"Allah'ın varlığının apaçık delillerini görebilmek 1" belgeselinden
Bilgi ve delilleri daha iyi görebilmek
Allah'ın bizlere sunduğu delilleri derinlemesine kavramak için gereken ikinci özellik ise bilgiye sahip olmaktır. Ancak burada önemli bir nokta vardır. Bir konuyu yaratılış delili olarak görmek için mutlaka o konunun en çarpıcı yönlerini bilip tüm detayları hakkında geniş bilgiye sahip olmak gerekmez. Akıl sahibi her insan etrafına baktığında bir olağanüstülük olduğunu ve her şeyin bir yaratıcısının olduğunu hemen anlar.
Bir böcek, örneğin bir yusufçuk görünce onu bir yaratanın olduğunu bilir. Bunun Allah'ın yaratmasının delillerinden olduğunu anlamak için canlının sadece varlığı yeterlidir. Bu canlı hakkında öğrenilecek detaylı bilgiler üzerinde düşünmek ise Allah'a olan imanı ve şevki artıran birer vesiledir.
Günümüzde tıp, biyoloji, astronomi gibi bilim dalları sayesinde Allah'ın yaratışındaki mucizeler ve güzellikler daha net ve ayrıntılı biçimde ortaya çıkmaktadır. Bu bilgileri öğrenip Allah'ın yarattığı hikmetler ve güzellikler olarak değerlendiren insanların Allah'ın sonsuz kudretine olan hayranlıkları katlanarak artmaktadır.
Kuşkusuz son derece kısıtlı bilgiye sahip bir küçük çocuk da, senelerce eğitim görmüş çok bilgili bir profesör de vicdan ve samimiyetle yaklaştığında Allah'ın ayetlerini rahatlıkla görüp tanır. Ancak insanın çevresinde görmediği varlıkları tefekkür edebilmesi için elbette ki kapsamlı bir bilgiye ihtiyacı vardır. Veya çevresinde gördüğü bir şey de olsa onu daha derinlemesine tefekkür edebilmesi için yine onun detaylarını öğrenmesi gerekir. Aksi takdirde yaptığı tefekkür belirli bir sınırda kalacak hatta kimi zaman yüzeysel olacaktır. Örneğin uzaydaki sistemler hakkında hiçbir bilgisi olmadan göğe bakıp tefekkür eden bir insanla astronomi bilgisi kuvvetli olan bir insanın tefekkürü muhakkak ki birbirinden farklı olacaktır. Ya da insan vücudu, fizyolojisi ve anatomisi hakkında geniş bilgi sahibi olan bir kimsenin insanın yaratılışındaki incelikleri, mucizeleri ve harikaları fark etmesi bu konuda bilgisi olmayan bir kimseye göre daha derin ve yoğun olacaktır.
Nitekim Allah, bilgi sahiplerinin akletme ve kavrama bakımından bilmeyenlerden üstün olduğunu bazı ayetlerde haber vermektedir:
“İşte bu örnekler, biz bunları insanlara vermekteyiz. Ancak âlimlerden başkası bunlara akıl erdirmez.” (Ankebut suresi, 43)
“Göklerin ve yerin yaratılmasıyla, dillerinizin ve renklerinizin ayrı olması onun âyetlerindendir. Şüphesiz bunda, âlimler için gerçekten âyetler vardır.” (Rum Suresi, 22)
“Yoksa o gece saatinde kalkıp da secde ederek ve kıyama durarak gönülden itaat eden, ahiretten sakınan ve Rabbinin rahmetini umut eden gibi midir? De ki: Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Şüphesiz temiz akıl sahipleri öğüt alıp düşünürler.” (Zümer Suresi, 9)
Ancak şunu hatırlatmak gerekir ki salt bilgi onu yorumlayacak akıl vicdan ve basiret olmadıktan sonra insanı doğruya götürmez. Samimi ve vicdanlı bir insanın sahip olduğu detaylı bilgiler ise onun Allah'ı daha iyi tanıması ve ona yakınlaşması için önemlidir. İşte bu nedenle bugün bilim ve teknolojideki ilerlemelerin de Allah'ın yaratmasındaki ilmi, hikmeti, sanatı ve inceliği daha yakından görüp tanımada büyük faydası olmaktadır.
Yine bir örnek verelim. Bal arısı hakkında biraz düşünen herkes bu canlının yaptıklarının ve Allah'ın bu küçücük hayvan kanalıyla insanlara sunduğu balın bir nimet olduğunu fark edecektir. Bu konular hakkında yapılan araştırmalar sonucu elde edilen bilgiler, Allah'ın ne büyük bir kudret ve ilim sahibi olduğunun anlaşılmasını sağlayacaktır.
Akıl ve vicdan sahibi bir insan sadece bu bilgilerden bile şu sonucu çıkarabilir; Allah tüm diğer canlılar gibi arıları da sahip oldukları üstün yeteneklerle birlikte yaratmıştır. Ve onları ihtiyaçlarının çok üstünde bal üretme yeteneğiyle donatarak insanların hizmetine vermiştir.
Allah kullarına karşı sonsuz şefkat ve merhamet sahibidir. O, göklerde ve yerde olan her şeyin tüm canlıların tek hâkimidir. Canlıların sahip olduğu her türlü özellik, Allah'ın sonsuz ilminin ve kudretinin yeryüzündeki tecellilerindendir. Allah Kuran'da bal arısına dikkat çekerek insanları bu konuda düşünmeye davet etmektedir.
“Rabbin bal arısına vahyetti. Dağlarda, ağaçlarda ve onların kurdukları çardaklarda kendine evler edin. Sonra meyvelerin tümünden ye. Böylece Rabbinin sana kolaylaştırdığı yollarda yürü, uçuver. Onların karınlarından türlü renklerde şerbetler çıkar. Onda insanlar için bir şifa vardır. Şüphesiz düşünen bir topluluk için gerçekten bunda bir ayet vardır.” (Nahl Suresi, 68-69)
Çevremizde gördüğümüz veya göremediğimiz birçok varlık vicdanıyla ve aklıyla bakan her insan için bir iman hakikatidir. Örneğin bahçede yürüyen karınca, masada duran çiçek, sokaktaki veya evimizdeki kedi, köpek ya da kuş, vücudumuz, göklerdeki ve yerdeki düzen, yağmurun yağması, çevremizi sarıp bizi uzaydan gelen, zararlı ışınlardan ve maddelerden koruyan atmosferle bunlar gibi daha niceleri Allah'ı tanımak isteyen her insan için birer iman delilidir.
Hayatı boyunca etrafında gördüğü veya duyduğu her şeyde Allah'ın ayetlerini fark edip bunlar üzerinde düşünmek mümin için büyük bir sorumluluktur. Vicdan sahibi her insan bunun bilincindedir. Ve bunları düşünmez, gaflet içinde hayatını sürdürürse bu davranışının hesabını Allah katında veremeyeceğini bilir.