YAŞAMIN İTİCİ GÜCÜ KALBİMİZ
İnsanoğlu dünyaya gelmeden önce anne karnında 280 günlük bir süre geçirir. Bu sürenin başlangıcındaki canlı sadece tek bir hücreden ibaretken mucizevi bir biçimde her geçen gün büyüyerek gelişir. 22 günlük olduğunda ise bu canlının tam ortasında bir yumruğu aniden kıpırdamaya başlar. Uzun yıllar boyunca, ölünceye dek bir daha hiç durmayacak olan bu yumru, kalbinizdir.
Siz henüz üç haftalıkken çalışmaya başlayan bu muhteşem organın çok önemli sorumlulukları vardır. Sizi meydana getiren yaklaşık 100 trilyon hücreye her an hayat vermek, nefes alıp vermelerini ve beslenmelerini sağlamak, onları temizlemek, hastalıklarını iyileştirmek ve düşmanlardan korumak. Kalbiniz tüm bunları kanınızın vücudunuzda düzenle dolaşmasını sağlayarak yapar.
Peki size yaşam veren, bu hayranlık uyandıran sistemi kurmak için siz ne yaptınız? Bu küçük yumruğa zamanı gelince atması gerektiğini ve zamanı gelince de durması gerektiğini kim emretti? Sizin için vücudunuzdaki bu sistemi ve hayatı öneme sahip diğer tüm sistemleri yaratan, en kusursuz şekilde bedeninize yerleştiren Yüce Allah'tır. Sonsuz güç sahibi Allah, dünya tarihi boyunca yaşamış ve şu anda yaşayan tüm insanları aynı mükemmel sistemlere sahip olarak yaratmaktadır.
Bu filmde bedeninizde durmaksızın dolaşan ve hücrelerinize her an hayat taşıyan kanın itici gücünü yani kalbin sizin için ne kadar büyük bir nimet olduğunu görecek, onu yaratan Rabbinizin varlığına ve kudretine bir kez daha tanık olacaksınız. Allah yaratmasındaki kudretini dinimizin mukaddes kitabı Kuran'da şöyle haber verir:
Şeytandan Allah'a sığınırım:
“Görmüyorlar mı? Gökleri ve yeri yaratan Allah, onların benzerini yaratmaya gücü yeter ve onlar için kendisinde şüphe olmayan bir süre ecel kılmıştır. Zulmedenler ise ancak inkârda ayak direttiler.” (İsra Suresi, 99)
AKILLI TASARIM YANİ YARATILIŞ
Film boyunca zaman zaman tasarım kelimesiyle karşılaşacaksınız. Bu kelime, Allah'ın yaratmasındaki mükemmelliği vurgulamak için kullanılmaktadır.
Allah'ın tüm evrende kusursuz bir tasarım yaratmış olması, Rabbimizin önce plan yaptığı, daha sonra yarattığı anlamına gelmez. Göklerin ve yerin Rabbi olan Allah'ın yaratmak için herhangi bir tasarım yapmaya ihtiyacı yoktur. Allah'ın tasarlaması ve yaratması aynı anda olur. Allah bu tür eksikliklerden münezzehtir. Allah'ın bir şeyin ya da bir işin olmasını dilediğinde onun olması için yalnızca “Ol” demesi yeterlidir. Ayetlerde şöyle buyurulmaktadır:
“Bir şeyi dilediği zaman onun emri yalnızca ol demesidir. O da hemen onu verir.” (Yasin Suresi, 82)
“Gökleri ve yeri bir örnek edinmeksizin yaratandır. O bir işin olmasına karar verirse, ona yalnızca ol der, O da hemen oluverir.” (Bakara suresi, 117)
DÜNYADAKİ EN VERİMLİ İŞ MAKİNESİ: KALP
İnsan henüz 22 günlük bir cenin iken kalp atmaya başlar ve hayatının sonu ereceği güne kadar durmaksızın atmaya devam eder. Bu harika pompa, kasların ve kapakçıkların hareketlerini senkronize ederek dakikada yaklaşık 70 kere, bir yılda yaklaşık 35 milyon kere ve ortalama bir hayat boyunca ise 2 trilyon kere atacaktır. Bunun sonucunda pompalanan kan miktarı yaklaşık 227 milyon litredir. Bu hayret verici miktar, bir günde 10 tonluk bir tankeri, bir hayat boyunca ise 700 Jumbojet yolcu uçağının yakıt deposunu dolduracak kadar büyüktür.
