Kuran'da bütün varlıkların Allah'ın sonsuz kudreti ve "Ol" emriyle yaratıldığı bildirilmektedir. Evrimciler ise canlılığın evrimsel süreçlerle meydana geldiğini ileri sürmektedir.


Kuran'da yalnızca insanın yaratılışına değil, meleklerin, cinlerin yaratılışına ve ahirette dirilişe dair örnekler verilmektedir. Bu örneklerin tamamı birlikte değerlendirildiğinde, Allah'ın bütün varlıkları hiçbir evrimsel sürece tabi tutmadan yarattığı açıkça görülmektedir. Bu gerçeği ortaya koyan ilk örneklerden biri ise meleklerin yaratılışıdır.

Evrimciler, Meleklerin Yaratılışını Evrimle İzah Edemezler

Evrimsel süreçlerle yaratılışı savunanların göz ardı ettikleri önemli hususlardan biri, Allah'ın farklı yaratma biçimleridir. Allah, yalnızca insanı ve hayvanları değil, melekler ve cinler gibi insanlardan tamamen farklı özelliklere sahip varlıkları da yaratmıştır. Allah, meleklerin yaratılışını şöyle bildirmektedir:

"Hamd, gökleri ve yeri yaratan, ikişer, üçer ve dörder kanatlı melekleri elçiler kılan Allah'ındır. O, yaratmada dilediğini artırır. Şüphesiz Allah, her şeye güç yetirendir." (Fatır Suresi, 1)

Ayette de görüldüğü gibi melekler, yaratılış bakımından insanlardan farklı özelliklere sahiptir. Nitekim "O, yaratmada dilediğini artırır." ifadesi, Allah'ın dilediği şekilde farklı yaratılışlar meydana getirdiğini göstermektedir.


Meleklerin yaratılışıyla ilgili dikkat çekici bir başka husus da, onların insandan önce yaratılmış olmalarıdır. Allah, ilk insan olan Hz. Adem'i yaratacağını önce meleklere bildirmiş, ardından da onlara Hz. Adem'e secde etmelerini emretmiştir. Bunun yanında Hz. Adem'e meleklerde bulunmayan bir ilim verilmiş ve eşyanın isimleri öğretilmiştir. Kuran'da bu gerçek şöyle bildirilmektedir:

"Hani Rabbin meleklere: 'Muhakkak Ben, yeryüzünde bir halife var edeceğim' demişti..." (Bakara Suresi, 30)

Bu durumda, Allah'ın canlıları evrimsel süreçlerle yarattığını ileri sürenlerin, meleklerin nasıl yaratıldığını da aynı anlayış içerisinde açıklamaları gerekmektedir.

Cinlerin Yaratılışı Evrimsel Yaratılış İddiasıyla Bağdaşmamaktadır

Kuran'a göre cinlerin yaratılışı da insanlar gibi değildir ve kendilerine özgü bir yaratılışa sahiptirler. Allah, insanın balçıktan, cinlerin ise ateşten yaratıldığını şu ayetlerle haber vermektedir:

"And olsun, insanı kuru bir çamurdan, şekillenmiş bir balçıktan yarattık. Ve Cann'ı da daha önce 'nüfuz eden kavurucu' ateşten yaratmıştık." (Hicr Suresi, 26-27)

"İnsanı, ateşte pişmiş gibi kuru bir çamurdan yarattı. Cann'ı da 'yalın-dumansız bir ateşten' yarattı." (Rahman Suresi, 14-15)

Kuran'ın birçok ayetinde cinlerin insanlardan farklı özelliklere sahip olduğu bildirilmektedir. Bunlardan biri de olağanüstü güçlerine işaret eden şu ayettir:

"(Elçinin gitmesinden sonra Süleyman:) 'Ey önde gelenler, onlar bana teslim olmuş (Müslüman)lar olarak gelmeden önce, sizden kim onun tahtını bana getirebilir?' dedi. Cinlerden ifrit: 'Sen daha makamından kalkmadan ben onu sana getirebilirim. Ben gerçekten buna karşı kesin olarak güvenilir bir güce sahibim.' dedi." (Neml Suresi, 38-39)

Kuran'da bildirilen bir başka gerçek ise, cinlerin de insanlar yaratılmadan önce var edilmiş olmalarıdır. Allah, Hz. Adem yaratıldığında meleklere ve İblis'e secde etmelerini emretmiş, ardından da İblis'in cinlerden olduğunu şöyle açıklamıştır:

"Hani meleklere: 'Adem'e secde edin' demiştik; İblis'in dışında (diğerleri) secde etmişlerdi. O cinlerdendi; böylelikle Rabbinin emrinden dışarı çıkmıştı..." (Kehf Suresi, 50)

Görüldüğü gibi, Kuran'a göre melekler ve cinler insanlardan farklı bir boyutta yaşamakta ve kendilerine özgü yaratılış özellikleri taşımaktadır. Bu nedenle, Allah'ın canlıları evrimsel süreçlerle yarattığını savunanların, meleklerin ve cinlerin evrimsel süreçlerle nasıl yaratıldığını açıklamaları gerekmektedir. Ne var ki bu konuda ortaya koyabilecekleri hiçbir tatmin edici açıklama bulunmamaktadır.

