"Doğadaki mimarlar" belgeselinden
TERMİTLER
Mimari insanlığın kültür mirasının en önemli unsurlarından biridir. Farklı medeniyetler geçtiğimiz binlerce yıl içinde birbirinden çarpıcı mimari harikalar inşa etmiştir. Piramitler, saraylar, katedraller, camiler, her biri usta mimarların hesaplarıyla, binlerce insanın ortak emek ve iş gücüyle ortaya çıkmıştır.
Mimari, Allah'ın insanoğluna bahşettiği sanat ve estetik kavramlarının sergi alanıdır.
Peki, doğada da insanlar kadar usta mimarlar bulunduğunu biliyor musunuz?
Doğadaki Mimarlar - Termitler
Termitler karıncalara benzeyen küçük böceklerdir. Koloniler halinde yaşar ve kendileri için dev yuvalar inşa ederler. Yuvanın inşaat malzemesi, işçi termitlerin salyalarını harç olarak kullanıp topraktan yaptıkları tuğlalardır.
Bir termit yuvasının büyüklüğü bazen 3-4 metreyi bulur. Termitlerin boyuyla karşılaştırıldığında dev bir gökdelen sayılan bu yuvaların mimarisi şaşırtıcıdır. Termit yuvalarının içi derin dehlizlerle doludur. Dehlizlerin derinliklerinde ise yaklaşık 1,5 milyon termit büyük uyum içinde çalışır.
Yuvanın kesidine baktığımızda bu dehlizlerin içinde kraliçeye özel bir salon, tarım alanları, depolar ve havalandırma kanalları olduğu görülür. Termitler bir yandan yuvanın inşaat ve tamirini yürütür, bir yandan muhtemel düşmanlara karşı hazırlanır, bir yandan da yuvalarının içinde tarım yaparak mantar yetiştirirler.
Bu kadar kalabalık bir nüfusun yaşayabilmesi ise çok önemli bir şarta bağlıdır. Yuvanın ısı ve nem dengesinin sağlanması. Bu soruna karşı getirilen çözüm mükemmeldir. Termit yuvasının tavan kısmında birbirine paralel olarak inşa edilmiş paneller yer alır. Bu çamurdan yapılma paneller, termitlerin bedenlerinden çıkan nemi emerler. Bu nem, yuvanın içindeki havanın ısınmasıyla birlikte buharlaşır ve yuvanın havalandırma kanalları boyunca yukarı doğru yükselir. Bu buharlaşma bir taraftan yuvanın ısısını düşürür, bir taraftan da daimi bir hava sirkülasyonu sağlar. Termit yuvasındaki bu paneller kusursuz bir klima işlevi görmektedir.
Termitlerin inşaat bilgisinin daha da şaşırtıcı örnekleri vardır. Kuzey Avustralya bozkırlarında yaşayan bir başka termit türü eni çok geniş ama kenarları çok ince olan kama biçiminde yuvalar yapmaktadır. Bu yuvaların sırrı güneşe olan açılarıdır. Termitler yuvayı öyle bir açıyla inşa etmektedirler ki güneşin tepede olduğu öğle vaktinde yuvanın çok az bir yüzeyi güneşi görmekte ve böylece ısınma en aza indirgenmektedir. Bu türe ait bütün termit yuvalarında aynı açığı hiç şaşmaksızın kullanılmaktadır. Konunun en çarpıcı yönü ise tüm bu harika inşaatları yapan termitlerin kör olmalarıdır.
Peki, bir santimetre bile önlerini göremeyen bu küçük canlılar, ince mühendislik hesaplamalarına dayalı bu dev kuleleri nasıl inşa etmektedirler?
İngiltere'nin ünlü biyologlarından biri olan David Attenborough, termitler hakkında hazırladığı bir belgeselde, bu soru karşısında şu yorumu yapmaktadır:
“Her termit işçisi, yaptığı çamuru bir ‘BÜYÜK PLAN’a uygun olarak döşer. Bu işi nasıl başarırlar, bunu henüz anlamaya başlamış bile değiliz.”
Her işçinin bir planın başarısızlığına ihtiyaç duyduğunu belirtiyor. Ama nasıl yapabileceklerini anlayamayız. İnsanların anlayamadıkları ama her termitin kayıtsız şartsız itaat ettiği bu büyük plan Allah'ın bu canlılara vermiş olduğu ilhamdır.