini büyütmek için yapıyordur. Bir de şöyle, adam hakikaten basittir, tavırları kötüdür, akılsız cevaplar veriyordur, temiz değildir, bakımsızdır, kişiliksiz bir görünümü vardır, sevgisizdir, saygı bilmiyordur. Bu vasıflara sahip bir insanla karşılaştığında onu tabi ki anormal görebilir, garip görebilir. Bu büyüklenme değildir, onun durumunda rahatsız olmadır. Bunu da bu gözle değerlendirmek lazım.
Dinliyorum.
İZLEYİCİ SORUSU: Efendim, hatasız insan olur mu?
ADNAN OKTAR: Yakışıklım tarzın şahane olmuş. Saç-sakal falan çok iyi olmuş. Allah seni de arkadaşların da cennetiyle şereflendirsin. Cennette dost arkadaş olmayı nasip etsin.
Hatasız bir insan tabii ki olmaz. Yani gün içinde bile sürekli hata yapıyor insan. Hatalarımız olur, tövbe edeceğiz her gün. Düzelteceğiz, birbirimizi uyaracağız Kuran'la. Akılcı bir şekilde, samimiyetle.