logo HARUN YAHYA
''Muhalefet ruhu''ndan sakınmak: Uyumlu olmak, güzel bir mümin alameti ve önemli bir sevgi vesilesidir...

Böyle bir insan gerçekten gerekli bulduğu noktalarda, aklın ve vicdanın gerektirdiği şekilde muhalefet

Müminin bu konudaki samimiyeti ise, asla vicdanen yanlış olduğuna inandığı bir konuda çevresine uyum

Böyle düşünerek vicdanını zorlayan bir insan, gün boyunca karşısına bu ahlakı gösterebileceği yüzlerce

Nezaketin daha nezaketlisini, ince düşüncenin daha ince düşüncelisini bulup uygulamaya çalışmak...

Ancak gerçek nezaket, yalnızca imanla ve vicdanın en iyi şekilde kullanılmasıyla ortaya çıkar.

Kim vicdanına en son noktasına kadar titizlikle uyuyorsa, en nezaketli insan da gerçekte odur.

baktığında, vicdanı ona çok daha fazla incelik imkanı gösterecektir.

İnsan kendini olumsuz düşüncelere teslim edip bırakmamalıdır...

İnsanın böyle bir durumda Kuran ahlakından yana tavır alması gerektiği çok açıktır.

Aksi olduğunda, yani insan sürekli içerisinde bulunduğu şartlardan, yaşadığı olaylardan, çevresindeki

(Nahl Suresi, 18) İnsan hayatı boyunca, en sıkıntılı anlarında bile bu gerçekleri asla unutmamalıdır.

''Nasıl olsa telafi ederim'' diye düşünüp yanlış bir cesaret göstermemek...

anda o tavrını telafi edebileceğini- telkin eder.

Her an ölebileceğini bilen ve ahirete inanan bir insan da, asla ileride telafi ederim mantığına güvenip

Gerçekten Allaha gönülden iman etmişse, hayatının her anında bu imanının ve samimiyetinin gereğini yaşamalıdır

'Söylenmek' çirkin bir cahiliye alışkanlığıdır ...

Bunun yanı sıra kişiler, söylenmelerine ve yakınmalarına şahit olan insanların da bu durumdan duyabilecekleri

rahatsızlığı gözardı ederler.

Mümin vicdanını kullanan insandır.

Mümin, ima yollu konuşmayı, esprilerle mesaj vermeyi güzel ve asil ruhuna yakıştırmaz...

Dolambaçlı yöntemleri, imalı konuşmaları asla tercih etmezler.

Ruhu böyle bir üslupta asla huzur bulamaz. Böyle insanların kişiliğine de asla uyum sağlamaz.

Basitliğe asla eğilim göstermez.

Geri adım atmasını bilmek, hakkından feragat edebilen insan olabilmek...

Genelde insanlar arasında dediğini yaptırabilen bir kişi olabilmek önemlidir.

İnsanın daima kendinden yana tavır alması, nefsin en hoşuna giden şeylerden biridir.

Kendi dediği yapılan kimse, bu durumdan dolayı sevince kapılır ve kendisiyle gurur duyar.

Konuşulan konuları uzatma alışkanlığından kurtulmak, insan için büyük bir zaman kazancıdır...

Müminlerin hayatında ise durum çok farklıdır.

İman eden bir insanın hayatının her anında yapacağı çok fazla şey vardır.

İman eden bir insan için, hem kendinin hem de karşısındaki kişinin vakti son derece önemli ve kıymetlidir

''Zaten güzel ahlaklı olabilirsiniz. Ama eğer gücünüz yetiyorsa, bunun en az iki katı daha fazla güzel ahlaklı olun.''

Ancak sonuçta eğer bir insanın kalbinde yeterli Allah aşkı, iman coşkusu ve irade varsa, bu kimseler

Derin Allah korkusunu, Allah aşkını, Allah sevgisini, iman heyecanını kalbinde hisseden bir insan, imanından

Ve samimi iman eden bir insan için bu süreç hayatının son anına kadar aralıksız bir çabayla devam edecektir

Sathi ve yüzeysel düşünerek yaşayan insanlar, varlığından dahi haberdar olmadıkları çok büyük nimetlerden ve zevklerden mahrum kaldıklarını biliyorlar mı?...

İman eden kimse, düşünen insan demektir.

Her an, her yerde, karşılaştığı her konuyu, düşünerek; vicdanını ve aklını kullanarak değerlendirir.