Dünyadaki en verimli iş makinesi sayılan kalp, sağlıklı her insanda ritmik düzenini hiç bozmaksızın kanı pompalama ve vücudun içinde dağıtma kabiliyetini hiç yitirmez. Bu üstün bir sanatı, kusursuzluğu, benzeri sağlanamayacak bir dengeyi ve muazzam bir aklı aynı anda yaratmaya kadir olan Allah'ın olağanüstü bir mucizesidir.
Kalbimiz aslında su, yağ ve proteinin bir araya gelmesiyle oluşan yumruk büyüklüğünde bir et parçasıdır. Ama bu et parçası, dünyadaki tüm bilim adamları ve mühendislerin güçlerini birleştirip, en güçlü bilgisayarları kullanarak üretecekleri en teknolojik pompadan daha mükemmel ve kusursuz bir sisteme sahiptir.
Kalbin mucizevi özelliklerinden biri, vücudun ihtiyacını tespit ederek gereksinim duyulan miktarda kan pompalamasıdır. Kalp, dinlenme halindeki bir kişi de dakikada sadece 4 ila 6 litre kan pompalar. Bu miktar, o anda bu kişi için yeterlidir. Çünkü vücuttaki hücrelerin bu aşamada fazla oksijene ihtiyaçları yoktur. Ancak egzersiz yapan bir kişi de oksijen ihtiyacı artar. Hücrelere oksijenin daha hızlı biçimde iletilmesi gerekir. Kalp bu ihtiyacı hemen tespit eder ve daha hızlı atmaya başlar. Kalp vücuttaki kanın bir gün içinde bin tam devir yapmasını sağlar. Bunun anlamı tüm kanın vücuttaki yüz trilyon hücreyi bin defa ziyaret etmesi, gerekli besinleri onlara iletmesi, oksijeni verip karbondioksiti alması, hasarları tamir etmesi ve artıkları toplamasıdır.
Vücuttaki her hücre kalbin bitmeyen temposu sayesinde günde 1000 defa kontrolden geçirilir. Bu şekilde günde 8000 litre kan pompalanır. Yetişkin bir insanın kalbi uykuda bile saatte yaklaşık 340 litre kan pompalamaktadır. Bu hız toplam 7 dakika içinde bir arabanın benzin deposunu rahatlıkla dolduracak kadar büyüktür.
Sessiz bir ortamda kendinizi bir dinleyin. Vücudunuzun içindeki yoğun faaliyetin gürültüsünü duyuyor musunuz? Tabii ki hayır. Sessizlik ortamında dahi hiçbir ses duymazsınız. Oysa derinizin sadece iki santimetre altında, binlerce kilometrelik damar ağının en ücra köşesine bile kan pompalayan ve bu kanı metrelerce yukarıya fışkırtacak kadar büyük bir basınç ve hız oluşturan kalbiniz müthiş bir tempoda çalışmaktadır. Şimdi kalbin mükemmelliğini görmek için bir karşılaştırma yapalım.
