"Çözüm Kuran ahlakı" belgeselinden.
YOKSULLARA ÇÖZÜM: KURAN AHLAKI
Çöp karıştırarak yaşamını sürdürenler. Çok az bir para karşılığında hayatını tehlikeye atarak çalışmak zorunda kalan çocuklar. Sokaklarda yaşamak zorunda kalan evsizler, beslenme yetersizliğinden kaynaklanan çocuk ölümleri ve buna benzer yoksulluk temelli pek çok problem. Amerika gibi zengin bir ülkede dahi yoksulluk içinde yaşayanların sayısı son 20 yılda 3 katına çıkmıştır. 2013 itibariyle Birleşik Devletler'de 46.2 milyon kişi yoksulluk sınırının altında yaşamaktadır.
Bu adaletsizliğin önüne geçmek ancak Allah'ın emrettiği Kuran ahlakıyla mümkün olur. Toplumda sosyal adaleti ve barışı sağlayacak olan çözüm, ayetlerde ve Efendimiz (sav)’in örnek hayatında tavsiye edilen güzel ahlaktır. Allah, maddi yönden güçlü olan kişilerin nasıl davranması gerektiğini Nur suresinde şöyle açıklamıştır:
“Sizden faziletli ve varlıklı olanlar, yakınlara, yoksullara ve Allah yolunda hicret edenlere vermekte eksiltme yapmasınlar. Affetsinler ve hoş görsünler. Allah'ın sizi bağışlamasını sevmez misiniz? Allah bağışlayandır, esirgeyendir.” (Nur Suresi, 22)
Yine ayetlerde yoksullara nasıl davranılması gerektiği açıkça belirtilmiştir. Yoksulluğunu dile getirmeyen onurlu kişilere de dikkat çekilerek bu kişilerin haklarının korunması emredilmiştir.
“Onların mallarında dilenip isteyen ve iffetinden dolayı istemeyip de yoksul olan için de bir hak vardır.” (Zariyat Suresi, 19)
“Sadakalar kendilerini Allah yolunda adayan fakirler içindir ki, onlar yeryüzünde dolaşmaya güç yetiremezler. İffetlerinden dolayı bilmeyen onları zengin sanır. Sen onları yüzlerinden tanırsın. Yüzsüzlük ederek insanlardan istemezler. Hayırdan her ne infak ederseniz, şüphesiz Allah onu bilir.” (Bakara Suresi, 273)
Yoksulluğun getirdiği büyük bir problem de göçmen sorunudur. Fakir insanlar daha iyi kazanmak ve daha güzel yaşam şartlarına kavuşmak için başka ülkelere gidiyor ve maalesef insanlık dışı koşullarda çok düşük ücretlere çalışıyorlar. Bu da utanç verici bir sektörü ortaya çıkarıyor.
İnsan Kaçakçılığı
2003-2006 yılları arasında dünya genelinde tespit edilen insan ticareti mağdurlarının %20'si çocukken, 2007-2010 yılları arasında bu oran %27'ye yükselmiştir. Bölgesel bazda ele alındığında bu oran Afrika ve Orta Doğu'da %68'e kadar ulaşmaktadır. Bu çocukların 3'te 2'sini kız çocuklar oluşturmaktadır. İnsan ticareti mağdurlarının %60'ı ise kadındır. Diğer bir deyişle, kadın ve kız çocuklar toplam mağdur sayısının %75'ini teşkil etmektedir.
İnsan kaçakçılığı trajedinin bir boyutudur. Göçlerin nedeni sadece maddi değildir. Savaşlar da göçleri tetikleyen en önemli unsurlardandır. Örneğin 1994 Ruanda İç Savaşı'nda 2 milyon insan mülteci konumuna düştü. Bu insanların bir kısmı halen yurduna dönebilmiş değil.
Kosova'da yaşanan savaş nedeniyle 1998 Mart’ında mülteci göçü başlamış, Kosova'nın hemen hemen bütün şehirleri boşaltılmıştır. Yaklaşık 300 bin Kosovalı günlerce yürüyerek göç etmek zorunda kalmıştır. Yoğun kış şartları nedeniyle hayatını yitirenler olmuştur.
2011 yılında Suriye'de başlayan iç savaşın ardından da yaklaşık 2 milyon Suriyeli, Ürdün, Türkiye gibi ülkelere sığınarak mülteci durumuna düşmüşlerdir. Suriye içinde ise yaklaşık 4 milyon insanın evlerini terk etmek zorunda kaldığı bilinmektedir.
Allah'ın emrettiği ahlak, yurtlarını terk etmek zorunda kalanları en güzel şekilde ağırlamaktır. Mekke'de müşriklerin baskılarından bunalan müminler Medine'ye hicret ettiklerinde, Medineli Müslümanlar onları kendi evlerinde ağırlamışlardır. Bu durum, İslam dininin paylaşıma verdiği önemi göstermektedir. Bu güzel ahlak, Kuran'da şöyle bildirilir:
“Kendilerinden önce Medine'yi hazırlayıp imanı gönüllerine yerleştirenler ise hicret edenleri severler ve onlara verilen şeylerden dolayı içlerinde bir ihtiyaç duymazlar. Kendilerinde bir ihtiyaç olsa bile kardeşlerini öz nefislerine tercih ederler. Kim nefsinin cimri ve bencil tutkularından korunmuşsa işte onlar kurtuluş bulanlardır.” (Haşr Suresi, 9)