Hz. İsa'nın Mucizeleri, Evrimsel Yaratılış İddiasını Geçersiz Kılmaktadır

Allah, Hz. İsa Peygamber'e birçok mucize lütfetmiştir. Bu mucizelerin hiçbirinin evrimsel süreçlerle açıklanması mümkün değildir. Bunlardan biri de Hz. İsa'nın balçıktan yaptığı kuşun Allah'ın izniyle canlanıp uçmasıdır.

"İsrailoğullarına elçi kılacak. (O, İsrailoğullarına şöyle diyecek:) 'Gerçek şu, ben size Rabbinizden bir ayetle geldim. Ben size çamurdan kuş biçiminde bir şey oluşturur, içine üfürürüm, o da hemen Allah'ın izniyle kuş olur…'" (Al-i İmran Suresi, 49)

"Allah şöyle diyecek: 'Ey Meryem oğlu İsa, sana ve annene olan nimetimi hatırla. Ben seni Ruhu'l-Kudüs ile destekledim... İznimle çamurdan kuş biçiminde (bir şeyi) oluşturuyordun da yine iznimle ona üfürdüğünde bir kuş oluyordu...'" (Maide Suresi, 110)
 

Hz. İsa'nın çamurdan yaptığı kuş şeklindeki varlık, hiçbir evrimsel sürece bağlı olmadan, yalnızca Allah'ın dilemesi ve izniyle can bulmaktadır. Cansız bir maddeden canlı bir varlığın meydana gelmesi, Allah'ın üstün yaratma kudretini gösteren mucizelerden biridir. Bu mucize, yaratmanın yalnızca Allah'ın iradesiyle gerçekleştiğini ortaya koyan önemli örneklerden biri olarak değerlendirilmektedir.

Hz. İbrahim'e Gösterilen Mucize, Canlılığın Allah'ın Emriyle Yaratıldığını Göstermektedir

Kuran'daki bir başka örnek, Hz. İbrahim'e gösterilen mucizedir. Allah, ölüleri nasıl dirilttiğini göstermek amacıyla Hz. İbrahim'e şu emri vermiştir:

"Hani İbrahim: 'Rabbim, bana ölüleri nasıl dirilttiğini göster' demişti... 'Öyleyse dört kuş tut. Onları kendine alıştır, sonra onları (parçalayıp) her bir parçasını bir dağın üzerine bırak, sonra da onları çağır. Sana koşarak gelirler. Bil ki şüphesiz Allah üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sahibidir.'" (Bakara Suresi, 260)

Ayette bildirildiği üzere Hz. İbrahim, dört kuşu parçalayıp her bir parçasını farklı dağların üzerine bırakmış, Allah'ın emriyle bu kuşlar yeniden canlanarak kendisine geri gelmişlerdir.
Hz. İbrahim'e gösterilen bu mucize de, canlılığın Allah'ın dilemesiyle meydana geldiğini ortaya koyan örneklerden biri olarak sunulmaktadır.

Hz. Musa'nın Asası, Allah'ın Yoktan Yaratma Kudretine Bir Örnek Oluşturmaktadır

Allah, Hz. Musa'ya da birçok mucize vermiştir. Bunlardan biri, asasının Allah'ın izniyle canlı bir yılana dönüşmesidir. Kuran'da bu olay şöyle bildirilmektedir:

"'Sağ elindeki nedir ey Musa?' Dedi ki: ‘O benim asamdır...’
Dedi ki: 'Onu at ey Musa.' Böylece onu attı; bir de ne görsün, o hemen hızla koşan bir yılan olmuştu. Dedi ki: 'Onu al ve korkma. Biz onu ilk durumuna çevireceğiz.'" (Taha Suresi, 17-21)

Hz. Musa'nın asası örneğinde de, Hz. İsa'nın çamurdan kuş oluşturması örneğinde olduğu gibi, cansız bir madde Allah'ın dilemesiyle canlı bir varlığa dönüşmektedir. Bir odun parçası, hiçbir evrimsel süreç olmadan hareket eden, yaşayan bir yılana dönüşmektedir. Bu mucize, Allah'ın dilediğinde sebeplere ihtiyaç duymadan yaratmaya kadir olduğunu gösteren örneklerden biri olarak değerlendirilmektedir.