Bir su tesisatı kurduğunuzu düşünün. Bu tesisat saniyede en az 1, dakikada ise ortalama 65 ile 70 kere su pompalayacak olsun. Bu pompayla her saniye 100 trilyon kişinin evine aynı tazyikle su gitmesi gereksin. Aynı zamanda tesisatın hangi evin ne kadar suya ihtiyacı olduğunu da tespit etmesi, ihtiyaç duyulan eve daha fazla miktarda su göndermesi gereksin. Kurulan bu sistemin en az 70 yıl boyunca en küçük bir arıza göstermemesi, paslanıp çürümemesi, evlere ulaşan hatların tek bir tanesinin bile devreden çıkmaması ise önemli ayrıntılardan sadece bazıları olsun. Böyle bir sistemi çalıştırabilmek pek çok yönden olanak dışıdır. Aynı basınçla aynı anda 100 trilyon evin ihtiyacını karşılamanız ise imkansızdır. Bu kadar büyük bir hızla ve değişmeyen bir ritimle hareket eden bir makinenin ise 10-15 yıldan fazla dayanması söz konusu olamaz. Bu aşamaya gelene kadar bile makinenin mutlaka defalarca bakımdan geçirilmesi ve meydana gelen aksaklıkların giderilmesi gerekmektedir. Böyle bir mekanizmanın hatasız olarak uzun yıllar işlemesi imkansızdır. Ayrıca bahsettiğimiz sıradan bir cihazdır. Bu cihazın evlerdeki ihtiyaçları tespit ettiğini, durum değerlendirmesi yapıp ihtiyacı olan yerlere fazla miktarda su gönderdiğini iddia etmek mantıkla uyuşmayacaktır.
Böyle bir mekanizmanın geçen binlerce yıl içinde demir ve çimentonun bir araya gelerek kendi kendine oluştuğunu, tesadüfen oluşmuş bir miktar suyu aniden ritmik bir şekilde pompalamaya başladığını, daha sonra da tam 100 trilyon eve ulaşacak bir boru sisteminin kendi kendine döşendiğini hiç kimse iddia edemez. Sistemin akıllı bir varlık tarafından meydana getirildiği açıktır.
Kalple kıyaslandığında son derece cılız ve atıl kalan, insan yapımı böyle bir sistemin kendi kendine oluşamayacağı açıkça ortadayken, müthiş özelliklere sahip olan kalbimizin kendi kendine var olamayacağı kuşku götürmez bir gerçektir.
Kalp her yönüyle büyük bir sanat eseridir. Bu benzersiz eser, birazdan daha detaylı inceleyeceğimiz her özelliğinde Allah'ın üstün aklını ve gücünü insanlara tanıtmaktadır. Ayetlerde şöyle buyrulur:
“İnsan kendi başına ve sorumsuz bırakılacağını mı sanıyor? Kendisi akıtılan meniden bir damla su değil miydi? Sonra bir alak yani embriyo oldu. Derken Allah onu yarattı ve bir düzen içinde biçim verdi. Böylece ondan erkek ve dişi olmak üzere çift kıldı. Öyleyse Allah ölüleri diriltmeye güç yetiren değil midir?” (Kıyamet Suresi, 36-40)
KALP KASINDAKİ RİTİM
İnsan bedeni yaklaşık 100 trilyon hücreden meydana gelir. Bu hücrelerin her birinin farklı görevleri ve özellikleri vardır. Kimisi alyuvar hücrelerinde olduğu gibi çekirdeksizdir. Bazıları solunum borusundaki hücrelerde olduğu gibi tüycüklerle kaplıdır. Bazıları ise kendilerini hareket ettiren motorlara sahiptir. Ama vücutta öyle bir hücre tipi vardır ki başka hiçbir hücrede bulunmayan özel bir yeteneğe sahiptir. Bu hücreler büzülme ve açılma hareketleri yapabilmektedirler. Bu yeteneğin sahipleri kalpte bulunan özel kas hücreleridir. Bu hücre topluluğu, embriyo döneminde aniden harekete geçer. Bir açık kalp ameliyatı sırasında kendilerine bağlı tüm sinirler alınmış ve çevrelerindeki organlarla tüm ilgileri kesilmiş olmasına rağmen bu hücreler atmaya devam edebilir. Hatta bu hücrelerden herhangi birini dışarı çıkarıp mikroskop altında koyduğumuzda bile kanla beslediğimiz sürece atmaya devam edecektir. Bu hücreleri özel yapan, atmaya, kan pompalamaya ve insanı yaşatmaya karar vermiş gibi davranmalarıdır. Peki, teknik olarak bu hücreler atma işlemini nasıl gerçekleştirilir?
