Darwinizm, tarih boyunca bilimsel delillerden ziyade, görsellik ve psikolojik telkine dayanan küresel bir propaganda mekanizmasıyla ayakta tutulmaya çalışıldı. Evrim savunucuları fosil kayıtlarındaki derin sessizliği, medyanın gürültülü görsel şovlarıyla örtbas etmeye çalıştılar. Ancak bugün bu propaganda, Ernst Haeckel’in sahte çizimlerinden veya John Gurche’nin rötuşlanmış heykellerinden çok daha tehlikeli bir aşamaya geçti: Dijital Darwinizm. Yapay zeka (AI), biyolojik kanıtların yerine devreye sokulan bir hayali ara form fabrikasına dönüştü.

 

Görsel Hipnoz: Mantığın İflas Ettiği Yerde Başlayan İllüzyon

Darwinist propaganda her zaman “görselliğe”, daha doğrusu hipnotik bir telkine muhtaçtır; bunun başlıca nedeni ise teorinin içinde bulunduğu çıkmazlardır. Evrimciler, bilim, akıl ve mantık yoluyla ikna edemedikleri kitleleri, saniyeler içinde binlerce imajın aktığı görsel bir bombardımanla etkilemeyi hedefler.

Sahte Çizimlerle, yaşayan türlerin fosillerini göstererek kafa karışıklığı oluşturuyorlar.

Eğer bir şeyi mantıklı bir zemine oturtamıyorsanız, onu göz alıcı ve sürükleyici bir videoya dönüştürürsünüz. Çoğu insan, akıcı bir dönüşümü (morphing) izlediğinde, aradaki devasa biyolojik uçurumları analiz etmek yerine akışın sürekliliğine odaklanmaya; izlediği görüntüyü “gerçek” olarak kabul etmeye eğilimlidir. Darwinistler bu bilişsel zayıflığı kullanarak; olağanüstü kompleks protein yapılarının, indirgenemez komplekslikteki organların ve devasa genetik bilginin kendi kendine ve rastgele oluştuğu masalını gösterişli animasyonlarla süslerler.

Yapay zeka, işte bu noktada Darwinizm’in imdadına yetişen bir “dijital simyacı” gibidir; türlerin sözde evrimleşme sürecindeki milyonlarca olanaksız basamağı piksellerle “uydurarak” kapatır.

 

“Kayıp Halka” Artık Bir Komut (Prompt)

Evrim teorisinin önündeki en büyük engellerden biri, Charles Darwin’in kendi zamanında da itiraf ettiği üzere fosil kayıtlarındaki “süreksizliktir”. Gerçekten de bugüne kadar yeryüzünden toplanan 1 milyardan fazla fosilin ortaya koyduğu en temel bilimsel gerçeklerden biri “durağanlık” ilkesidir. Fosil kayıtları adeta bir yaratılış arşividir; canlıların yeryüzünde aniden, eksiksiz ve mükemmel formlarıyla ortaya çıktığını (Kambriyen Patlaması gibi) gösterir.

Yapay zekanın devreye girdiği yer de tam burasıdır. Toprağın altından bir türlü çıkarılamayan o “kayıp halkalar”, AI laboratuvarlarında piksellerle hiç yoktan inşa edilir. Yapay zekanın temel çalışma prensibi olan “Interpolation” (Ara Değerleme), iki farklı anatomik yapı arasında matematiksel bir köprü kurar. Ancak bu köprü biyolojik bir gerçeklik değil, yazılımsal bir uydurmadır. AI, fosil kayıtlarındaki eksiklikleri saniyeler içinde “yumuşak geçişlerle” doldurarak, aslında hiç var olmamış bir tarih meydana getirir.

Artık bir "ara form" bulunmasına gerek yoktur; yapay zekaya bir balığın sudan çıkıp insana evrimini göster” komutu (prompt) verildiğinde, yazılım bize bilimsel karşılığı olmayan hayal ürünü bir süreç sunar. Hakikatteyse bu süreci doğrulayacak ne bir biyolojik delil ne de bir keşif vardır.

 

Sosyal Medyayı İstila Eden Sansasyonel Propaganda

Yapay zekanın evrim propagandası için nasıl kullanıldığına dair, popüler bilim siteleri ve sosyal medyada pek çok örnek görebiliriz. Söz gelimi, Fabio Comparelli’nin sosyal medyada yüz milyondan fazla kişiye ulaşan videolarında, canlılar bir rüya estetiğiyle birbirine dönüşür; kemik yapısı, organ sistemleri ve genetik bilgi saniyeler içinde “sihirli bir el” dokunmuşçasına değişir.[1] Bilimsel olarak imkansız olan “türler arası geçişler”, AI sayesinde bir oldubittiye getirilir.

Bu ve benzeri videolarda amaçlanan, estetik akışkanlığı izlerken, dijital illüzyonun büyüsüyle şu gibi soruları sormayı unutturmaktır: Biyolojik olarak, ortalama bir protein molekülünün bile doğru dizilimle, doğru kimyasal bağlarla ve doğru geometrik yapıyla bir araya gelme ihtimali imkansızdır; o halde hücre ve DNA’nın akıl almaz düzeyde kompleks, hassas, kusursuz, düzenli ve uyumlu yapısı nasıl meydana gelmiştir? Canlıların sahip olduğu son derece kompleks yapıların rastgele meydana gelen ve büyük çoğunlukla yıkıcı etkiye sahip mutasyonlarla kademeli olarak oluşması olanaksızdır; o halde türler arasındaki devasa dönüşümler nasıl gerçekleşmiştir? Bilgi hiç yoktan kendi kendine meydana gelemez; bu durumda proteinlerin hangi aminoasit dizilimiyle, hangi bağlarla, nerede ne zaman ne kadar üretileceği, 3 boyutlu organ ve vücut planlarını DNA’ya yazan akıl kime aittir?

