"Çözüm Kuran ahlakı" belgeselinden.
IRKÇILIĞA ÇÖZÜM: KUR'AN AHLAKI
“Ey insanlar! Gerçekten biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizle tanışmanız için sizi halklar ve kabileler kıldık. Şüphesiz Allah katında sizin en üstün olanınız, ırk ya da soyca değil, takvaca en ileride olanınızdır. Şüphesiz Allah bilendir, haber alandır.” (Hucurat Suresi, 13)
Günümüzde yaşanan pek çok çatışmanın altında farklı ırklar arasında süregelen düşmanca duygular yatıyor. Bu çatışmaların kaynağı ise ırkçılık ve etnik düşmanlık. Bu yanlış düşüncelere sahip olanlar kendi ırklarını veya etnik gruplarını tutkulu bir biçimde savunurlarken diğerlerine karşı kin ve nefret beslerler. Onların yanılgılarına göre ırklar ve uluslararasındaki farklılıklar bir çatışma ve kıyasıya rekabet nedeniyledir.
Bu sapkın anlayış bir ırkın diğerlerinden fiziksel ya da zeka açısından üstün olduğunu, üstün olanın diğerlerine saygı, sevgi ve merhamet duymasının gereksiz olduğunu, hatta ikisinin bir arada bulunmasının bile yanlış olacağını iddia eder. Bu çarpık yaklaşıma göre farklı halkların var olmalarına gerek yoktur. Tüm farklı olanlar ortadan kaldırılmalıdır. Kuran ahlakına göre ise ırkçılığa yer yoktur. Kuran'da bildirildiğine göre Allah farklı halklar ve kabileleri birbirleriyle tanışmaları için yaratmıştır. İnsanların üstünlüğü mensup olduğu ırklara göre değil, Allah'a olan yakınlık ve ahlaka göredir.
İnsanlar arasındaki farklılıkların bir tanışma, yani kültürel alışveriş nedeni olmayıp bir çatışma nedeni olarak görülmesi, çağımızın büyük felaketlerinin çıkış noktasıdır. Zaire'deki iki kabili arasında yaşanan savaş, 20. yüzyılda ırklar arasında yaşanan çatışmalara çok acı bir örnektir. 1997 yılının ilkbaharında 5 büyük ülkeyi Zaire, Ruanda, Uganda, Burundi ve Tanzanya'yı içine alan bu savaşta Hutu ve Tutsi kabileleri birbirlerini katledildi. Bu savaş çok vahşi katliamlara sebep oldu. 500 binden fazla insan hayatını kaybetti.
Güney Sudan'da da yaklaşık 50 yıldır süren kabile savaşlarında milyonlarca kişi öldü. Bir o kadarı da evini-yurdunu bırakıp komşu ülkelere sığınmak zorunda kaldı. Oysa Allah, ırkçılığı ve etnik ayrımcılığı kesinlikle lanetlemiştir. Bir ayette şöyle bildirilir:
“Hani o inkâr edenler, kendi kalplerinde öfkeli soy koruyuculuğunu, cahiliyenin öfkeli soy koruyuculuğunu kılıp kışkırttıkları zaman, hemen Allah, elçisinin ve müminlerin üzerine güven ve yatışma duygusunu indirdi ve onları takva sözü üzerinde kararlılıkla ayakta tuttu. Zaten onlar da buna layık ve ehildiler. Allah her şeyi hakkıyla bilendir.” (Fetih Suresi, 26)