Kalp hücreleri üzerlerinden geçen düşük voltajlı bir elektrik akımı sayesinde atmaktadırlar. Kalbi oluşturan her hücre adeta canlı bir pil gibidir. Kalp atışı adını verdiğimiz hareketleri başlatan kimyasal enerjiyi kendileri oluştururlar. Bu filmin kısıtlı süresine sığdırılamayacak kadar karmaşık olan bu işlemler hiçbir evrimci iddiayla açıklanamaz. Bunu bir örnekle somutlaştıralım.
Kalp hücrelerini ayrı ayrı alıp mikroskop altında inceleme imkanımız olsaydı, her bir hücrenin farklı hızlarda attığını görürdünüz. Bu son derece şaşırtıcı ama aynı zamanda mucizevi bir durumdur. Çünkü bu bir düzensizlik değil, aksine kusursuz bir düzenin göstergesidir. Kalbin ritmik ve senkronize atma şekli vardır. Hücreler bu senkronizasyona uygun olarak ne zaman kasılıp ne zaman gevşeyeceklerini adeta bilirler. Çünkü Allah hücrelerin her birine nasıl atmaları gerektiğini ilham etmiştir. Birbirinden farklı ritimlerde atan iki kalp hücresi bir araya geldiklerinde olağanüstü bir mekanizmayla aniden ortak bir ritme girerler. Hepsi bir araya geldiğinde ise birbirine uyumlu hücrelerin oluşturduğu tek bir organ halini alır ve kanın en iyi pompalanacağı ritmi tuttururlar. Hücreler arasındaki bu kusursuz uyum da Rabbimizin sanatının delillerindendir. Allah her şeye hakim olan, çok üstün güç sahibi olandır.
KALBİN ÇALIŞMA MEKANİZMASI
Kalbin hayati bir çalışma mekanizması vardır. Şimdi bu mekanizmaya biraz daha yakından bakalım.
Kalbin sahip olduğu mekanizmalardan en önemlisi, sağ ve sol tarafta bulunan kulakçık ve karıncık olarak adlandırılan pompalardır. Kalbe gelen temiz kanı organ ve dokulara ulaştırmak, solda bulunan kulakçık ve karıncığa düşer. Sağ karıncık ve sağ kulakçık ise, kirli kanı temizlenmek üzere akciğerlere ulaştırmakla görevlidir.
Temiz kan kalbe ulaştığında önce üst taraftaki küçük pompaya yani sol kulakçığa dolar. Buradan alt tarafta bulunan büyük pompaya yani sol karınca iletilir. Kirli kan da yine aynı şekilde sağ kulakçıktan sağ karınca indirilir. Burada her şeyin sırayla yapılması gerekmektedir. Eğer bu düzen bozulursa kalp vücuda ya hiç kan pompalayamayacak ya da aşırı yüklenecektir. Bu sıralamanın doğru yapılabilmesi için kulakçık ve karıncıklar arasında kapaklar vardır. Bu kapaklar kanın akış yönüne doğru tek taraflı olarak açılır. Kulakçıklar kasıldığında bu kapaklar açılır ve kan büyük pompanın yani karıncıkların içine dolar. Bu işlem gerçekleştirildikten sonra kanın geldiği yere geri dönmemesi için kapaklar kapanır. Bu kapaklar kalbin karıncıklarında da vardır. Karıncıklar kasıldığında bu kapaklar açılır ve kanın vücuda doğru akması sağlanır. Pompalama işlemi durduğundaysa kapaklar kapanır ve pompalanan kanın kalbe geri dönmesi engellenir.