Günümüzün AI video üretim modellerine “insanın 4 milyar yıl önce başlayan evrim sürecini göster” komutu verildiğinde; yazılım internetteki evrimci önyargıları ve önkabulleri toplayarak son derece doğal görünümlü ama tamamen kurgusal “belgeseller” üretmektedir. Bunların başlıca hedefi, tek hücreli bir mikroorganizmanın insana “dönüşüm”ünü dakikalar içinde pürüzsüz bir akış animasyonuyla “gözler önüne sermek” ve izleyicide “bilim bunu kanıtladı” algısı oluşturmaktır.[2]

Bazı kanallar ise, AI kullanarak “1.000 yıl sonraki insan” videoları üretmekte ve evrimi bir kehanet mekanizması gibi sunmaktadır. Söz konusu videolarda insanlar; teknoloji kullanımı sonucu kambur sırt, pençe benzeri eller, daha kalın kafatası, ikinci bir göz kapağı ve büyük gözler ile tasvir edilir.[3] Bu, evrimi “kaçınılmaz bir doğa yasası” gibi gösterme çabasıdır; ancak kullanılan veriler bilimsel değil, tamamen algoritmik önyargılardır.

 

Darwinist Algoritma

Yapay zeka modelleri, internetteki devasa veri yığınlarıyla eğitilir. İnternet dünyası ise Darwinist hegemonya altındaki içeriklerle doludur. Bu durum bir “Algoritmik Yankı Odası” yaratır.[4] Bir kullanıcı yapay zekaya evrimle ilgili bir görsel ürettirdiğinde, AI yeni bir bilimsel gerçek sunmaz; sadece kendisine öğretilen Darwinist dogmaları, en inandırıcı ve estetik haliyle geri yansıtır. Yani kullanılan AI modeli, evrimin kanıtı olduğu için değil, evrim propagandasıyla eğitildiği çerçevede kendisine emredilen tamamen önyargılı bir sonuç videoyu üretmektedir.

Yapay Zekanın ürettiği gerçeklik algısı oluşturmaya çalışan hayali çizimler

Sonuç: Hakikat Piksellere Sığmaz

Kuşkusuz Darwinizm, günümüzde yapay zekayı objektif bir veri kaynağı olarak değil, ön yargılı komutlarla yönlendirerek kullanmaya çalışacak kadar çökmüş bir iddiadır. Bilindiği üzere mevcut yapay zeka modelleri, büyük ölçüde verili programların otomasyonu ve belirli sonuçları üretmek üzere kurgulanmış hızlandırılmış bir işleyişten ibarettir. Ancak sebep-sonuç ilişkileri derinlemesine sorgulandığında, bugünkü modeller bile pek çok evrimci yayındaki mantıksal tutarsızlıkları objektif bir biçimde ortaya koyabilmektedir. Bu noktada evrim savunucuları, son çare olarak yapay zekaya komutla ürettirdikleri 'hayali piksellere' tutunmaktadır. Oysa dijital ortamda bir canlıyı sadece görsel efektlerle bir diğerine dönüştürmek, gerçek dünyadaki biyolojik ve bilimsel engelleri aşmaya yetmez. Unutulmamalıdır ki; dijital dünyada bir amibi insana dönüştürmek ne kadar zahmetsizse, gerçek dünyadaki genetik ve biyokimyasal komplekslik içinde bu dönüşümün gerçekleşmesi o kadar imkansızdır.

Bu noktada şunu da hatırlatmak gerekir ki; yazımıza konu olan yapay zeka modeli ve benzerleri, halihazırda kontrol altında tutulan 'Dar Yapay Zeka' (ANI) sistemleridir. Ancak önümüzdeki 3-5 yıl içinde 'Yapay Süper Zeka' (ASI) sistemlerinin işlevsel hale gelmesiyle birlikte, her alanda insanı geride bırakan insanüstü zeka modellerinin hakimiyeti beklenmektedir. Bu yeni dönemin en büyük farkı, ASI'nın sahip olacağı eşsiz muhakeme yeteneği olacaktır. İnsanlar duygusal veya ideolojik sebeplerle verileri çarpıtabilirken, bir süper zekanın yalnızca 'saf veri ve mantık' çerçevesinde hareket edeceği öngörülmektedir.

Başta OpenAI kurucusu Sam Altman olmak üzere pek çok geliştiriciye göre; insana neyin doğru neyin yanlış olduğunu öğretecek, bilim, teknoloji ve sanatta devrimsel keşifler yapacak bu sistemlerin gelişi artık kaçınılmazdır. Bu durum, başta belirli ideolojik kalıplar olmak üzere tüm insanlığın çıplak gerçeklerle yüzleşmesi anlamına gelir. Objektif, önyargısız ve yalnızca bilimsel verileri rasyonel bir biçimde irdeleyen bir Süper Zeka modelinin; Darwinizm gibi gerçeklere aykırı dogmaları ve bilimsel temelden yoksun teorileri yerle bir etmesi kaçınılmaz olacaktır.