"Kuşlardaki mucize" belgeselinden.
UÇUŞ MUCİZESİ
İnsanların en sık karşılaştıkları kuşlar belki de güvercinlerdir. Günlük hayatta kimsenin dikkatini çekmeyen bu küçük canlılar, yakından incelendiği zaman karşımıza bir yaratılış mucizesi çıkar. Bu gerçeği görmek için bir güvercinin yerden nasıl havalandığını inceleyelim ve kusursuz bir mühendislik tasarımının çalışmasına şahit olalım.
Güvercin önce yukarı doğru sıçrar. Yerden ayrıldığı anda kanatlarını kaldırır ve havayı bütün gücüyle aşağı doğru iter. Maksimum kuvvetle aynı hareketi bir kez daha yapar. Sonra hafifçe öne yatar. Artık havada ilerleyebileceği kadar yükselmiştir. Güvercinden daha büyük kuşlar bu zorlu hareketi iki defadan fazla yapamazlar. Albatros gibi büyük bir kuş ise bu hareketi hiç yapamaz. Ancak onların da daha değişik havalanma teknikleri vardır. Örneğin uzun bir pistte hızlanarak kalkmak gibi. Bu, insanların da kullandıkları bir yoldur. Uçaklarda.
Kuşların çoğu için uçmanın en yorucu kısmı havalanma anıdır. Bundan sonra kuş havada rahatlıkla süzülebilir. Peki bir kez havalandıktan sonra kuşun havada asılı kalmasını sağlayan acaba nedir? Cevap kuşun kanatlarındaki kusursuz mühendislik tasarımındadır.
Kuş kanatlarının arka kısmı hafifçe aşağı doğru kıvrıktır. Kanadın altından geçen hava bu kıvrıma çarpar ve sıkışır. Bu da kuşu yukarı doğru kaldırır. Kanadın üst kısmından geçen havaysa kanadın ön kısmı tarafından yukarı itilir ve kanadın üzerindeki hava basıncı azalır. Bu da kuşu yukarı çeker. Eğer yeterli hava akımı varsa kanadın üzerinde oluşan çekim kuvveti ve kanadın altındaki kaldırma kuvvetleri kuşu havada tutmaya yeter. Bu sayede albatros kanatlarını hiç çırpmadan yalnızca yükselen rüzgarları kullanarak saatlerce havada kalmayı başarır.
Bazı kuşlar ise kanatlarının altında bulunması gereken hava akımını kendileri oluşturur. Bunun için kanat çırparlar. Bu kuş adeta havada kürek çekmektedir. Kanadını yukarı doğru kaldırırken yarısını içeri doğru çeker. Böylece hava sürtünmesini azaltır. Aşağı doğru indirirken kanadını tam açar. Tüyler her harekette birbirinin içine girer. Böylece kanat her an şekil değiştirdiği halde kanadın alt kısmı düzgün kalmaya devam eder.
Kuşların kanat şekilleri ve tüyleri aerodinamik açıdan da kusursuzdur.
Bu Ördek saatte 70 km'ye yakın bir hızla uçtuğu halde, mükemmel aerodinamik yapısı sayesinde sanki havada yavaşça süzülüyormuş gibi görünür.
Farklı kuş kanatları uçak yapımında her zaman insanlara örnek olmuştur.
Bazı kanatlar kısa ve sağlamdır, seri manevralar için. Bazı kanatlar dar ve keskindir, hızlı uçuşlar için. Bazı kanatlar uzun ve geniştir, yüksek irtifada uçabilmek için. Bazı kanatlar uzun ve dardır, havada süzülebilmek için. Allah, her kuşun vücudunda, ihtiyaçları doğrultusunda en mükemmel uçuş sistemini yaratmıştır.
Bazı kuşlar aylarca uçar, havada yer, içer ve uyurlar. Şahinler, saatte 300 kilometrelik bir hızla, avlarının üzerine pike yaparlar. Kartallar, yalnızca yiyecek bulmak için değil, güçlerini ispatlamak için de uçarlar. Bu iki kartal arasındaki mücadele bir kavga değil, cesaret yarışıdır. Kaybeden, yere düşmeden pençesini ilk bırakan kuş olacaktır. Ve ortaya bu harika uçuş gösterisi çıkar.
Her uçuş bir inişle sonuçlanmak zorundadır. Bu yüzden havalanabilmek kadar güvenli bir şekilde iniş yapabilmek de önemlidir. Kuşlar bu işte de ustadır. Kanatlarını uçmanın yanı sıra fren yapmak için de kullanırlar.
Puffin isimli bu kuş, yükselen hava akımları sayesinde havada asılı durabilir ve bu yeteneğini iniş yapmak için de kullanır. Bir anlık dikkatsizlik tatsız sonuçlara yol açabilir.
En büyük kanatlı kuşlardan biri olan kuğular, bir deniz uçağı gibi suyun üzerine iniş yaparlar ve ayaklarını fren gibi kullanırlar.
Bir akbaba, uçurumun kenarındaki yuvasına keskin bir uçuş kontrolü ve hatasız bir geometrik hesapla iniş yapar. Önce yuvasından daha aşağıda bir noktayı hedef alarak hızla dalışa geçer. Sonra aniden yukarı doğru kıvrılarak havayla fren yapar ve yuvaya ulaştığında hızı sıfıra düşer.