Sohbetler (31 Ocak 2018; 11:00)
ADNAN OKTAR: Evet, rahmetli Başbuğ, çok çok efendi bir insandı. Allah gani gani rahmet eylesin. Aslanları çok güzel yetiştirdi o devirde. Bizzat ayakta uzun uzun konuşurdu rahmetli. Her yerde seminerler, her yerde seminerler. Çok şuurlu bir gençlik yetişti elhamdülillah.
Yeniden anlat Tayyip Hoca'nın sözünü.
VTR- Cumhurbaşkanı Recep Tayiip Erdoğan: İnsanlarımızın manevi dünyasında önemli yeri olan gönüllü kuruluşlarımızın vakıflarımızın, derneklerimizin başımızın üzerinde yeri vardır. Son günlerde aslı astarı olmayan haberler üzerinden bu millet için dişini tırnağına takan gönüllü kuruluşlarımızın yıpratılmaya çalışıldığını görüyoruz. Bu ülkede 28 Şubat döneminin o baskıcı politikaları hükmünü yitirmiştir. Allah'ın izniyle hiçbir güç Türkiye'yi o eski karanlık günlerine geri döndüremeyecektir. Ve adı sanı belli din düşmanı çevrelerinin eski Türkiye'yi hortlatmaya dönük saldırıdan kesinlikle rıza göstermeyeceğimizin bilinmesini istiyorum.
ADNAN OKTAR: Tayyip Hocamız bizim safımıza demedim. Biz onun safındayız. Pazara kadar değil mezara kadar.
-Desteklenmesi farzdır diyorsunuz hocam.
ADNAN OKTAR: Kesin. Müminlerin emri olarak desteklenmesi farz-ı ayındır. Açık.
Mehter Marşı-
ADNAN OKTAR: Evet dinliyorum.
İZLEYİCİ SORUSU: Sevgi hipnoz eder mi?
ADNAN OKTAR: Ah benim canımın içi, ah benim güzel yüzlüm, ah benim temiz kalplim. Hepinizin kalbinde çok güzel bir sevgi anlayışı var canlarım. Allah hepinizi korusun. Allah hepinizi Ruhul Kudüs'le desteklesin. Allah deccalın fitnesinden ve cehennem azabından ve mesih deccalın fitnesinden hepinizi korusun. Bak hep sevgi canlarımın ruhunda hep sevgi. Deccal ellerinden almaya kalkıyor. Kaba softa ham yobazlar bu sevgiyi insanların elinden almaya çalışıyorlar. Deccal çift koldan saldırıyor. Hem Darwinist-materyalist sistemle hem kaba softa ve yobazlar kanalıyla. Hepsini de Allah helak edecek. İlimle irfanla, kanunla hukukla.
Güzel yüzlüm, tabii yani sevginin özelliğidir. Derin tutkuda hipnoz benzeri bir etki meydana gelir. Derin tutkunun etkisi altına girer insan. Yedinci duyu yani beş duyunun tamamı zaten sevgi içindir. Altıncı üst duyu içgüdüdür, içgüdü duygusu. Ama yedincisi asıl hedeftir. Yani ana duygudur sevgi. İnsanlardaki ana hedef ve ana duygu. Her şey onun içindir. Dolayısıyla sevginin derin okyanusuna giren hipnoza girer. Yani tutkudan adeta divane olur. Mesela Veysel Karani, Resulullah (sav)’in sevgisinden divaneydi. Hz. Ebubekir (ra) da divaneydi Resulullah (sav)’in sevgisinden. Deli divane oldu böyle. Aşık yani. Ama kadına olan sevgide bütün duyular devreye girer, çok çok şiddetli olur. Ona tutku denir. Tutku. O tabii Allah'ın verdiği cennet nimetidir. Ancak yüksek müminler bunu elde edebilir. Yani derin imana sahip, havas kişiler bunu elde edebilirler. Ve bu tarif edilecek gibi bir şey değildir. Yani insanı o okyanusta adeta boğar. İnsan sevgiye boğulur. Allah'ın dilemesiyle, Allah'ın lütfuyla.
