Geçtiğimiz günlerde medyada “Fas’ta insan evrimine ışık tutan yeni fosiller bulunduğu” yönünde haberler yapıldı. Bu haber, Nature dergisinin Ocak 2026 sayısında yayımlanmış bir makaleye dayandırılıyordu. İddiaya göre fosil buluntular yarı-maymun yarı-insan hayali bir canlıya (homo erectus) ait olup insanın sözde evriminde kritik bir boşluğu dolduruyordu. Ancak bu iddialar dikkatle incelendiğinde, evrimi kanıtlayacak yeni bir delil bulunmadığı, yalnızca evrimci yorumlara dayalı sıradan bir propaganda olduğu açıkça görülmektedir.

Bahsi geçen fosil buluntuları, Fas’ın Casablanca yakınlarındaki Thomas Taş Ocağı (Thomas Quarry I) bölgesinden çıkarılmıştır. Buluntular; farklı bireylere ait birkaç alt çene parçası, bazı dişler, birkaç omur kemiği ve kırık bir femur (uyluk kemiği) parçasından ibarettir. Ortada ne tam bir kafatası ne de ona ait tam bir iskelet bulunmaktadır. Dahası, araştırmacılar dahi bu kemik parçalarının farklı canlıların farklı bireylerine ait olduğunu da kabul etmektedir. Öyle ki, bu fosillerin “mozaik özellikler” gösterdiği yani tek bir türe değil farklı canlı türlerine özgü farklı ayrıntılara sahip oldukları itiraf edilmektedir.

Bu durum son derece önemlidir. Çünkü farklı canlılara ait kemik parçalarından “tek bir canlı” tasarlamak bilimsel olarak mümkün değildir. Paleoantropolojide güvenilir bir tür tanımlaması yapılabilmesi için en azından yüz morfolojisini belirleyen tam bir kafatası ve mümkünse iskeletin büyük bir kısmı gereklidir. Burada ise birbiriyle ilişkisi belirsiz ve bütünlükten yoksun eksik kemik parçaları söz konusudur. Bu parçalar üzerinden ne tam bir iskelet oluşturulabilir ne de bunların tek bir türe ya da popülasyona ait olduğu iddia edilebilir.

Hatta, bu kemiklerden yola çıkarak bir canlının dış görünümü hakkında herhangi bir hükme varmak dahi imkânsızdır. Kafatası olmadan beyin hacmi, yüz yapısı, çene çıkıklığı veya insan-maymun benzerliği gibi iddialar tamamen spekülatiftir. Aynı şekilde postürü (duruşu), 2 ayağı üzerinde mi yoksa 4 ayağı üzerinde yürüyen bir canlı mı olduğu, vücudunu kaplayan tüyler, saçı, kaşı, burnu, gözü, kulağı, dudakları, derisinin rengi, hatta nasıl yaşadığı ve hangi davranışlara sahip olduğu konusunda da en ufak bir bilimsel çıkarım yapılamaz. Bunların hiçbiri kemiklerden doğrudan okunabilecek veriler değildir. Kulak, burun, saç, deri gibi yumuşak dokuların alttaki kemiklerle doğrudan bir bağlantısı yoktur ve iz bırakmaları kesinlikle imkânsızdır. Bu nedenle bu unsurlar hakkında hiçbir tahminde bulunulamaz. Ortada bir kafatası yokken, tek bir canlıya ait tam bir iskelet dahi yokken, resimde görüldüğü gibi bir insansı varlığın resmedilmesi bilimsel değil, tamamen ideolojiktir.

Ayrıca çalışmada açıkça kabul edildiği üzere, söz konusu fosillerin bulunduğu alan bir yerleşim ya da yaşam alanı değil, sırtlanlara ait bir in niteliğindedir. Kemiklerin büyük bir kısmında belirgin kemirme ve diş izleri tespit edilmiştir. Bu durum, bu farklı kemiklerin orada sırtlanların farklı zamanlarda, farklı canlılara ait kalıntıları aynı alanda biriktirmesiyle oluştuğunu göstermektedir. Dolayısıyla buranın “insanların yaşadığı bir mağara” olması da söz konusu değildir. Daha da önemlisi, genetik inceleme yapılması mümkün olmadığı için bu kemiklerin aynı türe, hatta aynı popülasyona ait olduğu dahi ileri sürülememektedir. Böyle bir bağlamda, dağınık ve başka hayvanlar tarafından taşınmış kemik parçalarından evrimsel bir soy hikayesi üretmek, bilimsel bir çıkarımdan çok yoruma dayalı bir varsayım niteliği taşımaktadır.

Buna rağmen evrimci çevreler, bu birbirinden bağlantısız fosil parçalarını kendi ön kabullerine malzeme ederek, detaylı görseller üretmekte ve kamuoyuna “maymun ile insan arası” hayali canlılar sunmaktadır. Bu çizimlerde kaslı vücutlar, yüz hatları, saçlar, sakallar, hatta bakış ifadeleri dahi yer almaktadır. Oysa bunların hiçbiri fosillerden elde edilmiş bilgiler değildir; tamamı yorum, varsayım ve ideolojik önyargıların ürünüdür.

Sonuç olarak “Fas’ta ilkel insan fosilleri bulundu” haberleri, klasik bir evrimci propaganda yönteminin tekrarından başka bir şey değildir. Bir sırtlan yuvasındaki kemiklerden yola çıkılarak hayali bir “ilkel insan” oluşturulmaya çalışılmaktadır. Bu yaklaşım, veriye dayalı bilimsel temkinin değil, önceden kabul edilmiş evrim anlatısını destekleme çabasının ürünüdür. Bilim, eksik verilerle kesin hükümler vermeyi değil, bilinmeyeni dürüstçe kabul etmeyi gerektirir. Ancak burada yapılan, belirsizlikleri vurgulamak yerine onları görmezden gelerek ideolojik bir anlatı inşa etmektir. Bu nedenle söz konusu haberler evrim propagandasının ne denli varsayıma ve yoruma dayandığını gösteren çarpıcı bir örnek olarak değerlendirilmelidir.

 

Kaynaklar

  1. Hublin, J.-J. et al.. Early hominins from Morocco basal to the Homo sapiens lineage. Nature.
    https://www.nature.com/articles/s41586-025-09914-y
  2. Science News. Ancient hominin fossils from Morocco may reshape early human family tree.
    https://www.sci.news/archaeology/hominin-fossils-morocco-14468.html
  3. TRT Haber. Fas’ta 773 bin yıl öncesine ait insan fosilleri bulundu.
    https://www.trthaber.com/haber/dunya/fasta-773-bin-yil-oncesine-ait-insan-fosilleri-bulundu-930905.html
  4. Anadolu Ajansı. Fas’ta 773 bin yıl öncesine ait insan fosilleri bulundu.
    https://www.aa.com.tr/tr/dunya/fasta-773-bin-yil-oncesine-ait-insan-fosilleri-bulundu/3792952