Bizim kalp atışı olarak algıladığımız ses ise sanıldığı gibi kalbin kasılıp gevşemesi sonucunda çıkan ses değildir. Kalp atışını dinlerken aslında bu dört kapakçığın şiddetle açılıp kapanma seslerini duyarız. Bu kusursuz sistemin sahip olduğu üstün tasarım bizlere kalbin, kalbin içinde bulunduğu dolaşım sisteminin tesadüfler sonucu oluşmadığını, üstün bir kudret tarafından yaratıldığını kanıtlamaktadır. Bu üstün tasarımın sahibi ise göklerin ve yerin ve ikisi arasında bulunan her şeyin Rabbi olan Yüce Allah'tır.
OLAĞANÜSTÜ ZAMANLAMA
Kalbin zamanlaması kusursuz bir düzeni vardır. Bu da kalbi oluşturan hücreler arasındaki koordinasyon ve haberleşme ile sağlanır. Hücrelerde üstün bir akıl tecelli yetmektedir. Kalbi oluşturan hücreler akımı kalbin diğer tarafına doğru saniyede yaklaşık 60 cm hızla gönderirler. Bu akımın üretilme süresi ise insanı şaşkınlığa düşürecek kadar hızlıdır. Saniyenin 14’te 1’i.
Akım hızla ilerlerken sırayla iki kulakçığı da harekete geçirir ve kan toplamak için bunların kasılmasını sağlar. Akım karıncık kaslarına ulaşmak üzereyken sağ kulakçıkla sağ karıncık arasındaki kas dokusundaki özel ipliksi hücreler tarafından durdurulur. Bu durum akımın karıncığa ulaşırken gecikmesine neden olur ve akım saniyede 20 cm hıza düşer. Bu gecikme son derece önemlidir. Çünkü ancak bu sayede karıncıklar kasılmadan, kulakçıklar kendi içlerini kanla doğdurmuş ve pompalamak için hazırlanacak fırsat bulabilmişlerdir. Kalbin senkronize hareketlerinin sırrı da budur.
İzledikleriniz kalbin elektriksel sisteminde oluşan sayısız detaydan sadece biridir. Mucizevi özelliklere sahip olan kalbin, sahip olduğu bu sistemin içinde oluşacak en küçük bir aksaklık vücudun çeşitli organlarına kan gitmemesine veya geç gitmesine neden olacaktır. Bu durum son derece ciddi sonuçlar doğurur.
Nitekim ilk 4-5 saniye içinde beyne kan gitmemesi kişinin bayılmasına neden olacak ve bir süre daha uzarsa ölüm meydana gelecektir. Bütün bu özelliklere bakarak kalbin, kendi enerjisini kendisi üreten ve bu enerjiyle son derece senkronize ve uyumlu bir şekilde hareket eden şuurlu bir canlı olduğunu görürüz. Hareketin başladığı yer belli miktarda hücreden oluşan küçük bir yumrudur. Bu, hücre topluluğu akımı ne kadar hızlı iletmesi gerektiğini bilir. Aksi takdirde kalp, kendi üzerine düşen görevi yerine getiremeyecek ve kanı pompalayamayacaktır.
Kalp aynı zamanda kendi ürettiği elektrik akımının miktarını da çok iyi tespit eder. Eğer ölçülemeyecek kadar küçük miktarda bir akım kontrolsüz olarak bu bölgeden geçerse bu durum ölümle sonuçlanır. Öte yandan kalbin kendi senkronizasyonunu kendi ayarlama özelliği vardır. Yan yana bulunan kalp hücrelerinde kasılma ve gevşeme ritmi daha yüksek olan diğerini kontrol altına alır. Bu senkronizasyon bozulursa, bir hücre kasılırken diğeri gevşerse gereken pompalanma olmaz. Bunun sonucunda da kısa bir zaman içinde kalp durur ve bu durum saniyeler içerisinde ölüme neden olur.
