Çiçekli bitkilerin fosillerinde evrim çıkmazı
"Yeryüzünün süsleri çiçekler" belgeselinden.
Çiçekli Bitkilerin Fosillerinde Evrim Çıkmazı
Bitkilerin fosil tarihi ve yapısal özelliklerini incelediğimizde karşımıza evrim teorisinin öngörülerine hiç uymayan bir tablo çıkar. Neredeyse her biyoloji kitabında karşılaşacağınız sözde bitkilerin evrim ağacının tek bir dalını bile doğrulayan bir tek bitki fosili yoktur. Bitkiler, fosil kayıtlarında yaratılışı ispatlayan çok tatmin edici kanıtlara sahiptir.
Bitkilerin evremi iddiasını en açık biçimde reddeden fosil bulguları çiçekli bitkilere aittir. Çiçekli bitkiler ya da biyolojik tanımıyla angiospermaeler 43 ayrı familyaya bölünmüşlerdir ve bu 43 farklı familyanın her biri de arkalarında hiçbir ilkel ara form izi bulunmadan fosil kayıtlarında aniden ortaya çıkarlar. Bu gerçek 19. yüzyılda da fark edilmiş ve hatta bu nedenle Darwin, angiosipermaelerin kökenini rahatsız edici bir sır olarak tanımlamıştır. Darwin'den bu yana yapılan tüm araştırmalarsa sadece bu sırrın rahatsız edicilik dozajını arttırmış bulunmaktadır.
Evrimci kaynakları incelediğimizde bitkilerin evrimleşmesiyle ilgili hiçbir net bilgi veremediklerini görürüz.
Bu konudaki hangi evrimci yayını incelesek karşımıza hep bir takım varsayımlar, bu varsayımlar üzerine kurulmuş hayali senaryolar, kesin bir karara bağlanmayan, sonuçsuz tezler ve asılsız iddialar göz önünde bulundurularak yapılmış gerçek dışı çizimlerle karşılaşırız.
Evrimci kaynaklar çiçekli bitkilerdeki muhteşem yaratılışın hiçbir aşamasını evrim ile açıklayamazlar ve bunu kendi yayınlarında sık sık ifade ederler.
Daniel Axelrod, The Evolution of Flowering Plants in the Evolution Life adlı kitabında çiçeklerin bir takım kökeni konusunda şu yorum yapar:
Angiosipermlere yani çiçekli bitkilere yol açan ilkel grup, fosil kayıtlarında henüz tespit edilmemiştir. Ve yaşayan hiçbir angiosiperm böyle bir bağlantıya işaret etmemektedir.
Evrimcileri bu itirafları yapmaya iten, hiç kuşkusuz ki gelişen bilimin de açıkça gözler önüne serdiği gerçeklerdir. Gerek canlılar üzerinde, gerekse evrendeki dengeler üzerinde yapılan tüm bilimsel incelemeler, evrendeki düzenin özel bir yaratılış sonucu ortaya çıktığını kanıtlamaktadır. Yeri, göğü ve arasındaki her şeyi yaratan, onlara bir düzen veren yüce Rabbimizdir.
Sonuç
Bütün bunların bize gösterdiği tek bir sonuç vardır. Dünya üzerindeki canlılığın diğer detaylarında olduğu gibi bitkilerin, çiçeklerin ve tohumların ortaya çıkışı konusunda da evrim teorisi büyük bir çıkmaz içindedir. Çünkü bitkilerin ortaya çıktıkları andan itibaren bütün mekanizmaları eksiksiz olarak mevcuttur.
Evrimci literatürde kullanılan zamanla gelişim, tesadüflere bağlı değişimler, ihtiyaç sonucunda ortaya çıkan adaptasyonlar gibi terimler hiçbir gerçekçiliğe karşılık gelmemektedir ve bilimsel anlamları da yoktur. Tüm canlılar gibi bitkiler de Allah tarafından yaratılmıştır.
Evrim teorisi, yeryüzündeki canlı ve cansız varlıkların evrendeki kusursuz düzenini, bitkilerin, tohumların birbirinden farklı güzellikteki ve desendeki rengarenk çiçeklerin tesadüfen ortaya çıktığını iddia eder.
Tesadüfler asla simetri oluşturamaz, muhteşem renk uyumunu meydana getiremez, altın oranıysa hiç yaratamazlar. Evrim, bitkilerle hayvanların ortak yaşamını kesinlikle açıklayamaz. Bitkilerin insanlara sağladığı faydaları oluşturamaz. Çünkü bitkileri de, hayvanları da, insanları da yaratan ve bunların birbirlerine faydalı olacak şekilde müthiş bir uyum içinde yaşamasını sağlayan merhametli ve bağışlayıcı Rabbimizdir.
Evrimciler işte bu güzelliklerin nasıl oluştuğunu, ahirette ne şekilde açıklayacaklarını şimdiden düşünmelidir. Evrenin her köşesinde, duanın tamamında sergilenen ihtişamlı düzen ve mükemmel uyum, evrendeki her şeyin yaratıcısı olan Allah'a aittir.
“O gökleri dayanak olmaksızın yaratmıştır. Bunu görmektesiniz. Arzda da sizi sarsıntıya uğratır diye sarsılmaz. Dağlar bıraktı ve orada her canlıdan türetip yaydı. Biz gökten su indirdik. Böylelikle orada her güzel olan çiften bir bitki bitirdik.” (Lokman Suresi, 10)