Evet dinliyorum.
İZLEYİCİ SORUSU: Sizce Romanların düğünü nasıl oluyor?
ADNAN OKTAR: Benim canım Roman herhalde. Romanları çok severim. Gerçek düğün de romanların yaptığı düğündür zaten. Roman düğünü gerçek düğün odur. Gerçek eğlence orada. Hepsi mütevazı. Hepsi çok güzel oynarlar roman kızları. Çok tatlıdırlar. Roman delikanlılar çok güzel oynarlar. Müzik muhteşem olur. Çok mütevazı ortamdır. Herkes birbirini sever, herkes dosttur. Herkes birbirini korur-kollar. Çingeneler muhteşem insanlardır. Çingene kelimesine çekinmeleri çok yanlış. Çingene olmak gururdur, güzelliktir. Müzik gibi bir söz, çingene. Güzel insan demektir çingene ve sevgi insanı demektir. Ama Roman diyorsa Roman da olur. Ama düğünü Çingeneler yapar. Oradaki aşk nerede vardır kardeşim? Keman, klarnet, darbuka, cümbüş ağlar dile gelir.
Bir ayakkabı tamircisi vardı Ankara'da. Ayakkabıyı tamire götürmüştüm. Karşıda bahçede Çingene çalgıcılar gelmiş. Canlarım benim. Böyle dandik darbuka değil, bakır darbuka. Kalaylı bakır darbuka. Hiç unutmam uzun namlulu. Yani böyle şimdi mika, plastikten falan. Alt tarafı da mika. Yani darbuka olay bitmiş. Hiç unutmam, o göz kapaklarını zor açıyordu böyle. Böyle bir darbuka çalınmaz. İnim inim semt inliyordu böyle, yıkılıyordu semt. Şimdi öyle bir darbuka yok. Öyle bir şey yok. Bir acayip fasıl çekiyordu yıkılıyordu ortalık. Ayrancı'da, abartmıyorum bak, iki kilometre ötede darbuka çalıyordu, zın zın inliyordu, ta oraya kadar geliyordu. Darbuka olayını yatırdılar. Yeniden darbukaya dönüş olacak inşaAllah. Ayı derisinden olması lazım. Bakırdan elde dövme olması lazım bakırdan ve kalaylanmış olacak. Ayı derisinden gerdireceksin. Mikadan, plastikten darbuka mı olur? Çöp kutusu falan olur ondan yani.
Evet dinliyorum.
İZLEYİCİ SORUSU: Dünya nasıl bir yer?
ADNAN OKTAR: Güzel yüzlüm, meleklerden bile üstün olunan bir yer. Cebrail (as)’dan, Mikail (as)’dan üstün olunabilecek bir yer. Bütün meleklerin üstün olunabilecek bir yer. Çok kıymetlidir dünya. Tabii cehenneme çok benzer. Cennet ile cehennem arasıdır. Ama vefat ettiğinde insanlar anlayacaklar. Adam diyecek; bir saniyesini bile keşke boş geçirmeseydim der. Çok çok değerli. Çok değerli. Sadece burada imtihan var sonra bitiyor. Sonsuza kadar imtihan yok ondan sonra. Onun için kıymetini iyi bilmek lazım. Zorluklarının, acılarının çok iyi kıymetini bilmek lazım.
İZLEYİCİ SORUSU: Allah’ı az ananların sonu ne olacak?
ADNAN OKTAR: Güzel yüzlüm, nur yüzlüm, sen Allah'ı çok sevdiğin belli oluyor. Melek yüzlüm, Allah seni koruyup kollasın. Elinden yüzünden iffet, güzellik, akıl, güvenilirlik adeta akıyor. Allah seni cennetiyle şereflendirsin. Seni Ruhul Kudüs’le desteklesin.