Kısacası kalp, sürekli enerji üreten, kanı koordine eden, kendi kendine kasılıp gevşeyen, kendi düzenini kendisi ayarlayabilen, hem akıllı hem de planlama, hesap yapma, tedbir alma ve hızlı hareket etme özelliklerine sahip özel hücrelerden oluşmuştur. Böylesine büyük bir düzen, elbette kör tesadüflerin değil, üstün bir aklın eseridir.
KALBİ BESLEYEN ÖZEL AĞ
Kalp tüm vücudu besleyen bir organdır ve tüm organlar gibi o da beslenmelidir. Üstelik kalp üstlendiği hayati görev nedeniyle çok daha fazla oksijene ve besine ihtiyaç duyar. Ancak kalp kası, besin maddelerinin ve oksijenin geçemeyeceği kadar kalın ve sıkı bir dokudur. Dolayısıyla kalp, kendi içinden geçen damarlardan yararlanamaz. O halde bu hayati organ nasıl beslenir?
Kalp, kendisini besleyen özel bir donanıma sahiptir. Bu donanımın adı koroner-atar damarlardır. Koroner-atar damar yoluyla kalpten çıkan kanın ilk alıcısı yine kalptir. Koroner-atar damarlar, akciğerlerden gelen en temiz ve en bol oksijenli kanı taşıyan aort atar damarından ayrılmış iki ayrı daldır. Bu damarların özelliği yalnızca kalbi beslemek için yaratılmış olmalarıdır. Koroner-atar damarlar, diğer damarların tersine kalpten çıkıp organlara gitmek yerine tekrar kalbe geri dönerler. Böylece en bol oksijenli kan başka hiçbir yere uğramadan adeta vücudun oksijene en fazla ihtiyacı olan bölgesini tespit etmişçesine kalbi beslemek için uğraşır.
Kalp hücreleri çalışabilmek için oksijeni ve şekeri enerjiye dönüştürdüğünden koronerlerdeki kan bu maddeler açısından zengin olmak zorundadır. Çünkü kalbin enerji ikmali ihtiyaca göre ayarlanır ve saniyeler içinde 4-5 katına çıkabilir.
Koroner damarlar o kadar mükemmel bir şekilde döşenmiştir ki böyle bir tasarımın gerçekleşmesi için bilinçli bir plan ve düzenlemenin olması gerektiği açıktır. Kalbe giren bu atar damarlar bir ağaç gibi daha küçük dallara ayrılarak kalp kasının her yanına yayılırlar. Çünkü kalbi oluşturan her hücrenin sürekli olarak besin ve oksijen alması gerekmektedir. Bu damarlar kalbe doğru giderken ayrıca birbirleriyle ara bağlantılar yaparlar. Bu detay son derece önemlidir. Çünkü damarlardan herhangi biri bir şekilde tıkanırsa kalp beslenemez ve ölür. Ara bağlantılar böyle bir ihtimale karşı alınmış önemli birer tedbirdir.
Eğer damarlardan bir tanesi tıkanırsa bu tedbir sayesinde kan diğer damardan yoluna devam eder, tıkalı bölgeyi aşar ve kalbe ulaşır. Burada şöyle bir soru sormak gerekir. Acaba tesadüfler kan damarının tıkanma ihtimalini düşündükleri için mi daha ortada böyle bir tehlike yokken bir tedbir almayı uygun görmüşlerdir? Bu elbette imkansızdır. Tesadüfler, bilinçli hiçbir müdahaleye yer vermeyen, rastgele ve şuursuz olaylardır. Bu tasarım, insan da dahil olmak üzere her türlü varlığa suret veren, onlara ait her türlü detayı bilen, onları yaratan Allah'a aittir.
