Oysa ki eğer insan kendisine yapılan bu yakıştırma üzerinde biraz daha derin düşünecek olursa, kişiliğinin
Dolayısıyla insan, nefsindeki bu olumsuz istekleri ancak vicdan kullanarak dizginleyebilir.
İman eden bir insanın bu derece gözü dönmüş, ruhu kararmış, vicdanı körelmiş bir insan olması elbetteki
Öncelikle insan aklı çok kısıtlıdır.
Kuranda bu gerçek insanlara şöyle bildirilmiştir: İman edenler ve salih amellerde bulunanlar -ki Biz
Bir anda fiziksel anlamda tüm gücünü yitireceği bir hastalıkla burun buruna gelebilir.
İman eden her insan, Allahın tüm dualara icabet edeceğini bilir ve bu gerçeğe tüm benliğiyle gönülden
iman eder.
Ve imanda kararlı olan her insan için bu durum hayatın sonuna kadar sürekli olarak tekrarlanır.
Güzel bir şehir ve bağışlayan bir Rabb(iniz var).
Biz (nimete) nankörlük edenden başkasını cezalandırır mıyız?
, kendi içinde bir vicdan değerlendirmesi yapar.
, iman hakikatlerini en iyi şekilde ispatlayan, aklı ve kalbi ikna eden bir eserdir.
Aman, aman Saide yanaşmayınız!
Bediüzzaman bu durumu şöyle ifade etmektedir: Yirmi sene zarfında, Risale-i Nurun yirmi bin nüshaları
O insan, o anda yalnızca kaderinde kendisi için takdir edilene uymaktadır.
İnsan ne kadar tedbir alsa da, ne kadar irade kullansa da, Allahın takdir ettiği bu gerçeğin önüne asla
Eğer bir insan, vicdanı kendisine doğruyu göstermesine rağmen, şuurlu bir şekilde kötülükten yana bir
İnsan her uykudan gözünü açıp uyandığı ve şuurunun yerine geldiği andan itibaren, her gün, en iyi bildiği
İnsan bir günün 23 saati vicdanını en mükemmel şekilde kullanabilir.
Mümin iman ettiği andan itibaren bunu Allah aşkı ve Allah sevgisiyle zevkle yapar.
Allahı Seven İnsan Onu Sürekli Hatırlar Gerçek sevgide unutmak asla olmaz.
İman edenlerin ise Allaha olan sevgileri daha güçlüdür .
İnsan her an nimetlerle kuşatıldığını fark eder; nefesinde, gökyüzünde, sevdiklerinde, kalbinin atışında
Sevginin zirvesine ulaşmak, samimi bir iman ve derin bir maneviyat ile mümkün olur.
Bu nedenle müminler i ç inde yaşadıkları toplumun sevgi ö nderleridir.
İman edenler ise en ç ok Allahı severler.
Allaha iman eden, Allahın sonsuz güzel ahlakını, sonsuz gücünü bilen bir insan için üzülecek hiçbir şey
İnsan maddi manevi pek çok açıdan gerçekten çok zorlandığı durumlarla karşılaşabilir.
İnsan dünyanın en zor şartları altında bile olsa ki bu zorluklar da Allahın rahmetinin birer tecellisi
Aynı anda 4-5 çeşit farklı ve zorlu durum biraraya gelir.
İman eden bir insan Kuranda bildirilen ayetler doğrultusunda düşünür ve ruhunu böyle bir duruma karşı
derin bir akıl ve dikkat tecelli eder.
Rabbimiz Kuranda bu durumu şu şekilde bildirmiştir.
, anlamsız bir yaşama mahkûm eder.
karşı irade gösterir ve vicdanlarının sesini takip ederler.
Bu samimi ve derin iman da insana hem dünya hem ahiret hayatını kazandırır.
Aynı hakikat Meryem Suresinin 96. ayetinde de şu şekilde ifade edilmiştir: İman edenler ve salih amellerde
Kuranda, İman edenler ise Allaha olan sevgilerinde daha şiddetlidirler.
Şuur kapalılığı olarak da nitelendirilen bu durum yalnızca zihinsel bir zayıflığı ifade etmekle kalmaz
Kuranı daha derin kavrar. Bu durum, imanının güçlenmesine vesile olur.
Her an vicdanını kullanarak davranmaya çalışır.
Bu durumda da kişi, akıllı insan olma vasfını kaybeder.
Aklı, duru, temiz, isabetli ve faydalı hale getiren tek yol, katıksız olarak iman etmek; Allahın sonsuz
Şeytanın tüm bu telkinleri elbetteki samimi iman eden, Allaha sığınan ve Kurana uyan insanlara hiçbir
Tartışma anlarında sakinliğini korur, nefsini dizginler ve sevgiyi muhafaza etmeyi tercih eder.
İnsan ne kadar hata yaparsa yapsın, içtenlikle Allaha yöneldiğinde Onun affediciliği bilir.
İnsan affettikçe kalbi yumuşar, vicdanı canlanır ve kendini Allaha daha yakın hisseder.
Bu olayların derin etkisi, bu insanlar üzerinde aylarca hatta yıllarca sürer.
Daha önce de bu durumla karşılaşmıştım ve yaşadıklarımdan edindiğim tecrübeyi asla unutmadan hareket
Örneğin bir insan büyük ve derin bir ateş çukurunun tepesinde, korunaksız bir tahta çıkıntı üzerinde
Oysa ki müminlerin özelliği, her an her olayda akıllarıyla, vicdanlarıyla düşünüp, o sırada Allahın rızasına
eder.
Ama mümin bunu kabul etmez; nefsini ezer, kalkar o kardeşine elinden gelenin en iyisiyle yardım eder.
Hz. Âdem ve Havva ile tüm insanlar önce nefs sahibi olarak yaratılmıştır .
Vicdanına kulak verdiği anda, fıtratında olan bu şahitliğe uygun hareket eder.
derler. ( Âl-i İmran Suresi 190-191) Ayette, derin düşünen akıl sahiplerinin (Ulûl-elbâb), kâinattaki
Kimi insanlar da Allaha iman eder ve gün boyu, Allahın bu isimlerinin tecellilerini hayatlarında açıkça
(Allahı tenzih ederiz) Bu inançtaki insanlar Allaha, Ya olursa mantığıyla dua etmektedirler .
Bir insan kalbinde Allaha karşı derin bir sevgi, güven ve teslimiyet yaşıyorsa, Allahın bu insan için