Canımın içi eğer ölüyse, zaten o cehennemden gelmiş oluyor, cehenneme gider. Ama mümin zaten Allah aşkıyla Allah'a sevgiyle sarhoştur. Zaten başka bir şey düşünemez. Sabahtan akşama, akşamdan sabaha Allah'tan başka bir şey düşünecek durumu olmaz. Yani ruh sahibiyse tamamdır.
Evet dinliyorum.
İZLEYİCİ SORUSU: Hayat sizce kısa mıdır?
ADNAN OKTAR: Yakışıklım, iyi verilen vakit, bence iyi. Bir tek Mehdi (as) ve talebelerinde ömür biraz uzatılıyor. O da hizmet edebilmeleri için. İmam Mehdi (as)’ın ömrü biraz uzundur hadislere göre, bir de talebelerinin. O hizmet açısından.
Evet dinliyorum.
İZLEYİCİ SORUSU: Zekeriya Peygamber'in üç gün boyunca insanlara konuşmaması nasıl olmuştur?
ADNAN OKTAR: Yakışıklım çok zor baya zor, helal olsun. Yani insan boş bulunur konuşur. Yani nasıl bir irade maşaAllah. Hakikaten çok zor bir oruç. Hz. Meryem de canımın içi, o da öyle konuşmuyor. Allah'a konuşmama orucu adıyor.
Evet dinliyorum.
İZLEYİCİ SORUSU: İstanbul’un taşı-toprağı neden altındır?
ADNAN OKTAR: Ah benim temiz yüzlüm, ah benim nurlum, ah benim değerlim. Nasıl güzel insansın sen, nasıl temiz o yüzün öyle. Allah seni nuruyla sarsın, cennetiyle şereflendirsin. Elinden yüzünden temizlik, dürüstlük, iffet akıyor. Gözü kapalı insan senin efendiliğine, dürüstlüğüne kefil olur, maşaAllah. Allah senin yardımcın olsun. Seni cennetiyle şereflendirsin. Cennette de seni bana arkadaş etsin.
Yani eskiden beri biz Batmantaş köyüne giderdik yazın. Çocukların hepsi gençler İstanbul'a çalışmaya giderlerdi. Taşı-toprağı altındır diye ama yazık yani canlar hep inşaatlarla çalışırlardı. Babalarına da para gönderirlerdi. O zaman böyle şuraları kabartmalı pantolonlar vardı. Alt tarafı dar yandan düğmeli. Biliyor musun sonra eski Atatürk'ün de giydiği bir kıyafet o. Yani paça kısımları dar, yukarısı geniş, o tip kıyafetler. Denkler olurdu, yükler olurdu, onunla İstanbul'a giderlerdi otobüsle. Üç ay kadar falan çalışır gelirlerdi. Bayağı da para kazanırlardı. Ailelerine yardımcı olurlardı. Hemen hemen her genç giderdi. Oradan kaynaklanan bir şey. Anadolu'dan herkes, o zaman inşaat çok yoğundu İstanbul'da. İnşaat işçilerine de iyi para veriliyordu. Fena değildi yani. O kast edilen.
İZLEYİCİ SORUSU: Abi, yaşlanmayı önlemek mümkün mü?
ADNAN OKTAR: Yakışıklım, daha terütazesin, genceciksin. Ama baya güzel maşaAllah, çok yakışıklı. Yakından göreyim seni bakayım. Aslanım benim, güzel yüzlüm benim. Allah seni nuruyla sarsın. Kötü olan her şeyden seni korusun.
Yaşlanmayı önlemek istiyor. Nereden aklına geldi acaba? Yaşlanma engellenirse imtihan olmaz ki, bu gerekir. Yani çabuk olması da çok hayırlı. Çünkü 30 yaşından sonra hemen süratle çökme başlıyor. Yani 30 yaşında 40 yaş alametleri başlıyor. 40'ında çok keskin şekilde yaşlanma oluşuyor. Alenen görünüyor. İmtihan açısından bu çok önemli ve faydalı. İnsanları dünyadan vazgeçirmek için çok önemli. Dolayısıyla yani bunun durmasını istemen gereksiz bence. İmtihan sağlıklı oluyor böyle. Allah'ın kanunu çok güzel. Gönlün çok rahat olsun.