Allah Kuran'da bu gerçeği şöyle bildirir:
“Rabbinin yüce ismini tesbih et ki O yarattı, bir düzen içinde biçim verdi, takdir etti, böylece yol gösterdi.” (A’la Suresi, 1-3)
AKLA DAVET
Birçok insan vücudunda her an çalışan kusursuz dengelerin farkına bile varmaz. Çünkü bu dengelerden herhangi biri sebepsiz yere bozulmaya uğramaz. Bu sayede birçok insan yaşamını sorunsuz geçirir. Oysa vücudun içinde sürekli sabit olması gereken, asla bozulmaması, zarar görmemesi gereken sayısız denge vardır. Kalp de bu dengelerin en önemlilerinden biridir. Bu dengeyi olumsuz yönde etkileyebilecek pek çok faktör vardır. Ama dengelerin sabit kalması için oluşturulan düzen, örneğin kalpten çıkan kan miktarıyla kalbe dönen kan miktarının aynı olması son derece kusursuzdur.
Bu dengenin bozulduğunu varsayalım. Böyle bir durumda vücuda gönderilen kan geri dönemediği için vücudun belli yerlerinde toplanacaktır. Bu da vücudun çeşitli yerlerinde ödemlerin ve damar çatlamalarından kaynaklanan yaraların oluşmasına neden olacaktır. Kalbe yetersiz kan döndüğü için temizlenen kan miktarı da oldukça az olacak ve kalpten yeni gönderilecek olan temiz kan bedeni besleme konusunda yetersiz kalacaktır. Bir süre bu dengesizlik devam ettiğinde ise vücut organları beslenemeyerek ölmeye başlayacaktır.
Daha pek çok detayı olan bu şaşırtıcı durum karşısında aklını kullanabilen her insan karşısındaki önemli bir gerçeği idrak edecektir. Karşımızda insan aklının sınırlarını kat kat aşan bir akıl, muazzam bir tasarım ve kusursuzluk vardır. Bütün bunlara ön yargısız ve açık bir şuurla bakan her kişi Rabbimizin mutlak varlığını ve hakimiyetini hemen fark edebilir. Kalbin bu olağanüstü mekanizması hiç şüphesiz ayetlerde bindirildiği üzere bir düzen içinde biçim veren ve kusursuzca var eden Allah'ın eseridir. Allah, insanı yaratmış ve bedenindeki sayısız karmaşık mekanizmayı bu yaratılışa delil kılmıştır.
Filmin başından beri anlatılan bu mükemmellikler, Allah'ın yüce varlığının her yerde olduğunu gösterebilmek, ihtişamlı eserlerinin kendi bedenimizde de var olduğunu fark ettirebilmek içindir. Bu açık gerçekleri görmeyi reddeden kişiler düştükleri büyük gafletin farkına ahirette varacaklardır. Kendilerine gösterilmiş sayısız delili görmezden gelmenin, hatta gördükleri halde tüm bunlar için başka açıklamalar aramanın karşılığı, Allah katında oldukça büyük olabilir. Bile bile inkar edenler için Allah sonsuz bir cehennem hayatı hazırlamıştır. Aklını kullanan her insanın ahiret hayatının gerçekliğine ihtimal verip biraz düşünmesi ve cehennem azabından ciddi şekilde korkması gerekir. Allah inkarları ile ahirete gidenlerin durumunu bir ayette şu şekilde açıklar:
“Gerçek olan vaat yaklaşmıştır. İşte o zaman inkâr edenlerin gözleri yuvalarından fırlayacak. ‘Eyvahlar bize! Biz bundan tam bir gaflet içindeydik. Hayır, bizler zalim kimselerdik’ diyecekler.” (Enbiya Suresi, 97)
A9TV Televizyonu Adnan Oktar Harun Yahya Sohbetler Belgeseller A9 TV Yeni Frekansımız: Türksat 3A Uydusu FREKANS: 12524 Dikey Batı Sembol Oranı: 22500