Ahiretteki Diriliş, Evrimsel Süreçlerle Açıklanamaz

Kuran'a göre insanlar dünyada nasıl Allah'ın yaratmasıyla var edilmişlerse, ahiret hayatında da Allah'ın "Ol" emriyle yeniden diriltileceklerdir. Ölen bir insanın yeni bir bedenle diriltilmesi, cennet veya cehennemde sonsuz hayata başlaması İslam inancının temel esaslarındandır.

 

Bu noktada, Allah'ın canlılığı evrimle yarattığını savunanların, öldükten sonra dirilişi, cenneti, cehennemi, zebanileri ve hurileri hangi evrimsel süreçlerle açıklayacakları sorusu gündeme gelmektedir.


Yaratmak da diriltmek de bütünüyle Allah'ın kudretiyle gerçekleşmektedir. Allah'ın, yaratmada olduğu gibi diriltmede de herhangi bir sebebe ihtiyacı yoktur. Kuran'da bu gerçek şöyle bildirilmektedir:

"Bu, şüphesiz onların ayetlerimizi inkar etmelerine ve: 'Biz kemikler haline geldikten, toprak olup ufalandıktan sonra mı gerçekten yeni bir yaratılışla diriltileceğiz?' demelerine karşılık cezalarıdır... Görmüyorlar mı; gökleri ve yeri yaratan Allah, onların benzerini yaratmaya da gücü yetendir..." (İsra Suresi, 98-99)

Ayetlerde de görüldüğü gibi, inkar edenler ölümden sonraki yaratılışa inanmamaktadırlar. Ne var ki insanı ilk defa yaratan Allah, onu yeniden yaratmaya da elbette kadirdir. Cennetteki huriler, gılmanlar ve cehennemde görevli melekler olan zebaniler de Allah'ın "Ol" emriyle yaratılan varlıklardır ve yaratılışlarının evrimsel süreçlerle izah edilemeyeceği açıktır.

Meleklerin İnsan Suretine Girmesi, Evrimsel Yaratılış İddiasını Çürütmektedir

Kuran'da Hz. İbrahim'i ziyaret eden meleklerin insan suretinde geldikleri bildirilmektedir. Hz. İbrahim, kendilerine ikram ettiği yemeği yemediklerini görünce onların insan değil, melek olduklarını anlamıştır. Kuran'da bu olay şöyle anlatılmaktadır:

"Andolsun, elçilerimiz İbrahim'e müjde ile geldikleri zaman: 'Selam' dediler. O da: 'Selam' dedi ve hemen gecikmeden kızartılmış bir buzağı getirdi. Ellerinin ona uzanmadığını görünce (İbrahim durumdan) hoşlanmadı ve içine bir tür korku düştü. Dediler ki: 'Korkma. Biz Lut kavmine gönderildik.'" (Hud Suresi, 69-70)

Kuran'da bildirilen bu olayda meleklerin insan suretinde görünmeleri ve görevlerini yerine getirdikten sonra tekrar kendi mahiyetlerine dönmeleri, hiçbir şekilde evrimsel süreçlerle açıklanamayacak bir durumdur.

Evrim Teorisinin Bilimsel Olduğu İddiası Gerçeği Yansıtmamaktadır

Evrim teorisini kabul edenler, haşa, Allah'ın deneme yaparak, mutasyonların sonucunu göre göre, deneme ve yanılmalarla dolu bir süreçle insanı yarattığı yönde anlatmaktadır. Oysa Allah’ın karmaşık bir sisteme, bir plana, mutasyonlara, doğa olaylarına, denemelere ihtiyacı yoktur.

 

Öte yandan evrim teorisinin tek bir delili bulunmamaktadır. Bugüne kadar iddia ettikleri ara geçiş formlarına dair tek bir örnek getirememişlerdir.


Allah’tan gereği gibi korkan bir Müslümanın, Darwinizm ile aynı fikri ve ideolojiyi savunması mümkün değildir. Darwinizm tehlikesinin farkına varamamış, bu ideolojinin Allah inancına karşı mücadelesini anlayamamış olan bu insanların, fikri mücadeleden korku duyup, güç yetiremedikleri konularda mantık dışı yöntemlere başvurmaları yanlış bir tutumdur.

 

Müslümanın temel inancı, her şeyi Allah'ın yarattığı gerçeğidir. Allah'ın yaratmasını mutasyonlara, deneme-yanılma süreçlerine bağlı şekilde açıklayan yaklaşımlar, Kuran'ın ortaya koyduğu yaratılış anlayışıyla hiçbir şekilde bağdaşmaz. Allah'ın karmaşık süreçlere, uzun zaman dilimlerine veya denemelere ihtiyacı yoktur; Allah “Ol” der ve olur.