"Göz ve görme" belgeselinden.
SONUÇ: Nimetin Farkına Varmak
Bu film boyunca göz açıp kapamanın, renkleri algılamanın, ne gördüğünü anlayabilmenin, gördüklerini hafızada tutabilmenin nasıl gerçekleştiğine şahit oldunuz. Belki de tüm bunların ne kadar büyük bir mucize olduğu bugüne kadar aklınıza gelmemişti. Oysa filmi izlediğiniz süre boyunca, siz farkında bile olmadan bu sistem vücudunuzda devam etti. Tıpkı doğduğunuz günden beri devam ettiği gibi.
Göz merceğinin saydamlığından, retinaya görüntünün ters düşmesine, gözyaşının tam gereken miktarda üretilmesinden, beyne giden sinirlere kadar her detay eşsiz bir yaratma sanatını bizlere göstermektedir. Açık olan gerçek, gözün üstün bir aklın eseri olduğudur. Bu, tüm alemlerin Rabbi olan Allah'ın benzeri olmayan aklıdır. Allah'ın gücü sınırsızdır.
Şeytandan Allah’a sığınırım:
“İşte Rabbiniz olan Allah budur. O'ndan başka ilah yoktur. Her şeyin yaratıcısıdır, öyleyse O'na kulluk edin. O, her şeyin üstünde bir vekildir.” (En’am Suresi, 102)
Bir an için gözlerinizi kaybettiğinizi düşünün. O andan itibaren geleceğe ait bütün düşünceleriniz ikinci planda kalacak ve dünyadaki en büyük isteğiniz gözlerinize tekrar kavuşmak olacaktır. O halde eğer gözleriniz şu anda görüyorsa, bunun ne kadar büyük bir nimet olduğunu bir kez daha düşünün.
Şeytandan Allah'a sığınırım:
“Size her istediğiniz şeyi verdi. Eğer Allah'ın nimetini saymaya kalkışırsanız, onu sayıp bitirmeye güç yetiremezsiniz. Gerçek şu ki, insan pek zalimdir, pek nankördür.” (İbrahim suresi, 34)