Evet dinliyorum.
SEVİMLİ KEDİLER-
ADNAN OKTAR: Şimdi hep imreniyoruz. Bu çok zor oluyor bizim için. Bu adamlarla bir kere iç içe yatmak lazım. Hep birlikte yani nasıl oluyor? Bizim de hakkımız bunlara sarılıp yatmak. Hep birlikte yatmamız lazım. Oh şahane bir ortam.
Evet dinliyorum.
İZLEYİCİ SORUSU: Cehennemde bir pişmanlık olacak mı? Bu pişmanlığın bir faydası var mı?
ADNAN OKTAR: Senin yüzünde bir melek ifadesi gördüm ben. Çok temiz yüzün. Allah dürüstlüğünün yüzüne çok güzel yansıtmış. Yeni gençlik hep böyle, nur gibiler. Yobaz bağnaz takımı paniğe kapıldı. Melek gibi insandan çoğalınca hem komünist kesim hem de yobaz kesimi dehşete kapıldılar. Çünkü normal bir şey olarak görmüyorlar. Her yer nurlu insanlarla doldu.
-Siz vesile oldunuz maşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah.
-Çünkü yüzde 95 evrime inanılmıyor artık, yüzde 70 de Hz. Mehdi (as)’ı, Mehdiyet'i bekliyorlar Türkiye'de şu an.
ADNAN OKTAR: Evrim diye bir şey bırakmadık.
-Röportaj yaptığımız 100 bin genç Mehdiyet'e inanıyor ve Darwinizmi reddediyor, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah.
Nasıl temiz senin yüzün, nasıl? Seni Allah imanıyla sarsın. Hidayetiyle sarsın. Seni sağlık sıhhat içinde uzun ömürlü yapsın. Cennetiyle de şereflendirsin. Cennette de seni göreyim inşaAllah arkadaşım, dostum olursun inşaAllah.
Cehennem ehli, yani aslında bu pek bilinmiyordu ama onu söyledik fakat daha yeni yeni anlaşılıyor. Özel yaratılır onlar, bir de dönüşü yoktur onun. Onlar buraya cehennemden geliyor zaten. Ruhsuz, ölü varlıklardır. Dolayısıyla pişman olması usulendir. Zaten diyor Allah, “gelseler yine aynı ahlaksızlığı yaparlar” diyor. Fark etmez.
-Hocam Allah ve ayette, şeytandan Allah’a sığınırım: “..onlar pişmanlıklarını gizlemeye çalışırlar” diyor, inşaAllah.
Evet dinliyorum.
OKTAR BABUNA: Le Figaro, Fransa'nın Fransız cihatçıların bulundukları bölgede yargılanmasını kabul ederek, Kürt otonom bölgesinin tanınması için ilk adımı atacağı yorumlarının yapıldığını yazdı. Bu olay, Suriye'de kurulacak bir Kürt federasyonunun uluslararası alanda tanınmasını sağlayacak ilk girişim olur denildi.
ADNAN OKTAR: PKK devletine müsaade etmeyiniz. Hiç uzatmalarına gerek yok.
Evet dinliyorum.
İZLEYİCİ SORUSU: Neden birçok insan Ermenilere karşı?
ADNAN OKTAR: Sen niye bu kadar temiz temiz yüzlüsün önce onu söyle bana. Yaklaştır bakayım. Benim nur yüzlüm. Herhalde Ermeni kökenli. Severim ben senin temizliğini. Sen gönlün çok rahat olsun. Onlar kendini bilmez adamlar. Hiç kale alma. Ermeniler mukaddestir bizim için, çok değerlidir. Milleti Sadıka olarak Osmanlı'da çok değer görmüş, saygı görmüş bir millettir. Bizim generallerimiz, Osmanlı generalleri çoğu Ermeni'ydi. Mühendislerimiz, doktorlarımız hep Ermeni'ydi sanatçılarımız. Bizden onları zorla ayırdılar ırkçılığın geliştiği dönemde. Yeniden bu güzelliği sağlayacağız. Ermenistan ile aramızdaki sınırı kaldıracağız. Azerbaycan'ın kaybedilen toprakları Azerbaycan'a geri verilecek. Muazzam bir dostluk ortamı ve kardeşlik ortamı olacak. Zulüm yapanlar da cezalandırılacak ayrı.