Sevmek, sevilmek, dost olmak, sırdaş olmak, saygı duymak, karşılıklı güven duymak, Allahın insanlar için

Paylaşım siteleri Allah'a hizmet edecek şekilde kullanılmalı, gaflete hizmet edecek şekilde kullanılmamalı

Ancak her insanın, kendisini tanıtabilme, ifade edebilme ve bu şekilde çevre edinebilme imkanı bulduğu

derin vicdan sahibi, çok güzel ahlaklı bir insan da aynı şartlarda kişiliğini ortaya koymaktadır.

Darwinist ve ateist bir insan da burada sesini duyurmakta, yalnızca Allahın rızası için yaşayan iman

Müslümanlarda Dayanışma ve Birliğin Önemi

Bu durumda söylenebilir ki; ayrılık durumunda iman edenlerin ayrılık yoluna sapmalarının bir nedeni Allaha

Samirinin ve ona uyanların düşüncelerini, Hz.

Bu durum, Hz.

En tehlikeli ve en sinsi hastalıklardan biri: Aklı beğenme hastalığı

Eğer bu kimse, aklı ve vicdanı açık bir kimseyse, bu durumda ahlakını da sürekli olarak geliştirip güzelleştirebilir

İşte vicdanı yeteri kadar açık olmayan bir insan, şeytanın bu gibi telkinleri sonucunda, kimi zaman kendisi

Kuran ahlakını tam olarak yaşayan bir insan, Allahın izniyle asla aklını beğenip büyüklenme hastalığına

Müminlerin Mutlak Velisi Allah'tır

Kullarını asla bırakmaz ve terk etmez; her daim onları bağışlar ve onlara merhamet eder.

İman edenlere yardım etmek ise Bizim üzerimizde bir haktır.

Onları karanlıklardan nura çıkarır. İnkar edenlerin velileri ise tağuttur.

Mümin içinden gelen her hisse teslim olmaz...

Dolayısıyla iman eden bir insan, içinde öfke hissi duyduğunda öfkelenmez.

Çünkü nefis, -akıl ve vicdan kullanılmadığı takdirde- insan üzerinde gerçekten etki sahibidir.

Allahın kendilerini, akıl kullanmaktan, vicdana uymaktan, Kuran ahlakını yaşamaktan sorumlu tutacağını

Sevginin çok önemli bir alameti: ''Sevdiğine kıyamamak''...

Güzel ahlaklı, vicdanlı, akıllı, kişilikli bir insan doğal olarak herkes tarafından çok sevilir.

İnsan böyle bir kişiye karşı duyduğu sevginin gücünü çoğu zaman kendinden sanır.

İman etmeyen bir insan sevgide bu kadar fedakar olamaz.

Hastalıkların, - bir amacı ve hikmeti olmaksızın - dile getirilmemesi güzel bir ahlaktır...

Eğer kişi bu tebliği yaparken, yüzüyle, sesiyle, üslubuyla (Allahı tenzih ederiz) mağdur olmuş bir insan

Bunun yanı sıra bazen de insan çevresindeki kimseler arasında yanlış anlaşılmalara sebebiyet vermemek

tespit eder.

'İçinden geldiği gibi davranmak' samimiyettir. Ama bazen de insanın içinden gelenleri yenip, daha güzel olan tavrı göstermeye çalışması gerekir

İşte insan bu tür bir durumda içinden gelenlere uyar.

Bu tür bir durumda nefisten yana bir bir tavır göstermek, asla dürüstlük, doğallık, samimiyet, içi dışı

Dolayısıyla insanın, içinden gelen herşeye uyması gibi bir yaklaşım asla makul değildir. insan içinden

Hiçbir sebebi olmaksızın ''yalnız kalma isteği'', şeytanın bir oyunudur.

Ancak zaten insanlar, yazının başında da belirtildiği gibi, genellikle sıkıntı anlarında, nefislerinin

Düşünmemek, akıl, mantık kullanmamak, içlerinde bulundukları durumu düzeltmenin ve telafi etmenin yolunu

(Cuma Suresi, 10) Bunlar, iman edenler ve kalpleri Allahın zikriyle mutmain olanlardır.

İnsanlara fayda vermek amacıyla yapılan bazı tavırların ardında gizlenebilen enaniyet tehlikesine karşı dikkatli olmak...

İnsan, nefsinde oluşan bu olumsuz gelişmeyi, ancak enaniyetiyle çatışan bir durum olduğunda fark eder

(Bakara Suresi, 206) Dolayısıyla bu gerçeği bilen iman sahibi bir insan, nefsine zor da gelse, enaniyetten

ve büyüklük taslamayan (müstekbir olmayan)lar iman eder.

145
/ 8