"Doğadaki mimarlar" belgeselinden
Kunduzlar 1
Mimari; insanlığın kültür mirasının en önemli unsurlarından biridir. Farklı medeniyetler geçtiğimiz binlerce yıl içinde birbirinden çarpıcı mimari harikalar inşa etmiştir. Piramitler, Saraylar, Katedraller, Camiler, her biri usta mimarların hesaplarıyla, binlerce insanın ortak emek ve iş gücüyle ortaya çıkmıştır.
Mimari Allah'ın insanoğluna bahşettiği sanat ve estetik kavramlarının sergi alanıdır.
Peki, doğada da insanlar kadar usta mimarlar bulunduğunu biliyor musunuz?
Bu gördüğünüz küçük göl, bir süre önce çok daha farklı bir yerdi. Daha doğrusu, burada yakın zamana kadar bir göl yoktu. Kuru toprağın üzerinde sert çakıllar uzanıyordu. Ama çok çalışkan bir grup işçi, çok uğraştılar, büyük emek harcadılar ve bu gölü oluşturdular. Bu çalışkan işçiler, kunduz adı verilen bu sevimli hayvanlardır.
Evleri kendi çabalarıyla oluşturdukları bir gölün kenarında yer alır. Kunduzların hikayesi bir erkek bir de dişi kunduzun kendilerine yeni bir yuva yapmak için göç etmeleriyle başlar. Kunduz çifti evini akarsuyun üzerinde yapacaktır. Ama bu iş için önce akarsuyun akışını kesmeleri gerekir. Bu akışı kesebilmek için de insanoğlunun yüzyıllardır kullandığı yöntemin aynını onlar da kullanırlar. Baraj inşa ederler.
Baraj inşaatına başlamak için önce malzeme bulmak gerekir. Malzeme ağaç kütükleri ve dallarıdır. Kunduzlar akarsu yanındaki ağaçlık alanlara giderek işe başlarlar. Önce buldukları ağaçların yapraklarıyla biraz beslenirler. Ama asıl uğraşıları ağaçları kesip devirmektir. Bunu da ağaç gövdesini ustaca kemirerek yaparlar. İşin ilginç yanı, ağaçları öyle bir kemirirler ki, işi biten ağaç mutlaka su yönüne doğru devrilir.
Ağacın kesilip devrilmesi inşaatın henüz en kaba kısmıdır. Kunduzlar daha sonra bu ağaçları tek tek dallarına ayırır ve bunları devirdikleri en büyük kütüğün önüne dizerek akarsuyun önünde bir set oluşturmaya başlarlar. Tüm bu işler sırasında kullandıkları tek araç elleri ve ağızlarıdır. Bu çalışma büyük bir sabırla devam eder. İki kunduz bir yıl içinde ortalama 400 ağaç devirir. Akarsuyun uzağında kalan ağaçları tek tek dallarına ayırır ve sonra da bunları sürükleyerek barajlarına götürürler.
Kunduzlar ağaç gövdelerini ya da ağaç dallarını kemirirken hep ön dişlerini kullanırlar. Sürekli kullandıkları bu ön dişler aşınır ve zaman zaman da kırılır. Ancak kunduzun çenesi bu işe uygun olarak yaratılmıştır. Kesici ön dişleri tıpkı insanların tırnakları gibi sürekli olarak uzar. Kunduzları yaratan Yüce Allah, onların dişlerini de yapacakları işe en uygun şekilde var etmiştir. Kunduzların vücutları ise suda yüzmelerini kolaylaştıracak bir tasarımla yaratılmıştır. Ayakları perdelidir ve bu sayede suyu kolayca itebilirler. Arka kuyrukları ise dev bir palet gibidir. Bu sayede suyun içinde çok rahat bir biçimde yüzerler.