Evet dinliyorum.
İZLEYİCİ SORUSU: Aklımızdan geçen kötü düşünceler için günah yazılır mı?
ADNAN OKTAR: Güzel yüzlüm, sen melek gibisin, tertemizsin. Senin aklından niye kötü düşünce geçsin? Geçmez. O elde olmadan insanın aklından gelir. Yani kısa kısa. Onların hiçbiri geçerli olmaz. Bilinçli ve istekli olarak, yani kafasında onu organize ederek, kararlı bir şekilde yapılan kötü düşünce yasak, haramdır. Yoksa kafadan geçer, sürekli her şey geçer. Ya bu kafa, yolgeçen hanı gibidir. Her şey geçer. Hiçbir mahsuru olmaz. Onunla ilgili insana bir sorumluluk olmaz. Vesveseler de böyledir. Kötü bir şey hiç kimse istemez. Seni Allah cennet kuzusu gibi yaratmış. Sen gönlün çok rahat olsun, nur gibi elin-yüzün. Allah seni cemaliyle, cemalullahıyla şereflendirsin. Cennetiyle de şereflendirsin. Su gibisin, tertemizsin. Allah sana sevinç içinde güzel bir hayat nasip etsin. Cennette de cennet arkadaşı, dost olalım inşaAllah.
Evet dinliyorum.
OKTAR BABUNA: Bu gece en son 152 yıl önce meydana gelen süper mavi kanlı ay tutulması yaşandı. En son 31 Mart 1866 tarihinde meydana gelmişti.
ADNAN OKTAR: Aynısı İncil'de geçiyor. Mehdi (as)’ın ve İsa Mesih (as)’ın çıkış alametidir. Üç ayrı görünüşü. Elif, Lam, Mim. Ebcedi de tutuyor. Her yönden hayret verici.
Evet dinliyorum.
İZLEYİCİ SORUSU: Soba zehirlenmesi olayları nasıl engellenebilir?
ADNAN OKTAR: Canımın içi o büyük bir bela. Halk bilmiyor, o sobanın kapatma yeri var ya, ısı daha çok gelsin diye. Akşam onu kapatıyorlar, yatıyorlar. Yani karbonmonoksit yoğun olarak eve yayılıyor. Bir de kokusuz bir gaz, ölüm meydana gelir Allah esirgesin. Kapı-pencere açık olması lazım, az da olsa. Ve sobanın o düğmesi hiçbir şekilde kapanmaması lazım. Ayrıca lodosta sürekli rüzgar estiğinde o sobanın deliği kapanır. Yani hava ters yöne esneyeceği için gaz çıkışı olmaz. Sobadan içeriye doğru üfürür havayı lodos. O yüzden mutlaka pencere veya kapı bir parça açık durması lazım ki dengeleme olsun. Yoksa çok riskli olur. Bunu televizyonlarda, radyolarda, devlet kanalıyla açıklamak lazım. Çok hayati bir konu.
İZLEYİCİ SORUSU: Merhaba. Ben Sakarya’dan Yusuf Tezcan. ‘Aynen’ kelimesini kullanmak ne kadar doğrudur?
ADNAN OKTAR: O çok yaygın hakikaten. Genç kızlar da falan da görüyorum. Biraz yakışık almıyor. Bir de sıkıntı yok. Genç kızın kullanacağı söz mü şu? Sıkıntı yok. Yani erkek hadi neyse diyor olabilir ama kadın da olmaz. Yani yakışmıyor. Bir de aynen. Merhaba diyor, buraya geldim ben diyor, çok güzelmiş diyor, aynen diyor. Çok güzelsin diyor, aynen. Yemek yiyorum, aynen. Olmaz.