"Yeryüzünün süsleri çiçekler" belgeselinden.
Tohum Oluşuyor.
Bitkilerin polenleri çok değişik yollarla taşınıp başka bir çiçeğe yapıştıktan sonra burada çimlenmeye başlar ve polenin sahibi olduğu iki hücreden biri mucizevi bir biçimde çiçeğin içine doğru polen tüpü denilen ince bir tüp geliştirir. Bu tüp vasıtasıyla polenin diğer hücresi çiçeğin yumurtasına ulaşıp onu dölleyecektir. Ancak bundan önce yine mucizevi bir olay daha gerçekleşir. Yumurtaya ulaşarak onu dölleyecek hücre ikiye bölünür. Bunun sebebi, döllenmeden sonra tohumu oluşturacak tohum taslağının beslenmeye ihtiyacı olmasıdır. Onun beslenmesini sağlayacak olan da işte döllenmeden önce ikiye bölünen polen hücresinin ikinci yarısıdır. Bu iki hücre yumurtaya ulaştıktan sonra biri birleşerek zigotu oluştururken, diğeri çiçeğin merkezinde bulunan başka hücrelerle birleşerek zigotun tohuma dönüşene kadar geçen zamanda besleneceği yiyecek deposunu oluşturur. Böylece bitkiye ait tüm bilgilerin bulunduğu tohum oluşmuş olur.
Burada çok özetle bahsettiğimiz tohum oluşumu yüksek akıl gerektiren bir dizi işlemin müthiş bir zamanlama ve yüksek teknolojili bilgi kullanılarak gerçekleştirilmesiyle olur.
Polenler büyük bir bilinçle nasıl yumurta yolu açmak için plan yapabilir? Tohumun beslenmesi gerektiğini nasıl bilir? Ve bunun için bölünerek nasıl hazırlık yapar? Milyonlarca yıldır yeryüzündeki milyonlarca çiçekli bitkinin bunların kendileri akledemediklerini yüce Rabbimizin ilhamıyla gerçekleştirdikleri çok açıktır.
Günümüzde bulunmuş olan tohum fosillerine baktığımızda da evrimciler açısından durumun hiç de iç açıcı olmadığını görürüz. Çünkü tohum fosillerinde yaratılışın çok açık delilleri vardır. Günümüzden milyonlarca yıl önce oluşan tohum fosillerindeki tüm detaylar bugünkülerle tamamen aynı yapıya sahiptir. Bu da tohumların şimdiki özellikleriyle milyonlarca yıl önce de var olduklarının ve bugüne kadar hiç değişime uğramadıklarının, diğer bir ifadeyle evrim gibi hayali bir süreç geçirmediklerinin çok açık göstergesidir.
“Şimdi ekmekte olduğunuz tohumu gördünüz mü? Onu sizler mi bitiriyorsunuz yoksa bitiren biz miyiz? Eğer dilemiş olsaydık gerçekten onu bir ot kırıntısı kılardık. Böylelikle şaşar kalırdınız.” (Vakıa Suresi, 63-65)